Bankacılık Kanununa muhalefet davasında, istinaf mahkemesince verilen kanunsuz bozma kararının doğurduğu hukukî değerden yoksun istinaf başvurusunun esastan reddi.
Özet: Bankacılık kanununa muhalefet suçundan mahkûm edilen sanık hakkında verilen ilk derece kararının ardından, Bölge Adliye Mahkemesinin usul hukuku kurallarına aykırı bir şekilde "bozma" kararı vermesi ve dosyanın yeniden ilk dereceye gönderilmesi üzerine oluşan yargılama süreci incelenmiş; Yargıtay tarafından, Bölge Adliye Mahkemesinin kanuni dayanağı bulunmayan bozma kararı nedeniyle, bu bozma kararına istinaden tesis edilen sonraki tüm kararların hukukî değerden yoksun olduğu ve görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olduğu tespit edilerek, Bölge Adliye Mahkemesinin asıl ilk derece hükmü hakkında doğrudan değerlendirme yapması gerektiği belirtilmiştir.
7. Ceza Dairesi         2025/1391 E.  ,  2026/6255 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2024/2330 E., 2024/1997 K.
SUÇ : 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'na muhalefet
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık müdafiin 01.10.2024 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 296/2. maddesinde belirlenen iki haftalık kanunî süre geçtikten sonra 02.12.2024 tarihinde temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmakla, sanık müdafiin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Katılan banka vekilinin temyiz istemi yönünden; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece
İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.06.2023 tarihli ve 2021/352 Esas, 2023/296 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun (5411 sayılı Kanun) 160/1, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43/1, 62/1, 52/2, 53. maddeleri uyarınca neticeten 5 yıl 15 ay hapis ve 100,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin karara yönelik katılan vekili ile sanık müdafiin istinaf başvuruları üzerine, İstanbul Bölge Adliyesi Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 29.11.2023 tarihli ve 2023/2214 Esas, 2023/4248 Karar sayılı kararı ile hükmün bozulması üzerine İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.05.2024 tarihli ve 2024/27 Esas, 2024/235 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5411 sayılı Kanun'un 160/1, 5237 sayılı Kanun'un 43/1, 62/1, 52/2 ve 53. maddeleri uyarınca neticeten 5 yıl 15 ay hapis ve 100,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
B. İstinaf
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 24.09.2024 tarihli ve 2024/2330 Esas, 2024/1997 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan Banka vekili ile sanık müdafiin istinaf başvurularının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Katılan Banka Vekilinin Temyiz İstemi
Suçun nitelikli zimmet olarak gerçekleştiğine, sanık hakkında eksik ceza takdir edildiğine, teşdit uygulanmadığına, takdiri indirim uygulanmaması gerektiğine, Bölge Adliye Mahkemesi kararı gerekçesiz olduğundan usul ve kanuna aykırı verilen hükmün bozulmasına ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dairemizce benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı ilâmında da açıkça belirtildiği üzere; "Bölge adlîye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemelerince hükmün bozulmasına karar verilen hâllerde bölge adlîye mahkemesi ceza dairesinin, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermesi gerekmekte olup, görüldüğü üzere bölge adlîye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müteessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır.
5271 sayılı Kanun'un 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adlîye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adlîye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesinin de mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Bu sebeple ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adlîye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması söz konusu olacaktır."
Bu nedenle İstanbul Bölge Adlîye Mahkemesinin, kanunî dayanağı bulunmayan 29.11.2023 tarihli bozma kararı ile anılan bozma kararına istinaden İlk Derece Mahkemesince tesis edilen 29.05.2024 tarihli kararın hukukî değerden yoksun olduğu ve görevsiz Mahkeme tarafından verilmiş olması da gözetilerek İstanbul Bölge Adlîye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin 24.09.2024 tarihli ve 2024/2330 Esas, 2024/1997 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararı; İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.06.2023 tarihli ve 2021/352 Esas, 2023/296 Karar sayılı hüküm ile ilgili olarak, gerekiyorsa 5271 sayılı Kanun'un 280/2. maddesi de gözetilmek suretiyle istinaf incelemesi yapılıp hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
A. Sanık Müdafiin Temyiz İstemi Yönünden;
Sanık müdafiin, 01.10.2024 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, 5271 sayılı Kanun'un 296/2. maddesinde belirlenen iki haftalık kanunî süre geçtikten sonra 02.12.2024 tarihinde temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmakla, sanık müdafiin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Katılan Banka Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Başkaca yönleri incelenmeyen İstanbul Bölge Adliyesi Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 24.09.2024 tarihli ve 2024/2330 Esas, 2024/1997 Karar sayılı kararının gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-b. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.05.2026 tarihinde karar verildi.