İş kazasından kaynaklı sürekli iş göremezlik sebebiyle maddi ve manevi tazminat davasında kusur, maluliyet ve ücret tespitlerine yönelik temyiz incelemesi.
Özet: Sigortalının 2011 yılında gerçekleştiğini iddia ettiği iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle açtığı maddi ve manevi tazminat davasında, ilk derece mahkemesinin kısmen kabulle tazminata hükmeden kararı, davalı vekilinin olayın iş kazası niteliği, maluliyet oranı tespiti, kusur değerlendirmesi, ücret ve tazminat miktarı hesaplamasına dair itirazlarına rağmen istinaf mahkemesince onanmış olup, davalı bu kararı temyiz etmiştir.
10. Hukuk Dairesi         2025/19328 E.  ,  2026/4302 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2021/2713 E., 2024/2008 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 43. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/65 E., 2021/214 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz tarafından temyiz edimekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava ve talep artırım dilekçesinde özetle; sigortalının 23.04.2011 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının hikaye ettiği kaza olayının tamamen gerçek dışı olduğunu, davacının müvekkil şirkette 19.11.2014 tarihine kadar çalıştığını, bu tarihte davalı şirketin işçinin iş akdini feshederek kıdem ve ihbar tazminatı olarak kendisine 2 adet çek mukabilinde toplam 20.000,00 TL ödeme yaptığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile
"Davanın kısmen kabulü ile
1- Davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 582.873,32 TL net maddi tazminatının haksız fiil tarihi olan 23.04.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2- Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 35.000,00 TL net manevi tazminatının haksız fiil tarihi olan 23.04.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının geçirdiği olayın ... müfettiş raporuyla iş kazası olarak tespit edildiği ve aksi yönde açılmış bir tespit davası bulunmadığı, kusur yönünden alınan ilk rapor ile ... müfettiş raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla alınan bilirkişi heyet raporunun oluşa uygun olduğu, davalının aşamalarda maluliyet raporuna itiraz etmemesi nedeniyle Adli Tıp Kurumundan ayrıca rapor alınmadan hesaplama yapılmasında isabetsizlik bulunmadığı, aktüerya hesabında kesinleşen Bakırköy 29. İş Mahkemesi dosyasındaki ücret tespitinin esas alınmasının dosya kapsamı ve Yargıtay içtihatlarına uygun olduğu, davacının maluliyet durumu, tarafların kusur oranları, sosyal ve ekonomik durumları ile iş kazası nedeniyle duyduğu elem ve ızdırap gözetilerek hükmedilen manevi tazminat miktarının hakkaniyete uygun bulunduğu ve İlk Derece Mahkemesi kararında istinaf sebepleri ile kamu düzeni yönünden usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a. Davacının 2011 yılında geçirdiğini iddia ettiği iş kazasından sonra 2014 yılına kadar aynı işyerinde aynı ücretle çalışmaya devam ettiği, bu nedenle kazaya bağlı olarak mesleki kazancında herhangi bir düşme meydana gelmediğini,
b. Davacının sürekli iş göremezlik durumunun iş kazası neticesinde gerçekleştiği iddiasının gerçeği yansıtmadığı, olayın işyerinde ve iş kazası niteliğinde gerçekleştiğinin yalnızca kısmen görgüye dayalı tek tanık beyanına dayanılarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu,
c. Olayın işyerinde gerçekleştiği kabul edilse dahi, davacının görev tanımıyla ilgisi bulunmayan şekilde camda çekiçle delik açmaya çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, işverence verilmiş açık bir talimat bulunmadığı ve davacının kendi kusurlu davranışıyla kazaya sebebiyet verdiğini,
d. Davacının sürekli iş göremezlik oranına yönelik itirazlar dikkate alınmadan, .. Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Bölge Sağlık Kurulunca belirlenen %38 maluliyet oranı esas alınarak hesaplama yapıldığı, oysa itiraz halinde maluliyet oranının Adli Tıp Kurumundan alınacak raporla kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi gerektiğini,
e. Kusur tespitine ilişkin raporun iş kazasının gerçekleştiği iş kolunda ve iş güvenliği alanında uzman bilirkişi kurulundan alınmadığı, alana ilişkin uzmanlığı bulunmayan bilirkişinin raporuna dayanılarak kusur oranı belirlenmesinin ve bu oran üzerinden tazminat hesabı yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu,
