Danıştay, bir televizyon kanalında yayınlanan programda yargı mensupları ve iktidara yönelik eleştiri sınırlarını aşan, küçük düşürücü ifadeler kullanıldığı gerekçesiyle RTÜK tarafından verilen idari para cezasının hukuka uygunluğunu temyiz yoluyla değerlendiriyor.
Özet: Bir yayıncı kuruluş, bir televizyon programında yargı mensupları ve iktidar hakkında "kan emen vampir," "saray rejiminin korkak efendileri," "siyasal parti kılığına girmiş mafya" gibi hakaret içeren, küçük düşürücü ve eleştiri sınırlarını aşan ifadeler kullanıldığı gerekçesiyle üst kurul tarafından verilen idari para cezasının iptali için dava açmıştır. İlk derece ve bölge idare mahkemeleri, söz konusu yayınların insan onuruna aykırı ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyecek nitelikte olduğu sonucuna vararak para cezasını hukuka uygun bulmuş ve davanın reddine karar vermiştir. Yayıncı kuruluş ise, ifadelerin sert eleştiri niteliğinde olduğunu, basının gözlemleme ve yorum yapma hakkı bulunduğunu ve yönetenlerin ağır eleştirilere katlanması gerektiğini savunarak kararı temyiz etmiştir.

T.C.
D A N I Ş T A YONÜÇÜNCÜ DAİREEsas No:2023/2506Karar No:2025/942TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Radyo Televizyon ve Dijital Yayıncılık A.Ş.VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı şirkete ait "..." logosuyla yayın yapan televizyon kanalında ... tarihinde saat ...'da yayınlanan "..." adlı programda 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 8. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde yer alan "Yayın hizmetleri... İnsan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez." ilkesinin ihlal edildiğinden bahisle 38.460,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (Üst Kurul) kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; uyuşmazlığa konu ana haber bülteninde, "Değerli arkadaşlar, burada bugün sonlanan davada hukukun ve adaletin gereği yapılmadı. Sadece ülkeyi yöneten bir tek adamın gönlü yapıldı. O kan emerek yaşayan bir vampir gibi bugün bir kez daha Türkiye Cumhuriyeti'ndeki herkesin adalet talebinin, bu ülkedeki güzel insanların kanını emerek biraz daha yaşamaya çalışmaktadır... Bu saray rejiminin korkak efendileri tir tir titreyecek. Bugün biz diyoruz ki birisi masum insanları, çevreci insanları, aydın insanları mahkum etmeye çalıştı. Onların üzerine kapanan mahkeme kapılar onların üzerine kapanan cezaevi kapıları onları mahkum edemez. Gezi özgürdür, Kavala özgürdür. Bugün tutukladığı bütün arkadaşlarımız özgürdür. Tarih önünde ... mahkum olacaktır, hesap verecektir. Ant olsun ant olsun ant olsun. Çok öfkeliyim. Sözlerimi nasıl tartacağımı gerçekten bilmiyorum ama kime öfkeli olduğumuzu gayet iyi biliyoruz. Ben iktidara öfkeli değilim ya da siyasal parti kılığına girmiş bir mafyanın tetikçiliğini üstlenen, üzerindeki cübbe ile hakim, savcı kılığına girmişlere de öfkelenmiyorum. Onlar rasyonel bir şey yapıyorlar ya. Suç örgütü diyoruz. 14 yaşında gençler iktidarı mafya diye tanımlar iken tabi ki farklı bir davranışta bulunmayacaklardı. Bugün burada beraat kararı çıksa da hukuki olmayacaktı. Ama bu suç örgütü iktidarda kalmaya devam edebiliyor ise bu tetikçiler bu aymazlıkla, bu utanmazlıkla... İktidar zaten haysiyetsiz. Bunlar çete diyoruz ya. Çete, mafya diyoruz. Buradakilere hakim, savcı muamelesi mi yapacağız? İktidar yanlısı olmayanlar da aynaya baksın ve biz nasıl insanlarız, nasıl yurttaşlarız ki bu arkadaşlarımızı bu mafyaya teslim ettik diye kendine bir soru sorsun. Artık yeter diyemiyorsanız bu ülkenin bütün sorunları bir avuç insanın sırtına yükleyebileceğiniz kadar hafif değil. Herkes elini taşın altına sokacak ve lütfen sorun kendinize nasıl insanlarsınız?” şeklinde ifadelere yer verildiğinin görüldüğü;Bu itibarla, söz konusu yayında, kişi ve kurumlara yönelik hakaret edici, eleştiri sınırını aşan, küçük düşürücü ithamlarda bulunulduğu ve yayında kullanılan ifadelerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşıldığından, davacı şirkete 38.460,00-TL idari para cezası verilmesine yönelik Üst Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu yayında, yargı mensuplarına ve iktidara yönelik kullanılan ifadelerin sert eleştiri niteliğinde olduğu, ağır eleştirilere yer verilmesinin yayının hukuka aykırı olduğunun kabulü için yeterli olmadığı, ifa ettiği görev nedeniyle ağır siyasi eleştirilere katlanmakla yükümlü olan iktidar partisinin manevi şahsiyetine herhangi bir saldırıda bulunulmadığı, basının, gözlemlediği olaylar hakkında bilgi verme, yorum yapma hak ve zorunluluğunun bulunduğu, yönetenlerin, yönetilenler tarafından eleştirilmesinin demokrasinin vazgeçilmez unsuru olduğu, idari para cezasının hangi gerekçelerle üst sınırdan uygulandığının yargısal denetime imkan verecek şekilde somut olarak ortaya konulmadığı ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, uyuşmazlığa konu yayında kullanılan ifadelerin, hakim ve savcılar ile mensubu olduğu bağımsız yargı teşkilatının ve iktidarın itibarını zedeleyici nitelikte olduğu, bu ifadelere ulusal çapta yayın yapan bir platformda açık bir şekilde yer verilmesinin, medya hizmet sağlayıcı kuruluştan beklenen kamusal sorumluluk anlayışıyla bağdaşmadığı, ifade özgürlüğü ve haber alma hakkı kapsamında değerlendirilemeyeceği, davacı yayıncı kuruluşun fiili ve ihlalin ağırlığı dikkate alınarak ölçülülük ilkesine uygun bir şekilde müeyyide uygulandığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 25/02/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.