10 yıl süren Ankara Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinde tescilsiz marka ve haksız rekabet iddialarıyla milyonluk tazminat ve ticaret unvanı terkini talepleri davası.
Özet: Davacı, tescilli ticaret unvanının ayırt edici eki olan ve tescilsiz marka olarak kullandığı "..." ibaresinin davalı tarafından haksız rekabet ve tescilsiz markaya tecavüz oluşturacak şekilde ticaret unvanında kullanılması nedeniyle, bu ibarenin davalı ticaret unvanından terkinini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla başlangıçta 1.000 TL, ıslah dilekçesiyle ise 1.714.989,89 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş; davalı ise tescilsiz bir ibarenin marka olarak korunmasının mümkün olmadığını, kendi ticaret unvanının yasal olduğunu, görev itirazında bulunarak haksız rekabet iddiasını reddetmiş, önceki bir mahkeme kararını da delil göstererek davacının zarar iddiasını ve hukuki dayanak değişikliğiyle tazminat taleplerini iyi niyetli bulmadığını savunmuştur.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/94
KARAR NO : 2026/62
DAVA :Tescilsiz marka ve haksız rekabete bağlı maddi/manevi tazminat, ticaret ünvanı terkini
DAVA TARİHİ : 04/12/2015
KARAR TARİHİ : 23/02/2026 Yazım Tarihi: 16/03/2026
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkilinin tescilli ticaret unvanının ... ŞİRKETİ biçiminde olduğunu, iştigal mevzuunun laboratuvar cihazlarının hastanelere ve benzer müesseselere kurulması ve ihtiyaçlarının giderilmesine ilişkin bulunduğunu, ... ibaresinin ticaret unvanının ayırt edici eki olduğunu, aynı zamanda ... ibaresini ticari faaliyetlerinde tescilsiz marka olarak da kullandığını, İşareti maruf ve meşhur hale getirdiğini, bu başarıdan haksız olarak faydalanmak isteyen davalı şirketin müvekkilinin tescilsiz markasını haksız olarak kullanmakla kalmayıp tescil ettirmeye de çalıştığını, marka tescil başvurusunun ... Hukuk Mahkemesi'nin 22.01.2014 gün ve ...sayılı kararla reddedilldiğini, davalının buna rağmen ... ibaresini markasal olarak kullanmayı sürdürdüğünü, ticaret ünvanını da değiştirmediğini, bu şekilde haksız rekabete neden olduğunu ifade ederek, davalının ticaret ünvanındaki ... ibaresinin ticaret sicilinden terkinine ve eylemleri sebebi ile fazlaya ilişkin hakları sakklı kalmak kaydı ile 1.000,00.-TL maddi ve 50.000,00.-TL manevi tazminatın 24.01.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkememizde de " müvekkil firma açısından oluşan zararın tespiti ve tazmini ile birlikte davalı firmanın ticaret unvanının sicilden terkininin, maddi ve manevi tazminat taleplerimizi aynen tekrar ederiz " şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı vekili tarafından 24/09/2025 tarihli ıslah dilekçesi ile " maddi tazminat talebimizin 1.713.989,89 TL artırılarak 1.714.989,89 TL maddi tazminat ile 50.000 TL manevi tazminat alacaklarımıza, 24/01/2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini," şeklinde talepte bulunmuştur.
SAVUNMA:
Davalı Firma Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: davanın ticaret ünvanının ticaret sicilinden terkinine ilişkin olduğundan ... Ticaret Mahkemesinin görevine girdiğini bu nedenle görev ve yetki itirazında bulunduklarını, esasa ilişkin olarak ise Açıkca tescilli olmadığı beyan edilen ... ibaresinden marka olarak bahseden davacı vekilinin tescilsiz bir ibareden marka olarak bahsetmesi ve de markanın aideyitinden söz etmesinin mümkün olmadığını, Ticaret ünvanının Türk ticaret Kanunu Hükümlerine göre tescil edildiğini ve korunduğunu, Ancak ticaret ünvanı marka olarak kullanılmak istendiğinde marka tescil başvurusu yapılabildiğini aksi takdirde ticaren ünvanları marka olarak tescil edilmedikçe marka sayılamayacağın ,müvekkili şirketin ticaret ünvanını 2008 yılında ... tescil ettirdiğini, 2008 yılından beri de 7 yıldır ... LİMİTED ŞİRKETİ ticaret ünvanını kullanarak faaliyet gösterdiğini beyanla görev ve yetki itirazında bulunarak, esas yönündende davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkememizde duruşmada "Cevap dilekçelerimi tekrar ederim, ... Mahkemesi tarafından yapılan yargılama kapsamında müvekkil eyleminin haksız rekabet oluşturmadığı tespit edildi, buna bağlı olarak önce red kararı verildi, bu kapsamda müvekkilin defter ve kayıtları incelendi, bu açıdan davanın reddini talep ederim " şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı vekili Islah dilekçesine karşı 08/10/2025 tarihli cevap dilekçesinde ise " Öncelikle davanın tarafları olan firmaların 556 Sayılı KHK 66. Maddesinin b bendi hükmünün uygulanacağı ... markalı ürünleri bulunmamaktadır. Her iki tarafın da ... markalı bir ürünü YOKTUR. Her iki tarafın da ... marka adını kullanarak elde ettiği bir kazancı YOKTUR. Dolayısıyla 556 Sayılı Kanunun 66. Maddesinin b bendi kapsamında bir MARKA TECAVÜZÜ YOKTUR , OLAMAZ.
Tarafların 556 Sayılı KHK 66. Maddesinin b bendi hükmü gereği markanın ticaret unvanında kullanımı ile doğan zarar arasında illiyet bağının ispatı gerekmektedir. Ancak davacı 10 yıldır süren bu yargılamada ... ibaresinin ticaret unvanında kullanımı ile uğradığı herhangi bir zararı ispat edecek tek bir kanıt dahi dosyaya sunamamıştır. Aşağıda raporlarından örnekler verdiğimiz bilirkişilerden böyle bir zararın doğmadığın tespit etmişlerdir.
Davacı ıslah dilekçesi ile TTK 52 maddeye dayandırdığı dava konusu talebini ıslah yolu ile 556 sayılı KHK 66.madde b bendine dayandırarak değiştirmiştir. 10 yıldır süren bu davada dava konusunun değiştirilmesini iyi niyetli görmüyoruz. Islah dilekçesini her ne kadar kabul etmesek de ıslah ile dava konusunun kanuni dayanağı değiştirildiğinden ıslaha konu edilen KHK 66.maddesi b uyarınca ıslah talebinin yerinde olmadığına ilişkin itirazlarımızı aşağıda sunuyoruz.
556 SAYILI KHK UYARINCA TİCARET UNVANINDA SALT MARKA ADININ KULLANIMI MARKA HAKKINA TECAVÜZ OLARAK DEĞERLENDİRİLEMEZ.
TARAFLAR SATIŞLARINI YAPARKEN KAMU İHALE KANUNA TABİ OLDUKLARINDAN SATIŞLARINDA MARKA VE UNVAN KULLANMALARI YASAKTIR.
DAVA VE ISLAH İÇİN YASAL ZAMANAŞIMI SÜRESİ GEÇMİŞTİR.
Müvekkil firma 10/06/2008 tarihinde tescil olmuş firmadır. Ekte daha önce de dava dosyasına sunulan 13/06/2008 tarih 7083 sayılı ticaret sicil gazetesini sunuyoruz. Davacı unvan terkini ile ticaret unvanın kullanımından kaynaklı maddi manevi tazimat talepli işbu davayı 04/02/2015 tarihinde ikame etmiştir. Davacı davasını müvekkil firmanın tescil tarihinden 7 yıl sonra açmıştır. Türk Ticaret Kanunun 56. Maddesine göre ticaret unvanının terkinini ve maddi ve manevi tazminat talep edebileceği davalar için öngörülen zamanaşımı süresi TTK 60. Maddesine göre geçmiştir.
4-DOSYA ALINAN BİLİRKİŞİ RAPORLARINDA ... İBARESİNİN TİCARET UNVANINDA MARKASAL KULLANIMI VE ZARAR TESPİT EDİLMEMİŞTİR.
5-TARAFLARIN ... (... ÜRÜN TAKİP SİSTEMİ) NDE KAYITLI “...” MARKALI ÜRÜNLERİ BULUNMAMAKTADIR .
Tarafların satışlarını kamu ihaleleri yolu ile yapmaları nedeni ile elektronik ortamda ihalelere katıldıkları kesindir. Elektronik ortamda yapılan ihalelerde her firmanın MERSİS numarası ile ... (Ürün Takip sistemine ) kayıt numaraları mevcuttur. Elektronik ortamda katılınan ihalelere bu sistem üzerinden farklı kayıt numaraları ile giriş yapıldığından ticaret unvanlarının ya da markaların iltibas edilmesi, karıştırılması teknik olarak mümkün değildir. Müvekkil firmanın UTS sistemi üzerinden ... markası ile ürün sorgulaması yapıldığında ... ismini taşıyan bir ürün kaydı bulunamadı Demektedir. Bu sorgulamaya ilişkin ekran görüntüsünü de ekte sunuyoruz.
