Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin, bisküvi ve gofret gibi gıda ürünleriyle özdeşleşmiş tanınmış markanın taklidi ve sicilden terkini talepli iltibas davası kararı.
Özet: Davacı, 1961den beri gıda sektöründe faaliyet gösteren ve otuz yılı aşkın süredir kullandığı, birçok ülkede tescilli ve tanınmış marka statüsündeki "..." ibaresinin, davalı tarafından tescil ettirilmeye çalışılan "...." ibaresi ile görsel, işitsel ve kavramsal açıdan benzer olduğunu, davalı markasının esas unsuru olarak kendi tanınmış ibaresini içermesi nedeniyle ortalama tüketicinin davalı markayı kendi ürün ailesinin bir serisi gibi algılayacağını, özellikle gıda ürünlerinde düşük dikkat düzeyine sahip tüketiciler nezdinde iltibasa yol açacağını ve davalının kötü niyetli olduğunu iddia ederek ilgili YIDK kararının iptali, marka hükümsüzlüğü ve sicilden terkinini talep etmiştir; davalı ise markasının bütünsel bir yapıya sahip olduğunu, ayrı ayrı unsurlara bölünemeyeceğini ve bütünüyle davacı markasıyla benzerlik taşımadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/325 Esas - 2025/134
T.C.ANKARA2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİKARAR TÜRK MİLLETİ ADINAEsas No : 2024/325Karar No : 2025/134....Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden TerkinDava Tarihi : 22/07/2024Karar Tarihi : 09/04/2025Gerekçeli KararınYazıldığı Tarih : 09/04/2025Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili .... Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :DAVA : Davacı vekili dilekçelerinde özetle; müvekkili firmanın 1961 yılından bugüne kadar özellikle; bisküviler, krakerler, gofretler, pastalar, tartlar, kekler ve sair ürünlerin imali, ithali, ihracı ve ticareti alanında faaliyet gösterdiğini, sadece ... ibaresi ile değil birçok başka ibarelerle de markalar yaratmış ve bu markaları da tüketici nezdinde bilinir hale getirdiğini, “...” ibareli markasını 34 yıldır kullandığını, “...” ibaresini taşıyan ilk ürünü “... ... Bisküvi” olup, bu ürünün üretimine 1990 yılında başlandığını ve bu tarihten itibaren devamlı olarak kullanıldığını, ,,,,n gibi birçok ülkede tescil ettirdiğini, çok sayıda ... ibareli markası ve endüstriyel tasarım tescilllerinin bulunduğunu, aynı zamanda.... no ile tanınmış marka olarak kayıt altına alındığını, ....’ ibareli markası görsel, işitsel, kavramsal ve bütün marka algısı açısından benzerlik bulunduğunu, davalı yan markasında esas unsur olarak bulunan ''...' ibaresi; her ne kadar bütünleşik yazılı şekilde oluşturulmuş olsa da ortalama tüketici tarafından markalar arasında değerlendirmede farklılıklardan ziyade ortak unsurlar öncelikle algılanacağını ve tüketicinin müvekkili marka ailesinin serisi gibi algılanacağını, müvekkili şirket markalarının esas unsuru olan “...” ibaresini marka işaretinde aynen içererek görsel olarak ön planda tutarak müvekkil şirket markası olan ... ibaresinin ortalama tüketicinin dikkatini çeken ilk unsur haline getirdiğini, yaygın bilinen dilin İngilizce olmasının etkisiyle her ne kadar Türkçe dilinde hiçbir anlam ifade etmese de davalı şahıs markasının, orta zekâlı vasat tüketici tarafından “....” olarak algılanarak bu haliyle kolaylıkla müvekkil şirkete ait seri markalardan biri sanılabileceğini, davalı şahıs marka başvurusunun kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin müvekkiline ait markalar ile aynı olduğunu, ilgili tüketici kitlesinin uzun süre araştırma yapmayan, hızlı karar veren ve markalar arasında çağrışımlar yaparak beğenilen, tanınan markaya benzer görülen