Kesinleşmiş orman sınırları içindeki taşınmaz için zabıt kaydına dayalı tapu iptal ve tescil ile terditli tazminat taleplerinin reddine dair kararın temyizi.
Özet: Mirasçı davacılar, murislerine ait olduğu iddia edilen ve kadastro çalışmalarında tescil harici bırakıldığını ileri sürdükleri bir taşınmazın adlarına tescilini, mümkün olmazsa tazminatını talep etmişler; davalı Hazine ve Orman İdaresi ise taşınmazın 1940tan beri kesinleşen orman sınırları içinde kalarak devlet hüküm ve tasarrufu altında olduğunu, özel mülkiyete konu olamayacağını savunmuş; ilk derece ve istinaf mahkemeleri de taşınmazın 1940 yılından itibaren kesinleşen orman sınırları içinde yer alması, orman niteliğini koruması ve davacıların murislerine ait zabıt kaydını ispatlayamamaları gerekçeleriyle tescil ve tazminat taleplerini reddetmiş, bu karar davacılar tarafından temyiz edilmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1827 E., 2025/1162 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 29. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2022/32 E., 2023/117 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacılar vekili dava dilekçesinde; İstanbul ili ... ilçesi ... köyüne ait zabıt defterinde bulunan 306 sıra numaralı ... köy mevkinde bulunan hudutları doğusu dere, batısı yol, kuzeyi ... ve ... , güneyi ... olarak belirlenen tapu kaydının müvekkillerinin murisi ... oğlu ... (...)'a ait olduğunu, taşınmazın tamamının tescil harici bırakıldığını, devlet ormanları ile çevrili olduğunu, müvekkillerinin kadastro çalışmasında hazır olmadığından, taşınmazların tescil harici bırakıldığını, taşınmazın tapu kaydının uygulanmamasınını mülkiyet hakkını ihlal anlamına geldiğini belirterek, tapu kaydının hisseler oranında adlarına tesciline, olmadığı takdirde tazminata karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAPDavalı Hazine vekili cevap dilekçesinde, dava konusu alanın Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olup, özel mülkiyete konu olmayacağı, tapulama çalışmalarının 1962 yılında yapıldığı, bitişiğinde bulunan 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman sınırları içerisinde kaldığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.İhbar olunan ... vekili cevap dilekçesinde; ... Mahallesinde ilk orman tahdidinin 3116 sayılı Orman Kanunu’na (3116 sayılı Kanun) 1940 yılında yapıldığı ve 09.08.1940 tarihinde ilan edilerek kesinleştiği, 10.02.1992 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 3302 sayılı 31.8.1956 tarihli ve 6831 Sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (3302 sayılı Kanun) bulunduğu, 01.12.2015 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunu'nun (6292 sayılı Kanun) 11/10. maddesi gereğince yapılan ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan yüzölçüm ve fenni hatalar çalışması yapıldığını, dava dilekçesinde taşınmazın koordinat değerleri bulunmadığından, yerinin tespit edilemediğini, Devlet ormanlarının özel mülkiyete konu olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesini savunmuşturIII. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının tapu iptal ve tazminat taleplerinin reddi ile tesciline karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıların talebinin muris ... oğlu ... (...) adına kayıtlı ... köyü ... mevkinde bulunan 206 sıra nolu tapu kaydına dayanarak kayıt kapsamında kalan taşınmazın adlarına tescili, mümkün olmaması halinde tazminat istemine ilişkin olduğu, taşınmaz başında yapılan keşifte davacıların adlarına tescilini talep ettikleri sınırları gösterdikleri, söz konusu taşınmazın kesinleşen Devlet ormanı sınırları içerisinde kaldığı, taşınmazın bulunduğu ... köyünde ilk orman tahdidinin 3116 sayılı Kanun'a göre 1940 yılında yapıldığı, taşınmazın bu tahdit sınırları içerisinde kaldığı, daha sonra 1991 yılında 3302 sayılı Kanuna göre 2/B çalışması yapıldığı ve taşınmazın orman sınırları dışına çıkarılmadığı, orman niteliğini devam ettirdiği,tescili istenen taşınmazın 1940 yılından beri kesinleşen orman sınırları içerisinde kaldığı, bu sınırlar içerisinde kalan tapu kayıtlarının hukuki değerlerini yitirdiği, davacıların murisi adına kayıtlı olduğu belirtilen zabıt kaydının Mahkemece yapılan araştırmaya rağmen bulunamadığı, davacı tarafça söz konusu zabıt kaydı örneğinin dosyaya sunulmadığı, mahkemece köyde bulunan tüm zabıt kayıtlarının dosya arasına getirilerek davacıların murisi adına kayıt bulunup bulunmadığı hususunda araştırma yapmasının mümkün olmadığı, bunu davacı tarafın ispatlaması gerektiği, davacı tarafça bildirilen sıra numarasının muris adına kayıtlı olmadığı, davacıların davasının tapu iptal ve tescil davası olması ve nispi harca tabi bulunması nedeni ile, davanın reddine karar verilmesi ve nispi vekalet ücreti takdir olunmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, 1940 yılından beri kesinleşen orman tahdit sınırları içerisinde kalan taşınmaza yönelik açılan tapu iptali ve tescil davası ve terditli olarak talep edilen tazminat talebinin reddine yönelik İlk Derece Mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığından davacılar vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacılar vekili temyiz dilekçesinde; 206 sıra numaralı kaydın malikinin davacıların murisi ... olduğunu, söz konusu alanın tescil harici bırakıldığını, her ne kadar kayıtların bulunamadığı ileri sürülmüşse de; ... Mahallesi zabıt defterlerinin tümünün getirtilmediği, kayıtlar arasında ...'a ait kaydın aranmadığı, dosyaya gelen tapu kaydında malik yazan kişinin muris olmadığı belirlendiğinde aktif dava ehliyeti yokluğundan davanın reddi gerektiği, usulden red kararı verildiği takdirde de maktu vekalet ücretine hükmedileceği, tanık beyanlarının lehlerine olup murisin burada hayvancılık ve mangal kömürcülüğü yaptığının belirlendiğini, mahkemenin ara kararı doğrultusunda bedel artırımı yaptıklarını ve eksik harcı tamamlamak durumunda kaldıklarını, Hukuk Genel Kurulu kararı gereği davalı harçtan muaf olduğunda maktu harç yatırılacağının belirtildiğini bu itirazlarının Mahkemece dikkate alınmadığını ve eksik harcı tamamlamak durumunda kaldıklarını, bu sebeple aleyhlerine verilen vekalet ücretinin doğru olmadığını belirterek hükmün bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindirTarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,02.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.