Aynı sorgulamayı ise davacı ... A.Ş. için yaptığımızda da ... markalı bir ürünlerinin olmadığına ilişkin ürün kaydı bulunamadı sonucuna ilişkin ekran görüntüsünü de aşağıda sunuyoruz. Bu sorgulama ekranında davacı ... A.Ş. ye ait ... markalı bir ürünlerinin olup olmadığının sorgulaması yapılmış olup, ... nın sayfasında ... markalı ürünlerine ilişkin kayıt bulunamadığı görülmüştür. Bu ekran görüntüsü ile Davacının ... markasını kullanarak herhangi bir ürün pazarlamadığını da ispat etmiş bulunuyoruz. Davacının ... markasını taşıyan bir ürünü olmadığından ticaret unvanında ... ibaresini kullanmak sureti ile de elde ettiği bir kazanç YOKTUR. Zira dosyamızda bulunan bütün bilirkişi raporları da her iki taraf için de ... ismi ile kullanılarak elde edilen bir kazancın OLMADIĞINI TESPİT ETMİŞLERDİR.
... resmi tıbbi ürün sorgulama (... ) platformunda her iki firmanın da ... markası adı altında herhangi bir ürünlerinin olmadığını da açıkça görülmektedir. Yine bu ekran görüntülerinden sorgulama sırasında her firmanın ayrı ... numaralarının olduğu da açıkça görülecektir. Hal böyle iken ticaret unvanlarında bulunan ... ibaresinin her iki firma açısından iltibas / karışıklık yaratacak bir durumu olmadığı da açıktır. Zira davacı 10 yıldır süren yargılamada ihalelerden kaynaklı bir iltibas olduğunda dair tekbir kanıt dahi dosyaya sunamamıştır. Böyle bir iltibas hiç vuku bulmamıştır.
6-TİCARET UNVANININ İNTERNET ORTAMINDA ALAN ADI OLARAK KULLANIMI
A-) Davacı internet ortamında ... adresini kullanmaktadır. Davacı ... adını ilk kez ticaret siciline tescil ettirdiğinden ... olarak tescil ettirmiştir. Daha sonra 2014 yılında ticaret unvanını ... den ... dönüştürmüştür. Bu durum da bilirkişi raporunda incelenmiş ve şüpheli görüldüğü belirtilmiştir.
Davacı halen ... olarak internet alan adını/ adresini kullanmaya devam etmektedir
B-) Davalı müvekkil ise firmasına ait alan adını ... olarak almıştır. Davacı firma bu unvanı daha önce ortağı olduğu ... şirketinden PİN harflerini atarak türetmiştir. ... isminden türetilen ... isminin Davacının iddia ettiği gibi firmanın bilinirliği ile bir ilgisi bulunmamaktadır.
İnternet ortamında alan adlarındaki ciddi farklılıkların iltibasa yol açması da mümkün olamadığı görülecektir. Müşterilerinin ortalama tüketiciler olmadığı gözetildiğinde bu iki firmanın ticaret unvanının kullanımından kaynaklı iltibas iddiasının da gerçek dışı olduğu görülecektir.
7-MÜVEKKİLİN İTHALATINI YAPTIĞI ÜRÜNLER ÖZEL İZİNLERE TABİDİR
Müvekkil firma ... özel kurşun korumalarla getirilen radyoaktif içerikli testlerinde ithalatını yapmaktadır. Bu ürünlerin ülkeye getirilmesinde ve dağıtımının yapılmasında ... ve ... özel izinlerin alınması gerekmektedir. Davacının bu ürünleri Türkiye ye getirme yetkisi yoktur. Tarafların Türkiye ye ithal ettikleri ve kamu kurumlarına pazarladıkları ürünler farklıdır. Müvekkil firmanın özel izin ile getirdiği ürünler davacı firma da bulunmamaktadır. Bu durumu ispat eden delillerimizi de sunuyoruz. Sunduğumuz bu delillerimiz ile de tarafların ürün gruplarının benzemediğini dolayısıyla marka tecavüzü nedeni ile rekabete sebebiyet veremeyeceklerini de ispat etmiş bulunuyoruz.
8-TARAFLARIN BİLİNİLİRLİKLERİ TİCARET UNVANLARI YA DA MARKALARI İLE İLİŞKİLİ DEĞİLDİR.
Davacı ... firmasının sadece ... bayisidir. Davacı sadece ... ili için bayilik hakkına sahiptir. Yani davacı bayisi olduğu ... firmasının markasına ait olan ürünleri sadece ... ili içinde satmaktadır.
Müvekkilim ise ithal ederek satışını gerçekleştirdiği başka markalara ait ürünlerin bütün Türkiye de satışını yapma yetkisi olan pazarlamacısıdır.
Salt bu durum bile bilinilirlik söz konusu olduğunda bütün Türkiye çapında satış yapma yetkisi olan müvekkil açısından müvekkil firmanın daha bilinir bir firma olduğu gerçeğini gözler önüne sermektedir. Bütün Türkiye sathında kamu ihalelerine katılan müvekkilim, sadece ... ilinde kamu ihalelerine katılan davacı firmanın bilinilirliğinden fayda sağlayacağını düşünmek ticari hayatın da olağan akışına aykırıdır.
Dosyaya sunduğumuz deliller ve Kamu İhale Kanunu 12. Maddesi gereğince tarafların ithalatını yaptıkları ürünlerin özel bayilik anlaşmaları ve özel izinler vasıtası ile yaptıkları, olağan marka kullanım koşullarının olmadığı, ticaret unvanı ile marka kullanımının KİK madde 12 kapsamında ürünlerinin pazarlanmasında yasak olduğu sabittir.
Taraflar ürünlerini pazarlarken ticaret unvanı ve markalarını değil, pazarladıkları ürünlerin özelliklerini öne çıkarmak zorundadırlar. Zira olağan tüketici olarak değerlendirilmeyen ... ihale şartnamelerinde sadece ürün özelliğini belirtmekte olup tarafların ticaret unvanı ile markalarını öne çıkarmalarına engel olan bir sistem üzerinden elektronik ortamda ihalelerini gerçekleştirmektedirler.
Hal böyle iken işbu davanın konusu olan Davacı nezdinde ... ibaresinin ticaret unvanında kullanımından kaynaklı maddi ve manevi bir zararının doğumundan bahsetmek de mümkün olamayacaktır. Davacı 10 yıldır süren bu yargılama sırasından ... ibaresinin ticaret unvanında kullanımından doğan zararını ispat edecek tek bir delil dahi sunmamıştır.
Son bilirkişi raporunda bilirkişi büyük bir hataya düşerek davacının ... ibaresinin doğrudan ürünlerde kullanarak davalının sadece ... ilinde satışlarından elde ettiği kazancı hesaplaması gerekirken davacı ile aynı ürün grubunda olmayan başka başka markalara ait ürünlerin satışından kaynaklı gelirlerin tümünü hesap etmiştir. Davacının sadece ... ilinde satışlar için bayilik yetkisi olduğundan zarar hesabı yapılırken müvekkil davalı firmanın sadece ... ilinde yaptığı satışlardan elde ettiği kazancı hesap etmesi gerekirdi.
556 Sayılı kanundan 66. Madde b bendinden kaynaklı markasal kullanımdan kaynaklı zararın hesaplanma yönteminde öncelikle markasal kullanım ile zarar arasında doğrudan illiyet bağının kurulması akabinde de markayı kullanmak sureti ile elde ettiği kazancı tespit etmesi gerekmekte idi. Davacının ıslah dilekçesinde bütün kazanç üzerinden talepte bulunması işbu davada uygulanacak 556 Sayılı KHK gereği mümkün değildir. Kazancın tamamının talep edilmesi yönü ile de ıslah dilekçesine itiraz ediyoruz.
9-FAİZ TALEBİ YERİNDE DEĞİLDİR
Davacının faiz talebinde bulunabilmesi için müvekkilin ticaret unvanından ... ibaresinin terkinine ilişkin önceden alınmış bir kararın olması bu karara rağmen müvekkilin ticaret unvanında ... ibaresini kullanması gerekirdi. Davamızda müvekkilin ticaret unvanından ... ibaresinin terkinine ilişkin bir karar bulunmamaktadır. 556 Sayılı KHK nın yürürlükte olduğu dönemde tescilli ticaret unvanının kullanılması marka hakkına tecavüz olarak değerlendirilmediğinden müvekkil davalı açısından bu hususta temerrüt gerçekleşmemiştir. Temerrüt gerçekleşmediğinden davacının faiz talebi de hukuki değildir.
Haksız ve sebepsiz zenginleşme amacı ile açılan işbu davanın reddine karar verilmesini talep ediyoruz.
