İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, yolsuzluk ihbarı sonrası haksız ve bildirimsiz feshedilen 12 yıllık bayilik sözleşmesinden kaynaklanan tazminat davasının istinaf incelemesi.
Özet: Davacı, 12 yıldır bayiliğini yaptığı davalı şirketin Diyarbakırdaki diğer bayilerinin dolandırıcılık faaliyetlerini ihbar etmesine ve kendisinin bu olaylarla ilgisi olmamasına rağmen, davalı şirket tarafından sözleşme maddelerine aykırı olarak haksız ve bildirimsiz bir şekilde feshedilen bayilik sözleşmesi nedeniyle ticari itibarının zedelendiğini, kişilik haklarının ihlal edildiğini ve ticari kayıplara uğradığını belirterek, haksız fesih dolayısıyla uğradığı zararların tazminini talep etmektedir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: 2024/1814 KARAR NO : 2026/1612T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: 07/03/2024NUMARASI : 2018/291 Esas - 2024/173 KararDAVA: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/09/2026Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Diyarbakır ili, Yenişehir ilçesinde davalı ... bünyesindeki davalı ... ...'e bağlı olarak ... Cad. ... .. Apt. No:...-Diyarbakır adresinde ... .../... ticari unvanı, ... nolu kullanıcı kodu ile yaklaşık olarak 12 yıldır belirsiz süreli sözleşme ile ... çatısı altında önce ... Bayi daha sonra ... ve en son olarak ... Bayi olarak ... ...'e bağlı şekilde hizmet verdiğini, müvekkilinin yaklaşık olarak 2 yıldan beri ...'un bayileri tarafından fatura ödemeleri, cihaz alımları gibi işlemlerde yolsuzluk ve dolandırıcılık yapılmakta olduğunu, Ocak 2017 tarihinde çevre esnaflardan bu işlemlere katılan bayilerden almış olduğu duyumlar ile öğrendiğini ve durumu hemen bağlı bulunduğu ... ... Bölge Müdürü ...'e ilettiğini, müvekkili tarafından yapılan uyarıya rağmen ... A.Ş.'nin yetkilileri tarafından dolandırıcılık ve yolsuzluk işlemlerinin ancak yaklaşık 8 ay sonra 13/08/2017 tarihinde fark edildiğini, buna karşı önlem olarak önce ekran kısıtlaması, cihaz kısıtlaması gibi önlemler alındığını, daha sonra ise Diyarbakır'daki bayilerin %90'ı dolandırıcılık işlemlerine katıldıkları gerekçesi ile ... tarafından kapatıldığını ve sözleşmelerinin feshedildiğini, ... kullanıcı kodlu ... .../... ... müvekkiline ait bayinin dolandırıcılık ve yolsuzluk işlemleri ile hiçbir ilgisi olmadığı için davalılar tarafından müvekkili ile çalışmaya devam etmesinin bildirildiğini, müvekkilinin çalışmasına devam ettiğini ve nasıl 12 yıl boyunca özverili ve sadakatli bir şekilde çalışmış ise yine aynı şekilde çalışmasına devam ettiğini ancak müvekkilinin, Diyarbakır'da bulunan bayilerin %90'ının katıldığı dolandırıcılık ve yolsuzluk işlemlerine hiçbir şekilde katılmamış olmasına rağmen ve bu durum davalılar tarafından da bilinmesine rağmen 08/12/2017 tarihinde hiçbir haklı gerekçe gösterilmeden ve usulüne uygun bildirim yapılmadan belirsiz süreli bayilik sözleşmesinin feshedildiğini, davalılar tarafından yapılan feshin, haksız, bildirimsiz, usule ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili ile davalılar arasında imzalanmış bulunan bayilik sözleşmesinin belirsiz süreli sözleşme niteliğinde olduğunu, sözleşmenin 23.4 maddesi uyarınca 1 ay öncesinden yazılı bildirimde bulunmak şartıyla sözleşmenin tazminatsız feshedilebileceğinin hüküm altına alındığını, müvekkiline ise herhangi bir şekilde yazılı ve usulüne uygun bir bildirim yapılmadığını, davalılar sözleşmedeki maddeye aykırı bir şekilde sözleşmeyi feshettikleri için fesih işleminin sözleşmeye ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin 25 yıldır ticaret yapan çevresinde tanınan, sevilen ve saygı duyulan bir kişiliğe sahip olduğunu, ticari hayatı boyunca en ufak bir şekilde şeref ve itibarını sarsacak herhangi bir davranışının olmadığını ancak müvekkiline ait ... Bayisinin müvekkilinin hiçbir ilgisi ve alakası olmadığı halde dolandırıcılık ve yolsuzluk işlemleri yapan Diyarbakır ili genelindeki diğer bayilerle beraber dolandırıcılık isnadı ile bayilik sözleşmesinin haksız ve hukuka aykırı bir şekilde feshedilmiş olması nedeni ile müvekkilinin ticari itibarı ve kişilik haklarının ağır bir şekilde zedelendiğini, müvekkili hakkında dolandırıcılık iddiası ile ilgili yapılan bir şikayet ve herhangi bir cezai soruşturmanın bulunmadığını, lakin davalılar tarafından diğer bayiler gibi müvekkilinin bayisinin bu isnat ile sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle müvekkilinin çevresinde dolandırıcı damgası yediğini, bu durum, müvekkilinin itibarını zedelediği gibi ticari hayatını da olumsuz etkilediğini, sözleşmenin haksız ve hukuka aykırı bir şekilde feshedilmesi nedeniyle müvekkilinin ... yerini kapatmak zorunda kaldığını ve müvekkilinin bankadan çekmiş olduğu ticari kredileri ödeyemez duruma düştüğünü ve ticari hayatının olumsuz etkilendiğini, ayrıca