İzmir Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenen, itirazın iptali davasında ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin karara karşı yapılan istinaf başvurusu.
Özet: Bu hukuki evrak, davacı vekilinin, müvekkili ile davalı şirket arasında imzalanan kişisel koruyucu donanım sözleşmesi uyarınca teslim edilen ürün bedellerinin ödenmemesi üzerine başlattığı icra takibine yönelik itirazın iptali ve malvarlığı kaçırma endişesiyle talep ettiği ihtiyati haczin ilk derece mahkemesince reddedilmesi kararının istinaf incelemesine ilişkin olup; davacı, davalının borcunu ödemeyerek takibi durdurduğunu ve malvarlığını elden çıkarma ihtimali bulunduğunu ileri sürerken, davalı ise iddiaların dayanaksız olduğunu, faturalara konu mal teslimatının ispatlanmadığını ve alacağın likit olmadığını savunmaktadır.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/917
KARAR NO : 2026/1598
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN ARA KARARIN
MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 25/03/2026
NUMARASI : 2026/122 Esas
DAVA : İTİRAZIN İPTALİ /İHTİYATİ HACİZ
KARAR TARİHİ : 25/06/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 25/06/2026
Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/122 Esas sayılı dosyasında ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı şirket arasında 01.05.2021 tarihli ''Kişisel Koruyucu Donanım sözleşmesi akdedildiğini, müvekkili şirketin, davalının siparişleri olan kişisel koruyucu donanımların (tulum, gözlük, eldiven vb.) tedariğini sağladığını, sözleşmenin ''ücret ve ödeme koşulları'' başlıklı 4.maddesi ile davalının fatura bedellerini fatura tebliğini takiben 120 gün sonraki ilk cuma davacının Euro hesabına havale etmek suretiyle ödeme yükümlülüğünün kararlaştırıldığını, müvekkilinin davalı tarafa sipariş edilen ürünleri eksiksiz olarak teslim ettiğini ve bunlara ilişkin SSA2025000003424 numaralı 05.03.2025 tarihli 38.236,64 EUR bedelli (4.801,71 EUR kısmı ödenmiş, 33.434,93 EUR kısmı takibe konu edilmiş), SSA2025000007050 numaralı 08.05.2025 tarihli 23.289,20 EUR bedelli, SSA2025000004342 numaralı 24.03.2025 tarihli 66.617,22 EUR bedelli, SSA2025000005381 numaralı 09.04.2025 tarihli 8.413,90 EUR bedelli, IZB2025000000015 numaralı 25.03.2025 tarihli 6.204,00 EUR bedelli e-faturaları düzenlediğini, faturaların davalıya usulüne uygun olarak iletildiğini, davalının söz konusu e-faturalara yasal süresi içerisinde herhangi bir itirazda bulunmadığından faturaları kabul etmiş sayıldığını ve ödeme edimini ihlal ederek borcunu ifadan kaçındığını, bunun üzerine davalı hakkında Karşıyaka 3.İcra Müdürlüğü'nün 2025/7253 E.sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun borca ve fer'ilerine haksız ve kötü niyetli itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, yargılama süreci boyunca davalının alacaklının tahsil imkânını zayıflatacak şekilde malvarlığını elden çıkarma, üçüncü kişilere devretme, bankalardaki hesaplarını boşaltma/başka hesaplara aktarma, üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarını temlik etme veya grup şirketleri arasında kaydırma, taşınır/taşınmaz varlıklarını rehin/teminat altına sokma ihtimali bulunduğunu bildirerek, fazlaya ve başkaya ilişkin tüm talep ve dava hakları ile takip öncesi ve sonraki döneme dair her türlü alacak ve faiz vs.tüm talep hakları saklı kalmak kaydıyla davalının sözü edilen icra takibine vaki itirazının iptali ile takibin devamı, %20 icra inkar tazminatının tahsili zımnında davalının malvarlıkları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkili şirketin, yenilenebilir enerji sektörüne yönelik ileri kompozit üretimi yapan, özellikle rüzgâr türbini kanatları imalatı alanında faaliyet gösteren bir sanayi kuruluşu olduğunu, yüksek teknoloji gerektiren üretim süreçlerini nitelikli iş gücü ve modern tesisler aracılığıyla yürüttüğünü, faaliyetlerini ilgili mevzuat, kalite standartları ve sözleşmesel yükümlülüklere uygun şekilde sürdürdüğünü, müvekkili ile davacı arasındaki ticari ilişkinin bu çerçevede kurulduğunu, taraflar arasındaki edimlerin fatura, sözleşme ve ticari kayıtlar kapsamında ifa edildiğini, müvekkilinin ticari faaliyetlerini basiretli tacir ilkesi doğrultusunda yürüttüğünü, bu nedenle müvekkiliene yöneltilen fatura alacağına ilişkin iddiaların somut dayanaktan yoksun, ticari kayıtlar ve taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkiye aykırı olduğunu, davacının iddialarını somut ve inandırıcı deliller ile ispat edemediğini, işbu dava dava takibe sıkı sıkıya bağlı olan bir dava olup takibe konu edilmeyen takip dışı ilişkilerin yargılama konusu yapılamayacağını, davacı tarafından takip talebi ve ödeme emri doğrultusunda icra takibinde doğrudan iki adet faturaya dayanıldığını, takip dışı ilişkilerin, işbu davanın niteliği ile bağdaşmamasına ve mahkemece takibe konu konu alacağın kaynağına yahut yargılamaya esas alınmasına muvafakati olmamakla birlikte, takip tarihi itibariyle müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, satış sözleşmelerinde malın teslim edildiğinin teslim makbuzu, sevk irsaliyesi, irsaliyeli fatura ile ispat edilmesi gerektiğini, bunun ispatının davacıya ait olduğunu, faturanın muhatabınca malların teslim edildiği olgusunu gösterir, içinde ne olduğu açıkça belli olmak kaydıyla kargo kayıtlarının veya diğer yazılı belgelerin mahkemeye sunulması gerektiğini, alacağın şartları sağlamaması nedeniyle likit olmadığını, bu nedenle icra inkar tazminatının talep edilemeyeceğini, yaklaşık ispat kuralları ve İİK'nun 257.madde hükmündeki şartlar sağlanmadığını bildirerek, davanın öncelikle usulden, zamanaşımı yönünden ve esastan reddi zımnında ihtiyati haciz talebinin reddini savunmuştur.
MAHKEMECE: "... Talep, İİK'nun 257 vd. madde hükümlerine göre yapılmış ihtiyati hacze ilişkindir.
Anılan maddeye göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı borçlunun menkul ve gayrimenkul malları ile diğer haklarını haczettirebilir. Buradan anlaşıldığı üzere ihtiyati haciz kararı verebilmenin şartlarından birisi alacağın varlığıdır. Alacaklının alacağı hakkında mahkemeye kanat verecek deliller göstermesi gerekir; mahkemenin ispat sınırını aşan bir alacak hakkında ihtiyati haciz kararı verebilmesi için alacaklı, alacağının yaklaşık ispat seviyesinde ispatlamalıdır.
Öte yandan tacirler ticari delil sistemi gereğince defterler ve faturalar aracılığıyla yaptığı iş ve hizmetleri, hukuki ilişkilerini ispat edebilirler. Ancak bunun için her iki tarafın tacir olması, her iki tarafın da defterlerine kaydı gereken bir ticari iş olması, defterlerin usulüne uygun tutulması, tüm defterlerdeki kayıtların birbirini teyit etmesi, karşı tarafın usulüne uygun olarak tutulmuş defterlerinin aksi kayıt içermemesi gerekir (HMK m.222). Buna göre, karşı tarafı bağlayıcı imza vs kayıt içermeyen faturalar, sözleşmeler vs. belgeler başlıbaşına veya bir bütün olarak alacağın varlığını yaklaşık ispat seviyesinde göstermez.
Olayda, taraflar arasında kişisel koruyucu donanım sözleşmesi yapıldığı belirtilmiş ve imzasız sözleşme metni sunulmuştur. Dosyaya sunulan fatura, imzasız sözleşme metni uyarınca karşı taraftan alacağın tahsilini teminen mal varlığı üzerine ihtiyati haciz konulmasının talep edildiği anlaşılmaktadır.
Sadece sözü edilen fatura ve imzasız sözleşme metni örneğinin sunulmuş olması, bu belgelerde karşı tarafın imzasını vs. kabul iradesini gösterir kaydın bulunmaması, sunulan faturaların içeriği ürünlerin karşı tarafa teslim edildiğinin belirlenememesi, davacının yasal defter kayıtları ve belgeleri ile davalının tüm ticari defter kayıtları ve belgeleri içeriğinin tamamen bilinmemesi, talep konusu alacağın belirlenmesinin yargılamayı gerektirmesi karşısında; davacının talep konusu alacağının varlığı yaklaşık ispat seviyesinde ispatlanamamıştır.
Bu itibarla, iddia konusu taraflar arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti ve kapsamı, menfaatler dengesi ve geçici hukuki koruma müessesesindeki ölçülülük ilkesi de gözetilerek yerinde görülmeyen ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.'' gerekçesi ile;
KARAR :
Davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin, ihtiyati haciz kurumunda geçerli olan yaklaşık ispat ölçütünü yanlış uygulandığını, hukuken yeterli olan kanaat seviyesi ile yetinmek yerine, esas hüküm kurmaya elverecek derecede tam ispat arandığını, dosyaya sunulan e-faturalar, gümrük beyannameleri, serbest bölge işlem formları, ambar tesellüm fişi ve ticari ilişkiyi gösteren kayıtlar, bir bütün halinde değerlendirildiğinde alacağın varlığını ve teslim olgusunu yaklaşık ispat düzeyinin de ötesinde güçlü biçimde ortaya koyduğunu, mahkemenin “imzasız sözleşme” gerekçesi, somut dosyanın delil yapısı karşısında tek başına reddi gerektirecek nitelikte olmadığını, alacak muaccel, para alacağı niteliğinde ve rehinle temin edilmemiş olup, İİK M.257/1’de aranan objektif koşullar somut olayda tam olarak oluştuğunu, haklı ve yasal dayanaktan yoksun ilk derece mahkemesi ara kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulünü,
Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/122 esas sayılı dosyasında verilen 25.03.2026 karar tarihli ihtiyati haciz talebinin reddine dair ara kararın kaldırılmasını,müvekkili şirketin alacağının güvence altına alınmasını teminen, davalı borçlunun menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine teminatsız olarak ihtiyati haciz konulmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, itirazın iptali davası olup talep ihtiyati haciz istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
İhtiyati haciz İ.İ.K.’nun 257-268. maddelerinde düzenlenmiştir. 2004 sayılı İİK'nın 257/1.maddesinde; "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir" düzenlemesi muaccel bir başka deyişle vadesi gelmiş alacaklar yönünden ihtiyati haciz koşulları düzenlemiş olup, muaccel olmayan/vadesi gelmemiş alacak yönünden ise ihtiyati haciz koşulları aynı yasanın 257/2.maddesinde ise;" Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:
1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;
2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksatıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa;
Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder." şeklinde düzenlemesi bulunmaktadır.
6102 sayılı TTK'nın 'Deniz Ticareti' başlıklı beşinci kitabında da gemilere ilişkin ihtiyati haciz düzenlenmiştir Anılan Kanunu'n 1362. maddesi gereğince alacaklının, alacağının 1352. maddeden sayılan deniz alacaklarından olduğu ve parasal değeri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri sunması gerekmektedir. Buna göre, HMK'nın 389. ve İİK'nın 257.maddesinde olduğu gibi talep konusunda yaklaşık ispat gerekli ve yeterlidir.
İİK.'nın 258.maddesinde ise; "İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur.
Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./60. Md.; Değişik fıkra: 02/03/2005-5311 S.K./16.mad) İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir."
İhtiyati haciz kararına itirazı düzenleyen İİK.'nın 265.maddesinde de ise; "(Değişik fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./63. md.) Borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./63. md.) Menfaati ihlal edilen üçüncü kişiler de ihtiyati haczi öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde ihtiyati haczin dayandığı sebeplere veya teminata itiraz edebilir.
Mahkeme, gösterilen sebeplere hasren tetkikat yaparak itirazı kabul veya reddeder.
İtiraz eden, dilekçesine istinat ettiği bütün belgeleri bağlamaya mecburdur. Mahkeme, itiraz üzerine iki tarafı davet edip gelenleri dinledikten sonra, itirazı varit görürse kararını değiştirebilir veya kaldırabilir. Şu kadar ki, iki taraf da gelmezse evrak üzerinde inceleme yapılarak karar verilir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./63. md.; Değişik fıkra: 02/03/2005-5311 S.K./17.mad) İtiraz üzerine verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir. İstinaf yoluna başvuru, ihtiyatî haciz kararının icrasını durdurmaz." hükümleri mevcuttur.
Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle ihtiyati haciz kararı verilmesi için mutlak ispat şartlarının oluşmasına gerek bulunmayıp, yaklaşık ispat ölçülerinde ispat yeterli olacağından, dosya kapsamına göre verilen ara karar tarihi itibariyle ihtiyati hacze dayanak alacağın varlığı ve miktarı ile sorumlusunun yapılacak yargılamayla belirleneceğinden bu kapsamda mevcut ve muaccel bir alacağın varlığı ile bu hususta yaklaşık ispattan söz edilememesine, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu ara kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, ihtiyati haciz talep eden vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/122 Esas sayılı dosyasında ihtiyati hacze itiraz üzerine verilen 25/03/2026 tarihli ARA KARAR usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan ihtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf kanu yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1.maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan ihtiyati haciz talep eden tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden bu aşama için ihtiyati hacze itiraz eden yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Kararın taraflara tebliği ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere 25/06/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.