markaları tercih eden kısacası algılama ve dikkat düzeyinin düşük olduğunu, zihninde yer alan iz, imaj ve marka benzerliklerini göz önüne alarak tercihte bulunduklarını, ortalama gıda tüketicisi bakımından, gıda ürünlerinin tüketim amacı, nispeten daha ucuz olması, erişiminin oldukça kolay olması, tüketim aşamasında gerekli özenin gösterilmesinin beklenmemesi vb. nedenlerle dikkat düzeyi daha düşük ortalama tüketici bakımından iltibasın engellenebilmesi adına markalar arasındaki farklılığın çok daha belirgin olması gerektiğini, müvekkili şirkete ait “...” markalarının ayırt edici niteliğe sahip yaratıcılık ile oluşturulmuş karakteristik bir ibare olduğunu, “...” ibaresinin ayırt edici niteliğe sahip güçlü bir marka olduğuna ilişkin kesinleşmiş birçok Yargı kararı bulunduğunu, tanınmış marka olup müvekkili ile özdeşleştiğini, davalının kötü niyetli olduğunu, marka olarak seçebileceği ve kullanabileceği milyonlarca seçenek varken “...” markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olan ibareyi kendi adına tescil ettirmeye çalışmasnın tesadüf olamayacağını, aynı zamanda davalı şahsın ... nezdinde aynı markaya dair üç marka başvurusunda bulunduğunu, açık biçimde marka yedekleme amacının göstergesi olduğunu, ... başvuru numaralı “....sayılı ve ..." ibareli marka başvurusu tescil edilmişse aynı sınıf ve emtialar yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP : Davalı ... vekili cevaplarında özetle; SMK m.6/1 anlamında bir tescil engelinin mevcut olduğundan söz edebilmek için, markaların benzer olması, kapsadıkları mal/hizmetlerin aynı/benzer olması ve iltibas yaratması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerektiğini, davalı markasının içerdiği bütünsellik göz önüne alındığında itiraza mesnet markalar ile benzer olmadığını, davacı tarafın marka hukuku ilkelerine aykırı bir biçimde, "...." ibareli başvuru markasının bütününden “...” kısmını alarak, itiraz markalarıyla benzerlik taşıdığını iddia ettiğini, bileşke marka olarak oluşturulmuş “...” ibaresinin bütün olup, bir bütün olarak içerdiği farklı ibareler ve renkle bambaşka olarak algılanan bir marka halini aldığını ve burada herhangi bir unsur öne çıkarılmadığını, bu noktada markalar arası benzerlik bulunmadığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şahısa usulüne göre tebligat yapılmasına karşın, yargılamaya bir katılımı olmadığından cevabına rastlanmamıştır.Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, YİDK kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının tanınmışlık ve kötü niyet itirazlarının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davalının...." ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır. Davaya konu .... sayılı "..." ibareli marka için davalı tarafından 18/05/2023 tarihinde 03,10, 30 ve 35.Sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, başvurunun ilanına karar verildiği, söz konusu ilana karşı davacının ... esas unsurlu çok sayıda markalarına dayanarak itirazda bulunduğu, itirazın reddine karar verildiği, red kararına karşı davacının tekrar itirazda bulunduğu, ..... sayılı kararı ile itirazın reddine nihai olarak karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.Davacının iptalini talep ettiği kısım: 30 Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez 35 Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.) Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Davacının ....! sayılı markalarında davalı başvurusunda bulunan 30. Sınıf aynen yer almaktadır. Ek olarak davalı başvurusunda 35.05 perakendecilik diye nitelendirdiğimiz satış hizmetinin altında 30.sınıfta yer alan mallar yer almaktadır. Marka İnceleme Kılavuzunda belirtildiği üzere, mallar ve söz konusu malların bir araya getirilmesi hizmetleri arasında düşük düzeyde benzerlik bulunduğu kabul edilir. Her ne kadar mallar ile bu malların bir araya getirilmesi hizmetleri doğası, amacı, kullanım şekli faktörleri bakımından benzer olmasalar da dağıtım kanalı, ilgili tüketici kesimi ve tamamlayıcılık faktörleri açısından benzer özelliklere sahiptirler. Bu özellikleri göz önünde bulundurulduğunda mallar ve o malların perakendeciliği hizmetleri arasında düşük düzeyde benzerlik bulunduğu kabul edilir. Nitekim .... Mahkemesi 20.03.2018 tarih ve....” kararında belirli bir emtia ile söz konusu emtianın perakendeciliği hizmetinin emtia ile söz konusu emtianın sunumunun tamamlayıcı nitelik arz etmesi, dağıtım kanallarının aynı olması ve aynı tüketici kesimine hitap etmeleri nedeniyle benzerlik bulunduğu tespitini yapmıştır. Yine aynı yönde, bir takım emtiaların toptan/perakende satış hizmetlerine konu olması durumunda bu hizmetlerin aynı emtialar ile bağlantılı ve/veya benzer emtia sayılması gerektiği, doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında kabul edilmektedir; “Praktiker” kararında da belirtildiği üzere, "Somut bir malı satmak için verilen bu hizmet tabiatıyla bu mal olmadan bir mana ifade etmeyecektir.”… aynı marka, mal ve hizmet markası olarak farklı kişilere ait olduğunda, mağaza adında ürün markasını gören kimseler, o mağazada satılan malların, mal markasının sahibi olan işletmeden geldiğini düşüneceklerdir. Bu da karıştırma ihtimaline neden olacağından, mallar için tescilli bir markanın, sonradan o mallarla ilgili mağazacılık hizmeti için üçüncü bir kişiye verilmemesi gerekir." denilmektedir. Neticede, dava konusu markada yer alan yukarıda belirtilen mal ve hizmetler bakımından SMK 6/1 maddesinde aranılan emtia benzerlik koşulunun sağlandığı kanaatine varmıştır. Markaların karıştırılma ihtimalinden söz edilebilmesi için emtiaların/hizmetlerin aynı/benzer olması yanında markayı oluşturan ibarelerin de aynı/benzer olması koşulu bulunmaktadır. İki işaret arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir. İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır. Benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı değerlendirmelerde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. .... kararlarında da belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar / kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir. Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zeka ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir. Ancak tüketici kitlesinin dikkat ve özen düzeyinin mal ve hizmet sınıflarına bağlı olarak değişkenlik göstermesi de mümkündür. Somut uyuşmazlıkta başvuru kapsamında yer alan 30. Sınıftaki gıda ürünlerinin ilgili tüketici kitlesi hemen her yaş, meslek, eğitim, cinsiyet düzeyinden tüketiciler olup marketlerde, bakkallarda, büfelerde tüketicinin anlık kararlar ile satın aldığı ve satın alım esnasında da çoğu zaman düşük alım bedeli ödediği bu ürünleri tercih ederken dikkat ve özen düzeyinin son derece standart olacağı değerlendirilmekte olup karıştırılma ihtimali ortalama tüketiciler bakımından dikkate alınacaktır. Dava konusu markanın.... şeklinde kelime markası olduğu anlaşılmıştır.Davacının hükümsüzlük talebi bakımından şekil unsuru içeren markalarının da olduğu anlaşılmış olmakla birlikte hali hazırda davacı markalarından biri ile benzerlik kurulması halinde uyuşmazlığın çözümü mevcut olduğundan öncelikli olarak kelime markaları değerlendirilmiştir. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkate alınmalıdır. Davacının hem .... hem de hükümsüzlüğe konu ettiği ... ..., ...+, ... ....ibaresi esas unsur konumundadır. Bununla beraber olarak .... ibaresinin farklı renklendirilmesi sonucunda dikkati ilk çeken yer olduğu da eklenmelidir. Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Davacı markasında yer alan ... sözcüğü ....ya göre “biçim”, “Bir şeyin istenilen ve olması gereken durumu” ve “İstenilen şeylerin yazılması, doldurulması için hazırlanmış basılı belge” anlamlarına gelmektedir. Bu bağlamda sözlükte kelime anlamı olarak tescili istenilen mallarda herhangi bir tanımlayıcılığı bulunmamaktadır. Ancak hepimizin bildiği gibi günlük kullanıma yerleşen “ formda kalmak, ... tutmak” şeklinde kullanımı bulunmakta, özellikle bir gıda emtiası ile ilişkilendirildiğinde çağrışım yoluyla o ürünün diyet ürünü olduğunu, zayıflatma özelliği bulunabileceğini veyahut sağlıklı bir ürün olduğuna dair direk olarak çıkarım yapılabileceği değerlendirilmiştir. Diğer yandan davalı markası .... ibaresi birleşik tek bir kelime şeklinde betimlenmiş ve bu bağlamda bir anlamı bulunmamaktadır. Ancak insan zihni anlamını bildiği, daha önce gördüğü, aşina olduğu kelimeleri algılama noktasında öncelikli davrandığı için davalı markasının anlamsız bütünleşik bir kelimeden ziyade .... şekinde algılanabileceği değerlendirilmiştir. Bu noktada .... ibaresi İngilizce bir ibare olup, mivaylamak, hapsetmek, kafese koymak anlamına geldiği anlaşılmıştır. İlgili kullanımlardan yalnızca fonetik çağrışım olduğu için miyavlamak anlamının algılanabileceği, diğer anlamların dilimize yerleşen, günlük kullanımlar olmadığı, bu noktada yaratım bir ibare olarak algılanmasının mümkün olduğu değerlendirilmiştir. ... .... ibaresinin bir tamlama şeklinde algılanabileceği anlaşılmıştır. Pek tabii ki ... ibaresinin Türkçe olduğu düşünüldüğünde direk olarak bu ibarenin algılanabilme ihtimali de bulunmaktadır. Bu noktada bahse konu ürünler üzerinde görülmesi halinde yine o ürünlerin diyet-sağlıklı ürünlere ilişkin olduğu düşünülebilecek ve kavramsal bir benzerlik kurulabilecektir. Aynı zamanda ... .... ibaresi sağlıklı bir yaşam, formda bir yaşam şeklinde de düşünülebilir.... ibaresini de çağrıştırdığını, hızlı bir bakışla ....şeklinde bile algılanabilmesi mümkündür. İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Davacı markaları Türkçe kelimeler olduğu için yazıldığı gibi okunacaktır. Davacı markalarında yer alan .... gibi eklentiler de dilimize iyice yerleşmiş İngilizce kelimelerdendir, bu bağlamda ortalama tüketici nezdinde dahi doğru telaffuz edilecektir. Dava konusu marka ... şeklinde okunacaktır. Yargıtay ve AB Adalet Divanı birçok kararında, tüketicilerin zihninde, kelime markalarında başta yer alan harflerin ortada veya sondaki harflere nazaran daha fazla akılda kaldığını, bu bağlamda sözcüklerin ilk heceleri, ilk seslerinin farklı olmasının kulaktaki izi değiştirdiği vurgulanmaktadır. Sözcüklerin ilk hecelerinde, ilk bölümlerindeki ayniyetin karıştırma ihtimaline yol açabileceği gibi tam tersi de geçerli olabilecektir. .... adlı eserde; “Soldan sağa okuma prensibi gereği tek sözcükten oluşan markalarda sözcüğün ilk hecesi, birden fazla sözcükten oluşan markalarda ise ilk sözcük ortalama tüketicilerin dikkatini daha fazla çekmekte ve bu kısımlar diğer kısımlara nazaran daha fazla hatırlanmaktadır. Bu nedenle sözcük markalarında başlangıç kısmındaki benzerliğin markaların benzer olma ihtimalini arttırdığı, buna karşılık markaların başlangıç kısmındaki farklılıkların markaların benzerlik ihtimalini azalttığı kabul edilmektedir.” denilmektedir. Davacı tek hecede ... şeklinde telaffuz edilirken, dava konusu marka ... şeklinde üç hecede telaffuz edilecektir. Başlangıçta yer alan ...fonetik farklılaşmayı sağladığı değerlendirilmiştir. Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir. Bununla birlikte, görsel algı önce dışta bulunan elemanları ayırt ettiği için, son harf, kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla, daha büyük etkiye sahip olacaktır. Kelime markalarında, kelime yazıldığından farklı şekilde okunmadığı sürece (yabancı dillerdeki markalar), görsel ve işitsel benzerlik genellikle aynı anda ortaya çıkar. Bununla birlikte, kısa zaman aralığında gerçekleşen işitsel algıya kıyasla, görsel algının daha kesin ve tekrarlanan algılama imkânı sağladığı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, işaretler arasındaki görsel farklılıklar işitsel farklılıklara kıyasla daha fazla etkiye sahip olacaktır. Neticede, taraf markalarının kelime markası olduğu, ... ibaresinin 4 harften oluşan kısa bir marka olduğu,... markasının daha uzun bir marka olduğu, kelime başlangıçlarının farklı olduğu, ek olarak .... ibaresinin farklı renk ile yazılmasından kaynaklı ilk dikkati çeken unsur olduğu, bu bağlamda görsel farklılaşmanın sağlandığı kanaatine varılmıştır. Bu noktada ... ibaresinin ayırt edici gücünden de bahsetmek gereklidir. Zira ayırt edici gücü yüksek olan markalarda karıştırılma ihtimali daha kolay bir şekilde ortaya çıkacakken, zayıf markalar bakımından tam tersi olacaktır. Zayıf markalar, ayırt edici gücü düşük olan, tescili istendiği mal/hizmetle alakalı olan veyahut günlük hayatta herkesçe ve her yerde kullanılan sıradan sözcüklerden seçilmiş markalar olarak tanımlanabilir. Yaratım bir ibarenin akılda kalma gücü ile sıradan, sıklıkla kullanılan bir ibarenin akılda kalma gücü aynı değildir. Bu noktada zayıf markanın koruma alanı daha dardır. Bu değerlendirmelerden sonra, her ne kadar ... markasının sözlükteki anlamları bakımından tescile konu ürünler bağlamında bir tanımlayıcılığı bulunmasa da, günlük kullanımda yaygınlaşan bir ibare olduğu, tüketicilerin bilinçli bir biçimde sağlıklı yaşam kavramıyla yakından ilgilendiği, “formda kalmak, formunu korumak vb” eylem sözcüklerinin dilimize girdiği, büyük marketlerin artık “sağlıklı ürünler/ ... Ürünler” şeklinde ayrı bir standların olduğu, davacı tarafından sunulan mahkeme kararlarında “ayırt ediciliği zayıftır” şeklinde bir savın kabul edilemeyeceğinin belirtilmesine rağmen, marka hukukunda nasıl ki tanınmışlık kavramı yaşayan bir olgu ise, yani bir marka geçmiş yıllarda tanınmış iken, şu an için piyasadan silinme noktasına gelebilirse, aynı şekilde o günün koşullarında tanımlayıcı olmayan ayırt edici gücü yüksek bir ibarenin günümüz koşullarında yaygın bir kullanımla ayırt edici gücünün de zayıfladığının kabulü gerekmektedir. Hal böyle olunca, ... ibaresi tescil edildiği günün koşullarında ayırt edici gücü yüksek bir ibareyken, artık diyet-sağlık ürünleri bakımından tanımlayıcı, genel gıda emtiaları bakımından da çağrışım gücü yüksek bir ibare halini almış ve neredeyse “... ÜRÜNLER” şeklinde bir kategorinin adı haline gelmiştir. Hal böyle olunca, zayıf marka seçen ya da markası yaygın kullanımla zayıflayan taraf, bu markanın farklı unsurlarla kullanımına katlanmak mecburiyetindedir. ....uygulmaları da benzer