Bursa 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, haksız fiilden kaynaklanan tazminat davasında davacının tacir sıfatı taşımaması nedeniyle görevsizlik kararı vermiştir.
Özet: Trafik kazası sonucu oluşan araç değer kaybı, kullanım mahrumiyeti ve maddi hasar farkının tazmini istemiyle açılan davada, mahkeme davacının kaza tarihinde Türk Ticaret Kanunu anlamında tacir sıfatına sahip olmadığını, ticari faaliyetlerinin esnaf sınırları içinde kaldığını ve bu nedenle davanın mutlak veya nispi ticari dava niteliği taşımadığını tespit ederek, uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinin görev alanına girdiğine karar vermiş ve davayı görevsizlik nedeniyle reddetmiştir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2026/
KARAR NO : 2026/
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALILAR:1-
2-
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 07/08/2026
KARAR TARİHİ : 25/08/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 25/08/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; 30.07.2024 tarihinde ... plakalı araç sürücüsünün müvekkili ... ait ... plakalı araca kontrolsüz şekilde çarparak maddi hasara sebebiyet verdiğini, kazanın etkisiyle araçta orijinal parçaların değiştirilip yerine yan sanayi ürünlerin kullanıldığını, bu durumun araçta ciddi bir değer kaybı oluşturduğunu, müvekkilinin aracını onarım süresince kullanamaması nedeniyle hak mahrumiyeti ve kazanç kaybı yaşadığını, ... içtihatları uyarınca gerçek zararın aracın kaza öncesi ve sonrası piyasa değeri arasındaki fark ile orijinal parça kullanımıyla giderilmesi gerektiğini, araç mahrumiyetine ilişkin bedelin hakkaniyete uygun şekilde belirlenmesinin zorunlu olduğunu, davalı sigorta şirketine müzekkere yazılarak kaza evraklarının celbinin gerektiğini, bilirkişi marifetiyle tespit edilecek değer kaybı, araç hak mahrumiyeti ve maddi hasar farkı tutarlarının şimdilik 10'ar TL olmak üzere toplam 30 TL'sinin haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalılardan tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazasına dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir. Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, “Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir.” düzenlemesine yer verilmiştir.TTK’nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 3. maddesinde ise; ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan kişilerin esnaf ve sanatkâr sayılacağı belirtilmiştir.Tüm dosya kapsamı yukarıdaki açıklamalarla birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın, haksız fiilden kaynaklanan değer kaybı, hasar fark ve araç mahrumiyet bedeli talebine ilişkin olması nedeniyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan olmadığı açıktır. Bu durumda davanın nispi ticari dava olarak kabul edilebilmesi için tarafların her ikisinin de tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekmektedir.Davacı gerçek kişi yönünden yapılan araştırmada, Ticaret Sicilinde adına kayıtlı herhangi bir kaydın bulunmadığı, ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün 13/08/2026 tarihli yazısında ise, davacının 01/01/2004-28/02/2022 tarihleri arasında basit usul, 2022 yılından itibaren ise, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177. Maddesinin 2 numaralı bendi kapsamında (İkinci sınıf tüccar) olarak işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu bildirilmiştir.Vergi dairesi yazısı ekinde gönderilen davacının 2024 yılına ilişkin yıllık gelir vergisi beyannamesinin incelenmesinde; dönem içinde satın alınan emtia tutarının 0-TL, dönem içinde elde edilen hasılat tutarının da 0- TL olduğu tespit edilmiştir. Bu itibarla davacının davaya konu kazanın meydana geldiği tarih itibariyle faaliyetinin esnaf sınırları içerisinde kaldığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davacının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu anlamında tacir sıfatını haiz olmadığından eldeki davanın nispi ticari dava niteliği de taşımadığı görüldüğünden uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp karara bağlanması gerekecektir.O hâlde, mahkememiz dava konusu uyuşmazlık bakımından görevsiz olup, görev kamu düzenine ilişkin bir dava şartı olduğundan, iddia ve savunma olarak ileri sürülmese dahi yargılamanın her aşamasında mahkemece re’sen göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Bu nedenle görevli ve yetkili mahkemenin ... Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla, ... 1. Hukuk Dairesinin 08/07/2021 tarihli ve 2021/... Esas, 2021/... Karar sayılı uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin ilamı da dikkate alınarak, dava dilekçesi tebliğ edilmeden davanın görev yönünden usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
1-6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddesi gereğince dava şartı noksanlığından davanın USULDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-Görevli mahkemenin ... ASLİYE HUKUK MAHKEMELERİ olduğunun TESPİTİNE,
3-6100 sayılı HMK'nın 20/1 maddesi gereğince taraflardan birinin süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA içinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli ... ASLİYE HUKUK MAHKEMELERİNE GÖNDERİLMESİNE,
4-6100 sayılı HMK'nın 20/1 maddesi gereğince taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise bu tarihten, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmediği takdirde, mahkememizce DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verileceğinin ihtarına (ihtarın tebliğ ile yapılmış sayılmasına)
5-6100 Sayılı HMK' nın 331/2 maddesinin 1. cümlesine göre yargılama harç ve giderlerinin görevli mahkemece nazara alınmasına, aynı maddenin 2.cümlesine göre görevsizlik kararı sonrasında davaya görevli mahkemede devam edilmemesi halinde ve talep halinde yargılama harç ve giderlerinin karara bağlanmasına,
Dair, taraf vekillerinin yokluğunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize sunulacak yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye verilecek bir dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesinde ... açık olmak üzere dosya üzerinden karar verildi. 25/08/2026
Katip
✍E-Imzalıdır
Hakim
✍E-Imzalıdır