f. Davacının ücretinin bordro ve işyeri kayıtlarına göre brüt 1.221,20 TL olduğu ispatlanmasına rağmen, yalnızca davacı iddiası ve tek tanık beyanına dayanılarak net 2.500 TL ücret üzerinden hesaplama yapılmasının maddi tazminatı fahiş şekilde artırdığını,
g. Gerçek ücretin belirlenmesi için yapılan emsal ücret araştırmasının eksik ve yetersiz olduğu, sendika cevabının sendikalı işçiler bakımından dikkate alınabileceği, ...’nun ücret konusunda bilgisi bulunmadığını bildirdiği, buna rağmen davacının kendi beyanı ve başka bir yerel mahkeme dosyasındaki kesin delil niteliği taşımayan ücret tespitinin esas alındığını,
h. Bakırköy 29. İş Mahkemesinin işçilik alacaklarına ilişkin dosyasında yapılan ücret tespitinin işbu dosya bakımından bağlayıcı olmadığı, anılan dosyanın kanun yollarından geçmeden sulh ve ibra protokolüyle sonuçlandığı, buna rağmen söz konusu dosyadaki ücretin kesin delil gibi kabul edilmesinin hatalı olduğunu,
i. Hükme esas alınan hesap raporunda kusur indirimi yapılmadan toplam zarardan Kurumca bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri ve geçici iş göremezlik ödeneğinin indirildiği, tenzilat sıralamasının hatalı uygulandığı ve davalıların sorumluluğunun yanlış belirlendiğini,
j. Davacının kaza sonrasında 08.05.2011-19.11.2014 tarihleri arasında ücretinde herhangi bir düşüş olmaksızın müvekkil yanında çalışmaya devam ettiği halde bu dönem için aktif devre kazanç kaybı hesaplanmasının davacının sebepsiz zenginleşmesine yol açacağını,
k. Aktüerya raporunda PMF yaşam tablosunun esas alındığı, oysa güncel Yargıtay içtihatları uyarınca TRH 2010 yaşam tablosunun dikkate alınması gerektiği, davacının meslekte kazanma gücü kaybı %60’ın altında olmasına rağmen pasif dönem zarar hesabı yapılmasının Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu,
l. Maddi tazminat hesabındaki hatalar, kusur ve maluliyet oranına ilişkin eksik incelemeler ile dosya kapsamına aykırı değerlendirmeler karşısında manevi tazminata hükmedilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1.Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin davalarda (tazminat davaları) öncelikle haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından sigortalıya bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin tazminattan düşülmesi gerektiği Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir. Diğer yandan, sigortalıya bağlanacak gelir ve hükmedilecek tazminatın miktarını doğrudan etkilemesi nedeniyle, işçide oluşan meslekte güç kayıp oranının hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeksizin kesin olarak saptanması gerekir.
2.5510 sayılı Kanun'un 13. maddesinde İş kazasının 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5 inci madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kuruma en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile doğrudan ya da taahhütlü posta ile bildirilmesinin zorunlu olduğu, iş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmesi halinde iş kazasının öğrenildiği tarihten başlayacağı, Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık İş Müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabileceği bildirilmiştir.
3.5510 sayılı Kanun'un 18. maddesinde Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verileceği, 19. maddesinde iş kazası sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık Kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı; iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hallerinde meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının belirlenmesine ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği bildirilmiştir.
4.5510 sayılı Yasa’nın 95. maddesine göre "Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usûlüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.
5.Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de, diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir.
6.Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan alınacak rapor ile Yüksek Sağlık Kurulu Kararı arasında sürekli iş göremezlik oranına yönelik görüş ayrılığı bulunduğu takdirde çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp 2. Üst Kuruluna gönderilerek çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.
