Adanada mera vasfı belirlenen parsellerin orman olarak tescili talepli davada, taraf teşekkülü ve bilirkişi raporu eksiklikleri nedeniyle bozulan ilk derece kararı sonrası inceleme.
Özet: Adanadaki bazı taşınmazların orman mı yoksa mera mı olduğu konusundaki davada, Orman İdaresi, tahdit tutanağıyla mera olarak belirlenen parsellerin orman kadastro sınırları içinde kaldığını iddia ederek iptalini ve orman vasfıyla tescilini talep etmiştir. İlk derece mahkemesinin kısmen kabul kararı, davacı ve davalı temyizleri üzerine üst mahkemece bozulmuştur. Bozma gerekçeleri arasında, köy muhtarlığının tüzel kişiliğinin bulunmaması, bir bakanlığın pasif husumetinin olmaması, Adana Büyükşehir Belediyesinin davaya taraf olarak katılımının sağlanması gerektiği ve hükme esas alınan bilirkişi raporlarının yeterli olmaması gösterilerek, taşınmazların orman tahdit ve kadastro belgelerinin getirtilerek yeni bir keşif ve rapor alınması gerekliliği vurgulanmıştır.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/82 E., 2024/101 K.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar, davacı ... İdaresi vekili, davalılar Hazine vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Kadastro sonucunda, Adana ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 01... , 704, 705, 7 06... parsel sayılı sırasıyla 17.162,40 m², 200.450,50 m², 23.879,10 m², 36.163,00 m² ve 22.279,10 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup hiç kimsenin özel mülkiyetine konu olmadığı belirtilerek, ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.2. Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde; Adana ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 01... , 704, 705, 7 06... parsel sayılı taşınmazların 27.08.2014 tarihli tahdit tutanağı ile mera olarak sınırlandırıldığını, yapılan incelemelerde taşınmazların kesinleşmiş orman kadastro sınırları içinde kaldığının anlaşıldığını belirterek, mera komisyon kararının iptali ile taşınmazların orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1. Davalı ... Köyü Tüzel Kişiliği temsilcisi cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların kesinleşen orman kadastro sınırları içinde bulunmadığını, taşınmazların yıllardır mera olarak kullanıldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalmadığını, Hazine adına ham toprak vasfıyla kayıtlı bulunduğunu, kadimden bu yana ... Mahallesi sakinlerince mera ve yaylak olarak kullanıldığını, mera komisyonu ve komisyon adına tespit yapan teknip ekip üyeleri arasında davacı İdare görevlilerinin de bulunduğunu ve bu görevlilerin karara ilişkin bir şerh bildirmediklerini, orman kadastro çalışmalarının dikkate alınarak tespit yapıldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.3. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalmadığını, Hazine adına ham toprak vasfıyla kayıtlı bulunduğunu, kadimden bu yana ... mahallesi sakinlerince mera ve yaylak olarak kullanıldığını, davanın süresinde açılmadığını, mera komisyonu ve komisyon adına tespit yapan teknip ekip üyeleri arasında davacı idare görevlilerinin de bulunduğunu ve bu görevlilerin karara ilişkin bir şerh bildirmediklerini belirterek, davanın reddini savunmuştur.4. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurumun davada taraf sıfatının bulunmadığını, dava konusu taşınmazların uzun zamandır mera ve yaylak olarak kullanıldığını, orman sınırları dışında bırakıldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 14.07.2016 tarihli ve 2015/6 Esas, 2016/163 Karar sayılı kararı ile, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, Adana Valiliği İl Mera Komisyonu'nun 27.08.2014 tarihli tahdit tutanağının 1 01... , 7 02... parsel sayılı taşınmazlar yönünden kısmen iptaline, 04.01.2016 tarihli bilirkişi raporunda Adana ili Aladağ ilçesi ... köyü 1 01... parselde (A) harfi ile gösterilen 3615,34 m²lik bölümün, 1 01... parselde (A) harfi ile gösterilen 16254,28 m²lik bölümün, 1 01... parselde (A) harfi ile gösterilen 135788,59 m²lik bölümün davalı adına olan kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 14.07.2016 tarihli ve 2015/6 Esas, 2016/163 Karar sayılı kararına karşı davacı ... İdaresi vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 06.04.2023 tarihli ve 2021/12550 Esas, 2023/2133 Karar sayılı ilamıyla, "... Mahallesi Muhtarlığının tüzel kişiliğinin bulunmadığı, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın davada pasif husumetinin olmadığı, dava konusu taşınmazların tapuda Hazine adına kayıtlı olup, 6360 sayılı Kanun hükümleri uyarınca taşınmazların bağlı olduğu ilçe belediyesi ile aynı Kanunla büyükşehir belediyesi sınırları il mülkî sınırları olarak belirlendiğinden Adana Büyükşehir Belediyesinin davaya taraf olarak katılımının sağlanması gerektiği, kabule göre de İlk Derece Mahkemesince keşif yapılmak suretiyle alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmak için yeterli olmadığı, varsa taşınmazların bulunduğu yerdeki orman tahdit ve kadastro çalışmalarına ilişkin tüm belgelerin getirtilerek keşif yapılması ve rapor alınması gerektiği" gerekçesiyle, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, "mera olarak tespit edilen dava konusu olan taşınmazlar açısından yapılan inceleme, araştırma ve yargılama neticesinde 20.07.2024 tarihli fen bilirkişisi raporu ile 08.08.2024 havale tarihli heyet raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, teknik ve bilimsel yöntemler kullanılarak hazırlandığı, 08.08.2024 havale tarihli heyet raporuna göre dava konusu 1 01... parsel sayılı taşınmazın (yeni 8 86... parsel) (A) harfi ile gösterilen 20.654,64 m²lik bölümünün, 1 01... parsel sayılı taşınmazın (yeni 8 86... parsel) (A) harfi ile gösterilen 128.448,38 m²lik bölümünün, 1 01... parsel sayılı taşınmazın (yeni 8 86... parsel) (A) harfi ile gösterilen 14.249,61 m²lik bölümünün ve 1 01... parsel sayılı taşınmazın (yeni 8 86... parsel) (A) harfi ile gösterilen 2.777,31 m²lik bölümünün orman sayılan yerlerden olduğu, diğer taşınmazların orman bütünlüğü ile ilgisinin bulunmadığı, mera olarak kullanılmasının uygun olduğu ve mera vasfında bulunduğunun kabul edildiği" gerekçesiyle, Adana Valiliği İl Mera Komisyonu'nun 27.08.2014 tarihli tahdit tutanağının 1 01... , 704, 7 05... parsel sayılı taşınmazlar yönünden kısmen iptaline, 08.08.2024 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen Adana ili Aladağ ilçesi ... köyü 1 01... parsel sayılı taşınmazın (yeni 8 86... parsel) (A) harfi ile gösterilen 20.654,64 m²lik bölümünün, 1 01... parsel sayılı taşınmazın (yeni 8 86... parsel) (A) harfi ile gösterilen 128.448,38 m²lik bölümünün, 1 01... parsel sayılı taşınmazın (yeni 8 86... parsel) (A) harfi ile gösterilen 14249,61 m²lik bölümünün, 1 01... parsel sayılı taşınmazın (yeni 8 86... parsel) (A) harfi ile gösterilen 2.777,31 m²lik bölümünün davalı adına olan kaydının iptal edilerek orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, Adana Valiliği İl Mera Komisyonu'nun 27.08.2014 tarihli tahdit tutanağına karşı diğer hususlar yönünden davanın kısmen reddine, davalı Tarım ve Orman Bakanlığı aleyhine açılmış davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu, davalı ... Mahalle Muhtarlığı yönünden açılan davanın taraf ve dava ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Davacı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların kesinleşen orman sınırları içinde kaldığını, bu nedenle orman sayılan yerlerden olduklarını, orman vasfındaki taşınmazların özel mülkiyete konu edilemeyeceğini, eksik inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, hükmün husumet nedeniyle redde ilişkin bölümlerinin de hatalı olduğunu, müvekkili kurum lehine vekalet ücreti taktir edilmesi gerektiğini belirterek, hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; Dava konusu taşınmazların 1997 yılında yapılan orman kadastro çalışmalarında orman sınırları dışında bırakıldığını, İl Mera Komisyonu tarafından yapılan işlemlerin kanuna uygun olduğunu, taşınmazların kadimden bu yana köy halkının mera ve yaylak olarak kullanımında bulunduğunu, ayrıca meranın orman içinde kalmasının onun mera olma özelliğini etkilemeyeceğini ve mera olmaktan çıkartılmasını gerektirmeyeceğini belirterek, hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.3. ... vekili temyiz dilekçesinde; davanın müvekkili idare yönünden husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun Ek-2. maddesi uyarınca dava konusu taşınmazların belediyeye devri gereken yerlerden olması durumunda taşınmazların belediye adına tesciline karar verilmesi gerektiğini belirterek, hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve GerekçeDava, dava konusu taşınmazlara ilişkin mera sınırlandırılmasının iptali istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların orman tahdit sınırları içerisinde kalıp kalmadığı noktasında toplanmaktadır. İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermek için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; davacı ... İdaresi tarafından dava konusu taşınmazların kesinleşmiş orman sınırları içinde kaldığı ileri sürülerek dava açılmıştır. Kural olarak; bir yerde 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (4785 sayılı Kanun) yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden sonra orman kanunları uyarınca yapılıp usulünce kesinleşen orman kadastro çalışması varsa o yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığı kesinleşen orman kadastrosu harita ve tutanaklarının uygulanması suretiyle, o yerde orman kanunları uyarınca yapılıp usulünce ilan edilerek kesinleşen orman kadastro çalışması bulunmuyor ya da orman kadastro çalışması 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) çalışmalarına altlık olarak yapılmış ise taşınmazın orman niteliği ve hukuki durumu, 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun), 4785 sayılı Kanun, 5658 sayılı Orman Kanununa Bazı Maddeler Eklenmesine ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Olan Kanuna Ek Kanun (5658 sayılı Kanun) ve 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) hükümleri gözetilerek, en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları, amenajman planı uygulanmak, taşınmazın toprak yapısı, bitki örtüsü incelenmek ve konumu itibarıyla değerlendirme yapılmak suretiyle belirlenmektedir.Ancak, dosyaya getirtilen bilgi ve belgelere göre, yörede orman kadastro çalışması yapıldığı anlaşılmakta ise de, söz konusu orman kadastrosunun hangi kanun kapsamında yapıldığı, taşınmazın bulunduğu yerde ilân edilip edilmediği, ilân edilmiş ise hangi kanuna göre ilân edildiği belirlenemediği gibi, orman kadastrosuna ilişkin belgeler getirtilmediğinden bilirkişi raporları da denetlenememiştir. Zira, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan orman bilirkişi raporunda, yörede orman kadastro çalışmasının 3402 sayılı Kanun kapsamında yapıldığı bildirildiği halde, 19 57... yıllarına ilişkin memleket haritaları uygulanmak suretiyle taşınmazların durumu değerlendirilmiş, 1957 tarihli memleket haritasının yapımında faydalanılan hava fotoğrafı getirtilip uygulanmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, öncelikle dava konusu taşınmazların bulunduğu ... Mahallesinde yapılan tüm orman kadastro çalışmalarının belirlenmesi amacıyla ... ile Kadastro Müdürlüğüne müzekkere yazılarak, yörede orman kadastro çalışmasının hangi kanun kapsamında yapıldığı ve ilan edildiği sorulmalı, yapılan tüm orman kadastro çalışmalarına ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazların bulundukları yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği dosyaya getirtilmeli, yine yöreye ait en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğraflarının tamamı ve amenajman planı ile komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları hükmen oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bilirkişisi, bir ziraat mühendisi bilirkişisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi ile birlikte yeniden keşif yapılmalıdır.Yapılacak bu keşifte, orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli; orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, dava konusu taşınmazların orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilerek tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli ve çelişki bulunmakta ise dava konusu taşınmazlar yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilmelidir. Taşınmazların bulunduğu yerde orman kanunları kapsamında yapılmış ya da usulünce kesinleşmiş orman tahdit çalışması bulunmadığının anlaşılması halinde ise bu kez, getirtilen eski tarihli belgeler dava konusu taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli, 3116, 47 85... sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı, zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli, toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli, keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli, yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri ile orman bilirkişi eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, dava konusu taşınmazlar çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli, taşınmazların gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli, stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak temyize konu taşınmazların niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranının açıklandığı ve dava konusu taşınmazların 6831 sayılı Kanun'un 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve dava konusu taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenmelidir.Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı, dava konusu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı, yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, davacı ... İdaresinin eylemli orman iddiasının bulunmadığı da gözetilerek, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince yukarıda belirtilen hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.VI. KARARYukarıda açıklanan nedenlerle; Davacı ... İdaresi ile davalı Hazine ve davalı ... Başkanlığının temiyz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,İstek halinde peşin harcın temyiz eden davalı ... Başkanlığına iadesine,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,01.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.