Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde "tekno" ibareli markanın ayırt ediciliği ve iltibas ihtimali üzerine TürkPatent YIDK kararının iptali davası.
Özet: Bu hukuki uyuşmazlık, davacının "TEKNO-SAN" markasının tescil başvurusunun, kendine özgü stilize karakteri ve teknoloji sanayi sitesinin mimarisini yansıtan figüratif unsurları sayesinde mevcut "TEKNO" ön ekli markalardan yüksek ayırt edicilik taşıdığını ve iltibas oluşturmadığını iddia ederek Türk Patent ve Marka Kurumunun ret kararının iptalini talep etmesi üzerine ortaya çıkmıştır. Davalı kurum ve itiraz eden şirket ise, davacı markasındaki "TEKNO" ibaresinin diğer markalarla aynı ve asli ayırt edici unsur olduğunu, "n" harfinin benzerliği gidermediğini, markaların başlangıç kısımlarının ve mal/hizmet sınıflarının benzerliği nedeniyle tüketiciler arasında karıştırılma ihtimali doğduğunu savunarak davanın reddini talep etmektedir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/322 Esas - 2025/189

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/322
KARAR NO : 2025/189
....
DAVA : Marka YİDK Kararının İptali
DAVA TARİHİ : 20/07/2024
KARAR TARİHİ : 07/05/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 07/05/2025
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka.... Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, dava konusu marka, redde gerekçe markalardan farklı olarak kendine has stilize yazı karakteri ve bir ... unsuru ile ... + kelime markası olarak tescil edilmek istendiğini, söz konusu marka bir teknoloji sanayi şirketi adına oluşturulmuş ve marka ibaresinin de müvekkil şirketin hem marka mimarisi hem de markayı kullanmayı amaçladığı teknoloji sanayi sitesinin mimari ve inşai tasarımı ile paralel olarak oluşturulmuş olduğunu, dolayısıyla herhangi bir iltibas oluşturma amacının söz konusu olmadığını, marka ibaresinin özgün bir şekilde teknoloji sanayi sitesinin mimari yapısını temsil ettiğini, bu anlamda, müvekkiline ait markanın itiraz sahibinin redde mesnet gösterilen .... no.lu markalarına nazaran yüksek bir ayırt edicilik taşıdığını, redde gerekçe gösterilen markaların kelime unsurlarının müvekkiline ait marka başvurusu ile aynı/benzer olmadığını, müvekkiline ait marka başvurusunun “tekno” ve “san” ibarelerinin birleşiminden oluştuğunu, müvekkili şirketin itiraza konu markasının bir teknoloji sanayi sitesi için tescil edilmek istendiği dikkate alındığında, markanın kelime unsurunu oluşturan ...” ibaresinin teknoloji kelimesinden; “... ibaresinin ise sanayi kelimesinden türetildiğini beyan ederek TÜRKPATENT YİDK'nın 2024-M-6078 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu markanın “...” ibaresini içeren kelime, ... ve renk unsurlarını içeren karma nitelikli bir marka olduğunu, diğer davalı adına tescilli itiraza mesnet markaların “...” ortak ibaresi kullanılarak kiminde düz yazı kimilerinde ise ... ve renk unsuruna yer verilerek oluşturulduğunu; ortak olan “...” ibaresinin asli ayırt edici unsur olarak yer aldığını ve ayrıca ek kelime/kelime gruplarına yer verilerek oluşturulduğunu, redde mesnet markaların ayırt edici esas unsuru olan “...” ibaresinin, davacı marka başvurusu içerisinde “...(N)” aynen ve esas unsur olarak yer aldığını; markanın sonunda yer alan “n” harfinin markayı ayırt edici hale getirmediğini, yani “...” ibaresinin oluşturmuş olduğu benzerliği ortadan kaldıracak güçte ve nitelikte olmadığını, dolayısıyla kelime unsurunun markadaki kullanımı ve konumlandırılışı dikkate alındığında, marka algısının “...” ibaresi üzerinde şekilleneceğini, markayı oluşturan figüratif unsurların, tüketicilerin/hizmet alıcıların onları akılda tutmasına yardım edecek ya da işaretler arasında ayrım yapmasına katkıda bulunacak derecede spesifik veya orijinal bir şekilde belirtilmemiş olduğunu, bu kapsamda başvuruya konu işaret ile redde mesnet markaların esas ve ortak unsuru “...” ibaresi olup, bahse konu bu ibarenin markalarda birebir aynı şekilde yer aldığını, markaların özellikle başlangıç