İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, finansal ihtiyati hacze itirazın konkordato ve kefil sorumluluğu ekseninde yaklaşık ispat prensipleriyle incelenen istinaf kararı.
Özet: İhtiyati hacze itiraz eden vekilinin konkordato süreci, borcun muaccel olmaması, adi alacak niteliği, faiz işletilemeyeceği, kefilin sorumluluk sınırları ve yetkisizlik gibi iddialarına karşı yapılan istinaf incelemesinde, ilk derece mahkemesinin bu hususların esas hakkında açılacak menfi tespit davasında değerlendirileceğini, ancak ihtiyati haciz için alacağın kesin ispatı yerine yaklaşık ispatın yeterli olduğunu ve sunulan belgelerin alacağın varlığına dair kanaat uyandırdığını belirterek ihtiyati haciz kararını yerinde bulduğu tespit edilmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: 2026/1584 KARAR NO : 2026/1614T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: 19/02/2026NUMARASI : 2026/662 D.İş - 2026/683 D.İş KararTALEP: İhtiyati Haciz (Finans)İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/09/2026Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati hacze itiraz eden vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDAVA: İhtiyati hacze itiraz eden vekili dilekçesinde özetle, konkordato talebinin tek başına sözleşmenin feshi sebebi olmadığını, bu sebeple kat ihtarının geçerli olmadığını, konkordato tedbir tarihi itibari ile ... şirketinin davacı bankaya temerrüte düşmüş bir borcunun bulunmadığını, davacı tarafın Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1351 Esas ve 2018/1371 Esas sayılı dosyalarının alacaklılar kurulu oylamasına katılmadığını, her iki dosyanın da konkordato kararının tasdik olduğunu ve kesinleştiğini, davacı bankanın alacağının Adi alacak olduğunu, Adi alacaklara faiz işletilemeyeceğini, müvekkil şirketin konkordatonun tasdikinden sonra banka borçlarını süresinde taksitler halinde ödediğini ve ödemeye devam ettiğini, kefilin sorumluluğunun asıl borçla sınırlı olduğunu ve kefalet sözleşmesinde kararlaştırılan azami tutar çerçevesinde gerçekleşeceğini, banka ödeme dekontları incelendiğinde asıl borcun konkordato kararında belirlenen taksitler halinde süresinde ödendiğini ve bu sebeple günü gelmeyen ve muaccel olmayan borçtan müvekkillerin sorumlu tutulamayacağını, ilgili sözleşmenin Denizli'de yapıldığını ve krediyi kullandıran şubenin Denizli olduğunu, müvekkilin yerleşim yerinin de Denizli olduğundan yetkisiz yerde ihtiyati haciz uygulanmasına karar verildiğini, bu nedenlerle; ihtiyati hacze ilişkin itirazları doğrultusunda tedbiren durdurulma kararı verilmesine ve duruşma açılmasına, ihtiyati haciz kararına itirazlarının kabulü ile 19/02/2026 tarihli ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu ek kararı veren ilk derece Mahkemesi tarafından ihtiyati hacze itiraz hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda, "...İhtiyati hacze itiraz eden aynı zamanda kredi sözleşmesindeki asıl borçlunun kat ihtarının tebliğinden önce temerrüte düşmüş bir borcunun bulunmadığını, hesabın yalnızca konkordato talebinde bulunulması sebebiyle kat edildiğini, konkordato talebinde bulunulmasının tek başına sözleşmenin feshi sebebi olmayacağını, bu sebeple asıl borçlu temerrüte düşmediğinden kefile de başvurulamayacağını, aynı zamanda asıl borçlu yönünden konkordato tasdik edildiğinden çekişmeli alacak davası açılmadığından asıl borcun sona ermesiyle kefaletin de kendiliğinden sona erdiğini ileri sürmüş ise de talep konusu kredi alacağının konkordato başvurusundan önce muaccel hale gelip gelmediğinin, ihtiyati haciz talep eden bankanın hesap kat tarihi itibari ile sözleşme hükümlerine göre hesabın katını gerektirecek tahsili gecikmiş bir alacağının bulunup bulunmadığının ve taraflar arasındaki sözleşmede yer alan sözleşmenin feshi ile hesabın katını gerektirecek diğer şartların da mevcut olup olmadığının, mevcut ise asıl borçlu yönünden konkordato dosyasında komiser heyetine süresinde alacak kayıt talebinde bulunulup bulunulmadığının; konkordato projesinin oylanmasına ilişkin alacaklılar toplantısının yapılıp yapılmadığının, yapılmışsa bu toplantıda konkordatoya muvafakat edilerek projeye kabul oyu verilip verilmediğinin, kabul oyu verilmişse İİK m. 303 gereği kefile gerekli bildirimlerin yapılıp yapılmadığının ancak esas hakkında açılacak bir menfi tespit davasında incelenebileceği anlaşılmıştır. 2004 Sayılı İKK'nın 258/1. maddesinin 2. cümlesine göre. "İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacaklı, alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermeye mecburdur." Bu madde uyarınca ihtiyati haciz talep eden, İİK'nın 257/1. maddesi kapsamında bir para borcunun alacaklısı olduğunu, borcun rehinle temin edilmediğini ve borcun vadesinin gelmiş olduğunu yaklaşık olarak mahkemeye kanat getirecek tarzda ispat etmek durumundadır. Bu hükümde de belirtildiği üzere ihtiyati haciz kararı vermek için yaklaşık ispat kuralı çerçevesinde deliller incelenerek karar verilir, tek başına alacağın sübuta ermesinin yargılamayı gerektiriyor olması red sebebi olarak gösterilemez. Bölge Adliye Mahkemesi' nin yerleşik kararlarında da benimsendiği üzere ihtiyati hacze konu alacağın kesin olarak ispatı gerekmeyip, yaklaşık ispatın yeterli olduğu, dosya mevcuduna göre talep dilekçesi ekinde sunulan belgelerin alacağın varlığı hususunda kanaat uyandırıcı ve yaklaşık ispata yarar nitelikte olduğu, ihtiyati haciz kararına ancak İİK'nın 265. maddesinde yazılı sebeplerle itiraz edilebileceği, itiraz eden borçlunun itirazlarının ise işin esasına yönelik olduğu, menfi tespit ya da istirdat davasının konusunu teşkil edebileceği ve dava aşamasında dinlenebileceği, İİK. 265. maddesinde sayılan itiraz nedenlerinden olmadığı ve menfi tespit, istihkak veya itirazın iptali davasında ileri sürülebilecek hususların, ihtiyati haciz kararına itiraz olarak ileri sürülemeyeceği gözetildiğinde itiraz edenin itirazının reddine,.." karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : İhtiyati hacze itiraz eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için İİK’nın 257. maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmiş olması gerektiğini, oysa somut olayda davacının alacağının varlığı ve miktarının ciddi şekilde uyuşmazlık konusu olduğunu, alacağın yargılamayı gerektirdiği açık olup yalnızca davacı tarafından sunulan tek taraflı belgelerle yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğinden söz edilemeyeceğini, müvekkillerinden dava dışı ... Ltd Şti hakkında Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/1351 E. Sayılı dosya ile Konkordato talebinde bulunulmuş olup, 12.11.2018 tarihli tensip kararı ile tedbir kararı verildiğini, tedbir kararı ile İİK 296 maddeye göre ve tüm takip işlemlerinin yapılmasının tedbiren durdurulduğunu, konkordato talebinin tek başına sözleşmenin feshi sebebi olmadığını, bu sebeple kat ihtarının geçerli olmadığını, konkordato tedbir tarihi itibari ile ... şirketinin davacı bankaya temerrüte düşmüş bir borcu bulunmadığını, müvekkillerinden ..., dava dışı ... Ltd Şti, ve ...hakkında Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/1371 E. Sayılı dosya ile Konkordato talebinde bulunulmuş olup, 15.11.2018 tarihli tensip kararı ile tedbir kararı verildiğini, tedbir kararı ile İİK 296 maddeye göre ve tüm takip işlemlerinin yapılmasının tedbiren durdurulduğunu, konkordato talebinin tek başına sözleşmenin feshi sebebi olmadığını, bu sebeple kat ihtarının geçerli olmadığını,. konkordato tedbir tarihi itibari ile ... şirketinin davacı bankaya temerrüte düşmüş bir borcu bulunmadığını, davacı tarafın, Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/1351 E. ve 2018/1371 E. Sayılı dosyaları alacaklılar kurulu oylamasına katılmadığını, davacı tarafın dava dışı müvekkili ... şirketinden 498.940,50 TL alacağı olduğunu, uyuşmazlığa konu sözleşme Denizli'de yapılmış olup krediyi kullandıran şubenin Denizli şubesi olduğunu, müvekkilinin yerleşim yerinin ise Denizli olduğundan yetkisiz yerde ihtiyati haciz uygulanmasına karar verildiğini, somut olayda kanuni şartlar oluşmaksızın verilen ihtiyati haciz kararı müvekkilin ticari itibarına ve faaliyetlerine ciddi zarar vereceğini, Açıklanan nedenlerle istinaf başvurularının ve ihtiyati hacze itirazlarımızın kabulü ile; İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2026/662 D.İş-2026/683 K. Sayılı 08/04/2026 tarihli ek ilamının kaldırılmasına, müvekkili hakkında verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Talep, genel kredi sözleşmesi ve kefalet sözleşmesine dayalı olarak verilen ihtiyati haczin itirazen kaldırılması, istemidir.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, borçlu şirket hakkında konkordato mühleti verilmesi nedeniyle borcun muaccel olup olmadığı ve ihtiyati haczin şartlarının bulunup bulunmadığı noktasındadır. İhtiyati haciz isteyen tarafça, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan kredi alacağını ödenmediğinden bahisle, ihtiyati haciz kararı verilmesi talep edilmiş, Mahkemece talep kabul edilerek ihtiyati haciz kararı verilmiştir. Bunun üzerine ihtiyati hacze itiraz eden tarafından, konkordato talebinin tek başına sözleşmenin feshi sebebi olmadığı iddiasıyla ihtiyati haczin kaldırılması istemiyle incelemeye konu itiraz yapılmıştır.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 257/1. Maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır (Yargıtay 19.HD'nin 12/12/2019 Tarih, 2019/2300 E-2019/5531 K). İhtiyati haciz isteyen banka ile dava dışı .... Ltd. Şti. arasında 21/12/2016 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalanmış ve bu sözleşmeye aleyhine ihtiyati haciz istenen ... müteselsil kefil olmuştur.İhtiyati haciz isteyen banka tarafından, muhataplarına çekilen Denizli 2. Noterliğinin 25/02/2019 tarih ve ... YN'lu ihtarnamesinde kredi hesabının kat edildiği ve borcun ödenmesi gerektiği ihtar edilmiştir.Dava dışı .... Ltd. Şti.'nin konkordato başvurusu üzerine Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1351 Esas sayılı dosyasında 12/11/2018 tarihinde geçici mühlet, 10/04/2019 tarihinde kesin mühlet kararı verilmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 296/1. Maddesi, "Sözleşmenin karşı tarafının konkordato projesinden etkilenip etkilenmediğine bakılmaksızın, borçlunun taraf olduğu ve işletmesinin faaliyetinin devamı için önem arz eden sözleşmelerde yer alıp da borçlunun konkordato talebinde bulunmasının sözleşmeye aykırılık teşkil edeceğine, haklı fesih sebebi sayılacağına yahut borcu muaccel hale getireceğine ilişkin hükümler, borçlunun konkordato yoluna başvurması durumunda uygulanmaz. Sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunmasa dahi sözleşme, borçlunun konkordatoya başvurduğu gerekçesiyle sona erdirilemez." şeklinde düzenlenmiştir.Konkordato (geçici veya kesin) mühletinin sonuçları, yalnızca alacaklı ve borçlu bakımından geçerli olup, borçtan birlikte sorumlu olan kefiller bakımından geçerli değildir(Dilek Aydemir, ‘Konkordatonun Kefalet Sözleşmesine Etkisi’ (2019) 15 (43) Medeni Usul ve İcra İflas Hukuku Dergisi 547). Ancak konkordato alacaklısının, borçluya konkordato mühletinin verilmesi ile birlikte kefile karşı takip yapabilmesi için ayrıca bu borcun da muaccel olması gerekir; zira iflâstaki kuralın (İİK m 195) aksine borçluya konkordato mühleti verilmesi ile borç kendiliğinden muaccel hale gelmez ve sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa alacak asıl borçluya karşı muaccel olmadan da kefile karşı muaccel olamaz.İİK'nın 296/1. maddesine göre konkordato başvurusu nedeniyle sözleşmenin feshi ve borcun muaccel hale gelmesi mümkün olmadığından ve kefillere başvuru için asıl borcun muaccel olması gerekir(Yargıtay 11. HD'nin 03/03/2025 tarih ve 2024/2903 E. - 2025/1424 K. Sayılı kararı). Somut olayda, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan talebe konu kredi alacağı geçici mühlet kararından sonra 25/02/2019 tarihi itibariyle kat edilmiş olup, buna göre geçici mühlet kararından önce ihtiyati haciz talep eden bankanın muaccel olmuş bir alacağı bulunmadığından ve mühlet kararı süresince bu alacağın muaccel olması mümkün olmadığından, bu haliyle asıl borçluya karşı muaccel olmadığından kefile karşı da muaccel olmayan alacak nedeniyle ihtiyati haciz kararı verilmesi mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesince ihtiyati hacze itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken, itirazın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince eldeki ihtiyati hacze itiraz sebeplerinin yerinde olmadığından bahisle itirazın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle İhtiyati hacze itiraz eden vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;İhtiyati hacze itiraz eden vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; İstinaf incelemesine konu ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-İhtiyati hacze vaki itirazın KABULÜ ile, İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/02/2026 Tarih, 2026/662 D.iş ve 2026/683 D.iş K. sayılı kararı ile verilen ihtiyati haczin tüm neticeleri ile birlikte KALDIRILMASINA,2-İhtiyati hacze itiraz eden tarafından itiraz aşamasında yapılan masraf bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 3-İhtiyati hacze itiraz eden kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 12.500,00 TL vekalet ücretinin ihtiyati haciz talep edenden alınarak, ihtiyati hacze itiraz edene verilmesine;4-İhtiyati hacze itiraz eden vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,5-İhtiyati hacze itiraz eden tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 2.002,00 TL, posta gideri 320,00 TL olmak üzere toplam 2.322,00 TL'nin ihtiyati haciz talep edenden alınarak ihtiyati hacze itiraz edene verilmesine,6-İstinaf aşamasına ilişkin olarak ihtiyati haciz talep eden tarafından yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nun 362(1)-f maddesi ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca oy birliği kesin olarak ile karar verildi.10/09/2026