müvekkilinin davalıların bayisi olarak yaklaşık 12 yıl boyunca özverili bir şekilde hizmet verdiğini, bu süre zarfında davalıların önemli oranda ticari kar elde ettikleri gibi müvekkili sayesinde önemli bir şekilde Diyarbakır'da müşteri potansiyeli kazandığını, müvekkili sayesinde edindiği kardan ve ilerleyen zamanda kar elde etmeye devam edecek olan davalıların müvekkilinin sözleşmesini haksız ve hukuka aykırı bir şekilde feshetmiş olmaları nedeniyle müvekkilini bu kardan yoksun bıraktıklarını, yoksun kalınmış olan karın davalılar tarafından tazmini gerektiğini, yine hukuka aykırı bir şekilde müvekkilinin bayilik sözleşmesi feshedilmiş olmasına rağmen davalılardan ... ...'e verilen 20.000,00-TL Teminat (16/08/2017 tarih, ... Mektup No ... Teminat Mektubu) müvekkiline iade edilmediği gibi bedelinin de kendisine ödenmediğini, Ekim 2017 yılına ait yaklaşık 11.000,00-TL Hak Edişi ve Kasım 2017 yılına ait yaklaşık 10.000,00-TL Hak edişi olmak üzere teminat ile beraber toplam 41.000,00-TL'nin müvekkiline ödenmediğini, davalıların uhdesinde tutulduğunu beyanla her türlü fazlaya ilişkin talep, dava ve harç arttırma hakları saklı kalmak kaydıyla davalarının kabulü ile şimdilik davalıların uhdesinde bulunan 20.000,00-TL bedelli Teminat Mektubunun iadesine veya bedelinin sözleşmenin haksız ve bildirimsiz fesih tarihi olan 08.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, Ekim 2017 ve Kasım 2017 aylarına ilişkin ödenmeyen Hak Ediş Alacağı (prim alacağı) için şimdilik 5.000,00-TL'nin sözleşmenin haksız ve bildirimsiz fesih tarihi olan 08.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 2.000,00-TL Yoksun Kalınan Kar ve 3.000,00-TL Denkleştirme/Portföy Tazminatı olmak üzere şimdilik toplam 5.000,00-TL Maddi Tazminatın sözleşmenin haksız ve bildirimsiz fesih tarihi olan 08.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 200.000,00-TL Manevi Tazminatın sözleşmenin haksız ve bildirimsiz fesih tarihi olan 08.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 05/01/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile; davalıların uhdesinde bulunan 20.000,00-TL bedelli Teminat Mektubunun iadesine veya bedelinin sözleşmenin haksız fesih tarihi olan 08.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline; Ekim 2017 ve Kasım 2017 aylarına ilişkin ödenmeyen Hak Ediş Alacağı(prim alacağı) 21.314,40-TL'nin sözleşmenin haksız fesih tarihi olan 08.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline; 24.732,75-TL Yoksun Kalınan Kar ve 69.409,67-TL Denkleştirme Tazminatı olmak üzere toplam 94.142,42-TL Maddi Tazminatın sözleşmenin haksız ve bildirimsiz fesih tarihi olan 08.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline; 200.000,00-TL Manevi Tazminatın sözleşmenin haksız ve bildirimsiz fesih tarihi olan 08.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP : Davalı ... ... .... Ltd. Şti. Vekili cevap ve karşı dava delikçesinde özetle; müvekkili şirket ile davacı/karşı davalı taraf ... arasında 01/03/2017 tarihinde yapılan ... Başvuru Noktası Sözleşmesi ile ... nolu kullanıcı koduyla, davacı ... adına ... İletişime verildiğini, fakat bu sözleşme süresi içerisinde davacı tarafın sözleşme gereği yüklenmiş olduğu edim ve sorumluluklara aykırı davranmak suretiyle müvekkili şirketi zarara uğrattığını, sözleşme hükümlerine uygun olarak davacının izah edilecek kusurlu işlemleri sebebi ile zararın doğması sebebiyle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin feshe uğradığını, davacı/karşı davalının sözleşmeden kaynaklı zararlandırıcı işlemler sebebi ile feshe uğramakla yapılan görüşmeler üzerine satış ve yetkileri iptal edilerek sözleşmesel bağlantısının iptal edildiğini, müvekkilinin sözleşmede yer alan şartlar çerçevesinde davacı/karşı davalı hakkında gerekli mahsup ve cezai ödemeleri yansıtarak fazlaya ilişkin talep ve dava hakkını saklı tutarak hesabını kapatmış bulunduğunu, bu durumu bilmekte ve kabulünde olan davacı/karşı davalının, gerçek duruma aykırı olarak dava açmakta haksız olduğunu, Usule ilişkin olarak, eldeki dava, sözleşmeden kaynaklı alacağa dayanmakla davacının zaman aşımı süresini geçirdiğini, açılan davada zaman aşımına uğramış bir alacağın söz konusu olduğunu, bu nedenle davanın reddini gerektiğini, müvekkili şirketin saha gücü bayi olduğundan dolayı ... A.Ş.. ... A.Ş. Adına sözleşme yapma yetkisine sahip olduğunu, bu nedenle sözleşmenin tarafının aslında ... A.Ş. olduğundan davanın taraflarına karşı açılmasının yerinde olmadığını, dava konusu edilen alacak kalemlerinin izah ettirilerek müvekkilinden istenmesi mümkün olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmekle müvekkilinden talebinin mümkün olmaması halinde davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, Esasa ilişkin olarak, iki taraf arasında davacının da kabulünde olarak sözleşme hükümlerinin bulunduğunu, davacı tarafın sözleşme süresi boyunca yerine getirmekle yükümlü olduğu sözleşme şartlarını yerine getirmediğini, müvekkili şirket tarafından davacı tarafın hukuki ve cezai sorumluluğunun artmaması ve sair nedenlerden ötürü yerel teamül dahil tüm yolların tüketildiğini, davacı tarafından yapılan işlemlerdeki usulsüzlükler nedeni ile taraflar arasındaki sözleşmenin feshedildiğini, sözleşmeden kaynaklanan alacak davalarında manevi tazminat istenmeyeceği hususunun Yargıtay tarafından verilen kararlarda mevcut olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere mahkeme aksi kanaatte ise takas mahsup taleplerinin olduğunu, karşı davaya ilişkin; davacı /karşı davalının sözleşmeye ve ticari etiğe aykırı ... ve işlemleri nedeniyle davacı tarafa ait olan ... nolu satış noktasından yapılmış usulsüz işlemlerden kaynaklanan müvekkili şirket tarafından ödemesi yapılmış olan cezai ödemeden, faturalardan, primlerden ve kontör bedelinden kaynaklanan alacağının bulunduğunu, bu ödemelerin yapılmasına davacı/karşı davalı sebebiyet vermiş olduğundan sözleşmeye dayalı olarak müvekkilinin ödemek zorunda kaldığı miktarın tam olarak ortaya çıkmasından sonra belirlenecek miktara yükseltilecek miktarın bu aşamada 10.000,00-TL'sini belirsiz alacak davası olarak talep ettiklerini beyanla davacının talep ettiği, davalı şirketle yaptığı sözleşme sebebiyle alacağının bulunmadığının tespiti ile asıl davanın reddine, aksi kanaat hasıl olması karşısında alacaklarından takas/mahsup edilmesine, satış noktasından yapılmış usulsüz işlemlerden kaynaklanan müvekkili şirket tarafından ödemesi yapılmış olan cezai ödemelerden, faturalardan, primlerden ve kontör bedelinden dolayı oluşan ödeme ile ana şirketin halen gönderdiği ceza ve alacaklar için fazlaya ilişkin alacakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00-TL'nin hakkın doğum tarihi itibariyle işleyecek ticari faiziyle birlikte karşı davalıdan alınarak karşı davacı müvekkili şirkete ödenmesine, her iki dava yönünden de yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı/karşı davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... ... .... Ltd. Şti. Vekili 16/07/2018 tarihli dilekçesi ile; iki tarafın uzlaşması nedeniyle davadan feragat ettiklerini belirtmiştir.Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde ve özetle; davacının, diğer davalı ... ...’e bağlı olarak ... .../... ticari unvanı, ... nolu kullanıcı kodu ile öncelikle ... Bayi akabinde ... ve son olarak da ... Bayi olarak diğer davalı ... ...’e bağlı şekilde hizmet verdiğini, yani ... ... ... (... Başvuru Noktası) olarak ...’nin (... Grubu) ... Merkezi (DM) olan diğer davalı ... ... ile sözleşmesel ilişkisi kapsamında görev yapmakta ve dolayısıyla davacı tarafın doğrudan ... ile bir bayilik ilişkisi ve dolayısıyla müvekkili ile akdetmiş olduğu bir sözleşmesinin bulunmadığını, bu nedenle davacı tarafından yalnızca ... ... .... Ltd. Şti.'ye husumet yöneltilmesi gerekirken ... A.Ş.'ye yöneltilmesinin isabetli olmadığını, zira davacı ile sözleşmesel ilişkileri bulunmadığından haklı veyahut haksız bir feshin de müvekkili şirketçe gerçekleştirildiğinin iddia olunamayacağını, bu nedenlerle davanın husumetten reddi gerektiğini beyanla huzurdaki haksız ve mesnetsiz davanın usulden reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " eldeki davada davacı taraf, Diyarbakır ili, Yenişehir ilçesinde davalı ... bünyesindeki davalı ... ...'e bağlı olarak ... .../... ticari unvanı, ... nolu kullanıcı kodu ile yaklaşık olarak 12 yıldır belirsiz süreli sözleşme ile ... çatısı altında önce ... Bayi daha sonra ... ve en son olarak ... Bayi olarak ... ...'e bağlı şekilde hizmet verdiğini, kendisinin yaklaşık olarak 2 yıldan beri ...'un bayileri tarafından fatura ödemeleri, cihaz alımları gibi işlemlerde yolsuzluk ve dolandırıcılık yapılmakta olduğunu Ocak 2017 tarihinde çevre esnaflardan bu işlemlere katılan bayilerden almış olduğu duyumlar ile öğrendiğini ve durumu hemen bağlı bulunduğu ... ... Bölge Müdürü ...'e ilettiğini, daha sonra ise Diyarbakır'daki bayilerin %90'ı dolandırıcılık işlemlerine katıldıkları gerekçesi ile ... tarafından kapatıldığını ve sözleşmelerinin feshedildiğini, kendisine ait bayinin dolandırıcılık ve yolsuzluk işlemleri ile hiçbir ilgisi olmadığı için davalılar tarafından kendisi ile çalışmaya devam etmesinin bildirildiğini, ancak kendisinin, Diyarbakır'da bulunan bayilerin %90'ının katıldığı dolandırıcılık ve yolsuzluk işlemlerine hiçbir şekilde katılmamış olmasına rağmen ve bu durum davalılar tarafından da bilinmesine rağmen 08/12/2017 tarihinde hiçbir haklı gerekçe gösterilmeden ve usulüne uygun bildirim yapılmadan belirsiz süreli bayilik sözleşmesinin feshedildiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 23.4 maddesi