7.Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının geçirdiği iş kazası neticesinde ... ... Sosyal Güvenlik Merkezinin 14.05.2018 tarihli cevabi yazısı ile sürekli iş göremezlik oranının %38 olarak bildirildiği, davalı tarafça bu orana itiraz edildiği, buna rağmen hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda %38 sürekli iş göremezlik oranı esas alınarak hesaplama yapıldığı, anılan hesap raporunun taraflara tebliğ edildiği ve davalı vekilinin aktüerya raporuna karşı sunduğu itiraz dilekçesinde sürekli iş göremezlik oranına yönelik itirazını yinelediği anlaşılmaktadır.
8.Bu durumda, davalı tarafın sürekli iş göremezlik oranına ilişkin itirazı usulünce karşılanmadan, anılan oranın kesinleştiğinden söz edilemez. Sürekli iş göremezlik oranı, maddi tazminat hesabının temel unsurlarından olup, bu oranın tereddüde yer bırakmayacak şekilde kesinleştirilmesi zorunludur. Mahkemece yapılması gereken, yukarıda açıklanan yasal prosedür çerçevesinde dosyanın öncelikle Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kuruluna gönderilerek davacının sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesini sağlamak; bu rapora itiraz edilmesi hâlinde Adli Tıp Kurumu Üçüncü İhtisas Kurulundan rapor almak; raporlar arasında çelişki oluşması hâlinde ise çelişkinin giderilmesi amacıyla dosyayı Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kuruluna göndermek suretiyle davacının sürekli iş göremezlik oranını kesin olarak belirlemektir. Bu usul işletilmeksizin, davalı tarafın itirazı karşılanmadan ve sürekli iş göremezlik oranı kesinleştirilmeden maddi tazminat hesabı yaptırılıp hüküm kurulması isabetsizdir.
9. Öte yandan, davacı kazalının maddi tazminat hesabında esas alınacak gerçek ücretinin belirlenmesi hususunda da uyuşmazlık bulunmaktadır.
10. Gerek destek kaybından kaynaklı hak sahiplerinin, gerekse iş göremezlikten kaynaklı sigortalının maddi tazminat alacağının hesaplanmasında, gerçek ücretin esas alınması ön koşuldur. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödemek amacıyla zaman zaman iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir.
11. Gerçek ücretin ise; öncelikle toplu iş sözleşmesi ile imzalı bordrolara, bunların yokluğu halinde ise işçinin kıdemi ve yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücrete göre tespit edileceği, işyeri veya sigorta kayıtlarına geçmiş olan miktarın ücret olarak değerlendirilemeyeceği, Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.
12.Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; davacının davalı şirket nezdinde makine örgü ustası/operatörü olarak çalıştığı, işyerinin bodrum katında jeneratör kablosunun geçirilmesi amacıyla 50... cm ebadındaki aydınlatma camından kablo geçirilmesi için merdivene çıkarak elindeki çekiçle camda küçük bir delik açmaya çalıştığı sırada camın patlaması ve fırlayan cam parçalarının sağ gözüne isabet etmesi sonucu yaralandığı, kazanın meydana gelişinde davacı kazalının %20 oranında kusurlu olduğu ve davacının kaza tarihi itibarıyla 29 yaşında bulunduğu anlaşılmaktadır.
13.İlk Derece Mahkemesince, davacı sigortalının kazanç miktarının belirlenmesi amacıyla tanık beyanlarına başvurulduğu, emsal ücret araştırması kapsamında ...Sendikası ile Türkiye İstatistik Kurumundan emsal ücret bilgilerinin sorulduğu, davacının Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarında asgari ücretli olarak gösterildiği, davacının işçilik alacakları için açtığı Bakırköy 29. İş Mahkemesinin 2016/551 Esas sayılı dosyasında ücretinin asgari ücretin 3,08 katı olarak belirlendiği ve anılan kararın kesinleştiği, Mahkemece de bu ücret tespitinin dosya delilleriyle uyumlu olduğu gerekçesiyle maddi tazminat hesabında anılan ücretin esas alındığı görülmektedir.