Yukarıda açıkladığımız nedenlerle ve re'sen dikkate alınacak hususlar ışığında davacının 556 Sayılı KHK 66 madde b bendini aşan talepleri içeren ıslah dilekçesine itirazımızın kabulü ile ıslah dilekçesi ile konusu değiştirilen davanın reddine karar verilmesini " şeklinde beyanda bulunmuştur.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
556 sayılı MARKALARIN KORUNMASI HAKKINDA KHK (Dava tarihindeki)
556 s. KHK’nın 8/3 maddesinde "Tescilsiz bir markanın veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaretin sahibinin itiraz etmesi üzerine, tescili istenilen marka,   a) Markanın tescili için yapılan başvuru tarihinden önce veya markanın tescili için yapılan başvuruda belirtilen rüçhan tarihinden önce bu işaret için hak elde edilmiş ise,  b)Belirtilen işaret, sahibine daha sonraki bir markanın kullanımını yasaklama hakkını veriyorsa, hallerinde tescil edilmez."hükmü,
Buna göre; Bir kişinin marka olmak tescil ettirmek istediği bir işaretle ilgili olarak üçüncü kişinin, bu işaret üzerinde, 556 sayılı KHK m.8/3 kapsamında başvurudan veya rüçhan haklarından önceye dayanan herhangi bir hakkı ve bu haktan kaynaklanan bir itiraz yetkisi bulunabilir. Önceye dayanan böyle bir hakkın varlığı halinde başvurusu yapılan markanın tescili mümkün olmadığı gibi bu markanın tescil edilmesi durumunda hükümsüzlüğü dahi mümkündür. İtiraz hakkının varlığı tescilsiz işaretin ticaret sırasında kullanılmış olmasını (556 sayılı KHK m. 8/3) gerekli kılar. “Ticaret sırasında kullanma” ile marka hukukuna özgü kullanma kastedilmektedir. Tescilsiz bir işaretin korunmasını sağlayan ve nispi ret nedenine konu teşkil eden durum, işaretin itiraz eden tarafından daha önceki bir tarihten beri kullanılmakta olması ve bu kullanım neticesinde işarete belli oranda ayırt edici nitelik kazandırılmış olmasıdır. Burada aranan ayırt edicilik, KHK m. 7/son da aranan ayırt edicilik kadar yüksek oranda bir ayırt edicilik değildir. KHK m. 8/3 de aranan ayırt edicilik, normal kullanımı aşan, markaya en azından belli bir coğrafi alanda bilinirlik kazandırmış olan ve bir marka başvurusunu engellemeyi gerektirecek oranda bir ayırt ediciliktir. Zira KHK m. 8/3 marka korumasının fiilen doğmasını sağladığından, kullanılan işaretin markasal olarak kullanılmış ve ilgili piyasada belli oranda ayırt edici nitelik kazanmış olması gerekmektedir. Bir işaret markasal olarak kullanılsa da, üzerinde kullanıldığı malın piyasada belli oranda satışı söz konusu değilse, en azından belli bir coğrafi bölgede bulunan diğer üreticiler, dağıtıcılar, satıcılar ve tüketiciler tarafından bilinmiyorsa, bir tescil engeli olması mümkün değildir. Ayırt edici niteliğin kazanılması gereken coğrafi alan en azından bir bölge veya bir il düzeyinde olmalıdır. Küçük bir ilçede kazanılan ayırt edicilik markaya bir tescil engeli olma imkânı vermemelidir.
556 sayılı KHK’nin 8/5 maddesinde "Tescil için başvurusu yapılmış markanın, başkasına ait kişi ismi, fotoğrafı, telif hakkı veya herhangi bir sınai mülkiyet hakkını kapsaması halinde, hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusu reddedilir." hükmü yer almaktadır.
Buna göre; 556 sayılı KHK m.8/5’te ise tescil için başvurusu yapılmış bir markanın başkasına ait isim, resim ve fotoğraf ve telif hakkı ile herhangi bir sınai mülkiyet hakkını içermesi durumundaki hukuki durum düzenlenmiş olup hüküm "Tescil için başvurusu yapılmış markanın, başkasına ait kişi ismi, fotoğrafı, telif hakkı veya herhangi bir sınai mülkiyet hakkını kapsaması halinde hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusu reddedilir." şeklindedir. Hüküm kapsamındaki telif hakkı ifadesine 5846 sayılı FSEK kapsamında elde edilen haklar, hükümde yer alan “herhangi bir sınai mülkiyet hakkı” ibaresine ise markalar dışında, patent veya faydalı modeller, endüstriyel tasarımlar ile ticaret unvanları, işletme adları, alan adları vb. ayırt edici işaretler üzerindeki haklar girer. Bu maddeden de anlaşılabileceği üzere başkasına ait fikri hak sahiplerinin veya ticaret unvanı, işletme adı, endüstriyel tasarım tescili gibi sınaî hak sahiplerinin, bu hak konularının bir başkası tarafından izinsiz olarak tescili taleplerine itirazda bulunarak marka tescilini engellemeleri veya tescil gerçekleşmiş ise markanın hükümsüzlüğünü talep etmeleri mümkündür.
Madde 64 /1 " Marka sahibinin izni olmaksızın, marka taklit edilerek üretilen ürünü üreten, satan, dağıtan veya başka bir şekilde ticaret alanına çıkaran veya bu amaçlar için ithal eden veya ticari amaçla elde bulunduran kişi, hukuka aykırılığı gidermek ve sebep olduğu zararı tazmin etmekle yükümlüdür. "
Madde 66 ".....
Yoksun kalınan kazanç, zarar gören marka sahibinin seçimine bağlı olarak, aşağıdaki değerlendirme usulerinden birine göre hesap edilir:
a) Marka hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, marka sahibinin markanın kullanması ile elde edilebileceği muhtemel gelire göre,
b) Marka hakkına tecavüz edenin, markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazanca göre,
c) Marka hakkına tecavüz edenin markayı bir lisans anlaşması ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeline göre, ...."hükmü yer almaktadır.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU (14.02.2011 tarihli yayınlanan);
Madde 45 " (1) Bir ticaret unvanına Türkiye’nin herhangi bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş bulunan diğer bir unvandan ayırt edilmesi için gerekli olduğu takdirde, ek yapılır."
Madde 50 " Usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanmak hakkı sadece sahibine aittir."
Madde 52 " (1) Ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir.
(2) Mahkeme, davayı kazanan tarafın istemi üzerine, giderleri aleyhine hüküm verilen kimseye ait olmak üzere, kararın gazete ile yayımlanmasına da karar verebilir." hükmü;.
Madde 54 "(1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır.
(2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." hükmü,
Madde 55 "(1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır:
a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar
b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek;
c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak;
d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek;
e) İş şartlarına uymamak;
f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak.; " hükmü,
Madde 56 "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse;
a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini,
b) Haksız rekabetin men’ini,
c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını,
d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini,
e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini, isteyebilir. "hükmü yer almaktadır.
YARGILAMA SÜRECİ ;
Dava ilk önce ...'da açılmış olup ...'.nin 14/05/2015 tarih ve ... sayı ile " tescilsiz marka sahibi kendi ikametgahında dava açamayacak HMK nın 6.maddesindeki genel yetki kuralına göre yetkili Mahkeme belirleneceğinden YETKİSİZLİK kararı ile dosyanın yetkili ... Nöbetçi FSHHM .ne Gönderilmesine " şeklinde karar verilmiştir.
Bu kez dosya kendisine gönderilen ...'.nin 01.10.2015 tarih ve : ... sayı ile " Ticaret sicil kayıtlarına göre, davacının ticaret unvanının ... ŞİRKETİ biçiminde olduğu, 1987 tarihinde kurulduğu, iştigal mevzuunun genel olarak labaratuvar ürün ve hizmetlerine ilişkin bulunduğu, davalı şirketin ticaret unvanının ... biçiminde olduğu, tescilli faaliyet alanının diagnostik ürünlerini içerdiği gözlenmektedir.
Davacının tescilli bir markasının bulunmadığı gözlenmektedir.
Davacının istemi esas olarak, davalı ticaret unvanından ... ibaresinin terkini ile davalının ... ibaresini kullanarak haksız rekabet yaratması nedeni ile maddi ve manevi tazminata yöneliktir.
Talebinin dayanağı ise, birinci olarak önceden tescil edilmiş ... ibareli bir ticaret unvanının varlığı; ikinci olarak da ... ibaresinin önceden tescilsiz marka olarak kullanıldığı vakıalarına ilişkindir.
Tescilli bir ticaret unvanına dayanarak, sonraki tarihli ticaret unvanının terkininin istenebilmesi ile ilgili yargılama görevi Asliye Ticaret Mahkemelerine aittir.
Bunun gibi, tescilsiz bir marka hakkına dayalı olarak ticaret unvanının terkini istemli davaya bakma görevi de Asliye Ticaret Mahkemelerine aittir.
Aynı şekilde, tescilli ticaret unvanı ve tescilsiz markayı izinsiz ticari faaliyetlerde kullanmak sureti ile haksız rekabet yaratan eylemlerde bulunan kişilere karşı açılacak maddi ve manevi tazminat istemli davalara bakma görevi de Asliye Ticaret Mahkemelerine aittir.
Zira gerek ticaret unvanının tescilinin, gerekse tescilsiz marka sahipliğinin temeli, Türk Ticaret Kanunu'nun 55 ve devamı maddelerinde yazılı haksız rekabet olgusudur.
Haksız rekabet olgusuna dayalı ticaret unvanının terkini ve buna bağlı maddi ve manevi tazminatın tahsili istemli davaların mahkememizin görevi içerisinde bulunmadığı açıktır.
Temeli haksız rekabet olan ticaret unvanın tescilli ve tescilsiz marka hakkına dayalı istemlerden, yalnızca bir başkasının marka tescil başvurusuna itiraz etme ve marka hükümsüzlüğü ile ilgili davaların mahkememizde görülebilmesi olanaklıdır.
Bunun dışında haksız rekabet olgusuna dayalı olarak açılan ticaret unvanının terkini ile maddi ve manevi tazminatın tahsiline yönelik davaların ihtisas mahkemelerinde görülmesi olanaksızdır. Velevki tescilsiz kullanılan işaret fonksiyonu itibariyle bir marka olarak kullanılmış olsun.
Esasen ... . Hukuk Dairesi'nin 09.05.2012 gün ve ... sayılı kararı da aynı yöndedir.
Yukarıda ifade olunan vakıaların sunulan dava ve cevap dilekçelerinden açıkça anlaşılabilmesi ve ön inceleme duruşmasında taraflarca da teyidi karşısında, açıklanan nedenlerle davacının, davalı ticaret unvanının terkini ile maddi ve manevi tazminatın tahsili istemiyle açmış olduğu dava hakkında görevsizlik kararı verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM ; M a h k e m e m i z i n G ö r e v s i z l i ğ i n e,
Davanın 6100 sayılı HMK'nın 115. maddesi uyarınca usulden reddine,
Kararın kesinleşmesini müteakip yasal süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli ... nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine, " şeklinde görevsizlik kararı verilmiştir.
Bu kez dava dosyası görevsizlikle ... Mahkemesine gönderilmiş, anılan mahkemece yapılan yargılama sonunda; 24/11/2021 tarih ve ... sayı ile " 08/02/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle, Davacı ve davalı teşebbüslerin aynı ilgili pazarda faaliyet gösteren rakip durumunda teşebbüsler olduğu; - Davalının mevcut durumu, ticari unvanı ve ilgili piyasada gerçekleştirdiği faaliyetlerin Davacı ticari unvanı ve bununla ilişkili kullanımlar ve ticaretini gerçekleştirdiği ürünler ile iltibas teşkil edebilecek nitelikte olmadığı, davacının itibar, şöhret ve tanınmışlığından yararlanma gibi bir durumunun olmadığı ya da onun itibar ve ürünlerinin imajını düşürme gibi bir durumun da olmadığı; dolayısıyla kendine haksız bir rekabet avantajı elde etmediği gibi, davacının da rekabet edebilirliği üzerinde olumsuz hiçbir etkisinin olmadığı; bu haliyle dava konusu durum ve fiillerin davacı aleyhine haksız rekabet olarak değerlendirilebilecek nitelikte durum ve fiiller olmadığı, " şeklinde kanaat mahkemece kabul edilip " Ayırt edici işaretler arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesi yapılırken karşılaştırmaya konu ibareler arasında görsel, sescil ve kavramsal unsurlar bir bütün olarak değerlendirilmelidir. Bu anlamda somut olayda her ne kadar davacının “...” unsurlu ticaret unvanı ve bu kelimeyi kök olarak alan markaları bulunmakta ise de "... diagnostik" simgeleri arasında önemli ölçüde görsel farklılık bulunduğu ve vasıf bildirici nitelikleri itibariyle ayırt ediciliği zayıf olan bu tür işaretlerin ortalama tüketiciler ve firmaların müşteri çevrelerinin hastahaneler olması, hastanelerin ortala tüketicilerden de daha basiretli oldukları için karıştırılmayacağı, haksız rekabet ve ticaret unvanına tecavüz oluşturmayacağı mahkememizce kabul edilmiştir." gerekçesi ile Davanın REDDİNE, şeklinde karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili tarafından İSTİNAF yoluna gidilmiş olup ...'.nin 29/04/2022 tarih ve ... sayı ile " Somut uyuşmazlıkta ... Mahkemesince 01.10.2015 tarih ve .... sayılı karar ile görevsizlik kararı verilmiş, karar temyiz edilmeden kesinleşmiş, dosyanın gönderildiği ... Mahkemesi Mahkemesince de yukarıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
04/02/2015 dava tarihi itibariyle somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 556 sayılı KHK’nin 71. maddesi uyarınca “Bu Kanun Hükmünde Kararnamede öngörülen davalarda, görevli mahkeme ihtisas mahkemeleridir. Bu mahkemeler tek hakimli olarak görev yaparlar. Asliye hukuk ve asliye ceza mahkemelerinden hangilerinin ihtisas mahkemesi olarak görevlendirileceği ve bu mahkemelerin yargı çevresini, Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu belirler.”
Somut olayda da uyuşmazlık, tescilsiz markaya tecavüz iddiasına dayalı olup, taraflar arasında davalının tescil başvurusu yaptığı aynı ibareli markasına yönelik olarak benzer iddialara dayalı daha önce açılan davanın Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülüp karara bağlandığı ve ... Hukuk Dairesinin ... ve 11/06/2014 Tarihli kararı ile onandığı anlaşılmıştır. Bu davanın daha önce ... Hukuk Mahkemesinin ... sayılı dosyasındaki tespit ve belirlemelere dayalı olarak, bu davanın devamı niteliğinde açılmış bulunması ve o davada da davalının tescilli markaya dayanmış olması nedeniyle, bu konudaki delillerin takdirinin ihtisas mahkemesine ait olacağı kuşkusuzdur. Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenmiş olup görev kuralları kamu düzenine ilişkindir ve temyiz dahil yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınır. İhtisas mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisidir.
Yine somut uyuşmazlıkta, ... hukuk Mahkemesince görevsizlik kararı verilmişse de anılan karar, temyiz edilmeksizin kesinleştiğinden, gönderilen mahkeme için bağlayıcı değildir.
O halde mahkemece, yukarıda belirtilen hususlar nazara alınarak görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasının incelenmesine girişilerek yazılı şeklide hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu durumda, HMK'nın 353/1-a-3 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiş, anılan maddenin (a) bendinde açıkça, bölge adliye mahkemesince dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan karar verilebileceği düzenlendiğinden HMK'nın 360. maddesinin atfı ile aynı Kanunun 20. maddesi hükmü uygulanmaksızın dosyanın görevli ... Hukuk Mahkemesine tevzi edilmek üzere ... Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
2-İstinaf kararının neden ve şekline göre, davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
HÜKÜM : 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile HMK'nın 353/1-a-3. maddesi gereğince ...Mahkemesince verilen 24/11/2021 tarih ve ... sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-HMK'nın 353/1-a-3 maddesi uyarınca dosyanın görevli ... Nöbetçi Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine tevzi edilmek üzere ... Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmesine,
3-Kararın bir örneğinin bilgi ve UYAP üzerinden dosyanın görevli mahkemesine aktarılması için ... Mahkemesine gönderilmesine, " şeklinde kararı üzerine fiziki dosyanın gönderildiği ... Mahkemesince 06/07/2022 tarih ve ... sayı ile "Davanın mahkememizin HMK 114/1C ve 115/2. Maddeleri gereğince görevsizliğine, ... Mahkemelerinin görevli olduğunun tespitine, Dosyamızın kesinleşmesi halinde talep halinde dosyanın görevli mahkemesine gönderilmesine" şeklinde kararı ile dosya bu şekilde tevzien mahkememize geldiği görülmektedir.
DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ...'.nin Görev konusundaki nitelendirme kararı kapsamında ... sayılı kesinleşen kararına bağlı olarak bu davanın devamı mahiyetinde niteliksel hareketle dava dilekçesinde belirtilen tescilsiz marka ve tescilli ticaret ünvanı hakkına dayalı olarak davalı firmanın ticaret unvanında geçen "..." ibaresinin ticaret unvanından terkini gerekip gerekmediği, davacı tarafın belirsiz alacak şeklinde 1.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminat taleplerinin yerinde ve doğru olup olmadığı, davalı tarafın dayanak markasının davacı iddialarını çürütüp çürütemeyeceği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
Davacı firmanın ... kayıtlarına göre "... ŞİRKETİ" adı altında 21/12/1987 tarihinde "labratuvar teşhis miyarları ,her türlü kan ve idrar testleri , her türlü tıbbi cihaz alımı satımı ve aş esas mukavelesinde yazılı olan diğer işlerde" faaliyet için kurulduğu;(eski ünvanı ise "... San. Ve Tic. Ltd. Şti" olduğu) ;
Davalı firmanın ise ... kayıtlarına göre "... " adı altında 10/06/2008 tarihinde " Her türlü medikal ürün alım satımı " faaliyeti için kurulduğu;
Tespit edilmiştir.
Davacı tarafın ... sayılı ... ŞİRKETİ ibareli 9,10,35,nci sınıfta 02/01/2015 tarihinden (dava tarihinden önce başvuru yapılan) itibaren geçerli 25/02/2016 tarihinde tescil edilen (davadan sonra) markası olduğu;
Davalı firmanın ise tescilli markası olmadığı ; sadece aşağıdaki kararda geçen ... başvurusu hakkında ...'nın ... sayılı kararıyla davalı itirazını kabul ederek resen ret kararını kaldırdığı ancak mahkemece ... kararının iptaline karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği;
Tespit edilmiştir.
Yukarıda ....'nin iade kararında " Bu davanın daha önce ... Hukuk Mahkemesinin ... sayılı dosyasındaki tespit ve belirlemelere dayalı olarak, bu davanın devamı niteliğinde açılmış bulunması ve o davada da davalının tescilli markaya dayanmış olması nedeniyle, " şeklinde geçen tespitten hareketle;
...sayılı ve Yargıtay denetiminden geçerek 09/09/2014 tarihinde kesinleşen karar örneği celbedilip incelendiğinde;
Dava tarihi 24/01/2013 olan davada , davacı ... LTD. ŞTİ. tarafından davalılar ... ( ...) ile ... aleyhine "... Kararının İptali ve Marka Hükümsüzlüğüyle Haksız Rekabetin Tespiti, Durdurulması ve Önlenmesi." talepli dava açıldığı;
Taraflar arasındaki ihtilafın ," davacının ticaret unvanı ve tescilsiz markasal kullanımı karşısında davalının marka tescil başvurusunun tescil edilip edilemeyeceği ve davalının anılan işareti kullanmasının davacı aleyhine haksız rekabet yaratıp yaratmadığı noktasında" toplandığı;
Marka işlem dosyası incelendiğinde " "... ltd. şti. şekil" ibare ve biçimli ... kod numarası verilen başvurunun ... tarafından 5/1,2,5,7.sınıf ürünler bakımından resen reddedildiği, kalan 5/3,4,6 ve 10.sınıf ürünler bakımından ...'nde yayımlandığı,,itirazlar üzerine ...'nın ... sayılı kararıyla davacı ve davalı itirazlarını incelediği, davalı itirazını kabul ederek resen ret kararını kaldırdığı ve başvurunun 5/1,2,5,7.sınıf ürünler bakımından 12.12.2012 günlü ...'nde yayımlanmasına karar verdiği, davacının itirazını ise "davacının ticaret unvanını markasal olarak kullandığını ispat edemediği, faturalarda ... ibaresinin büyükçe kullanılmasına karşın yayınlanan mallarla ilgili markasal bir kullanımın kanıtlanamadığı, bu sebeple ticaret unvanı tescili ve eskiye dayalı kullanım sebeplerine dayalı itirazların kabulünün mümkün bulunmadığı, kaldı ki davalının ticaret unvanının ayırıcı unsurunun da ... ibareli olduğu" gerekçesiyle reddettiği, davacı itirazının reddine dair kararın 26.11.2012 tarihinde davacıya bildirilmesi üzerine bu davanın açıldığı" tespiti yapılmıştır.
Yine yukarıdaki mahkeme kararında özetle "Davacı şirketin kurucularının ilk olarak 1984 yılında ... tanıtım işaretini kullanarak aile şirketini kurdukları, 1987 yılında müvekkili ... LTD. ŞTİ. unvanlı şirketin kurulduğu, tescilli iştigal mevzuunun diagnostik ürünleri olarak adlandırılan labaratuvar teşhis miyarları, kan grup serumları, gebelik testleri, bakteriyolojik kültür vasatları, kimyevi madde, tıbbi cihazlar, cam malzemeleri ve konusu ile ilgili mamul, yarı mamul maddeleri, alım satım, ihracat ve ithalatı olduğu, bu ürünlerin ticaretini yapabilmek için sertifikalar aldığı, birçok firmaya ürün satışı yaptığı, 28.05.2008 tarihinden itibaren ... alan adını taşıyan web sayfasında ticari faaliyetlerini tanıttığı, ... tanıtım işaretini markasal olarak faturalarında kullandığı, 1986 yılından buyana ... ibaresini tescilsiz marka ve işletme adı olarak da kullandığı anlaşılmaktadır.
Davalı şirketin ... unvanıyla 10.06.2008 tarihinde kurulduğu, 01.07.2008 tarihinden itibaren ... alan adını taşıyan web sayfasında ticari faaliyetlerini tanıttığı, faaliyetinin genel olarak diagnosnik ve bilimsel araştırmaya yönelik her türlü kit ürünlerine ilişkin bulunduğu, ... tanıtım işaretini kullanarak birçok ihaleye girdiği, ürün satışı gerçekleştirdiği gözlenmektedir.
556 sayılı KHK’nın 8/3. maddesine göre tescilsiz bir markanın veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaretin sahibi, bu işaretin başkası adına tesciline itiraz edebilir. Bunun için markanın tescili konusunda yapılan başvuru tarihinden önce bu işaret için hak elde edilmiş olması ve bu hakkın sahibine, daha sonraki bir başvurunun engellenmesi konusunda yasaklama imkânını sağlaması gerekir. KHK, tescilsiz işareti ilk defa kullanan kişinin haksız rekabet hükümlerine göre elde ettiği hakka üstünlük tanımakta ve ilgiliye bu hakkına dayanarak kullandığı işaretin aynı veya benzerini, aynı ve benzer mal ve hizmetler için bir başkası adına marka olarak tesciline itiraz etme olanağını vermektedir.
Ticaret sırasında kullanılan tescilsiz işaretler, markanın kazanılmasının tescille mümkün olduğu ilkesinin bir istisnasıdır. Bu hakkın kanunî dayanağı TTK’nın haksız rekabete ilişkin hükümleridir. Bu hükme dayanılarak başka bir kişi tarafından yapılacak tescile itiraz edilebilmesi için mezkûr tescilsiz işaretin maruf hâle gelmesine de gerek yoktur. Önemli olan önceki kullanımla sonrakinin haksız rekabet yaratmasıdır. Ancak işaretin ticaret sırasında kullanılması gerekir. Ticaret sırasında kullanma ile kastedilen de marka hukukuna uygun bir kullanımdır. Yani tesciline itiraz edilen marka başvurusu ticaret markası ise, tescilsiz işaretin o ürünler için/üzerinde, hizmet markası ise o hizmetlerle ilgili olarak; 556 sayılı KHK’nin 9 ve 14. maddelerinde gösterildiği biçimde kullanılması gerekir.
.... toplanan deliller kapsamından davacının temelde haksız rekabet hükümlerine göre Türkiye’de önce kurucu ortakları, sonra şirket vasıtasıyla gerçekleştirdiği ticari faaliyette ... tanıtım işaretini tescilsiz marka ve işletme adı olarak kullandığı, kullanımın genel olarak 5 ve 10.sınıf ürünlere tekabül ettiği, fiziki ve elektronik ortamda gerçekleşen kullanımın marka tescil başvurusundan çok daha evvelki tarihten başlayıp sürdüğü ve devam ettiği görülmektedir.
Davacının, davalı marka tescil başvurusuna ticaret unvanı tesciline dayanarak da itiraz ettiği, davacı ticaret unvanı tescilinin 1987 yılında tescil edildiği ve ilan edildiği, davalı başvurusunun ise 22.05.2009 tarihinde gerçekleştiği, şu hale göre öncelik hakkının davalc şirkette olduğu, unvan tescilindeki haklarda önceliğin davacı şirkete ait olduğu gibi, anılan sınai hak konuları dışında fiili ve alan adı kullanımı bakımından da kullanım önceliğinin davacı şirkete ait bulunduğu gözlenmektedir.
Usulen tescil ve ilân edilmiş olan ticaret unvanını kullanmak hakkı, münhasıran sahibine aittir. Ticaret unvanı kanuna aykırı olarak başkası tarafından kullanılan kimse, bunun men'ini ve haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini ve zarar görmüş ise, kusur hâlinde bunun da tazminini isteyebilir. Başkasının haklı olarak kullandığı unvanı, izinsiz kullanmak veya tesciline tevessül etmek TTK uyarınca haksız rekabettir.
Davalının önce fiili ve sonra da tescilli ticaret unvanı olarak kullandığı ... ibaresi ile davalının "... ltd. şti. şekil" ibare ve biçimli başvurusunun görsel, sescil ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenimin aynı olduğu ve iltibasa neden olabilecek derecede benzer bulundukları anlaşılmaktadır.
Davacı şirketin iştigal mevzuu ve fiili olarak gerçekleştirdiği ticari faaliyetin konusu olan ürünler, davalıya ait başvuru kapsamındaki ürünleri kapsayacak genişliktedir. Şu hale göre davacının tescilli ticaret unvanına dayanarak davalı marka tescil başvurusuna itiraz edebilmesi mümkündür.
Davacının fiili kullanım ve ticaret unvanı tescili karşısında kurum kararındaki aksi yöndeki gerekçelere katılma olanağı bulunmamaktadır.
Şu hale göre davacının, davalıya ait marka tescil başvurusuna gerçekleştirdiği itirazların reddine dair karar hukuka uygun değildir.
Yargılama konusu hadise bakımından, davacı ile aynı sektörde bulunan davalının, davacıya ait bir marka ve ticaret unvanı olduğunu bildiği müşahede olunan işareti, onun kullandığı ürünlerle aynı tür ürünleri kapsayacak biçimde adına marka olarak tescil ettirmesinin iyiniyetli bir girişim olmadığı kanısı doğmuştur.
Şu hâle göre davalının yargılama konusu marka tescil başvrusu, haksız ve kötüniyetli olup, davacının ... ibareli tanıtım işaretinin sahip olduğu imajın transferi amaçlı, bunun yanında davacıyı pazarda engelleme ve piyasada zarara uğratma, markasına zarar verme ve zamanla piyasadan uzaklaştırma amaçlı olduğu müşahede olunmuştur.
Davacının bu eylemi ile marka tescili gerçekleştirme hakkını, haksız rekabet mücadelesinin bir aracı olarak kullandığı düşüncesi hasıl olmuştur.
Davalının markasının tescili ile ilgili temelindeki bu sakatlık nedeniyle, tüm ürünler yönünden, ayrıca bu vakıaya dayalı olarak da başvurunun reddinin hukuka uygun olacağı sonucuna varılmıştır.
Davacı şirketin ... tanıtım işareti ve ticaret unvanıyla genel olarak diagnostik ürünleriyle ilgili ticari faaliyette bulunduğu, davalının anılan tanıtım işaretini unvansal kullanım dışına taşacak biçimde ve markasal olarak davacı ile aynı sektörde ve yine diagnostik ürünleriyle ilgili ticari faaliyetinde kullandığı, işaretlerin kapsamlarında yer alan ürünler itibariyle iltibas yaratmasının kaçınılmaz olduğu, zira ürünlerin ortalama alıcılarının ürünlerin aynı işletmeden kaynaklandığı yönünde algı yaşamalarının kaçınılmaz olduğu, davalının bu suretle davacının tüketiciler nezdinde tesis ettiği imaj, güven ve hatırlanırlık ile reklâm gücünden toplumun dikkatini çekmek ve satışlarını artırmak suretiyle haksız olarak istifade edip, onun mesai, çaba ve emeğinden hiç bir çaba harcamadan yararlanacağı, bu şekilde davalının, anılan imaj ve güvenin kendi ürünlerine devrini sağlayacağı anlaşıldığından, bu eyleminin haksız iktisadi rekabete girişilmesi olarak nitelendirilmesi zorunludur.
TTK gereğince, haksız rekabet yüzünden müşterileri, kredisi, mesleki itibarı, ticari işletmesi veya diğer iktisadi menfaatleri bakımından zarar gören veya böyle bir tehlikeye maruz bulunan kimse haksız rekabetin, tespiti, durdurulması ve önlenmesi ile kurulacak hükmün ilanını isteyebilecektir.
Bir marka tescil başvurusunda bulunmak, başvuru sahibine markasal anlamda işareti kullanma ve koruma hakkı sağlamaz. Şayet, bu süre içerisinde işaret kullanılır ve bu da bir başkasının tescilli markası ile iltibasa sebebiyet verirse hak sahibinin talebi üzerine ihlâlin önlenmesi kararı verilebilir. Bu sebeple eylem, davalı marka tescil başvurusunun varlığına rağmen hukuka aykırı kabul edilmiştir. Kaldı ki hâlen bir tescil yoktur. Bir an için tescilin gerçekleştiği kabul edilse de sonuç değişmeyecektir. Çünkü davalının kullandığı işaretin davacının tescilli sınai haklarına tecavüz ettiği bir mahkeme kararı ile tespit edilmiştir. Yargısal yetkisi bulunmayan ...'deki marka uzmanı ve benzeri sıfatlı görevlilerin -tescile yönelik- tasarrufu mahkeme kararının hukuka uygunluğunu ortadan kaldıramayacak ve yargılamanın uyuşmazlığı sona erdiren kararının akıbetini değiştiremeyecektir. Aksi hâlde yargılama makamlarının kararlarının mukadderatı, idarî kurumların şu veya bu saikle verdiği kararların sonucuna bağlanmış olur ki bu kabul edilemez. Zira bu tür bir karar yargı yetkisinin devri anlamına gelir. Bu nedenle, davalının başvurularının, kendi eylemlerine bir hukuka uygunluk kazandırması olanaksızdır.
Açıklanan nedenler davacının, ... kararının iptali ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması ve önlenmesi ile hükmün ilanına yönelik istemlerinin de kabulüne karar verilmesi gerekmiştir." şeklinde değerlendirme ve gerekçe ile ;
"Davanın Kabulüne ,
...'nın ... sayılı kararının, davacı itirazlarının reddi bakımından, iptaline,
Davalı başvurusu henüz marka olarak tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına ,
Davalı şirketin ... tanıtma işaretini, diagnostik ürünlerinin ticareti ile ilgili olarak markasal biçimde kullanmasının, davacının tescilli ticaret ünvanı, tescilsiz işletme adı ve tescilsiz marka kulanımından doğan haklarına tecavüz oluşturması sebebi ile haksız rekabet yarattığının tespitine,
Davalının bu suretle yarattığı haksız rekabetin durdurulması ve önlenmesine,
Kararın kesinleşmesini müteakip özetinin masrafı davalıya ait olmak üzere tüm Türkiye'de yayımlanan gazetelerden birinde bir defa ilânına, " şeklinde karar verilmiştir.
Tahkikat aşamasında ilgili delil ve belgeler celebinden sonra bilirkişi heyetinden rapor alınması yönüne gidilmiştir.
Davacı vekili tarafından 23/10/2024 tarihli dilekçe ile "556 sayılı KHK nın 66/b bendi kapsamında marka hakkına tecavüz edenin markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazanca göre " tazminat seçeneğinde bulunduğu görülmüştür.
17/12/2024 tarihli Bilirkişi raporunda ÖZETLE; "Davacı ve davalı teşebbüslerin aynı ilgili pazarda faaliyet gösteren teşebbüsler olduğu, Davalının mevcut durumu, ticaret ünvanı ile ilgili piyasada gerçekleştirdiği faaliyetlerin net ve kesin bir şekilde dosya kapsamından anlaşılamadığı, zira davacı vekilinin marka hakkına tecavüz edenin markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazanca göre hesaplama talep ettiği görülmüş ancak bu hesaba ulaşmak için gereken tüm delillere dosya içeriğinde rastlanmadığı," şeklinde ifade edilmiştir.
Mahkememizce " ... sayılı kesinleşen kararına bağlı devamı niteliğinde açılan bir dava olduğu belirtildiğinden bu şekilde dosya mahkememize geldiği üzere mevcut bilirkişi heyetine 1 mali müşavir veya ... ilave edilerek (yerinde inceleme yetkisi de verilip) heyetten ek rapor alınmasına," ara kararı verilmiştir.
05/05/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda ÖZETLE " Dava konusu ‘‘...’’ markası üzerinden değerlendirme yapıldığında davacı şirketin ticaret unvanının ‘‘... HİZ. TİC. A.Ş.’’ olduğu davalı şirketin ticaret unvanının ise ‘‘... LTD. ŞTİ.’’ olduğu görülmekle birlikte her iki tarafa ait TİCARET ÜNVANI olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır.
Bu nedenle 556 Sayılı KHK 66/b kapsamında hesaplanacak olan maddi tazminat hesaplaması davalı şirket ticaret unvanı altında elde ettiği net kazanç üzerinden hesaplanacaktır.
Tazminat hesap döneminin 04.12.2010-04.12.2015 tarih aralığına ait olduğu dikkate alındığında;
... verilen Kurumlar Vergisi Beyannamesi Yıllık Kar/Zarar sonucuna ulaşılmasını sağlamakla yıl içerisinde 3’er aylık dönemler içinde 2010/01-03, 04-06, 07-09 ve 10-12 ile 2015/01-03, 04-06, 07-09 ve 10-12 dönemlerini kapsar şekilde kıst dönemler ile beyanname verilmesini şart koşmaktadır.
Tazminat hesabı başlangıç tarihi olan 04.12.2010 tarihi davalı şirketin 2010/10-12 dönemi içerisinde yer almakta olup 04.12.2010-31.12.2010 (27 günlük) tarih aralığına ait net kazanç ayrımının beyanname üzerinde yapılabilmesi mümkün olmadığından 2010/10-12 döneminin tamamı tazminat hesabı dışında tutulmuştur.
Tazminat hesabı bitiş tarihi olan 04.12.2015 tarihi davalı şirketin 2015/10-12 dönemi içerisinde yer almakta olup 04.12.2015-31.12.2015 (27 günlük) tarih aralığına ait net kazanç ayrımının beyanname üzerinde yapılabilmesi mümkün olmadığından 2015/10-12 döneminin tamamı tazminat hesabına dahil edilmiştir.
Kıst dönem net kazanç tespiti yapılamadığından tazminat dönemi 01.01.2011-31.12.2015 olarak alınmıştır
Davalı ... LTD. ŞTİ. 2011-2012-2013-2014-2015 dönemlerine ait Kar/Zarar Durumunun aşağıdaki gibi olduğu,
Dönem Ciro Ticari Bilanço Kar-Zarar Net Kar
01.01.2011 - 31.12.2011 5.248.200,66 218.577,93 0,00 -43.715,59 174.862,34
01.01.2012 - 31.12.2012 6.060.279,37 241.011,09 0,00 -48.202,22 192.808,87
01.01.2013 - 31.12.2013 7.475.421,78 358.079,18 0,00 -71.615,84 286.463,34
01.01.2014 - 31.12.2014 9.264.262,63 429.039,71 9.230,97 -87.654,14 350.616,54
01.01.2015 - 31.12.2015 11.588.586,89 869.913,51 17.876,24 -177.557,95 710.231,80
TOPLAM 39.636.751,33 2.116.621,42 1.714.982,89
Davalı şirketin 01.01.2011 ile 31.12.2015 tarihi aralığında elde etmiş olduğu Net Kazanç Tutarı 1.714.982,89 TL’dir.
Bu tutar aynı zamanda davalı şirketin ticaret unvanı altında şirketin 01.01.2011-31.12.2015 tarih aralığında tüm ticari faaliyetinden elde etmiş olduğu net kazancını oluşturmaktadır." şeklinde ifade edilmiştir.
Ticaret ünvanı terkini için tarafların fiili faaliyet konuları da araştırılmıştır.
... tarafından 03.12.2025 tarih ... sayılı cevabi yazının; ‘‘….dairemiz ... vergi kimlik numaralı mükellefi ...'nin kayıtlarımızın tetkikinde; 06/05/2014 tarihinden itibaren '' ... - ve ... - TIBBİ LABORATUVAR FAALİYETLERİ'' faaliyetlerinde bulunduğu görülmüştür.’’ şeklinde olduğu;
... tarafından 24.11.2025 tarih ... sayılı cevabi yazının; ‘‘….dairemiz ... vergi kimlik numaralı mükellefi ... hakkında istenilen sicil kaydı ( - ... ) şeklinde;
... tarafından 26.11.2025 tarih ... sayılı cevabi yazının; ‘‘….Tarh dosyası ve sistem kayıtlarımızın tetkikinden Dairemizde 10/01/2011-12/09/2023 tarihleri arasında kayıtlı mükellef ...'nin sicil kaydı ( TIBBİ ÜRÜNLERİN, ARAÇ VE MALZEMELERİN TOPTAN SATIŞI İLE İLGİLİ ARACILARIN FAALİYETLERİ ) şeklinde; olduğu görülmüştür.
İlgili kurumlardan gelen yazı cevapları karşısında " davacı taraf TESCİLLİ MARKAYA DEĞİL TESCİLSİZ MARKAYA DAYANDIĞINDAN örtüşen faaliyet konuları açısından ELDE EDİLEN NET KARIN NE OLACAĞI KONUSUNDA TARAFLARIN DOSYAYA YANSITTIKLARI İTİRAZLARDA DEĞERLENDİRİLMEK SURETİYLE AYNI BİLİRKİŞİ HEYETİNDEN TAZMİNAT HESABINA DAİR EK RAPOR ALINMASINA" ara kararı kapsamında ;
Aynı heyetten alınan 15/01/2026 tarihli EK 2 raporda "Kök ve ek raporda ulaşılan tespitlere ilişkin herhangi bir değişikliğin bulunmadığı,
10.01.2011 tarihine kadar tarafların faaliyet kodları ile faaliyet açıklamalarının BİREBİR AYNI, bu tarihten sonra faaliyet kodlarının FARKLI faaliyet açıklamalarının ise BENZER olduğu, " şeklinde ifade edilmiştir.
Davalı firma vekilinin yeniden rapor alınması yönündeki talebi HMK 30. Maddesi kapsamında değerlendirilerek sunulan rapor ve ek rapor yukarıda belirtilen uyuşmazlık kapsamında düzenlendiğinden yargılama uzamasın düşüncesiyle bu talebin reddine karar verilmiştir.
GEREKÇE;
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın ... sayılı kesinleşen kararına bağlı olarak bu davanın devamı mahiyetinde tespitinden hareketle dava dilekçesinde belirtilen marka/ticaret ünvanı hakkına dayalı olarak davalı firmanın ticaret unvanında geçen "..." ibaresinin ticaret unvanından terkini gerekip gerekmediği, davacı tarafın belirsiz alacak şeklinde 1.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminat taleplerinin yerinde ve doğru olup olmadığı, davalı tarafın dayanak markasının davacı iddialarını çürütüp çürütemeyeceği noktasında olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı firmanın "... ŞİRKETİ" adı altında 21/12/1987 tarihinde "labratuvar teşhis miyarları ,her türlü kan ve idrar testleri , her türlü tıbbi cihaz alımı satımı ve aş esas mukavelesinde yazılı olan diğer işlerde" faaliyet için kurulduğu; (eski ünvanının ise "... SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ" olduğu);
Davalı firmanın ise "... " adı altında 10/06/2008 tarihinde " Her türlü medikal ürün alım satımı " faaliyeti için kurulduğu;
Ticaret sicil kayıtları ile tespit edilmiştir.
Dosyaya yansıtılan delil ve belgelere göre ;
Davacı tarafın ... sayılı ... ŞİRKETİ ibareli 9,10,35,nci sınıfta 02/01/2015 tarihinden (dava tarihinden önce) itibaren geçerli 25/02/2016 tarihinde (davadan sonra) tescil edilen markası olduğu;
Davalı firmanın ise tescilli markası olmadığı , yukarıda değinildiği üzere ... sayılı kesinleşen kararında " "... ltd. şti. şekil" ibare ve biçimli ... başvurusu olduğu , itirazlar üzerine ...'nın ... sayılı kararı tesis edildiği , mahkemece de "... sayılı kararının, davacı itirazlarının reddi bakımından, iptaline, Davalı başvurusu henüz marka olarak tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına " karar verildiği tespit edilmiştir.
Davalı eylemi hakkında ise ;
... sayılı kesinleşen kararına bağlı olarak bu davanın önceki davanın devamı mahiyetinde olduğu tespitinden hareketle;
Anılan bu kararda" Davacı şirketin 1987 yılında ... LTD. ŞTİ. unvanlı şirketin kurulduğu, tescilli iştigal mevzuunun diagnostik ürünleri olarak adlandırılan labaratuvar teşhis miyarları, kan grup serumları, gebelik testleri, bakteriyolojik kültür vasatları, kimyevi madde, tıbbi cihazlar, cam malzemeleri ve konusu ile ilgili mamul, yarı mamul maddeleri, alım satım, ihracat ve ithalatı olduğu, bu ürünlerin ticaretini yapabilmek için sertifikalar aldığı, birçok firmaya ürün satışı yaptığı, 28.05.2008 tarihinden itibaren ... alan adını taşıyan web sayfasında ticari faaliyetlerini tanıttığı, ... tanıtım işaretini markasal olarak faturalarında kullandığı, 1986 yılından buyana ... ibaresini tescilsiz marka ve işletme adı olarak da kullandığı anlaşılmaktadır.
Davacının Türkiye’de önce kurucu ortakları, sonra şirket vasıtasıyla gerçekleştirdiği ticari faaliyette ... tanıtım işaretini tescilsiz marka ve işletme adı olarak kullandığı, kullanımın genel olarak 5 ve 10.sınıf ürünlere tekabül ettiği, fiziki ve elektronik ortamda gerçekleşen kullanımın davalının marka tescil başvurusundan çok daha evvelki tarihten başlayıp sürdüğü ve devam ettiği görülmektedir. "
Yine kesinleşen bu kararda" Davalı şirketin ... unvanıyla 10.06.2008 tarihinde kurulduğu, 01.07.2008 tarihinden itibaren ... alan adını taşıyan web sayfasında ticari faaliyetlerini tanıttığı, faaliyetinin genel olarak diagnosnik ve bilimsel araştırmaya yönelik her türlü kit ürünlerine ilişkin bulunduğu, ... tanıtım işaretini kullanarak birçok ihaleye girdiği, ürün satışı gerçekleştirdiği gözlenmektedir.
Davalının önce fiili ve sonra da tescilli ticaret unvanı olarak kullandığı ... ibaresi ile davalının "... ltd. şti. şekil" ibare ve biçimli başvurusunun görsel, sescil ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenimin aynı olduğu ve iltibasa neden olabilecek derecede benzer bulundukları anlaşılmaktadır."
Şeklindeki tespitlerden hareket edildiğinde davacının hem internet ortamında hem de işyerinde davalıdan daha önce "... tanıtım işaretini markasal olarak faturalarında kullandığı, 1986 yılından buyana ... ibaresini tescilsiz marka ve işletme adı olarak da kullandığı, tarafların fiili faaliyet konularının da örtüştüğü " görülmektedir.
Yine kesinleşen kararda geçtiği şekilde "Davacı şirketin ... tanıtım işareti ve ticaret unvanıyla genel olarak diagnostik ürünleriyle ilgili ticari faaliyette bulunduğu, davalının anılan tanıtım işaretini unvansal kullanım dışına taşacak biçimde ve markasal olarak davacı ile aynı sektörde ve yine diagnostik ürünleriyle ilgili ticari faaliyetinde kullandığı, işaretlerin kapsamlarında yer alan ürünler itibariyle iltibas yaratmasının kaçınılmaz olduğu, zira ürünlerin ortalama alıcılarının ürünlerin aynı işletmeden kaynaklandığı yönünde algı yaşamalarının kaçınılmaz olduğu, davalının bu suretle davacının tüketiciler nezdinde tesis ettiği imaj, güven ve hatırlanırlık ile reklâm gücünden toplumun dikkatini çekmek ve satışlarını artırmak suretiyle haksız olarak istifade edip, onun mesai, çaba ve emeğinden hiç bir çaba harcamadan yararlanacağı, bu şekilde davalının, anılan imaj ve güvenin kendi ürünlerine devrini sağlayacağı anlaşıldığından, bu eyleminin haksız iktisadi rekabete girişilmesi olarak nitelendirilmesi zorunludur.
Bir marka tescil başvurusunda bulunmak, başvuru sahibine markasal anlamda işareti kullanma ve koruma hakkı sağlamaz. eylem, davalı marka tescil başvurusunun varlığına rağmen hukuka aykırı kabul edilmiştir. Kaldı ki hâlen bir tescil yoktur. "denilmektedir.
Diğer yönden tahkikat aşamasında celbedilen fiili faaliyet konuları örtüştüğüne dair vergi dairesi kayıtları ile alınan 17/12/2024 tarihli Bilirkişi heyet raporunda "Davacı ve davalı teşebbüslerin aynı ilgili pazarda faaliyet gösteren teşebbüsler olduğu,"; 05/05/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda ise " Dava konusu ‘‘...’’ markası üzerinden değerlendirme yapıldığında davacı şirketin ticaret unvanının ‘‘... HİZ. TİC. A.Ş.’’ olduğu davalı şirketin ticaret unvanının ise ‘‘... LTD. ŞTİ.’’ olduğu görülmekle birlikte her iki tarafa ait TİCARET ÜNVANI olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. " şeklindeki tespitler de dikkate alındığında ;
Bu halde davacının daha önce kullandığı ... ticaret unvanı ve tescilsiz markasal işareti davalı tarafca aynı faaliyet kolunda izinsiz kullanmak eylemi TTK mevzuatına göre haksız rekabet sayılacağı kanaati oluşmuştur.
Davacının dava açmadan yaptığı ... sayılı ... ŞİRKETİ ibareli marka başvurusu dava aşamasında da tescil edildiğinden ıslah dilekçesi ile davacı tescilli markaya da dayanabileceği değerlendirilmiştir. (Görevsizlikle gelen dava dosyasında alınan aksi yöndeki bilirkişi raporlarına ise yukarıda gerekçe ile itibar edilmemiştir.)
Davalı eylemi yukarıda açıklandığı üzere hem tescilli ticaret ünvanı / hem tescilsiz / hem tescilli marka hakkı ihlali oluşturduğundan hareketle;
Her ne kadar davalı cevap dilekçesinde zamanaşımı defi ileri sürse de aşağıda açıklandığı üzere terkin dışında bu talebi haklı bulunmamıştır.
Maddi tazminat talebi hakkında;
Davacı taraf dava dilekçesinde 1.000,00.-TL maddi tazminatın 24.01.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini , 24/09/2025 tarihli ıslah dilekçesi ile de " maddi tazminat talebimizin 1.713.989,89 TL artırılarak 1.714.989,89 TL maddi tazminat 24/01/2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini," şeklinde talepte bulunmuştur.
Bu dava önceki davanın devamı niteliğinden olduğu yukarıda açıklanmış olup (bu nedenle dava tarihi dikkate alınıp zamanaşımı defi haklı bulunmamış); tahkikat aşamasında alınan bilirkişi heyet raporunda yukarıda tabloda hesaplanan tazminat miktarında davanın açıldığı 04/12/2015 tarihinden geriye yönelik önceki davanın açıldığı 24/01/2013 tarihi arasındaki zaman dilimine ait (710.231,80 TL + 350.616,54 TL + 286.463,34 = 1.347.311,68 TL tazminatın 24/01/2013 ten itibaren yürütülecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin reddine, karar verilmiştir.
Manevi tazminat talebi hakkında ;
Davacı taraf dava dilekçesinde 50.000,00.-TL manevi tazminatın 24.01.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Bu dava önceki davanın devamı niteliğinden olduğu yukarıda açıklanmış olup (bu nedenle dava tarihi dikkate alınıp zamanaşımı defi haklı bulunmamış);
Davacı tarafça talep edilen manevi tazminat talebi ile ilgili olarak takdiren 30.000,00 TL manevi tazminatın ( bu oranın tespitinde tarafların markasal kullanımı, ticaret ünvanlarının tescil tarihleri , fiili faaliyet konuları yanında davalı taraf eylemi nedeniyle davacının müşteri potansiyelinde yaratabileceği zararın davacı üzerindeki olumsuz etki / zarar durumu dikkate alınıp takdiren tayin edilmiştir ) 24/01/2013 ten itibaren yürütülecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine, karar verilmiştir.
Ticaret ünvanı terkini talebi açısından ise ;
Davalı firma vekili ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı def'i talebinde bulunmuştur.
Davalı firmanın ise "... " adı altında 10/06/2008 tarihinde " Her türlü medikal ürün alım satımı " faaliyeti için kurulup ... 'ya ticaret sicil kaydını yaptırdığı, terkin talepli davası ise 04/12/2015 tarihinde yaklaşık 7 yıl 6 ay sonra açılarak davacının ticaret ünvanına sessiz kalarak hak kaybına uğradığı değerlendirilerek bu talebin reddine karar verilmiştir.
Neticeden dava kısmen kabul edilip aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın KISMEN KABULÜNE,
2-Davacı tarafça talep edilen bilirkişi raporunda hesaplanan tazminat miktarında davanın açıldığı 04/12/2015 tarihinden geriye yönelik önceki davanın açıldığı 24/01/2013 tarihi arasındaki zaman dilimine ait (710.231,80 TL + 350.616,54 TL + 286.463,34 = 1.347.311,68 TL tazminatın 24/01/2013 ten itibaren yürütülecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin reddine,
3-Davacı tarafça talep edilen manevi tazminat talebi ile ilgili olarak takdiren 30.000,00 TL manevi tazminatın 24/01/2013 ten itibaren yürütülecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine,
4-Davalının ticaret unvanı terkini talepli açılan davanın ticaret ünvanı tescili 10/06/2008 olması nedeniyle sessiz kalma suretiyle hak kaybına uğranıldığında (zamanaşımı) bu talebin reddine,
5-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 94.084,16 TL karar ilam harcından peşin alınan 870,96 TL+30.124,53 TL ıslah harcı= 30.995,49 TL'nin düşümü ile bakiye 63.088,67 TL'nin davalıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
6-AAÜT uyarınca kabul edilen maddi tazminat yönünden; 206.623,64 TL vekalet ücreti manevi tazminat yönünden 30.000,00 TL vekalet ücreti olmak üzere toplam 236.623,64 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
7-AAÜT uyarınca reddedilen maddi tazminat yönünden; 58.828,51 TL vekalet ücreti ile reddedilen manevi tazminat yönünden 20.000,00 TL vekalet ücreti olmak üzere toplam 78.828,51 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
8-Davacının yaptığı; 22.100,00 TL bilirkişi ücreti, talimat mahkemesince yapılan 600,00 TL bilirkişi ücreti, 456,30 TL yargılama gideri, 30.995,49 TL harç masrafı olmak üzere toplam 54.151,79 TL'nin kabul ve red oranına göre takdiren 1/2'si 27.075,89 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
9-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair verilen karar davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 23/02/2026
Katip ... Hakim ...
E- imzalıdır E- imzalıdır