yöndedir. Neticede, somut olayda, dava konusu marka .... ibaresinden oluşmakta, her nekadar davacı ... ibaresinin ayırt edici olmadığını vurgulasa da, böyle bir savın kabulünün mümkün olmadığı, oldukça ayırtedici bir ibareyle yeni, bütünleşik bir marka yaratıldığı, ... ibaresinin özellikli olarak ön plana çıkarılmadığı, aksine farklı renk kullanılmak suretiyle markada ilk dikkat çeken kısmın ... ibaresinin ise bir tamlama şeklinde kullanıldığı, markaların parçalara ayırılarak inceleme yapılamayacağı da dikkate alındığında bir bütün olarak yeterli farklılaşmanın sağlandığı, gerek görsel gerekse fonetik açıdan farklılıkların bulunduğu, bununla beraber ortalama tüketici kitlesinin de her koşul ve şartta içinde aynı kelime geçiyor diye markaların benzer olduğu kanısına varmayacağı, yukarıda belirtildiği üzere ... ibaresinin gıda emtiaları bakımından kullanımına tüketicinin aşina olduğu ve çağrışım özellliği nedeniyle ürünün niteliğine dair bilgi verdiği bu noktada kullanıma göre markasal algıdan uzaklaşıp tanımlayıcı olarak algılanabileceği, taraf markalarının benzemediği ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmıştır. DAVACININ TANINMIŞLIK İDDİALARI YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:6769 sayılı SMK’nın 6/4 maddesinde “Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.” ve 6/5 maddesinde “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önce yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı veya benzer markanın başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.” denilmektedir. 6769 s. SMK’nın 6. maddesinde “tanınmış marka”lara yer vererek onların diğer markalara göre daha yoğun korunmalarının koşullarını oluşturmuştur. Madde bu korumayı SMK md. 6/4 ve 5 olmak üzere iki ayrı fıkrada düzenlemiştir. Belirtilmelidir ki, SMK md. 6/4’de Paris Sözleşmesi kapsamında bir markanın aynı veya benzer olması ve ayrıca mal/hizmetlerin de aynı/benzer olması şartı aranırken, md. 6/5’te Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaşan markalar için mal/hizmet sınıflarının aynı/benzer ya da benzer olmasına bakılmayacağı ifade edilmiş ve bu bağlamda SMK md. 6/5’in koruma kapsamı, hükümde anılan hallerden birinin gerçekleşmesi durumunda daha geniş tutulmuştur. Bununla birlikte, md. 6/5 hükmünden yararlanabilmek için Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaşmış markanın tescil edilmesi şartı aranırken, SMK md. 6/4 hükmünden yararlanacak olan Paris Sözleşmesi kapsamında Türkiye’de tanınmış markanın tescil edilme şartı aranmamaktadır. Davacının ... ... markasının ... sayı ile ... Tanınmış Marka Siciline kayıt olduğu anlaşılmakla beraber ...karar iptali aşamasında tanınmışlığa ilişkin somut bir delil sunulmadığı, muhtelif sayıda mahkeme kararının sunulduğu, söz konusu dosyalar kapsamında davacı markasının tanınmış olduğunun tespit edildiği, bununla beraber yukarıda belirtilen nedenlerle taraf markaları arasında bir benzerlik bulunmadığı, bu bağlamda karıştırılma ve/veya ilişkilendirme ihtimali bulunmadığı, hal böyle olunca davacıya sağlanan tanınmış marka korumasından markalar arasında benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle yararlanmayacağı kanaatine varılmıştır. DAVACININ KÖTÜ NİYET İDDİALARI BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME:Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Tescil başvurusunda bulunan kişinin kötü niyetli olduğuna emare teşkil edebilecek olgu ve olayların varlığı, kötü niyetli marka başvurusunun kabulü için yeterli sayılmaktadır. Buna karşılık başvuru