İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin, elektrik arızasıyla silinen ticari defterler için zayi belgesi talebinin basiretli tacir ve ikincil kopya yükümlülüğü ekseninde değerlendirilmesi.
Özet: Yüksek voltaj nedeniyle bilgisayar sistemindeki defter ve belgelerinin geri getirilemez şekilde silindiğini iddia eden bir şirketin zayi belgesi verilmesi talepli davasında mahkeme, Türk Ticaret Kanunu hükümleri ve Yargıtay içtihatları doğrultusunda zayi belgesi verilebilmesi için tacirin basiretli davranma ve özen yükümlülüğünü yerine getirmesi, kaybın mücbir sebep niteliğinde, irade dışı bir olaydan kaynaklanması ve özellikle elektronik defterler için ikincil kopya saklama zorunluluğunun da dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir.

T.C.

İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/829 Esas
KARAR NO : 2026/642
DAVA : Zayi Belgesi Verilmesi
DAVA TARİHİ : 25/12/2025
KARAR TARİHİ : 08/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Zayi Belgesi Verilmesi davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... adresinde faaliyet göstermektedir ve aynı adreste birlikte faaliyet gösteren firmalar olan ... vergi numaralı ... Ltd.Şti ve ... vergi numaralı ... ... Limited Şti. firmaları ile ortak olarak bilgisayar sistemi ve programları, aynı servere bağlı bilgisayar ağı üzerinden kullandığını, davacı şirketin geçmiş dönemlere ait bir kısım verilerine ulaşamayınca bilgisayar sistemi üzerinde konusunda uzman yazılım şirketinden inceleme talep ettiğini ve incelemeyi yapan ... 16.12.2025 tarihli raporu ileelektrik yüksek gerilimi nedeniyle meydana gelen arıza sonucunda kayıtların geri getirilemez bir biçimde silindiği konusunda rapor düzenlediğini, müvekkilinin silinen verileri tekrar bulma ve yeniden oluşturma imkanına sahip olmadığını, tüm verilerin asıllarının vergi dairesinde mevcut olduğunu ancak Vergi Dairesinin kayıtların örneklerini mahkemece verilmiş zayi kararı olmadan vermediğini beyanla 2024/04, 2024/05, 2024/06 2024/07 dönemlere ait defter raporları, yevmiye defteri, kebir defteri, yevmiye defter beratları, kebir defter beratları, yüklenmesi gereken ikincil kopyaların asıllarının kurtarılması mümkün bulunmadığından bu defterler hakkında zayi kararı verilerek iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davanın niteliği gereği davacının ticaret sicil kayıtları getirtilmiş, Vergi Dairesi ve SGK'dan gelen cevaplarda davacı şirket hakkında herhangi bir inceleme ve denetim raporunun bulunmadığının bildirildiği anlaşılmıştır.
Dava, Türk Ticaret Kanunu'nun 82/7. maddesi gereğince zayi belgesi verilmesi talebine ilişkindir.
TTK'nın 82/7. maddesinde; "Bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgeler; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa uğrarsa tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren otuz gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yer yetkili mahkemesinden kendisine bir belge verilmesini isteyebilir. Bu dava hasımsız açılır. Mahkeme gerekli gördüğü delillerin toplanmasını da emredebilir." hükmü düzenlenmiştir.
Yukarıdaki düzenleme uyarınca tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgeler için zayi belgesi verilebilmesi, defter ve belgelerinin korunması amacıyla gereken dikkat ve ihtimamı göstermiş bulunmasına, ayrıca zıyanın, tacirin iradesi dışında bir durum nedeniyle meydana gelmiş olmasına bağlıdır.
Talep eden, tutmak ve saklamakla yükümlü olduğu defter ve belgeleri özenle korumakla yükümlü olduğu gibi, tacir olması nedeniyle basiretli davranma yükümlülüğü de bulunmaktadır. Bu yükümlülüğe aykırı davranılması durumunda zayi belgesi verilmesi istemini kabul etmek mümkün değildir.(Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 2008/3544 E,2009/7573 K) Mücbir sebep diye tabir edebileceğimiz sebeplerle ortaya çıkan zayi hallerine mahsus olmak üzere mahkemece zayi belgesi verilir. Zayi belgesi verilmesi için tacirin kendisinden beklenen tüm özen ve dikkati göstermesine rağmen engel olamayacağı bir sebepten kaynaklanan ziya söz konusu olmalıdır. Yasada bu tür mücbir sebeplere örnek olarak yangın, su baskını, deprem gibi bir afet yahut hırsızlık halleri sayılmıştır. Elbette bu halleri yasada sayılan sebeplerle sınırlamak yasa koyucunun amacına uygun değildir. Ancak zayiye neden olan olgunun mahkeme denetimine açık bir biçimde ortaya konulması, bu durumun davacının saklama yükümlülüğüne aykırı davranışından ileri gelmediğinin tespit edilmesi gerekmektedir.
Yargıtayın bu husustaki yerleşik kararlarına göre, zayi belgesi verilmesi için tacirin kendisine kusur izafe edilemeyecek olan ve irade dışında meydana gelen olayların gerektiği, tacirin belgelerini muhafazada gerekli dikkat ve özeni göstermesi, ayrıca defter ve belgelerini şirket merkezinde bulundurması ve koruması için gerekli tedbirleri alması gerektiği belirtilmiştir.
Öte yandan, TTK'nın 64/3. maddesinin son cümlesi "Fiziki ortamda veya elektronik ortamda tutulan ticari defterlerin nasıl tutulacağı, defterlere kayıt zamanı, onay yenileme ile açılış ve kapanış onaylarının şekli ve esasları Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Maliye Bakanlığınca müştereken çıkarılan tebliğle belirlenir." şeklindedir.
19 Ekim 2019 tarih ve 30923 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Elektronik Genel Defter Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğin 4.4.1-e maddesi ile elektronik ortamda tutulan defterlerin, vergi güvenliğini sağlamak ve virüs, siber saldırısı vb. diğer teknolojik ataklara karşı tedbir almak amacıyla ikincil kopyalarının gizliliği ve güvenliği sağlanmış şekilde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemlerinde ya da Başkanlıktan izin alabilen güvenli saklamacı kuruluşlar bünyesinde de saklanması zorunluluğu getirilmiştir.
Tebliğ hükmü ile e-defter veya beratların ne şekilde zayi olduğunun kabul edileceği açıklanmıştır. Buna göre e-defter veya beratlara ait kayıtların bozulması, silinmesi, zarar görmesi veya işlem görememesi zayi olduğunun kabulü için yeterli olmayacak, aynı zamanda söz konusu e-defter ve berat dosyalarının muhafaza edildiği e-defter saklama hizmeti veren özel entegratör kuruluşlardan veya Başkanlıktan ikincil örnekler de temin edilememiş olması gerekmektedir.
Bilgi işlem sistemlerinde muhafaza edilen elektronik defter ve beratların silinmesi, zarar görmesi, virüs bulaşması, siber saldırı v.b. nedenlerle ulaşılamaz hale gelmelerini önlemek için mükelleflerin, e-defter ve beratlarının muhafaza ve ibrazı konusunda ve ayrıca kullandıkları bilgi işlem sisteminin sağlıklı biçimde çalışabilmesi ile ilgili yeterli teknik ve güvenlik önlemlerini almaları, bu kapsamda bilgi işlem sistemlerinde yaşanabilecek sorunlar nedeniyle elektronik defter ve beratlarını farklı ortamlarda yedeklemeleri basiretli bir iş adamından beklenen bir davranış olup Elektronik Defter Genel Tebliği'ne de uygundur.
Hal böyle olunca, davacı şirketin merkezinde bulunan bilgisayarda, yüksek gerilim sebebiyle meydana gelen arıza sonucunda bu bilgisayarda kayıtlı olduğu iddia edilen ticari defterlerin zayi olduğu ileri sürülmüş ise de, muhasebe kayıtlarının tutulduğu farklı ikinci veri tabanı/yedekleme ünitesinin de aynı yüksek gerilim olayı neticesinde meydana gelen arıza sonucunda zayi olduğunun davacı tarafından 26/03/2026 tarihli dilekçe ile beyan edildiği, dolayısıyla basiretli bir tacirden beklendiği şekilde elektronik defter ve beratlarını farklı ortamlarda yedeklemediği, bununla birlikte Başakşehir Vergi Dairesi'nden verilen cevapta ilgili dönemlere ait ikinci kopyaların bilgisayar kayıtlarında mevcut olmadığının bildirildiği, yine davacı tarafça ikincil yedeklerin e-defter saklama hizmeti veren özel entegratör kuruluşu tarafından saklandığı bildirilmiş ise de, saklama hizmeti verdiği belirtilen Venüs Bilirşim Teknoloji ve Yazılım A.Ş.'nin Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yayımlanan özel entegratörler listesinde bulunmadığı, bu nedenle de davacı tarafça Elektronik Defter Genel Tebliği uyarınca ikincil örneklerin tutulduğu ve bunlara da ulaşılamadığının dosya kapsamına göre ispatlanamadığı, bu haliyle davacının isteme konu ticari defterlerin korunması amacıyla gereken dikkat ve özen yükümlülüğünü gerçekleştirmesine rağmen kusuru dışında zıyaa olgusunun gerçekleştiğini ispatlayamadığı sonuç ve kanaatine varılmış, açıklanan nedenlerle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli 732,00 TL karar ve ilam harcından, davacı tarafça peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın düşümü sonucu kalan 116,60 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Karar kesinleştiğinde, arta kalan gider avansı bulunması halinde ayrı bir karar yazmaya gerek olmaksızın, HMK.'nın 333. maddesi ve gider avansı tarifesine göre, ilgililerine re'sen iadesine,
Dair verilen karar; davacı vekilinin yüzüne karşı, taraflardan herhangi birisinin mahkememize başvurusu üzerine gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içerisinde, mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başkaca denk bir mahkemeye verilecek dilekçe ile, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 08/09/2026
Katip ...
E imza
Hakim ...
E imza