uyarınca 1 ay öncesinden yazılı bildirimde bulunmak şartıyla sözleşmenin tazminatsız feshedilebileceğinin hüküm altına alındığını, kendisine ise herhangi bir şekilde yazılı ve usulüne uygun bir bildirim yapılmadığını, bu nedenle fesih işleminin sözleşmeye ve hukuka aykırı olduğunu, kendisine ait ... Bayisinin hiçbir ilgisi ve alakası olmadığı halde dolandırıcılık ve yolsuzluk işlemleri yapan Diyarbakır ili genelindeki diğer bayilerle beraber dolandırıcılık isnadı ile bayilik sözleşmesinin haksız ve hukuka aykırı bir şekilde feshedilmiş olması nedeni ile ticari itibarı ve kişilik haklarının ağır bir şekilde zedelendiğini, ayrıca kendisinin davalıların bayisi olarak yaklaşık 12 yıl boyunca özverili bir şekilde hizmet verdiğini, bu süre zarfında davalıların önemli oranda ticari kar elde ettikleri gibi kendisi sayesinde önemli bir şekilde Diyarbakır'da müşteri potansiyeli kazandığını, kendisi sayesinde edindiği kardan ve ilerleyen zamanda kar elde etmeye devam edecek olan davalıların kendisini bu kardan yoksun bıraktıklarını iddia etmiş, davalı ... ... ise, taraflar arasında 01/03/2017 tarihinde yapılan ... Başvuru Noktası Sözleşmesi ile ... nolu kullanıcı koduyla, davacı ... adına ... İletişime verildiğini, fakat bu sözleşme süresi içerisinde davacı tarafın sözleşme gereği yüklenmiş olduğu edim ve sorumluluklara aykırı davranmak suretiyle kendilerini zarara uğrattığını, sözleşme hükümlerine uygun olarak davacının izah edilecek kusurlu işlemleri sebebi ile zararın doğması sebebiyle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin feshe uğradığını, davacı/karşı davalının sözleşmeden kaynaklı zararlandırıcı işlemler sebebi ile feshe uğramakla yapılan görüşmeler üzerine satış ve yetkileri iptal edilerek sözleşmesel bağlantısının iptal edildiğini, kendilerinin sözleşmede yer alan şartlar çerçevesinde davacı/karşı davalı hakkında gerekli mahsup ve cezai ödemeleri yansıtarak fazlaya ilişkin talep ve dava hakkını saklı tutarak hesabını kapatmış bulunduğunu, bu durumu bilmekte ve kabulünde olan davacı/karşı davalının, gerçek duruma aykırı olarak dava açmakta haksız olduğunu, sözleşmeden kaynaklanan alacak davalarında manevi tazminat istenmeyeceği hususunun Yargıtay tarafından verilen kararlarda mevcut olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere mahkeme aksi kanaatte ise takas mahsup taleplerinin olduğunu savunarak asıl davanın reddini talep etmiş, bununla birlikte, davacı/karşı davalının sözleşmeye ve ticari etiğe aykırı ... ve işlemleri nedeniyle davacı tarafa ait olan ... nolu satış noktasından yapılmış usulsüz işlemlerden kaynaklanan kendileri tarafından ödemesi yapılmış olan cezai ödemeden, faturalardan, primlerden ve kontör bedelinden kaynaklanan alacağının bulunduğunu, bu ödemelerin yapılmasına davacı/karşı davalı sebebiyet vermiş olduğundan sözleşmeye dayalı olarak kendilerinin ödemek zorunda kaldığı miktarın tam olarak ortaya çıkmasından sonra belirlenecek miktara yükseltilecek miktarın bu aşamada 10.000,00-TL'sini belirsiz alacak davası olarak talep ettiklerini iddia etmiş, diğer davalı ...Ş. İse, davacının, diğer davalı ... ...’e bağlı olarak ... .../... ticari unvanı, ... nolu kullanıcı kodu ile öncelikle ... Bayi akabinde ... ve son olarak da ... Bayi olarak diğer davalı ... ...’e bağlı şekilde hizmet verdiğini, yani ... ... ... (... Başvuru Noktası) olarak ...’nin (... Grubu) ... Merkezi (DM) olan diğer davalı ... ... ile sözleşmesel ilişkisi kapsamında görev yapmakta ve dolayısıyla davacı tarafın doğrudan ... ile bir bayilik ilişkisi ve dolayısıyla kendileri ile akdetmiş olduğu bir sözleşmesinin bulunmadığını, bu nedenle davacı tarafından yalnızca ... ... .... Ltd. Şti.'ye husumet yöneltilmesi gerektiğini iddia ederek davanın reddi gerektiğini belirtmiştir. Öncelikle davacı ile davalı ... ... Ltd. Şti. Arasında 01/03/2017 tarihinde ... Merkez&Başvuru Noktası Sözleşmesi akdedilmiştir. İşbu sözleşmenin 4.1 maddesi, 22.1.maddesi ile 5.2 maddelerine yukarıda -bilirkişi raporunun içeriği- yer verildiğinden burada tekrar belirtilmemiştir ve fakat bu maddeler ve tüm dosya kapsamı nazara alınarak Mahkememizce değerlendirmeler yapılmıştır. Taraflar arasındaki ihtilaf, yukarıda detaylı olarak belirtilmiştir. Burada çözümlenmesi gereken ilk husus ise, davalıların ayrı ayrı pasif husumetlerinin bulunup bulunmadığı hususudur. Tüm dosya kapsamı, Mahkememizce incelenen tarafların ticari defter ve kayıtları, 01/03/2017 tarihli ... Merkez&Başvuru Noktası Sözleşmesi ile davacıya yönelik kesilen 02/05/2018 tarihli 21.314,40TL bedelli fraud ceza faturası nazara alınarak Mahkememizce davalıların ayrı ayrı pasif husumetlerinin bulunduğu kanaatine varılmıştır. Zira davalı ... ..., davaya konu 01/03/2017 tarihli ... Merkez&Başvuru Noktası Sözleşmesinin tarafı olduğundan Mahkememizce işbu