Orman tahdit sınırları içinde kalan taşınmazların mülkiyet hakkı ihlali nedeniyle 4721 sayılı TMK 1007. maddesi uyarınca hazineden talep edilen tazminat davasının temyiz incelemesi.
Özet: Davacı, maliki olduğu taşınmazların orman tahdit sınırları içinde kalması nedeniyle tasarruf yetkisinin kısıtlandığını ileri sürerek Türk Medeni Kanununun 1007. maddesi uyarınca hazineden tazminat ve taşınmazların hazine adına tescilini talep etmiştir; ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü ve tazminata hükmedilmesi yönündeki kararı, ilk istinafta kaldırılıp iade edildikten sonra, tekrar davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, bu ikinci karara karşı yapılan istinaf başvurularını Bölge Adliye Mahkemesi, taşınmazların orman niteliğinde olduğunu ve uzmanlarca yapılan değerlemenin usulüne uygun olduğunu belirterek esastan reddetmiş olup, taraflar bu ret kararına karşı temyiz yoluna başvurmuştur.
5. Hukuk Dairesi         2025/6293 E.  ,  2026/809 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/848 Esas, 2025/551 Karar
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çerkezköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/92 Esas, 2023/505 Karar
Taraflar arasındaki uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının maliki olduğu ... Mahallesi 10 96... ve 8 parsel sayılı taşınmazların kesinleşen orman tahdit sınırları içinde kalması nedeniyle tasarruf yetkisinin kısıtlandığını, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek taşınmazların değerinin belirlenmesi suretiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL tazminatın davalı Hazineden tahsilini, taşınmazların tapusunun iptali ile davalı Hazine adına tapuya kayıt ve tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların mülkiyeti henüz Hazineye geçmediğinden davacının zarara uğradığından söz edilemeyeceğini, davalı Hazineye husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne ve belirlenen tazminat bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Hazineden tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, bedeline hükmedilen taşınmazların tapusunun iptali ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu her iki taşınmazın tamamının orman alanında kaldığını, dava konusu 10 96... parsel sayılı taşınmazın yalnızca 594, 31... lik kısmı yönünden kabul kararı verilmesi halinde, arta kalan 338, 69... lik kısmının kullanılamaz hale geleceğini, değer kaybedeceğini, hükmedilen tazminat bedelinin düşük olduğunu, taşınmazların gerçek değerini yansıtmadığını, emsal karşılaştırmasının hatalı yapıldığını, rapora karşı itirazlarının karşılanmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun usul ve kanuna aykırı olduğunu, tespit edilen tazminat bedelinin çok yüksek olduğunu, ormanların özel mülkiyete konu olamayacağını, ıslah edilen kısım için ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, davalı Hazineye husumet yöneltilemeyeceğini, davanın reddi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; arsa vasfındaki dava konusu taşınmazlara emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde, bilirkişi heyetince takdir edilen bedelin taşınmazların konumuna, çevresel faktörlere ve dosya kapsamına uygun olmasına, kesinleşen harita ve tutanaklara göre yöntemine uygun olarak orman bilirkişisi tarafından dava konusu 8 nolu parselin tamamen, 7 nolu parselin ise 594, 31... lik kısmının kesinleşen orman tahdidi içinde kaldığının ve orman niteliğinde olduğunun belirlenmesine göre İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 - 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.
3. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan ... duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.
4. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.
5. Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacının dava konusu taşınmazlara 12.11.2007 tarihinde satın alma yoluyla malik olduğu, davacı adına kayıtlı iken 19.11.2007 askı ilan tutanağı ile ilan olunan orman kadastro komisyon kararı ile taşınmazların orman sınırları içerisine alındığı ve tapu kayıtlarına 15.09.2008 tarihinde " Tamamen Devlet Orman Sınırı İçinde Kalmaktadır " şeklinde şerh konulduğu, davacı tarafından söz konusu şerhin terkini istemiyle açılan dava sonucunda, Çerkezköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 07.02.2017 tarihli ve 2015/1054 Esas, 2017/99 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği ve işbu kararın istinaf edilmeksizin 26.04.2017 tarihinde kesinleştiği, akabinde dava konusu 10 96... parsel sayılı taşınmazın bir kısmının, 10 96... parsel sayılı taşınmazın ise tamamının Devlet orman sınırları içinde kaldığına dair tapu kayıtlarına 27.09.2018 tarihinde şerh konulduğu, davacının mülkiyet hakkının kısıtlandığı anlaşılmıştır.
6. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazlara emsal incelemesi yapılarak değer biçilmesinde ve taşınmazların gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun'uun 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline ve tapu kayıtlarının iptal edilerek orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
7. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.