sahibinin, hakkını kötüye kullanma niyeti taşıması veya başkalarını engelleme amacına sahip olması gibi sübjektif durumlar kural olarak tespit edilmeye çalışılmamalıdır. Zaten kişinin içsel durumunu ifade eden sübjektif unsurlara doğrudan ulaşmak veya nüfuz etmek mümkün de değildir. Ancak, somut olayda başvuru sahibinin içsel durumunu ifade eden, kast, niyet gibi hususların anlaşılabileceği veya ortaya çıkarılabileceğine dair ciddi belirtilerin varlığı halinde, bunlar araştırılarak, kötü niyetli tescilin varlığı sonucuna ulaşmada yardımcı unsur olarak kullanılabilir. Bu değerlendirmede, markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığının bilinmesi halinde marka tescil başvurusunda bulunulması, markanın köken gösterme amacı dışında bir amaçla tescil edilmesi, örneğin esasen kullanılması planlanmayan bir markanın sırf bir başka işletmenin piyasaya girmesinin engellenmesi amacıyla tescil ettirilmesi ya da tescil başvurusunda bulunanın rakipleri ile haksız rekabete girişme amacı gibi kriterler dikkate alınabilir. Marka tescil başvurusunun kötü niyetli olup olmadığı hususunun belirlenmesinde genel geçer kriterler bulunmamakta, konunun her somut olay bazında değerlendirilmesi gerekmektedir. Doktrine ve yerleşik içtihatlara göre; kötü niyetli tescilden söz edilebilmesi için başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanmayıp, yedekleme, marka ticareti yapmak amacına yönelik bir davranışta bulunmak kötü niyet göstergesi kabul edilebilir. Somut olayda davacı, markasının tanınmış olması nedeniyle davalının bu ibareyi seçtiğini beyan etmekte ve bu nedenle davalının kötü niyetli olduğunu belirtmektedir. Ek olarak davalı tarafından ilgili ibare ile birden fazla marka başvurusu yapıldığını belirtmişlerdir. Gerçekten de davalı kurum kayıtlarına bakıldığında, davalıya ait .... mew ... life,.... mew ... life ibareli markalarının olduğu, ilgili markaların tescil edildiği anlaşılmış olup, davacının belirttiği üzere mahkeme aşamalarının halen devam ettiği anlaşılmıştır. Davalının .... ibaresinin küçük yazıldığı anlaşılmış, yeni başvuruda da her ne kadar ibareler birleşik yazılsa da renklendirme yoluyla .... ibaresini öne çıkartmak ya da davacı tanınmış markalarına yanaştırmak gibi bir çabasının olmadığı kanaatine varılmıştır. Neticede, bilirkişi raporu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; Dava konusu markada yer alan "30 Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez 35 Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" mal ve hizmetleri bakımmından ayniyet/benzerlik koşulunun sağlandığı, bütünsel açıdan değerlendirme sonucunda taraf markaları arasında yeterli farklılaşma bulunduğu ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davacının tanınmışlık gerekçeli itirazlarının yerinde olmadığı, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı, .... kararlarının yerinde olduğu ve iptali koşullarının oluşmadığı, hükümsüzlük ile terkin koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından, bilirkişi raporu dorultusunda davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M :Davanın Reddine, Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 187,80.-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,Davalı kurum kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine,Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı ve davalı kurum vekillerinin yüzlerine karşı, davalı şahsın yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.09/04/2025 Kâtip Hâkim ... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır