Hırsızlık suçunda Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesinin cezai ehliyet, etkin pişmanlık ve ek savunma hakkı eksiklikleri içeren hükmü bozan kararının, 5271 sayılı kanunun 280. maddesine aykırı olarak duruşmasız verildiğini tespit etti.
Özet: Bölge Adliye Mahkemesinin, sanık hakkında verilen hırsızlık mahkûmiyetini, sanığın cezai ehliyetinin tespiti, ek savunma hakkı ve etkin pişmanlık hükümleriyle ilgili hukuka aykırılıklar gerekçesiyle dosya üzerinden bozmasının, yasa gereği duruşma açılmasını gerektiren hallerden olduğu, dolayısıyla Bölge Adliye Mahkemesinin bu hataları duruşma yaparak gidermesi gerekirken, hukuka aykırı şekilde ilk derece mahkemesi kararını bozarak yeniden hüküm kurmaya zorladığı ve bu işlemin yasal dayanağının bulunmadığı tespit edilmiştir.
2. Ceza Dairesi         2024/2491 E.  ,  2026/6846 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2023/2031 E., 2023/3270 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, düzeltilerek onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek,sanık müdafiinin temyiz isteminin ''suçun sübutuna, cezalandırılmaya yeterli delil bulunmadığına'' ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Karaman 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.12.2021 tarihli ve 2021/330 Esas,2021/873 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4.Ceza Dairesinin, 30.06.2022 tarihli ve 2022/659 Esas, 2022/2016 Karar sayılı kararı ile ,''Sanık hakkında Karaman Sulh Ceza Hakimliğinin 29/03/2021 tarih ve 2021/1532 Değişik İş sayılı yazıları gereği düzenlenen 03/02/2021 tarihinde işlemiş olduğu hırsızlık ve tehdit suçları bakımından cezai ehliyetinin tam olduğuna dair ... Dr. ... Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin 22/06/2021 tarih ve ... numaralı raporu ve yine aynı hastane tarafından Karaman 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/12/2020 tarih ve 2020/629 Esas sayılı talebi üzerine düzenlenmiş olan 13/07/2014 tarihinde işlemiş olduğu hırsızlık suçuna ilişkin cezai ehliyetinin tam olduğuna ilişkin 28/12/2020 tarih ve 15327 sayılı raporuna dayanılarak cezai ehliyetinin tam olduğu gerekçesiyle başka olaylara ait olarak düzenlenen sağlık raporları esas alınarak, sanığın bu dosyaya konu hırsızlık olayını gerçekleştirdiği sırada 5237 sayılı Kanunu 32/1-2. maddesi kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususunda rapor aldırılarak sonucuna göre hukuki durumunun tayini yapılmadan hukuka aykırı yöntemle ehliyetli kabul edilmesi suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi, Kabule göre de;1-Sanık hakkında düzenlenen iddianamede ve C. Savcısının esasa ilişkin mütalaasında bulunmadığı halde sanık hakkında CMK’nun 226. maddesi uyarınca TCK'nun 143. maddesinin uygulanması ihtimaline binaen ek savunma hakkı tanınmadan TCK’nun 142/2-g, 1 43... . maddeleri uyarınca mahkumiyetine karar verilmesi, 2-Dairemizce de benimsenen ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.03.2013 günlü, 2012/6-1232 esas ve 2013/106 karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere, çalınan malın 3. kişiye satılması halinde; 5237 sayılı TCK'nun 168. maddesinin uygulanabilmesi için hırsızlık suçunun failinin, sattığı yeri veya kişiyi söyleyerek çalınan malın, hırsızlık suçunun mağduruna iadesini sağlaması yetmez. Failin bizzat pişmanlık göstererek, satın alan iyiniyetli ise; sattığı yeri veya kişiyi söyleyerek çalınan malın hırsızlık suçunun mağduruna iadesini sağlaması yanında aynen geri verme veya tazmin suretiyle satın alanın zararını da gidermesi, kötü niyetliyse; satın alandan elde ettiği para veya sağladığı menfaati, kazanç müsaderesine konu edilmek üzere soruşturma makamlarına teslim etmesi gerekir. Somut olayda, sanığın hırsızlamış olduğu hayvan ve malları satmış olduğu 3. kişilerin uğradığı zararın giderilip giderilmediği araştırılmadan sanık hakkında TCK'nun 168/1. maddesi uygulanarak eksik ceza tayininden (aleyhe istinaf bulunmadığından kazanılmış hak korunmak suretiyle)'' bahisle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’ un 280 . maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş,bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4.Ceza Dairesinin, 30.06.2022 tarihli ve 2022/659 Esas, 2022/2016 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Karaman 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.03.2023 tarihli ve 2022/490 Esas ve 2023/293 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun oldukları belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.