davalının pasif husumet itirazına itibar edilmemiştir. Diğer davalı ... yönünden ise, her ne kadar işbu davalı davaya konu 01/03/2017 tarihli sözleşmenin tarafı olmasa da, işbu sözleşmenin içeriği, dosyaya sunulan diğer sözleşmeler, dosya kapsamı, davacı tarafından yapılan işin niteliği ve mahiyeti ile TTKOM tarafından davacıya yönelik 02/05/2018 tarihli 21.314,40TL bedelli fraud ceza faturası kesildiği (uygulamada ceza faturası genellikle taraflar arasında akdedilen bir sözleşmeye aykırılık ve/veya sözleşmede bir şekilde davranma taahhüdüne aykırılık/belirli sayıda satış yapmama durumlarında kesildiği hususu nazara alınarak) hususları nazara alınarak Mahkememizce işbu davalının da pasif husumet itirazına itibar edilmemiştir. Tüm bunlarla birlikte her ne kadar davacı taraf sözleşmenin haksız olarak feshedildiği tarihi 08/12/2017 olarak belirtmişse de, Mahkememizce teknik anlamda yeterli ve denetime elverişli bulunarak hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere 01/03/2017 tarihli sözleşmenin 28/11/2017 tarihinde sonlandırıldığı/feshedildiği kanaatine varılmış, bununla birlikte davacı taraf 08/12/2017 tarihinden itibaren faiz işletilmesini talep ettiğinden talebe bağlılık ilkesi uyarınca faiz başlangıç tarihleri olarak Mahkememizce bu tarih esas alınmıştır. Burada çözümlenmesi gereken ikinci husus, 01/03/2017 tarihli başvuru noktası sözleşmesinin feshinin haksız olup olmadığı hususudur. Her ne kadar davalı ... ... Ltd. Şti., taraflar arasındaki sözleşmenin davacı tarafın sözleşme gereği yüklenmiş olduğu edim ve sorumluluklara aykırı davranmak suretiyle kendilerini zarara uğrattığı, sözleşme hükümlerine uygun olarak davacının izah edilecek kusurlu işlemleri sebebi ile zararın doğması sebebiyle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin feshe uğradığını iddia etmişse de, bu iddialarını ispatlayacak hiçbir delilin dosyaya sunulmadığı, davacı hakkında Diyarbakır'daki bayilerin %90'ı dolandırıcılık işlemlerine katıldıkları gerekçesi ile şikayette bulunulmadığı gibi bir ceza dosyasının da bulunulmadığı hatta bir süre daha bayiliğe devam edildiği, yine dosyada sözleşmenin feshine ilişkin yazılı bir bildirim veya noter ihtarına rastlanmadığı anlaşılmakla Mahkememizce 01/03/2017 tarihli başvuru noktası sözleşmesinin feshinin haksız olduğu kanaatine varılmıştır. Burada çözümlenmesi gereken üçüncü husus ise, davacının haksız fesih nedeniyle davalılardan maddi (ticari kredilerin ödenememesi ve kar mahrumiyeti nedeniyle) ve manevi tazminat alacağının, sözleşme kapsamında ödenmediği iddia olunan cari hesap alacağının varlığı ve miktarı ile sözleşme kapsamında verilen teminat mektubunun iadesi koşullarının oluşup oluşmadığı, davalı ... ... şirketinin takas mahsup def'i şartlarının oluşup oluşmadığı hususudur. Mahkememizce tüm dosya kapsamı ile teknik anlamda yeterli ve denetime elverişli bulunarak hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere; 28/11/2017 ile 2 yıllık sürenin sonu olan 01/03/2019 arasındaki erken fesih nedeniyle oluşacak maddi zararın davacı tarafından talep edilebileceği, bu kapsamda davacının 24.732,75-TL kar mahrumiyetinin oluştuğu, yine davacıya yönelik 02/05/2018 tarihli 21.314,40TL bedelli fraud ceza faturası kesilmişse de, bu kesilen faturanın da haksız olduğuna(işbu faturanın kesilmesine sebep olayın davalılarca ispat edilememesi nedeni ile), davalının da takas mahsup def'i şartlarının oluşmadığına yukarıdaki açıklamalar ile tüm dosya kapsamı nazara alınarak kanaat getirilmiştir. Yine Mahkememizce sözleşmenin haksız olarak feshedildiği kanaatine varıldığından davaya konu (16/08/2017 tarih, ... Mektup No ...) ve davalıların uhdesinde bulunan 20.000,00-TL bedelli Teminat mektubunun davacıya iade edilmesi gerektiğine kanaatine varılmıştır. Davacının manevi tazminat alacağı yönünden ise, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin feshinin haksız olması, dinlenen tanık beyanları, davacının manevi tazminat olarak talep ettiği miktar, davanın geçirmiş olduğu safahat, tüm dosya kapsamı, paranın alım gücündeki azalma ve enflasyonist ortam ile manevi tazminatın bir ceza ve zenginleşme aracı olamayacağı ilkeleri de göz önünde bulundurularak, davacının açtığı manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 90.000,00-TL manevi tazminatın 08/12/2017 tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin ise reddine karar verilmiştir.Burada çözümlenmesi gereken dördüncü husus ise, davacının denkleştirme/portföy tazminatı alacağının varlığı ve miktarı olup olmadığı hususudur. Yukarıda yer alan yasal düzenlemeler, tüm dosya kapsamı ve Mahkememizce teknik anlamda yeterli ve denetime elverişli bulunarak hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere; 01/03/2017 tarihli Sözleşme m.5.2'de “İşbu Sözleşme konusu faaliyetler konusunda yer, bölge, zaman ve/veya satış faaliyetleri hususlarında ..., tek yetkili değildir, kendisine tekel hakkı tanınmamıştır...” denilerek, sözleşmeyle davacıya tekel hakkı tanınmadığı, TTK m. 122/5'te acentelik dışındaki tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinde portföy tazminatı istenebileceği düzenlendiğinden davacının portföy tazminatı talep hakkı olmadığı kanaatine Mahkememizce de varıldığından davacının denkleştirme/portföy tazminatı alacağı talebinin reddine karar verilmiştir. Karşı davanın ise, karşı davanın davacısı ... ... .... Ltd. Şti. Vekilinin 16/07/2018 tarihli dilekçesi nazara alınarak Mahkememizce feragat nedeni ile reddine , ..." karar verilmiştir.11/06/2026 Tarihli tavzih kararı ile; ''Hükmün tamamlanması, 6100 sayılı HMK'nın 305/A maddesinde düzenlenmiştir. HMK md.305/A: ''Taraflardan her biri, nihaî kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, ek karar verilmesini isteyebilir. Bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilir.'' şeklindedir. Bu düzenleme ile davacı-karşı davalı vekilinin 05/04/2024 tarihli dilekçesi birlikte ele alındığında; davacı-karşı davalının süresi içerisinde kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen karar verilmeyen -karşı dava vekalet ücreti- hususta ek karar verilmesini istediği ve bu talebin haklı olduğu gözetilerek Mahkememizce HMK 305/A maddesi gereğince Mahkememizin 07/03/2024 tarih, 2018/291 Esas ve 2024/173 Karar sayılı gerekçeli kararının hüküm fıkrasında yer almayan ''12-Karşı davada; davacı-karşı davalı yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 5.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine,'' kısmın hüküm fıkrasına eklenerek hükmün tamamlanmasına karar verilmiştir.Davacı-karşı davalı vekilinin 05/04/2024 tarihli dilekçesindeki taleplerinden, gerekçeli karardaki teminat mektubuna ilişkin B nolu ara karara ''teminat mektubu bedelinin sözleşmenin haksız fesih tarihi olan 08/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline şeklinde düzeltilmesi talebi ise Mahkememizce hükmün tavzihi olarak değerlendirilmiş ve bu kapsamda ele alınmıştır.Hükmün tavzihi, 6100 Sayılı HMK.nun 305 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. HMK. Md.305; "(1)Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. (2)Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez" şeklindedir. Bu düzenleme uyarınca Avukatlık ücretinin miktarı, yargılama giderlerinden kimin ne ölçüde sorumlu olduğu değişik ihtimalleri esas alan hükümlerin sonucu olarak farklılık taşıyabileceği için bunların açık maddi hata kabul edilmesi mümkün olmadığından hükmün değiştirilmesi anlamına gelebilecek biçimde bunların tashih veya tavzih yoluyla düzeltilmesinin mümkün olmadığı kabul edilmelidir. Keza Yargıtay 19.Hukuk Dairesi 16/06/2011 tarih, 2011/7078 E. Ve 2011/8151 K.sayılı ilamında; "....Tavzih ile hüküm fıkrası değiştirilemeyeceğinden, vekalet ücretine ilişkin hüküm fıkrası tavzih yolu ile değiştirilemez...." olduğunu belirtmiş, Yargıtay 17.Hukuk Dairesi ise 30/03/2011 tarih, 2010/8029 E. Ve 2011/2864 K. Sayılı ilamında; "...Tavzih yoluyla yargılama giderlerindeki sorumlu olunan miktarlar değiştirilemez...." şeklinde karar vermiştir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında; davacının işbu talebi Mahkememizce tavzih olarak değerlendirildiğinden ve hüküm fıkrasının tavzih ile değiştirilemeyeceğinden keza taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçların tavzih yolu ile sınırlandırılmasına, genişletilmesine ve değiştirilmesine yasal olanak bulunmadığından işbu talebin reddine" karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece portföy/denkleştirme tazminat talebimizin reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, somut olayda davacı ile davalılar arasında imzalanın sözleşme gereği müvekkilin davalıların adı ve hesabına yürütmüş olduğu faaliyet acente faaliyeti niteliğinde olup, tekel hakkının tanınmasına gerek bulunmadığını, mahkemece her ne kadar taraflar arasındaki sözleşmede tekel hakkının tanınması nedeniyle TTK 122/5 maddesi gereği denkleştirme tazminatı talep hakkı olmadığı yönünde karar verilmiş ise de bunun hatalı olduğunu, tek satıcılık sözleşmesinde tacir olarak faaliyet yürüten tek satıcı ticari faaliyetinin tamamını kendi namına yapar ve üreticinin mallarını sadece tekel hakkına sahip olacak şekilde satacağını, davacının yürüttüğü faaliyet ise tek satıcılık olarak nitelendirilemeyeceğini, davacının davalılardan aldığı bayilikle davalıların adına ve hesabına ticari faaliyet yürüttüğünü, taraflar arasında imzalanmış sözleşme hükümlerinin tamamının beraber değerlendirildiğinde yürütülen faaliyetin acentelik faaliyeti olduğu açık bir şekilde görüldüğünü, davacının davalılar adına yürütmüş olduğu acente faaliyeti sonunda kazandırmış olduğu