Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin hizmet sözleşmesinden kaynaklanan ödenmemiş Ar-Ge danışmanlık faturaları nedeniyle başlatılan icra takibine itirazın iptaline dair gerekçeli kararı.
Özet: Bu dava, davacı şirketin davalıya verdiği Ar-Ge danışmanlık hizmetleri karşılığı ödenmeyen fatura alacakları nedeniyle başlattığı icra takibine davalının haksız ve kötü niyetli itirazının iptali talebiyle açılmış olup; davacı, hizmetin eksiksiz sunulduğunu, e-arşiv faturalara Türk Ticaret Kanununun ilgili maddeleri uyarınca süresinde itiraz edilmediğinden içeriğinin kabul edildiğini, alacağın likit ve muayyen olduğunu, davalının itirazlarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürerek takibin devamına ve en az %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2026/
KARAR NO : 2026/
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALI :
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 02/09/2026
KARAR TARİHİ : 04/09/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 04/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından davalı borçlu hakkında ... 1. Genel İcra Müdürlüğünün 2026/... E. sayılı dosyası üzerinden genel haciz yoluyla icra takibi yapıldığını, davalı borçlu tarafından takip dosyasına itirazda bulunulduğunu, yapılan itiraz incelendiğinde; herhangi bir borcun bulunmadığı gerekçesiyle ödeme emrine itiraz edildiğinin görüldüğünü, haksız ve yasal dayanaktan yoksun itirazların iptali ile takibin devamını teminen dava açmak gerektiğini, 7155 sayılı Kanun ile Türk Ticaret Kanunu’na eklenen 5/A maddesi uyarınca ticari uyuşmazlıklarda Kanun’da belirtilen konularda dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurmak dava şartı haline getirildiğinden, düzenleme gereğince gerekli başvuru yapıldığını, ancak taraflar arasındaki müzakereler sonucunda uyuşmazlık konusunun çözümünde bir anlaşma sağlanamadığını, davalı borçlunun itirazlarının haksız ve dayanaksız olduğunu, müvekkili şirketin arge danışmanlık hizmet ve ana sözleşmesinde yazılı diğer işleri yapmak ve yaptırmakla/iştigal ettiğini, takip ve dava konusu alacağın faturalardan kaynaklandığını, faturalar incelendiğinde davalı tarafa arge hizmeti verildiği, ödenmeyen fatura alacaklarının bulunduğunun görüleceğini, bahsi geçen hizmetin usul ve yasaya, mevzuata uygun verildiğinin kayıtlarla sabit olduğunu, esasında davalı ile yapılan sözleşme ve sözleşmeye bağlı olarak verilen hizmetin ödemeleri davalı tarafça kısmen yapılarak işbu dava konusu edilen bakiye borç kısmının tüm talepler üzerine ödenmemesi nedeniyle işbu davanın ikame edilmek zorunda kalındığını, nitekim fatura konusu hizmetin tam ve eksiksiz olarak davalıya teslim edildiğini, ayrıca faturalardan da görüleceği üzere, e- arşiv faturaların davalıya gönderildiğini, faturaların usulüne uygun iade edilmediğini, Türk Ticaret Kanunu'nun 21. Maddesinin 2. Fıkrasının '' Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.'' şeklindedir. Yine Türk Ticaret Kanunu'nun 18/3 maddesi " Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır." şeklinde olduğunu, fatura içeriğine süresi içerisinde ve usulüne uygun şekilde itiraz etmeyen davalının fatura içeriğini kabul ettiğini, müvekkilinin alacağını tahsil edemediğinden haklı olarak icra takibi başlatılmak zorunda kalındığını, fatura içeriğinin davalı tarafından kabul edilmediğine dair bir ihtimalde dahi müvekkilinin takip ve dava konusu faturalara ilişkin arge hizmetini verdiğinin, davalının taraflar arasındaki sözleşmeye uygun davranmadığının açık olduğunu, takip tutarının müvekkili şirket kayıtlarına uygun bulunduğunu, buna rağmen davalının hakkında başlatılan takibe itirazı nedeniyle haksız itirazın iptali ve takibin devamını teminen işbu davanın ikamesi gerektiğini, davalı tarafın itirazlarının davacı şirket kayıt ve belgeleri, davalı kayıt ve belgeleri dikkate alındığında yasal ve haklı bir dayanağının bulunmadığının görüldüğünü, alacağın varlığının, kaynağının ve miktarının belli olduğunu, itirazın haksızlığının açıkça ortada olduğunu, gerektiğinde tacir olan taraflara ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucunda da müvekkilinin hak ve alacağının mevcudiyetinin görüleceğini, davaya konu icra takibinde talep edilen faiz oranının da yasal ve haklı olduğunu, tarafların tacir olduğu ve taraflar arasındaki işin ticari iş olduğu nazara alındığında avans faizin talep edilebileceğinin sabit olduğunu, başkaca delil ibrazına, bu anlamda davalıların icra dosyasında ileri sürdükleri itiraz nedenlerinin değiştirilmesine ve genişletilmesine de muvafakatleri bulunmadığını, takip konusu alacağın likid ve muayyen olduğunu, ... kararları gereğince; takip konusu alacağın belirli, borçlu tarafından tayin ve tespit edilmesi mümkün nitelikte ise alacağın likid sayıldığını, bu anlamda yazılı belgelerde takibe konu alacağın mevcut olduğunun sabit olduğunu, davalının itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunun tartışmasız olduğunu, itirazın müvekkiline olan borcu ödememek veya ödemeyi geciktirmek amacıyla yapıldığının açıkça ortaya çıktığını, bu nedenle de, davalının itirazının haksız ve hukuka aykırı bulunması, müvekkilini mağdur etmesi nedeniyle alacak aslının % 20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına da hükmedilmesine karar verilmesini de talep etmek gerektiğini, açıklanan nedenlerle ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalarak; davalı tarafından ... 1. Genel İcra Müdürlüğünün 2026/... E. sayılı dosyasına haksız ve dayanaksız olarak yapılan itirazların iptaline, asıl alacak, faiz ve tüm ferileri ile tüm talep ve alacakları yönüyle takibin devamına, haksız ve hukuk aykırı olarak davalı tarafça yapılan itiraz nedeniyle davalı/borçlu aleyhine itirazın iptaline karar verilen tutarın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
GEREKÇE;
Dava; arge hizmet sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturalardan kaynaklı takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkememizce öncelikli olarak görev hususu değerlendirilmiştir. HMK'nın 114/1-c maddesine göre “mahkemenin görevli olması” dava şartıdır. Aynı Kanun'un 115/1 maddesine göre mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Aynı maddenin 2 nolu bendine göre ise mahkeme dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Diğer taraftan Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişki, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/3. maddesi uyarınca iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanununun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce re'sen incelenir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde ticari davalar sayılmış, 5. maddesinde de ticari davalara Asliye Ticaret Mahkemesinde bakılacağı belirtilmiştir. 4. madde hükmüne göre bir davanın ticari dava sayılması için her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması (nispi ticari dava) ya da tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın maddede 6 bent halinde sayılan davalardan olması (mutlak ticari dava) gerekir. TTK'nın 16/1 maddesinde, kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere belediye tarafından kurulan kurum ve kuruluşların da tacir sayılacağı hükmüne yer verildiği, fakat kanun koyucu tarafından 16/2 maddesinde belediyenin bir ticari işletmeyi, ister doğrudan doğruya ister kamu hukuku hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eliyle işletsinler, kendilerinin tacir sayılmayacağının hüküm altına alınmıştır.Somut olayda, her ne kadar davacı taraf tacir olsa da, davalı taraf tacir olmayıp, uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğmadığı gibi, taraflar arasındaki ihtilafın Ticaret Mahkemeleri'nin görevini belirleyen TTK'nın 4. Maddesinde sayılan hususları kapsamadığı, dava konusu ihtilafa bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olup mahkememizin görevsiz olduğu sonuç ve kanaatine varılmakla; dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM; Gerekçesi ve ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Davanın Görev Dava Şartı Yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, Davanın konusu itibariyle davaya bakmaya görevli mahkeme ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğundan HMK 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli ... NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
2-Harç, masraf, avans ve vekalet ücreti hususlarının görevli mahkemece karara bağlanmasına, herhangi bir sebeple görevli mahkemede yargılamaya devam olunmaması halinde mahkememize iletilecek bir dilekçe ile yargılama giderlerine hükmedilebileceğine,
Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ... açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi.04/09/2026
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır