İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin, avukatlarca açığa imzalı senetlerin kötüye kullanılması iddiasıyla açılan menfi tespit davasında verilen ihtiyati tedbir ara kararına yönelik istinaf kararı.
Özet: Davacı, eski avukatları olan davalıların, aralarındaki güven ilişkisine aykırı şekilde, kendilerine teminat amacıyla yediemin olarak teslim edilen açığa imzalı senetleri haksız yere doldurarak icra takibi başlattığını iddia etmiştir. Bu haksız takibin durdurulması, tahsil edilen paranın alacaklıya ödenmemesi, maaş haczi ve araç üzerindeki yakalama şerhinin kaldırılması, borçlu olunmadığının tespiti ve kötü niyet tazminatı talepleriyle menfi tespit davası açarak, davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etme koşuluyla ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1049
KARAR NO : 2026/1566
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN ARA KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/05/2026
NUMARASI : 2026/439 Esas
DAVA : MENFİ TESPİT
TALEP : İHTİYATİ TEDBİR
KARAR TARİHİ : 24/06/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 24/06/2026
İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından yukarıda belirtilen ara karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Mahemece yapılan açık yargılama sırasında 04/05/2026 tarihli ara kararda; ''... Davacı vekili ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesi ile özetle;İzmir Arabuluculuk Bürosu’nun 2026/3262 Büro ve 2026/66769 sayılı dosyası kapsamında yürütülen zorunlu arabuluculuk süreci, 20.04.2026 tarihinde “anlaşamama” ile sonuçlanmış olup, dava şartı usulüne uygun şekilde yerine getirildiğini, Davalılar, tarafının ve yetkilisi olduğum şirketlerin resmi vekilliğini yürüttükleri dönemde, aramızdaki avukat-müvekkil güven ilişkisine binaen, yalnızca farklı bir ticari şirket ortaklarım ve diğer ortaklıklarımı da kapsayan meselede teminat amacı taşımak kaydıyla ve "yediemin/emanet" sıfatıyla kendilerine teslim edilen açığa imzalı senetleri, aradaki anlaşmaya açıkça aykırı şekilde doldurarak icra takibine konu ettiğini, Taraflar arasında bu senetlerin düzenlenmesini gerektirir hiçbir gerçek borç ilişkisi, hizmet akdi veya ticari alışveriş bulunmadığını, Takibe konu senetlerin tanzim tarihi, vade ve bedel kısımları tarafımın iradesi dışında, farklı kalemler ve şablonlar kullanılarak sonradan doldurulduğunu, .Dava konusu icra takibi başlatıldığı tarihte davalılar halen tarafımın resmi vekili konumunda olduğunu, Bir avukatın, vekâlet ilişkisi devam ederken kendi müvekkiline karşı icra takibi başlatması 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m. 43 (Husumet Yasağı) hükmüne açıkça aykırı olduğunu, Bu sadakatsizlik ve kötü niyetli eylemlerin anlaşılması üzerine, tarafımca derhal davalıların vekâletnamesi "Vekâletin Kötüye Kullanılması" gerekçesiyle Şubat 2026 tarihinde azilname ile sonlandırıldığını, .İcra ve İflas Kanunu m. 72/3 uyarınca, takipten sonra açılan menfi tespit davasında, davanın esası yönünden kuvvetli haklılık karinesi ve telafisi imkânsız zarar tehlikesi mevcut ise mahkeme takibin durdurulmasına veya vezneye giren paranın alacaklıya ödenmemesine karar verebilir. Şahsımın "ekonomik mahvına" yol açan bu haksız sürecin durdurulması hukuk devletinin gereği olduğunu, Uygun görülecek teminat karşılığında; İcra takibinin tedbiren durdurulmasına, icra veznesine giren paraların alacaklıya ödenmemesine, maaş haczinin ve araç üzerindeki yakalama şerhinin kaldırılmasına yönelik ihtiyatı tedbir kararı verilmesine, Davalılara borçlu olmadığımın tespitine, haksız icra takibinin iptaline, Davalıların kötü niyetli takipleri nedeniyle %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmelerine, Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Talep; ihtiyati tedbire ilişkindir.
Tüm dosya kapsamı ve davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebi incelenmekle;
İzmir 25.İcra Dairesi 2025/10934 E. Sayılı dosyasının incelenmesinde;.... olduğu, borçlusunun mahkememiz davacı .... olan 50.000,00-TL miktarlı 30.11.2022 tanzim tarihli, 31.12.2022 vade tarihli, senet, 50.000,00-TL miktarlı 30.11.2022 tanzim tarihli, 31.01.2023 vade tarihli senet, 50.000,00-TL miktarlı 30.11.2022 tanzim tarihli, 28.02.2023 vade tarihli senede istinaden toplam 318.596,86-TL alacak için takip başlatıldığı anlaşılmıştır.
İİK'nın 72/2. maddesinde; “icra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkemenin istek üzerine alacağın % 15'inden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebileceği” hususu düzenlenmiştir.
6100 sayılı HMK'nın ihtiyati tedbiri düzenleyen 389/1 maddesi gereğince ihtiyati tedbir kararı, var olan durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında verilebilecektir.
HMK'nın 390/3. maddesinde ise; “tedbir isteyen taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu” düzenlemesine yer verilmiştir.
İhtiyati tedbir isteğinde bulunanın davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi gerekir. Yaklaşık ispat ise; “yalın bir iddiadan daha çok, tam ispattan daha az” bir durumun varlığı halinde gerçekleşir. İhtiyati tedbir isteyen tarafın, ileri sürdüğü hakkın varlığı ve bu hakkın varlığının tehlikede olduğu hususunda mahkemede güçlü bir kanaat oluşturması gerekir.
Davacı vekili her ne kadar dava konusu ettiği senetlerle ilgili olarak başlatılan icra takibinin tedbiren durdurulması talep edilmiş ise de, ilgili icra takibinin davadan önce açıldığı bu nedenle İİK'nın 72.maddesi uyarınca davadan önce açılan icra takibine ihtiyati tedbir yoluyla durdurulamayacağı, kaldı ki mevcut delil durumu itibariyle HMK'nın 390/3.maddesi kapsamında talebin değerlendirilmesinde, dava dilekçesi ekinde sunulan belge ve delillerden yaklaşık ispat kuralı çerçevesinde mahkememizde ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi yönünde yeterli derecede kanaat oluşmadığı..." gerekçesi ile; davacı vekilinin ihtiyati tedbir isteğinin REDDİNE" karar verilmiş, verilen ara karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:
İhtiyati tedbir talep eden davacı istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin takipten sonra açılan davalarda tedbir verilemeyeceği gerekçesi ile taleplerinin reddedildiğini, paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verilmesinin hukuken mümkün olduğunu, vekalet görevinin kötüye kullanıldığını, davalıların resmi vekili olduğu dönemde emanet olarak aldıkları senetleri hukuka aykırı şekilde doldurularak takibe konulduğunu, bir avukatın müvekkiline karşı ağır bir sadakatsizlik sergilemesinin mahkemenin aradığı yaklaşık ispat koşulunu fazlasıyla karşıladığını, maaşından her ay kesinti yapıldığını ve aracın üzerinde yakalama şerhi bulunduğunu, yargılama sonunda haklılığı ortaya çıktığında davalıların paraları iade etmeme riskinin ve şahsının ekonomik mahvının söz konusu olduğunu, ayrıca aracın yakalanması durumunda satış tehlikesinin ortada olduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme ara kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C) DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
HMK’nın 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, söz konusu maddede; meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan haller, ihtiyati tedbir sebebi ve şartı olarak kabul edilmiştir. Mahkemece, ihtiyati tedbir yargılamasının gerektirdiği inceleme ve ispat kuralları dikkate alınarak, yapılan incelemeden sonra, bu sakınca veya zararı ortadan kaldıracak tedbire karar verilmesi mümkün olacaktır. İhtiyati tedbirde asıl olan ihtiyati tedbire esas hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyati tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyati tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyati tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin sadece uyuşmazlık konusu hakkında verileceği düzenlemiştir.
Dosyadaki belgelere, ara kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle uyuşmazlığın yargılama gerektirmesine, ihtiyati tedbir koşullarının oluşmamasına, ara kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu ara kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, ihtiyati tedbir talep eden davacının yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/439 Esas sayılı dosyasında ihtiyati tedbirin reddine ilişkin olarak verilen 04/05/2026 tarihli ARA KARAR, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan ihtiyati tedbir talep eden davacının istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 732,00 TL istinaf maktu karar harcı alındığından ve yeterli olduğundan, yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan ihtiyati tedbir talep eden davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından istinaf kanun yoluna başvuran ihtiyati tedbir talep eden davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5-Kararın tebliği ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/(1)-f maddesi gereğince kesin olmak üzere 24/06/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.