kısımlarının tüketiciler üzerinde daha çok etki doğuracağı ve akıllarında daha çok kalacağı yönündeki yerleşik Yargıtay içtihatları da göz önüne alındığında başvuru konusu markanın ve itiraza mesnet markanın “...” ibaresi ile başladığı ve tüketicilerin dikkatinin bu ibare üzerine yoğunlaşacağını, itiraza mesnet markaların eşya listesinde yer alan mal/hizmetler ile başvuru markasının kapsamında yer alan mal/hizmetlerin aynı/aynı tür olduğunu, müvekkili kurum tarafından yapılan değerlendirme neticesinde dava konusu “...” ibareli marka ile ret kararına gerekçe olarak gösterilen “...” ortak ibareli markaların bağlantı kurulması ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline yol açabilecek derecede benzer olduklarını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili dilekçeleriyle özetle; davaya konu markanın tamamının asli unsurunun "..." ibaresi olduğunu, kelime markasından oluşmakla herhangi bir ayırt edici niteliği bulunmayan davacının ... markasının tam da davacının ifade ettiği gibi, ... ibaresinin aslında markada asli unsur olarak yer aldığını, davacı, halihazırda müvekkilinin tescilli olan markaları ile aynı sınıflarda markasını tescil ettirmek istediğini kurumun kararının hukuka uygun olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE :
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, .... başvuru numarası ile “...” ibaresi için 35 / 37 / 42 / sınıftaki hizmetleri kapsayan marka başvurusunda bulunulmuş; söz konusu marka başvurusu .... tarafından kabul edilerek 12.08.2022 tarihli ve 402 sayılı Resmi Marka Bülteni'nde ilan edilmiş, söz konusu yayına davalı şirket tarafından itiraz edilmiş, davalı şirketin itirazı kabul edilmiş, söz konusu karara davacı şirket tarafından .... nezdinde yapılan itirazın .. sayılı kararı ile reddedildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir.
DEĞERLENDİRMELER
Taraf Markaları Arasında Karıştırılma İhtimali;
6769 sayılı SMK’nin 6/1 maddesi “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.” hükmüne amirdir.
6769 sayılı SMK’nin 6/1 maddesi anlamında benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu markaların tescilli oldukları sınıfların birbirine benzerliğidir. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal ve hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Eğer her iki koşul da gerçekleşmiş ise markalar arasında iltibas olduğuna karar verilecektir.
Markalar arasındaki benzerlik incelenirken,
Markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları
Görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlik,
Çağrıştırma,
Bir bütün olarak markaların uyandırdığı toplu kanaat,
Malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu,
Markayı taşıyan mal veya hizmetin değeri ve alıcının bu mal ve hizmeti almaya ayırdığı zaman
kriterleri ele alınmalıdır.
Yerleşik Yargıtay içtihatları ile sabit olduğu üzere; bir markanın bir başka marka ile benzer olup olmadığı müşterisi hafızasında bıraktığı imaja göre belirlenir. Bir marka, hizmet veya malın, diğer bir marka, hizmet veya malla karşılaştırılarak benzerliği tespit edilirken marka, mal veya hizmete bütünsel bir açıdan yaklaşılmalı ve müşterileri nezdinde bıraktıkları izlenim dikkate alınmalıdır. Nitekim..... sayılı kararında; “…556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 8/1-b bendi uyarınca markaların iltibas yaratıp yaratmadıklarının belirlenmesinde, markaların kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının alıcısı olan ortalama düzeydeki halk nezdinde karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığının tespiti gereklidir. Bunun için de işaretleri oluşturan harf, kelime, ... gibi asıl ve yardımcı unsurların değerlendirilmesi zorunludur... Dairemizin bu konuda yerleşik içtihatları uyarınca asıl unsurun; bunların ayırt edici ve baskın unsurları unutulmaksızın markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin tümüne hâkim olan görünüş ve ayırt ediciliği vurgulayan imajda aranması gereklidir...” denmektedir.
İltibas, kanunlarda tanımlanmamış olmakla birlikte öğretide “bir markanın aynen veya benzerinin kullanılması suretiyle, alıcı zihninde gerek emtiaların (veya hizmetlerin), gerekse müteşebbisin kaynağı açısından yanlış kanaatler uyandırılması ve bunların aynı yerden piyasaya sürüldüklerinin düşündürülmesi, bu yönden çağrışımlar yapması” olarak tanımlanmıştır. Sadece alıcıların belirli bir mal veya hizmet yerine başka mal veya hizmeti almak istemeleri halinde değil; alıcıların mal veya hizmetlerin birbirinden farklı olduklarını anlamalarına rağmen, bunların kaynağının aynı işletme olduğuna veya malları satan yahut hizmetleri sunanlar arasında idari veya ekonomik bağlılık olduğuna inanmaları halinde de iltibas ihtimali vardır . Dolayısıyla, iltibas bulunduğunun kabulü için işaretin marka ile bağlantı kurulmasına ve düşünsel olarak markayı çağrıştırmasına elverişli olması gerektiği anlaşılmaktadır.
Karıştırılma ihtimalinin varlığı 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi uyarınca “halk” nezdinde olmalıdır. Bir markanın diğer marka ile karıştırılma ya da iki marka arasında ilişki bulunduğu ihtimali, malın hitap ettiği uzman ya da satıcı nezdinde değil, halk nezdinde araştırılmalıdır. Dolayısıyla, markaların hitap ettiği tüketici ya da kullanıcı dikkate alınmak suretiyle, markaların bu kişiler nezdinde karıştırılıp karıştırılmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir. Yasada geçen “halk” tabiri amaca uygun şekilde “markayı taşıyan ürünlerin nihai tüketici kitlesi” olarak anlaşılmalıdır. Benzerlikte görüşüne başvurulacak kişi markalı ürünün yöneldiği hedef kitleye mensup/makul derecede bilgilendirilmiş, makul derecede dikkatli ve makul derecede ihtiyatla değerlendirme yeteneğine sahip kişinin değerlendirmesidir.
İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının tespitinde, mal ve hizmetlerin aynı veya benzer alıcı çevresine hitap edip etmediklerine ve aynı veya benzer ihtiyaçları gidermede kullanılıp kullanılmadıklarına; markaların kullanıldığı mal veya hizmetin ekonomik değerine; bunların hitap ettiği alıcı grubunun sosyal ve ekonomik düzeyine ve orta yetenekteki alıcıların markanın kullanılacağı mal veya hizmetleri aldıkları sırada sarf edecekleri dikkat ve özene de bakılır.
Emtiaların Aynı/Benzer/İlişkili Olup Olmadığı;
Dava konusu .... sayılı ve “...+...” ibareli markanın dava konusu hizmetleri ile davalıya ait redde mesnet markaların kapsamlarındaki mallar/hizmetler incelendiğinde, davacıya ait dava konusu markanın kapsamındaki hizmetlerin davacının redde gerekçe markalarının kapsamında aynı/aynı tür olarak yer aldığı tespit edilmiştir.
Tüketicinin dikkat ve bilinç seviyesi, markalar arasındaki iltibas riskini etkileyecek bir unsurdur. Dikkati düşük olan tüketici kitlesine yönelik emtiaların tescillendiği markalarda iltibas riskinin daha yüksek olacağı açıktır. Diğer yandan, tüketicinin bilinç ve dikkat seviyesi tek başına iltibas riskini oluşturan unsurlardan değildir. Marka işaretlerinin ne derece ayırt edici olduğu, markanın ne derece iltibas riski taşıdığı, markaların korunma düzeyinin ne aşamada değerlendirileceği de iltibas riskinin tespitinde önem taşımaktadır.
Mal ve hizmetlerin benzerliği değerlendirilirken de çekişme konusu mal ve hizmetlerin ortalama tüketici kitlesi, doğal yapısı, kullanım amacı, fiyatı, alım sıklığı, üretim dağıtım ve satış kanalları ile yerleri, rekabet, ikame veya tamamlama ilişkisi olup olmadığı gibi bütün faktörler dikkate alınmalıdır. Taraf markalarının çakışan mal/hizmetleri dikkate alındığında;
35. sınıfın 01-04 alt grubundaki hizmetler, tüketicinin gündelik rutininin ihtiyaçlarını karşılamayan, sık sık satın alınan emtialardan olmayıp görece daha profesyonel kişilere hitap ettiğinden, ortalama düzeydeki tüketicinin bilinç/dikkat/bilgi ve özen seviyesinin daha yüksek olduğu değerlendirilmektedir.
35. Sınıf perakendecilikte 16., 17. ve 19. Sınıfın hizmetleri bakımından ortalama tüketicinin göstereceği dikkat seviyesinin düşük, orta ve yüksek olabileceği,
37. Sınıf hizmetler, günlük kullanıma tabi olmayan, belirli bir düzeyde uzmanlık gerektiren mal ve hizmetlerden olup, ilgili tüketicinin dikkat seviyesi ve bilinç düzeyi ortalamanın üstündedir. Bu mal ve hizmetler yönünden, ortalama tüketici/alıcı kitlesinin bilinç/dikkat/özen seviyesinin yüksek olabileceği ve iltibas değerlendirmesinde dikkat düzeyi ortalamanın üzerinde olan ilgili tüketici kesiminin dikkate alınabileceği,
42. Sınıflardaki mal ve hizmetlerin hitap ettiği ortalama tüketici/alıcı kitlesinin bilinç/dikkat/özen seviyesi incelendiğinde; bu mal ve hizmetlerin, tüketicinin/alıcının gündelik (her anının, rutininin) ihtiyaçlarını karşılamadığı, sık satın alınan mal ve hizmetler olmadığı, fiyatlarının ucuz olmadığı, hatta bir kısmının alıcılar tarafından daha ziyade profesyonel meslekleri/iştigal alanları ile alakalı olarak satın alındığı fiili gerçeği de gözetildiğinde, tüketicilerin/alıcıların bu mal ve hizmetleri satın aldığı anda seçicilik/bilinç/dikkat/ algı/özen seviyelerinin düşük olmadığı,
Marka İşaretlerinin Benzer Olup Olmadığı;
Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, yukarıda da değinildiği üzere, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaya göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılması gerekmektedir. Global değerlendirme gereği, markaların unsurları bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla aslolan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaya göre değerlendirme yapılmasıdır.
....kararlarından da izlenebileceği gibi, karıştırma olasılığının değerlendirmesi, aslında ileriye dönük bir tetkiktir. Bu tetkikte; “Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları” ve “davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak, global olarak yapılmalıdır” .
Bununla birlikte markalar esas ve yardımcı unsur olmak üzere iki unsurdan meydana geldiği asla göz ardı edilmemelidir. Markayı benzerlerinden ayırt etmeye yarayan markada diğer unsurlara göre daha ön planda olan unsur esas unsur iken; esas unsura göre nispeten arka planda olan, malın ve hizmetin temel özelliklerini veya sair özelliklerini belirten ve esas unsura bağlı ve onunla ilişki içinde bulunanlar yardımcı unsurdur. Markaları benzerlerinden ayıran en önemli unsur esas unsurlardır. Markanın ayırt ediciliği ve iltibasa sebebiyet verip vermediği gibi hususlar esas unsur nazara alınarak tespit edilir.
