Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, orman vasfıyla hazine adına tescilli taşınmazın eski tapu ve zilyetlik iddiasıyla tapu iptali ve tescili talebinde, bozma sonrası yapılan usuli ve esas incelemeler neticesinde verilen kararın temyiz incelemesi.
Özet: Davacılar, 2008de orman olarak Hazine adına tescil edilen bir taşınmazın, 1966 tarihli tapu kaydına dayanarak kadimden beri zirai amaçlı kullanıldığı gerekçesiyle tapu iptali ve kendi adlarına tescilini talep etmiş; ilk derece mahkemesinin kabul kararı, Yargıtay tarafından dayanak tapu kaydının kadastro ile ilişkisi, kazanılmış zilyetlik koşulları ve taşınmazın niteliğinin hava fotoğraflarıyla belirlenmesi yönlerinden eksik inceleme nedeniyle bozulmuş, bozma sonrası mahkemenin yeniden tescile hükmetmesi üzerine davalılar, taşınmazın orman niteliği ve eksik inceleme gerekçeleriyle kararı tekrar temyiz etmiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/12 E., 2024/7 K.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalılar Hazine temsilcisi ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. 2008 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 5304 sayılı Kanun'la değişik 4. maddesi uyarınca yapılan çalışmalar sonucunda, Erzincan ili ... ilçesi ... köyünde bulunan 1 04... parsel sayılı taşınmaz 5.893.730,86 metrekare yüzölçümü ve orman vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi adına kayıtlı 16.11.1966 tarihli ve 16 sıra numaralı tapu kapsamında kalan, kadimden beri müvekkilleri ve ataları tarafından zirai amaçlı kullanılan taşınmazın iliç ilçesi ... köyü 1 04... parsel sayılı taşınmaz kapsamında kaldığını ileri sürerek, dava edilen taşınmaza ilişkin tapu kaydının iptali ile müvekkilleri adına miras hissesi oranında tescilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalılar cevap dilekçelerinde; taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 08.05.2018 tarihli ve 2017/242 Esas, 2018/91 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne, ... köyü 1 04... parsel sayılı taşınmazda, 22.05.2015 tarihli bilirkişi raporundaki krokide (A) ve (B) harfleriyle gösterilmiş olan toplam 18.320,48 metrekarelik alanın 1/4'er hisse ile ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... kızı ... ve ... kızı ... adlarına eşit hisseler ile tarla niteliğiyle tapuya tesciline karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 20.11.2020 tarihli ve 2020/4819 Esas, 2020/5509 Karar sayılı ilamıyla "davacılar tapu kaydına dayanarak dava açtıkları halde mahkemece dayanak tapu kaydının kadastro sırasında revizyon görüp görmediğinin araştırılmadığı, revizyon görmüşse bu taşınmazlara ait kadastro tutanakları ve tapu kayıtlarının, tapu kaydının dayanağını oluşturan tescil ilamı ve krokisinin dosya arasına alınmadığı, davacılar adına tesciline karar verilen ve tapunun miktar fazlası olan kısmı için davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yolu ile taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılmadığı, bu sebeplerle eksiklikler giderilerek yeniden keşif yapılması, taşınmazın niteliğinin hava fotoğrafları da uygulanmak sureti ile belirlenmesi, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu belirlendiği takdirde, davacının dayandığı tapu kaydının 3116, 47 85... sayılı Kanun'lar karşısında hukuki kıymetinin olup olmadığının tartışılması, orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde ise bu kez davacının dayandığı tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığı, tapu kaydı kapsamı dışında kalan kısım var ise bu kısımlar için zilyetlikle kazanma koşullarının araştırılması" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davanın kabulüne, Erzincan ili ... ilçesi ... köyü 1 04... parsel sayılı taşınmazda bulunup kadastro teknik bilirkişisinin 26.09.2023 tarihli bilirkişi raporundaki krokide (A), (B) ve (C) harfleriyle gösterilmiş olan toplam 26.910,87 m²lik alanın 1/4 er hisse ile davacılar ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... kızı ..., ... kızı ... adlarına tapuya tesciline karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazın memleket haritası ve hava fotoğraflarına göre orman sayılan yerlerden olduğunu, orman içi açıklıkların zilyetlikle kazanılamayacağını, taşınmaz üzerindeki orman örtüsünün kaldırılmış olmasının taşınmazın vasfını değiştirmeyeceğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.2. Davalı Hazine temsilcisi temyiz dilekçesinde; eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Anlam itibarıyla usuli kazanılmış hak kavramı, bir davada Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Hemen belirtmek gerekir ki; gerek 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda (1086 sayılı Kanun) gerek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (6100 sayılı Kanun) usuli kazanılmış hak kavramına ilişkin açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu kurum davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir (Hukuk Genel Kurulu'nun 15.03.2023 tarihli ve 2021/2-668 Esas, 2023/191 Karar sayılı kararı). İlk Derece Mahkemesinin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan İlk Derece Mahkemesi kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Aynı şekilde İlk Derece Mahkemesince verilen ilk hükmün temyiz edilmemesi hâlinde, hükmü temyiz etmeyen taraf yönünden karar kesinleşmiş olmakla artık bu tarafın kararı temyizinde hukuki yararı bulunmamaktadır. Zira hukuki yarar dava şartı olduğu kadar temyiz istemi için de aranan bir şarttır. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 tarihli ve 13/5 sayılı YİBK). Kararın temyiz edilmeyerek şekli anlamda kesin hükme dönüşmesi karar lehine olan için usuli müktesep hak oluştururken, karar aleyhine olan kimse için de bir katlanma yükümlülüğü meydana getirir.Bu itibarla; açıklanan bu ilke ve esaslar ışığında somut uyuşmazlık incelendiğinde; İlk Derece Mahkemesince verilen "taşınmazın (A) ve (B) harfli 18.320,48 metrekarelik kısmın davacılar adına tesciline" ilişkin karar, davacılar tarafından temyiz edilmemiştir. Söz konusu hüküm Yargıtayca, davalıların temyiz talebi ile davanın kabulüne karar verilen kısım açısından bozulmuştur. Temyiz istemine konu bu son hükümde, davalılar Hazine ve ... lehine oluşan usuli kazanılmış haklar dikkate alınmayarak ve ilk hükmün dışında kalan kısmın da davacılar adına tesciline karar verilmiştir.Bundan başka bozma ilamında davacıların dayandıkları tapu kaydının revizyon görüp görmediğinin, revizyon görmüşse bu taşınmazlara ait kadastro tutanakları tapu kayıtları dosya arasına alınması gerektiği vurgulandığı halde İlk Derece Mahkemesince bu hususlar araştırılmamış, tapu kaydının miktar fazlası olan kısmı açısından zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi için dava tarihinden 20 yıl öncesine ait hava fotoğrafları incelenmemiştir.Hal böyle olunca, doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, tarafların dayandığı tapu kaydının revizyon görüp görmediği araştırılmalı, revizyon görmüş ise revizyon gördüğü kadastro parsellerine ait kadastro tespit tutanakları getirtilmeli, taşnmaza komşu olan ve bilirkişi raporunda (D), (E) ve (F) harfleriyle gösterilen kısımlara ait dava dosyası, bu kısımlar tapuya tescil edilmişse tapu kayıtları ve dava tarihinden 15-20 yıl öncesine ait hava fotoğrafları ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir jeodezi, bir ziraat mühendisi ve bir fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, dava konusu taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 47 85... sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğunun düşünülmesi; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, dava konusu taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli, hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranının açıklandığı yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır.Yapılacak araştırma sonucu dava konusu taşınmaz orman sayılan yerlerden değil ise, davacının tutunduğu ve tescil ilamı ile oluşan tapu kaydı, yöntemince yerine uygulanmalı 3402 sayılı Kanun'un 20/c maddesi gereğince tapu kapsamı belirlenmeli, kadastroda tapunun herhangi bir taşınmaza revizyon görmüş ve o parselin tespiti kesinleşmişse tapu kapsamı hesaplanırken bu durum gözönünde bulundurulmalı, tescil ilamında Hazine taraf olup ... taraf olmadığından hükmün ... yönünden kesin hüküm oluşturmayacağı gözetilmeli, tapu kaydının kapsamı kesin olarak belirlenmeli, taşınmazın tapu kaydı dışında kalan bölümleri var ise, bu bölümler yönünden zilyetlik yolu ile kazanma koşulları araştırılarak, yapılacak keşifte, tarım uzmanı bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi niteliğinde olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanarak, bu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmazlar başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl süreyle ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, davacılar adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği Tapu Müdürlüğü ve ilgili Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı ve taşınmazın tapu kaydı kapsamı dışında kalan kısmı açısından orman içi açıklık olup olmadığı değerlendirilmeli, orman içi açıklıkların zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığı husuları da değerlendirilerek toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. VI. KARARYukarıda açıklanan nedenlerle;Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,02.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.