Trafik kazasında yaralanan yolcunun maddi ve manevi tazminat talepli davasında, işletenin sorumluluğu, tazminat hesaplama yöntemi ve manevi tazminat miktarının temyiz yoluyla incelenmesi.
Özet: Bu hukuki metin, davacının yolcusu olduğu davalıya ait aracın tek taraflı trafik kazasında yaralanarak malul kalması üzerine açılan maddi ve manevi tazminat davasında, ilk derece mahkemesinin istinaf sonrası artırarak hükmettiği ve bölge adliye mahkemesince onanan tazminat miktarlarının temyiz incelemesini konu almaktadır; davacı vekili, özellikle ihraç sonrası kazanç kaybı hesaplamasında asgari ücret yerine son maaşın dikkate alınması gerektiğini ve manevi tazminatın azlığını ileri sürerken, davalı vekili ise hükmedilen tazminatların fahiş olduğunu, illiyet bağının kesildiğini ve müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını iddia etmektedir.

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/468 E., 2025/643 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davalının işleteni ve davacının yolcusu olduğu aracın sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucunda 23.11.2014 tarihinde tek taraflı trafik kazasının meydana geldiğini ve kaza nedeniyle davacının yaralanıp malul kaldığını, aracı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi ile sigortalayan sigorta şirketi tarafından poliçe limiti kadar ödeme yapılmış ise de yapılan ödemelerin davacının zararını karşılamadığını beyanla belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalması kaydıyla 1.000,00 TL maddi tazminatın ve 600.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak bedel artırım dilekçesiyle talebini 676.456,70 TL'ye, ıslah dilekçesiyle 4.940.574,44 TL'ye yükseltmiştir.II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini, davanın yetkili mahkemede açılmadığını, davaya konu taleplerin zamanaşımına uğradığını, üçüncü kişinin ağır kusuru nedeni ile illiyet bağının kesildiğini ve müvekkilinin meydana gelen zarardan sorumlu olmadığını, davacının maddi zararının olmadığını, yapılan ödemelerin mahsup edilmesi gerektiğini, müvekkilinin temerrüde düşmediğini, talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesi'nin 15.09.2021 tarihli ve 2019/820 Esas, 2021/255 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulü ile 676.456,70 TL maddi tazminatın 23.11.2014 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 30.000,00 TL manevi tazminatın 23.11.2014 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesinin 15.09.2021 tarihli ve 2019/820 Esas, 2021/255 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin 26.03.2024 tarihli, 2023/516 Esas ve 2024/400 Karar sayılı kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının 2015 yılına ait maaş bordrolarının getirtilmesi ve davacının ihraç kararına ilişkin açtığı iptal davasının akıbetinin sorulması ve davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının bir miktar az olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmesi için mahalline iadesine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesinin 06.02.2025 tarihli ve 2024/87 Esas, 2025/33 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulü ile 4.490.574,44 TL maddi tazminatın 23.11.2014 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 150.000,00 TL manevi tazminatın 23.11.2014 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin ihraç tarihinden sonra tazminata esas alınan kazancının asgari ücret olarak dikkate alınmasının hatalı olduğunu, müvekkilinin bilinen son ücreti olan aylık 5.500,00 TL'nin hesaplamada dikkate alınması gerektiğini, müvekkilinin ihracına ilişkin karara karşı açılan iptal davasının derdest olduğunu, hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının az olduğunu, reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden müvekkili aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, yargılama giderlerinin tamamından davalının sorumlu olduğunu beyan etmektedir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, 2330 sayılı Kanun kapsamında davacıya ödeme yapıldığını, müvekkilinin maddi tazminat sorumluluğunun bulunmadığını, üçüncü kişinin kusurunun illiyet bağını kestiğini, hükmedilen maddi tazminat miktarının fahiş olduğunu beyan etmektedir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık; davalının işleteni ve davacının yolcusu olduğu aracın sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucunda meydana gelen tek taraflı trafik kazası sonucunda davacının yaralanıp malul kalması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına, davacının tazminata esas kazancının doğru olarak belirlenmiş olmasına, hükmedilen manevi tazminat miktarının Dairemiz içtihatları ile belirlenen kıstaslara uygun olarak belirlenmiş olmasına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin ve davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2-Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; Anayasa Mahkemesinin 25.12.2024 tarihli ve 2024/29 E., 2024/226 K. sayılı kararıyla; manevi tazminat talepli davalarda, reddedilen tutara ilişkin olarak yargılama giderlerinden haklılık oranına göre sorumluluğa dayanak oluşturan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 326. maddesinin ikinci fıkrasının ve karşı vekalet ücreti ödenmesi uygulamasının Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, anılan kanun hükmünün iptaline karar verilmiş, 14.03.2025 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan mezkur kararın dokuz ay sonra, 14.12.2025 tarihinde yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür. Somut olayda reddedilen manevi tazminat miktarı yönünden davacı aleyhine vekalet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmiş ise de temyiz inceleme tarihi itibari ile mezkur Anayasa Mahkemesi kararı yürürlüğe girmiş, reddedilen manevi tazminat talepleri yönünden yargılama giderlerine ve karşı vekalet ücretine hükmedilmesinin yasal dayanağı ortadan kalkmış olmakla, davacı aleyhine reddedilen manevi tazminat miktarı yönünden yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmiş olması doğru olmamıştır.3-Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; dosyada mevcut ve hükme esas alınan maluliyet raporu ile davacının 12 ay geçici iş göremezliği olduğu belirlenmiş ve zararın belirlenmesi amacı ile alınan 07.10.2024 tarihli raporda geçici iş göremezlik süresi için davacının geçici iş göremezlik zararının 45.732,68 TL olduğu belirlenmiş, iş bu tazminat raporu esas alınarak karar verilmiştir. Davacı polis memuru olup, geçici iş göremezlik süresi içerisinde maaşını almaya devam ettiğinden, davacı lehine geçici iş göremezlik tazminatına karar verilmesi doğru değildir. Davacının bu dönemde ancak düzenli ek gelirlerden mahrum kalması söz konusu olabilir.Bu durumda, davacının geçici iş göremezlik süresi içerisinde bu döneme denk gelen aylar yönünden de maaş bordrosu getirtilerek maaşı eksik ödenmiş ise buna ilişkin fark bedeli ve varsa bu süre için mahrum kaldığı ek ödemeler, döner sermaye gelirleri gibi ek gelirleri araştırılarak çalışmadığı dönem hesabında (varsa) bu gelirler esas alınmak suretiyle hesaplama yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde, eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi de doğru görülmemiştir. VI. KARAR1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin ve davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,3.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.