müşteri çevresi sözleşmenin sona erdirildiği tarihten sonra davalılara kalmış olup davacının yürütüğü faaliyet acente niteliğinde olup, taraflar arasındaki sözleşme de tekel hakkının tanınmamış olması denkleştirme tazminatının talep edilmesi için engel olmadığını, acente faaliyet yürütülmesi halinde tekel hakkı şartına gerek olmaksızın TTK 122/1-a--b-c maddesindeki şartları olması halinde denkleştirme tazminatına hak kazanıldığını, ... bu davada davacının davalıların bayisi olarak yürütmüş olduğu faaliyet sonucunda denkleştirme tazminatının hak kazanılması için gerekli tüm koşulların meydana geldiğini, davacının uzun yıllar yürüttüğü bayilik faaliyeti göz önünde bulundurularak bilirkişi raporundaki denkleştirme tazminatının üst sınırı olan 69.409,67-TL miktarın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, mahkemece hükmedilen tazminat miktarı dosya kapsamı itibariyle düşük olduğunu, mahkemece davacının haksız fesih sonucunda manevi tazminata hak kazandığına yönelik değerlendirmesine herhangi bir itirazı bulunmadığını, hükmedilen manevi tazminat miktarı davacının yaşadığı manevi zararlarını karşılamadığını, yerel Mahkemenin manevi tazminata yönelik kararının kaldırılarak 200.000,00-tl manevi tazminatın tam kabulüne karar verilmesini,mahkemece teminat mektubunun iadesi veya bedelinin davalılardan tahsiline yönelik vermiş olduğu kararın infazında tereddütlere sebep olması nedeniyle kaldırılmasını ve infazda tereddüt yaratmayacak şekilde talepleri gibi kabulüne karar verilmesini, mahkeme tarafından teminat mektubunun bedelinin alınmasına dair kabul kararının infazının sağlanabilmesi için gerekçeli karardaki teminat mektubuna ilişkin B nolu ara kararın ''teminat mektubu bedelinin sözleşmenin haksız fesih tarihi olan 08.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline'' şeklinde düzeltilmesini, kararın portföy/denkleştirme tazminatı, manevi tazminat ve teminat mektubu yönünden kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı ... ... Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin davada husumetli taraf olmadığını, mahkemece sözleşmenin feshine ilişkin gerekli ve yeterli değerlendirme yapılmadığını, dosyanın telekomünikasyon bilirkişisi tarafından incelenmesi incelenmesi ve rapor aldırılması gerektiğini, ... A.Ş tarafından davacının sebebiyet verdiği işlemler sebebi ile davalı kuruma cezai işlem uygulanmış ve bu durum mahkemece göz ardı edilmiş, mahkeme teminat değerine ilişkin hatalı değerlendirme yapmış, 23/05/2024 tarihli 2018/291 e - 2024/173k. ek karar ile davacının tavzih talebinin kabulünün usul ve yasaya aykırı olduğunu, tavzih talep edilen kısım esaslı değişiklik içerdiğinden mahkemece talebin kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı ... ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama sürecinde ve bilirkişiler tarafından hazırlanan raporlarda ortaya çıkan hususların yanlış değerlendirildiğini, dosyaya sunulan belgelerin ve tutanakların incelenmeden hazırlanan bilirkişi raporlarının yasaya ve usullere aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesi kararının, usul ve yasalara aykırı olduğunu.beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen 23/05/2024 tarihli ek kararın ile İlk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.GEREKÇE : Dava, bayilik sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle kar kaybı tazminatı ve manevi tazminat, prim alacağı, teminat mektubunun iadesi ve denkleştirme tazminatı davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, sözleşmenin feshinin haklı sebebe dayanıp dayanmadığı, davalının mahsup edilebilecek alacağının bulunup bulunmadığı, davacının alacaklı olup olmadığı ve tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı ile husumet noktasındadır.Davacı ... ile davalı ... arasında 01/03/2017 tarihinde ... merkezi ve başvuru noktası sözleşmesi imzalanmıştır.Davacı tarafça, bayilik sözleşmesinin haksız feshedildiği ve alacaklarının ödenmediği iddiasıyla kar kaybı tazminatı ve manevi tazminat, prim alacağı, teminat mektubunun iadesi olmadığı takdirde bedelinin ödenmesine ve denkleştirme tazminatına karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Sözleşmenin 23.2 maddesinde haklı fesih, 23.4 maddesinde ise olağan(bildirimli) fesih düzenlenmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde davacı tarafın sözleşme gereği yüklenmiş olduğu edim ve sorumluluklara aykırı davranmak sureti ile kendilerini zarara uğrattığı, sözleşme hükümlerine uygun olarak davacının kusurlu işlemleri sebebi ile sözleşme ilişkisinin feshe uğradığı belirtildiğine göre, davalının haklı sebeple feshe dayandığı anlaşılmaktadır. Haklı sebep, fesih hakkını kullanan taraf bakımından bayilik sözleşmesini devam ettirmesini dürüstlük kuralı çerçevesinde beklenemeyecek duruma sokan ve çekilmez bir hâle getiren olgu ve olayları ifade etmektedir. Sözleşmede aksi kararlaştırılmamış ise, haklı sebeple fesihte, fesih sebebinin karşı tarafa bildirilmesi zorunlu değildir. Fesih beyanı zamanında objektif olarak bir sebebin varlığının yeterlidir. Davalı ... ... tarafından cevap dilekçesi ekinde, cihaz satış limiti ile ilgili önemli bilgilendirme, cihaz satışlarının usulüne uygun yapılması, bireysel tip mobil abonelik sözleşmeleri ile ilgili hatırlatma, kimlik ve sabit fatura fraud kontrolü konulu ... tarafından "Değerli ... Ortaklarımız" şeklinde başlayan yazılar sunulmuş ise de, bu yazılar genel nitelikte bilgilendirme ve hatırlatma niteliğinde olup doğrudan davacıya ilişkin değildir. Ayrıca, davalı tarafça cevap dilekçesi ekinde bir kısım mailler sunulmuş olmakla birlikte bu mailler sözleşmenin fesih tarihinden sonrasına ilişkin olup, bu maillerde bahsi geçen sebeplere ilişkin belge sunulmamıştır. Dolayısıyla anılan yazılan ve mailler davalı ... ... tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği iddiasını ispatlamaya elverişli değildir. Buna göre ... nolu davacı bayiden kaynaklı cezai ödemelerde bulunulduğu iddiası da cezai ödemelerin dayandığı sebepler ispat edilemediğinden haklı fesih nedeni olarak değerlendirilmemiştir. Bu nedenle, davalılar sözleşmenin haksız feshine bağlanan sonuçlardan ve bu kapsamda sürekli edimli sözleşmelere ilişkin TBK'nın 126. maddesine göre kar kaybından davacıya karşı sorumludur. Davalılar husumet itirazında bulunmuş ise de, taraflar arasındaki sözleşmede davalı ... ...'in aracılık faaliyetini aşar şekilde hak ve yükümlülükleri bulunduğundan, davalı ... ... yönünden ise gerek davacı ile davalı arasındaki sözleşmede davalı ... ...'a denetim ve diğer bazı yetkilerin verilmiş olması, gerekse davalıların kendi aralarında imzaladıkları ... merkezi sözleşmesi hükümleri değerlendirildiğinde eldeki davada davalıların pasif husumeti bulunduğundan söz konusu itirazlar yerinde değildir. Davacı taraf acentelik faaliyeti yürüttüğünü ve denkleştirme tazminatı koşullarının oluştuğunu ileri sürmüş ise de, sözleşmenin 6.3 maddesinde ...'nin sözleşmede belirtilen konular dışında hiçbir şekilde temsilci olmadığından davalılar adına ve hesabına veya kendi adına ve davalılar hesabına hiçbir işlem yapamayacağı düzenlenmiş, sözleşmenin 5.1 maddesinde ise davacının sözleşme konusu faaliyetler kapsamında yer, bölge, zaman ve/veya satış faaliyetleri hususlarında tek yetkili olmadığı, tekel hakkı bulunmadığı düzenlenmiş olması karşısında davacının acentelik veya tek satıcılık yetkisi bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacının, dava dilekçesinde de belirttiği gibi bayi olarak çalışmış olup bu haliyle TTK'nın 122 vd. maddelerindeki şartlar gerçekleşmediğinden denkleştirme tazminatı koşulları oluşmamıştır.6098 sayılı TBK hükümleri uyarınca, hakimin özel durumları göz önünde tutarak hükmedeceği manevi tazminat adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek tazminat zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.Buna göre, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kusur durumları, ihlal edilen şahsi hakkın niteliği, zararın ağırlık derecesi, olayın oluş şekli ve hakkaniyet ilkesi nazara alındığında, ilk derece mahkemesince davacılar yararına takdir edilen manevi tazminat miktarı makul ve somut olayın özelliklerine uygundur. Dairemizce ... Bankasına yazılan müzekkere cevabında, davacının davalı tarafa verdiği 16/08/2017 tarih ve ... teminat mektubunun iade edildiği hususunun bildirildiği ve bu durumda ilgili teminat mektubunun nakde çevrilmediği anlaşıldığından davacının teminat mektubu bedelinin ödenmesine ilişkin talebi yerinde görülmemiştir.Davalılarca ilk derece mahkemesinin 23/05/2024 tarihli hükmün tamamlanmasına ilişkin ek kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İlk derece mahkemesince feragat nedeniyle reddine karar verilen karşı davada unutulan karşı davalı lehine hükmedilecek vekalet ücreti HMK'nın 305/A maddesine göre tamamlanmış olup, bu yönüyle anılan ek kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin, davalı ... vekilinin ve davalı ...Ş. vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı ... ... A.Ş. tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 2.665,00 TL harcın, alınması gerekli olan 10.659,58 TL harçtan mahsubu ile bakiye 7.994,58 TL istinaf karar harcının bu davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,4-Davalı ... tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 2.664,90 TL harcın, alınması gerekli olan 10.659,58 TL harçtan mahsubu ile bakiye 7.994,68 TL istinaf karar harcının bu davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,5-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,6-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.10/09/2026