14.Somut olayda, davacı işçinin makine örgü ustası/operatörü olarak çalıştığı, kaza tarihindeki yaşı, yaptığı işin niteliği, çalıştığı sektördeki kıdem ve tecrübesi, dosya kapsamındaki emsal ücret araştırmaları ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde, bu niteliklere sahip bir işçinin asgari ücretle çalışmasının hayatın olağan akışına ve yaşam deneyimlerine uygun düşmeyeceği açıktır. Bu nedenle Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarında bildirilen asgari ücretin tek başına gerçek ücret olarak kabulü mümkün değildir.
15.Ne var ki, davacının kişisel ve mesleki özellikleri dikkate alındığında asgari ücretin üzerinde ücretle çalıştığının kabulü mümkün ise de, asgari ücretin 3,08 katı tutarında ücretle çalıştığının kabulü de mevcut dosya kapsamı itibarıyla ayrıca ve güçlü emsal verilerle desteklenmelidir. Taraflar arasında görülen işçilik alacağı davasında belirlenen ücret, eldeki iş kazasından kaynaklanan tazminat davası yönünden kesin delil niteliğinde olmayıp ancak kuvvetli delil olarak değerlendirilebilir. Bu nedenle, anılan dosyadaki ücret kabulü tek başına hükme esas alınamaz.
16.Davacının yaptığı işin niteliği, kıdemi, mesleki tecrübesi ve olay tarihindeki yaşı dikkate alınarak, Dairemizin yerleşik içtihatları doğrultusunda TÜİK verileri, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı rayiç ücretleri ile ilgili iş kolundaki meslek odalarından getirilecek emsal ücret bilgileri birlikte değerlendirilerek gerçek ücretin belirlenmesi gerekir. Davacının sendikalı olmadığı anlaşılır ise sendikalardan bildirilen ücretlerin emsal ücret hesabında dikkate alınamayacağı da gözetilmelidir.
17.Bu hâliyle Mahkemece, davacı sigortalının olay tarihinde yaptığı “makine örgü ustası/operatörü” işi, kaza tarihindeki yaşı, kıdemi, mesleki tecrübesi ve çalışma süresi dikkate alınarak; TÜİK, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı rayiç ücretleri ile sendikalar dışındaki ilgili meslek odalarından, davacının kaza tarihinde ve bilinen dönemde alabileceği ücret sorulmalı; gelen cevaplar, tanık beyanları, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları ve işçilik alacağı dosyasında yapılan tespitlerle birlikte değerlendirilerek gerçek ücret kuşkuya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir. Bu araştırma yapılmaksızın, yalnızca işçilik alacağı dosyasındaki ücret kabulü esas alınarak maddi tazminat hesabı yaptırılması doğru olmamıştır.
18.Yukarıda yapılan açıklamalar ve hukuki saptamalar karşısında Mahkemece yapılacak iş; öncelikle davacının sürekli iş göremezlik oranını her türlü şüpheden uzak biçimde belirlemek amacıyla dosyayı Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kuruluna göndermek, bu rapora itiraz edilmesi hâlinde Adli Tıp Kurumu Üçüncü İhtisas Kurulundan rapor almak, raporların birbirini doğrulaması hâlinde belirlenen oranı esas almak, raporlar arasında çelişki bulunması hâlinde ise dosyayı Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kuruluna göndererek sürekli iş göremezlik oranını kesinleştirmektir.
19.Bundan sonra, davacının gerçek ücretini yukarıda açıklanan esaslara göre araştırıp belirlemek; kesinleşen sürekli iş göremezlik oranı ve tespit edilecek gerçek ücret üzerinden, Kurumca bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri de gözetilerek denetime elverişli yeni bir aktüerya raporu almak; Mahkeme kararının davacı tarafça temyiz edilmediği hususunu ve davalı yararına oluşan usuli kazanılmış hakları da gözetmek suretiyle maddi tazminat istemi hakkında sonucuna göre karar vermektir.
20.Sürekli iş göremezlik oranı ve gerçek ücret kesinleştirilmeden, eksik inceleme ve yetersiz araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
21. O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin, istinaf itirazlarının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.