Televizyon kanalının internet sitesi aleyhine açtığı manevi tazminat davasında basın ve ifade özgürlüğü çerçevesinde kişilik hakları saldırısının oluşmadığına karar verilmesi.
Özet: Bir televizyon kanalının sahibinin, bir internet sitesinde yayınlanan haberdeki ifadelerin kişilik haklarına saldırı oluşturduğu ve basın özgürlüğü sınırlarını aştığı iddiasıyla açtığı manevi tazminat davasında, mahkemeler, davacının kamuya mal olmuş konumu, haberin toplumsal bilgi edinme hakkı ve güncel niteliği göz önüne alındığında, söz konusu yayının eleştiri ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığına, kişilik haklarına saldırı teşkil etmediğine ve öz ile biçim arasındaki dengenin bozulmadığına hükmederek davanın reddine karar vermiş; bu karar üst mahkemelerce de onanmıştır.

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/20 84... /77 Karar Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... Televizyon Kanalı'nın yayın hakkı sahibi olduğunu, davalının imtiyaz sahibi olduğu ... isimli internet sitesinde 04.11.2020 tarihinde yapılan yayında sarf edilen söz ve ifadeler nedeniyle müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını belirterek haksız yapılan saldırının tespiti, haksız saldırıya son verilmesi, 100.000,00 TL manevi tazminatın yayın tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsili, kararın yayınlanmasını talep etmiştir.II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının yapmış olduğu seçim yayınının sosyal medyada topladığı etki nedeniyle dava konusu yayının kaleme alındığını, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşılmadığını, kişilik haklarına bir saldırı olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının toplum karşısındaki konumu, iş durumunun gazetecilik ve medyayla ilgili olması, toplumda belli bir tanınırlık seviyesinde bulunması ve statüsü nedeniyle toplumdaki diğer kişiler için beklenen eleştiri sınırının daha da geniş olarak yorumlanması gerektiği, davaya konu yayının güncel ve görünür gerçekliğe uygun olduğu; toplumun bilgi edinme, basının haber verme hakkı kapsamında kaldığı, habere yönelik toplumsal ilginin bulunduğu, kişilik haklarına saldırı boyutuna ulaşmadığı, özle biçim arasındaki dengenin bozulmadığı, demokratik toplum tarafından meşru sayılabilecek nitelikte, ifade özgürlüğüne getirilmesi gereken bir sınırlamanın gerekli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu yayında "..." televizyonunda yayınlanan bir seçim programının eleştiri konusu edildiği, güncel olan konuların gazetecilik tekniği gereği okuyucunun ilgisini çekmesi için çarpıcı başlıklara yer verilerek iddia kapsamında ve eleştiri sınırları içerisinde aktarıldığı, sarf edilen bir kısım ifadelerin rahatsız edici, hoşa gitmeyen kişisel değer yargısı niteliğinde olduğu; kamuya mal olmuş, toplumda tanınır kişilerin başkalarına göre daha fazla eleştirilere katlanma yükümlülüğünün bulunduğu, dava konusu yayının basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu yayının gerçek dışı ve dayanaksız olduğunu, müvekkili kanalda seçimin bittiğine dair bir ifade kullanılmadığını, dava konusu haberde kullanılan ifadelerle müvekkilinin itibarının zedelenmeye çalışıldığını, eleştiri sınırlarının, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık; 04.11.2020 tarihinde ... isimli internet sitesinde yapılan haber nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat, haksız yapılan saldırının tespiti, saldırıya son verilmesi ve kararın yayınlanması talebine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; dava konusu haberin toplumun bilgi edinme ve basının haber verme hakkı kapsamında kaldığının; o anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından basının sorumlu tutulmayacağının; habere yönelik toplumsal ilginin bulunduğunun, özle biçim arasındaki dengenin korunduğunun; basının, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumlu olduğunun, haberde geçen söz ve ifadelerin davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağının anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.