Benzerlik değerlendirmesine ilişkin bu genel tespitler çerçevesinde yapılması gereken temel değerlendirme, dava konusu marka ile davalı yanın redde gerekçe gösterdiği markalar arasında SMK md. 6/1 uyarınca karıştırılmaya yol açabilecek düzeyde bir benzerliğin mevcut olup olmadığı ile ilgili olacaktır.
Dava konusu “ ...+... ” ibareli marka, mavi renkte, büyük harflerle “...” ibaresi ile bu ibarenin üzerinde gri şeritlerden oluşturulmuş “T” harfi ile mavi şeritlerin yer aldığı karma bir markadır. Marka hukukunda, “Söz görünümden yüksek sesle konuşur” ilkesi gereğince dava konusu markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğu,
Davalının markaları, münhasıran “...” ibaresi ile birlikte “gaming arena”, “kadın için teknoloji” ibarelerini içeren kelime markası veya karma markalardır. “gaming arena (oyun arenası)” ve “kadın için teknoloji” ibarelerinin ayırt edici niteliğinin zayıf olması nedeniyle davalı markalarının esas unsurlarının “...” ibaresi olduğu,
Sonuç olarak, yapılan inceleme neticesinde çekişmeli mallar bakımından tüketici kitlesinin bilinç ve dikkat düzeyinin çoğunlukla yüksek olduğu değerlendirilmekle birlikte, görsel, işitsel ve kavramsal bakımdan tüketici nezdinde bir bütün olarak yaratacağı algı ve izlenim itibariyle taraf markaları arasındaki yüksek benzerlik ve bağlantılı marka dikkate alındığında, davaya konu marka başvurusunun ilgili emtialar bakımından 6769 Sayılı Kanun m. 6/1 anlamında işletmeler arasında bağlantı kurulması olasılığı ve ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunduğu düşünülmektedir. Öyle ki, üst düzeyde dikkate sahip tüketicilerin bile dava konusu markayı gördüğünde, bunun davalının “...” esas unsurlu markalarından farklı bir marka olduğunu algılamayacağı, her iki markanın aynı işletmenin markası veya idarimali anlamda bağlantılı işletme markaları olarak algılayabileceği, dava konusu markanın sonunda yer alan “n” hafinin bu keyfiyeti değiştirmeyeceği, zira tüketicinin dava konusu markaları davalının bilinirliği yüksek “...” ibareli markasının serisi olarak algılayabileceği, ayrıca “n” harfinin” markaların sonunda yer alması nedeniyle uzun ibare sayılabilecek dava konusu markaların işitsel, görsel ve kavramsal olarak ayırt edici niteliğini arttırıcı bir etkisinin bulunmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu marka ile davalının markası arasında marka işaretleri bakımından işitsel ve görsel olarak karıştırılmaya yol açacak düzeyde bir benzerlik bulunduğu,
Karıştırılma İhtimali;
Sonuç olarak, hem dava konusu markanın kapsamında yer alan dava konusu hizmetlerin redde gerekçe markaların kapsamında aynı/aynı tür olarak yer alması, hem de dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunması nedeniyle dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında dava konusu hizmetler bakımından karıştırılma ihtimalinin söz konusu olduğu;
Dosya kapsamında yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda;
Dava konusu markanın kapsamındaki hizmetlerin redde gerekçe markaların kapsamında benzer olarak yer aldığı,
Dava konusu marka ile davalı markaları arasında işitsel, görsel ve anlamsal benzerlik bulunduğu,
Dava konusu marka ile davalı markaları arasında dava konusu hizmetler bakımından karıştırılma ihtimali bulunduğu,
.... sayılı .... Kararı’nın yerinde olduğu sonuç ve kanaatlerine varılmış aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M :
Davanın reddine,
Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 187,80.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Davalı kurum ile şirket kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,
Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),
Dair, davacı vekili ve davalı kurum ile şirket vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ..... istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.07.05.2025
Kâtip Hâkim....
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır