Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde "..." markasının hükümsüzlüğü davasında karıştırılma, kötü niyet ve kullanım ispatı iddiaları çatışıyor.
Özet: Bu dava, davacının "..." ibaresini içeren çeşitli tescilli ve tanınmış markalarına dayanarak, davalının benzer "..." markasının hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini; davalının bu markadan haksız yarar sağladığı ve karıştırılma ihtimali bulunduğu iddialarıyla talep etmesine karşılık, davalının ise davacının kötü niyetli olarak piyasayı tekelleştirmeye çalıştığını, kendi markalarını kullanmadığını, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu ve kendisinin bu ibare üzerinde uzun süredir devam eden üstün haklara sahip olduğunu savunarak davanın reddini istediği bir marka hükümsüzlüğü yargılamasıdır.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/521 Esas - 2026/24

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/521
KARAR NO : 2026/24
DAVA : Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 16/12/2024
KARAR TARİHİ: 09/02/2026 Yazım Tarihi : 27/02/2026
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkiline ait ... sayılı “...” markasının 23.12.1996 tarihinde ... Ltd. Şti. adına tescil edildiği, yenilenmek suretiyle markanın korumasının devam ettiği, davacı ... Grup A.Ş.’nin markayı devir alarak markaya yatırım yapmaya devam ettiği, davacının ayrıca “... A.Ş.” markasını ... nezdinde tescil ettirdiği, davacının ... tescil numaralı “...”, ... tescil numaralı “... ...”, ... tescil numaralı “...”, ... tescil numaralı “... ...” markalarını tek bir çatı altında birleştirdiği, yabancı bir firmayla da ... illeri için ... iş ortaklığı yaptığı, ... özelinde önemli yatırımlarda bulunduğu, “...” markasının dünya geneline açılımı için de girişimlerde bulunacağı, çeşitli basın yayın organlarında haberlere konu olduğu, ... sayılı “...” markasının ... çapında tanınmış bir marka olduğu, bu marka üzerinde ... çapında lisanslar verildiği, davalının hükümsüzlüğü talep edilen markadan faydalanarak haksız yarar sağladığı, davacının menfaatlerine zarar verdiği ve markanın ayırt edici niteliğini zedelediği, SMK'nın 6/5. maddesinde belirtilen koşulların oluştuğu, davacıya ait ... sayılı “...”, ... sayılı “... ...”, ... sayılı “...” ve ... sayılı “... ...” markaları ile davalıya ait ... sayılı “...” markasının benzer olduğu, aynı/benzer mal ve/veya hizmetler için tescil edildiği, bu nedenle markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu ve 6769 s. SMK’nın 25/1 ve 6/1 maddelerinde düzenlenen hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu belirtilerek davalıya ait ... sayılı “...” markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, yargılama harç ve giderleri ile ilam vekâlet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesi talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı şahıs vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Davacı ... Grup A.Ş.'nin 21.03.2024 tarihinde tescil edilerek tüzelkişilik kazandığı, “...” ibaresi üzerinde önceye dayalı kullanımı-üstün hak sahipliği bulunmadığı, davalı markasının tescil sürecinde yapılan itirazların sonuç vermemesi üzerine davacı şirketin kurularak bünyesine devir yoluyla aldığı markaları işbu davaya dayanak kılarak usulsüz ve haksız olarak hükümsüzlük davası açtığı, davacı tarafından devralınan markalar ile davalıya ait markanın SMK m.6/1 hükmü bakımından farklı olduğu, davacının ... ve diğer illerde “...” ibaresi altında faaliyet gösteren işletmelere yıldırma ve dava açma tehdidi ile baskı uygulayarak markalarını devralma ya da lisans verme yoluna gittiği, davacının bu tür faaliyetlerinin kötü niyetli olduğu, davacının piyasayı kendi kontrolü altında tutmak ve bu yolla haksız kazanç sağlamak adına bu tür faaliyetlere giriştiği, “...” ibaresinin uzun süreden beri bir çok işletme ve restoranda tescilsiz marka ve işletme adı olarak kullanılmakta iken ve bu kullanımlara uzun yıllar sessiz kalındığı, daha sonra bu işletmelere baskı uygulayarak piyasada tekelleşmeye yol açacak manipülatif girişimlerde bulunulduğu, davacı tarafın davaya dayanak kıldığı markaları kullanmadığı, davacının devraldığı bu markaları devir edenlerin kullanmaya devam ettiği, gerçek amacın markaların devri olmadığı, devir işlemlerinin muvazaalı olduğu, davacının devraldığı bu markaları da kullanmadığı, davacının amacının marka kullanımı olmadığı, gerçek amacının davalıdan ve dava dışı kişilerden yüksek meblağlı tutarlar talep etmek ve dava yoluyla bu kişileri sindirmek olduğu, bu durumun davacının kötü niyetini ortaya koyduğu, 6769 s. SMK m.25/7 uyarınca bu markalar için kullanım ispatı talep ettikleri, davacının davaya dayanak kıldığı tüm markaları 43. sınıfta yer alan hizmetler bakımından ciddi-yoğun ve kesintisiz olarak kullandığını ispat külfeti altında bulunduğu, davacının markaları bizzat kendisinin kullanması gerektiği, bu markaları kullanımını ispat edemediği, davacı tarafından davaya dayanak gösterilen markalar ile davalı markası arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, davalı markasında “...” ibaresinin ayırt ediciliği düşük bir ibare olarak bir çeşit restoran işletmeciliği türünü çağrıştırma amacıyla kullanıldığı, markayı oluşturan unsurlardan hiçbirinin bariz olarak ön plana çıkarılmadığı, “...” kelimesinin açılımının “ ...” şeklinde olduğu, bu ibarenin herkes tarafından bilinen, genel anlamı olan bir terim olduğu, davalının yaklaşık 12 yıldan fazla bir süredir “... ...”, “... ...”, “...” markaları üzerinde önceye dayalı üstün hak sahibi olduğu, bu markalarda “...” ibaresinin ayırt ediciliğinin bulunmadığı, davalı markasının tek başına esaslı unsurunu oluşturmadığı, esas unsuru oluşturan “...” ve “ ...” ibareleri ile birlikte tescil edildiği, davalının “... ...” markasını uzun yıllardır kullanmakla bu markaya ayrı bir bilinirlik kazandırdığı, davalının uzun yıllardır yoğun emek verdiği ve yatırım yaptığı “...” ibareli markası üzerinde kullanıma dayalı hak sahibi olduğu, davacı tarafın yeni kurulan bir şirket olduğu, daha önceden tescil edilmiş bazı markaları kötü niyetli olarak devralarak içinde “...” ibaresi geçen önceye dayalı hak sahiplerine haksız hükümsüzlük davaları açtığı, devraldığı markalar üzerinde göstermelik olarak şekli hak sahipliği kurduğu, bu markaları bizatihi kullanmadığı, kullanılmayan markalara dayanarak açılan bu hükümsüzlük davasının davacının kötü niyetini gösterdiği, davacının devir aldığı bazı markaların bir kaç kez el değiştirdiği, kullanılmayan markalara dayalı hükümsüzlük davası açılmasının hukuken olanaklı olmadığı, bir markayı devralan marka sahibinin devraldığı markalara dayalı dava açma imkanı bulunmadığı, devir konusu markanın başvuru tarihinden daha sonra tescil başvurusu yapılan bir markaya, devreden marka sahibi birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa devralan marka sahibinin, sonraki tarihli markanın kötü niyetli olmadıkça hükümsüzlüğünü isteyemeyeceği, 6769 s. SMK md.25/6’nın uygulanmasında temel alınan sürenin sonraki markanın kullanım süresi değil, önceki marka sahibinin sonraki markanın kullanımına sessiz kalma süresi olduğu, bu sürenin kesintisiz devamının ispatı neticesinde, önceki hak sahibinin hukuki korumadan faydalanma hakkını kaybedeceği, davalının markasını yaklaşık 13 yıldan bu yana ciddi yoğun ve fasılasız bir şekilde iyi niyetle 43. sınıf hizmetlerinde kullanmakta olduğu, bu kullanımına davacı tarafın devraldığı markalar yönünden sessiz kalındığı, davacı tarafın sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı, müvekkil hakkında yapılan suç duyurusu neticesinde davalının ... Ceza Mahkemesi’nin ... E. sayılı dosyasıyla yargılandığı ve beraatına karar verildiği, böylelikle müvekkilinin “... ...” ibareli marka yönünden üstün ve önceye dayalı hak sahibi olduğunun ispatlandığı, davalı tarafından davacıya ait ... sayılı markanın iptali için ...’na iptal başvurusunda bulunulduğu, iptali halinde bu markanın davaya dayanak olamayacağı, bu iptal talebinin sonucunun beklenmesini talep ettikleri belirtilerek davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, ...’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. ",
Madde 19 /2" 6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde ...’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından ...’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir."
Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.
(6) Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez.
(7)6 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar." hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da ... hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm ... genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti ... hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda (... sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
Kullanılmama def'i; 10/01/2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU'nda 6/1 maddesine göre marka başvurularında, 25.nci maddeye göre hükümsüzlük davasında ve de 29.ncu maddesindeki tecavüz davalarında iltibasa dayalı itiraz gerekçesi mesnet marka ( ya da markaları) yönünden kullanılmama def'i imkanı getirilmiştir. Buna göre kendisine ispat yükü düşen taraf ileri sürdüğü davaya konu başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde mesnet (dayanak) marka/markaların kapsamındaki mal veya hizmetler bakımından markasını ...’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğunu ispatlamalıdır. Aksi takdirde itiraz yapılmamış veya açmış olduğu davasını da ispat edememiş sayılması sonucu ortaya çıkacaktır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın;
Davacı tarafın aşağıdaki 4 ayrı ... ibareli mesnet markalarına bağlı davalı şahsın ... sayılı markanın SMK 6/1 maddesine göre iltibas, karıştırılma, benzerlik iddiası ile SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık iddialarına bağlı SMK 25. Maddesine göre davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği, davalı taraf savunmasında davacının mesnet markalarından kullanım ispatına konu markalardan 43. Sınıf yönünden kullanmama def'i karşısında bu hizmetler açısından dosyaya sunulan kanıt ve belgelere göre davacı tarafın kullanım ispatının yerine getirip getirmediği, davalı taraf savunmasında geçen "davacının mesnet markalarındaki ... ibaresinin ayırt ediciliğini kaybettiği, zayıf marka olduğu, hükümsüzlüğe konu marka yönünden SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım bulunduğu, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğranıldığı, davacının devir aldığı markalar arasından kötü niyetli olunduğu, mesnet markalardan ... sayılı marka için iptal talebinde bulunulduğu ve bu davayı etkileyeceği" iddiasının uyuşmazlığa etki edip etmeyeceği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
Davacı şirketin;
1)14/03/2016 tarihinde yenilenen ... sayılı “...+... ” markasının 29,30 ve 32. Sınıflarda yer alan “Kebap çeşitleri: Adana kebap, beyti kebap, şiş kebap, karışık kebap, tavuk şiş, mantarlı köfte, patlıcan kebabı, ızgara köfte, tandır kebabı, döner, iskender, pide çeşitleri, çorba çeşitleri: mercimek çorbası, mantarlı çorba, Tatlı çeşitleri: Aşure, tel kadayıf, kabak tatlısı, ekmek kadayıfı, sütlaç, İçecekler. Ayran, kola, soda, meyve suyu, gazoz, su.” malları için tescilli olduğu,
2)31/10/2022 tarihinde yenilenen ... sayı ile tescilli "...+ ... ... " markasının sınıf 43: "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri: Restoran hizmetleri, self-servis restoran hizmetleri, lokanta hizmetleri, kafeterya hizmetleri, cafe hizmetleri, kantin hizmetleri kokteyl salonu hizmetleri snack-bar hizmetleri, bar hizmetleri, ikram hizmetleri (catering), yiyecek ve içecek hizmet araçlarının kiralanması hizmetleri..Geçici konaklama hizmetleri: Otel, motel , tatil köyü, pansiyon v.b. Hizmetleri (geçici barınma), çadır kiralanması hizmetleri, gençlik kamp hizmetleri, yer ayırtma hizmetleri...Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri, huzurevleri hizmetleri. Hayvan bakım evleri hizmetleri. "için tescilli olduğu,
3) 27.11.2014 Başvuru ,09.11.2015 tarihinde tescil edilen ... sayılı "... " markasının Sınıf 43: "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" için tescilli olduğu;
4)25.08.2020 Başvuru, 02.06.2021 tarihinde tescil edilen ... sayılı "... ..." markasının Sınıf 43: "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri."için tescilli olduğu;
Davalı şahsın ise ;
14.11.2022 tarihinde başvurusu yapılıp 01.11.2024 tarihinde tescil edilen ... sayılı "... " ibareli markası olduğu, markanın kapsamında sınıf Sınıf 43: "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri." nin bulunduğu;
... kayıtları ile tespit edilmiştir.
Uyuşmazlık tespitinden sonra tahkikata geçilip bilirkişi raporu alınmıştır.
Bilirkişi heyeti raporunda ÖZETLE; "1. Davalı adına tescilli olup hükümsüzlüğü talep edilen ... sayılı “...” markasının, davacı adına ..., ..., ..., ... sayılarla tescilli bulunan “...”, “... ...”, “...”, “... ...” markaları ile karıştırılacak kadar benzer olduğu ve tescil kapsamındaki hizmetlerin de davacı markalarının tescil kapsamında bulunan mal ve hizmetlerle aynı ve benzer türden olduğu, bu nedenle markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu;
2. Davacıya ait ... sayılı “...”, ... sayılı “...”, ... sayılı “... ...” markalarının, dava tarihinden önceki 5 yıllık dönem içinde, tescil kapsamında bulunan mallar/hizmetler yönünden, bizzat davacı ya da markaların önceki sahipleri tarafından ya da bunların izin, kontrol ve yetkisi altında kullanıldığını ispat edecek düzeyde yeterli delil sunulmadığı;
3. Davalıya ait ... sayılı “...” markası ile davacıya ait ... sayılı “... ...” markası arasında "Sınıf 43: Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri." yönünden karıştırılma ihtimalinin bulunduğu;" şeklinde ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep; davalı vekilinin ise davacının hükümsüzlüğü talepli (kullanmama iptali) açılan dava bu davayı etkilemeyeceğinden reddedilmiştir.
GEREKÇE:
Önceki tescilli bir marka (davacıya ait olan) ile sonraki tesçilli marka (davalı markası) arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
a) Davacının ... sayı ile tescilli "...+..." ibareli markası ile davalı şahsın ... sayılı "... " ibareli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sescil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu;
ANCAK davalı vekili SMK 19/2 maddesi kapsamında kullanmama def'i ileri sürdüğünden davacının bu markasını kapsamındaki emtialarla ilişkili ve bağlantılı kabul edilen 43.ncü sınıfta davanın açıldığı tarihten geriye yönelik son 5 yıl içinde markasal şekilde kullanıldığı davacı tarafca kanıtlanmadığından (bilirkişi raporunda bu husus " dava tarihinden önceki 5 yıllık döneme ait olan 13 adet faturanın konusu olan kullanımların, kullanımının yoğunluğu, süresi ve devamlılığı itibariyle markanın ciddi şekilde kullanımını ispatlayacak düzeyde olmadığı, ayrıca bu kullanımların ... sayılı markanın tescil kapsamında bulunan 29, 30 ve 32. sınıflardaki mallar için gerçekleşmediği tespit edildiğinden ... sayılı “... ...” markasının dava tarihinden önceki 5 yıllık dönem içinde, tescil kapsamında bulunan mallar yönünden marka olarak kullanımının ispatlanamadığı kanaatine ulaşılmıştır. " şeklinde izah edilmiştir.) SMK 19/2 ve 25/7 maddesi yollaması ile SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulundan yararlanamayacağından SMK 25/1 maddesindeki hükümsüzlük koşulu da oluşmadığı;
b) Davacının ... sayı ile tescilli "...+ ... ... " ibareli markası ile davalı şahsın ... sayılı "... " ibareli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sescil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu;
ANCAK davalı vekili SMK 19/2 maddesi kapsamında kullanmama def'i ileri sürdüğünden davacının bu markasını kapsamındaki 43.ncü sınıfta davanın açıldığı tarihten geriye yönelik son 5 yıl içinde markasal şekilde kullanıldığı davacı tarafca kanıtlanmadığından (bilirkişi raporunda bu husus " Bu tespitler çerçevesinde, “... ...” markasının “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerinde” ... tarafından kullanıldığı tespit edilmiştir. Buna rağmen, markayı kullanan ...’ın markanın mevcut ya da devirden önceki sahibi olmadığı, ayrıca bahse konu kullanımların bizzat davacı ya da markanın önceki sahibi olan ...’ın izin, kontrol ve yetkisi altında gerçekleştiği yönünde bir delilin de dosya kapsamında bulunmadığı tespit edildiğinden ... sayılı “... ...” markasının dava tarihinden önceki 5 yıllık dönem içinde, tescil kapsamında bulunan hizmetler yönünden marka olarak kullanımının ispatlanamadığı tespit edilmiştir. " şeklinde izah edilmiştir.) SMK 19/2 ve 25/7 maddesi yollaması ile SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulundan yararlanamayacağından SMK 25/1 maddesindeki hükümsüzlük koşulu da oluşmadığı; ;
c) Davacının ... sayılı "..." ibareli markası ile davalı şahsın ... sayılı "... " ibareli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sescil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu;
Her iki markada ... ibaresinin baskın olduğu, davacı markasındaki Selanik ibaresi tarafların da faaliyetlerinin bulunduğu Ankara'da bilinen Kızılay semtinde bir sokak adı olarak anıldığı;
ANCAK davalı vekili SMK 19/2 maddesi kapsamında kullanmama def'i ileri sürdüğünden davacının bu markasını kapsamındaki 43.ncü sınıfta davanın açıldığı tarihten geriye yönelik son 5 yıl içinde markasal şekilde kullanıldığı davacı tarafca kanıtlanmadığından (bilirkişi heyet raporunda bu husus "Bu kapsamda, 5 yıllık dönem için sunulan 3.449,40 TL bedelli 4 adet faturanın, markanın yeterli düzeyde yoğun, istikrarlı ve ciddi şekilde kullanımını ispatlar nitelikte olmadığı kanaatine varılmıştır. Ek olarak, bu 4 adet faturada, ... sayılı markadan farklı olarak, “...” ibarelerinin öne çıkarılarak asli markasal unsur olarak kullanıldığı, bu kullanım şekliyle markanın ... sayılı markadan farklılaştığı, 6769 s. SMK’nın 9/2(a) maddesinde belirtilen, “markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden… kullanılması” şartını yerine getirmediği tespit edilmiştir.
Sonuç olarak, ... sayılı markanın, dava tarihinden önceki 5 yıllık dönem içinde tescil kapsamında bulunan hizmetler yönünden marka olarak kullanımının ispatlanamadığı kanaatine ulaşılmıştır. " şeklinde izah edilmiştir.) SMK 19/2 ve 25/7 maddesi yollaması ile SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulundan yararlanamayacağından SMK 25/1 maddesindeki hükümsüzlük koşulu da oluşmadığı;
Yukarıda a-b-c kısımdaki davacı mesnet markaları (kullanım ispatına konu edilen ... sayılı “...+... ” , ... sayı ile tescilli "...+ ... ... " , ... sayılı "..." ) açısından kullanıma dair dosyaya lisans belgeleri sunulmuş ise de ; bu belgelerin davacının bu markalarına bağlı kullanıma ilişkin verildiği tespit edilemediği ( bilirkişi heyet raporunda bu husus "Davacı delilleri arasında 05.08.2024, 09.10.2024 ve 26.12.2024 tarihli üç adet lisans sözleşmesi sunulmakta, bu sözleşmelerde isimleri kapatılmış olan lisans alan taraflara “...”, “... ...”, “...” ve “... ...” markalarının belirli dönemlerde kullanım haklarının verildiği belirtilmektedir. Bahse konu sözleşmeler sadece markaların kullanımı için ilgili taraflara verilen bir izin niteliğindedir. Sözleşmelerde belirtilen bu markaların tamamının ya da bir kısmının ilgili taraflarca gerçekten kullanılıp kullanılmadığı, kullanılmışsa hangi tarihlerde ve nasıl kullanıldığının ayrıca ispatı gerekir.
Bu çerçevede, markaların lisans alanlarca kullanımını gösteren başka deliller sunulmadığı dikkate alındığında, belirtilen lisans sözleşmelerinin tek başına davacıya ait markaların, dava tarihinden önceki 5 yıllık dönem içinde, tescil kapsamında bulunan mallar/hizmetler yönünden kullanımını ispatlayıcı nitelikte olmadığı tespit edilmiştir. " şeklinde izah edildiği;
Yine bilirkişi heyet raporunda da ayrıntılı geçtiği şekilde kullanım hakkında diğer Deliller: açısından;
"Davacı delilleri arasında sunulan davacı şirketin Kuruluş Gazetesinin dava konusu markaların kullanımını ispat niteliği bulunmamaktadır. Yine, işyeri tabelası ve açılış duyurusu gibi malzemeler de herhangi bir tarih ihtiva etmemesi nedeniyle dava konusu markaların ilgili 5 yıllık dönemde kullanımı ispat niteliği bulunmamaktadır.
... internet sitelerinde yayınlanan 10.08.2024 tarihli haberde özet olarak, ...’da ve ... genelinde çok sayıda “...” restoranı bulunduğu, tüm ... restoranların tek çatı altında birleştiği, franchising anlaşmaları yaptıkları belirtilmektedir. Bahse konu haberin tek başına “...” markasının kullanımını ispat kabiliyeti bulunmamasının yanı sıra, dava konusu olup kullanıma tabi markaların her birinin farklı asli ve tali unsurlara sahip olduğu dikkate alındığında, bu haberin davaya dayanak gösterilen markalardan hangisine ilişkin olduğu da tam olarak anlaşılamamaktadır. Bu çerçevede, bahse konu haberlerin de davacıya ait markaların, dava tarihinden önceki 5 yıllık dönem içinde, tescil kapsamında bulunan mallar/hizmetler yönünden kullanımını ispatlayıcı nitelikte olmadığı kanaatine varılmıştır" şeklinde kanaate aynı gerekçelerle mahkememizce de iştirak edilerek bu delillerin de bu 3 marka açısından kullanım ispatını sağlamadığı değerlendirildiği;
d) Davacının ... sayılı "... ..." ibareli markası ile davalı şahsın ... sayılı "... " ibareli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle (... ibaresi ortak olarak yer alsa da ) görsel ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı ;
Davacı markasındaki ... ile davalı markasındaki ... ibareleri ortak ibare ... ile yer aldıklarında bütünsellik açısından farklı marka olduğu izlenimi olduğu görüleceği;
... ibarelerinin yer aldığı tabela işletmelerini gören hedef tüketiciler (ortalama tüketici grubundakiler ) açısından bu yerlerin öncelikle pide , kebap ,döner türevindeki müşterilere hizmet veren işletmeler olduğu kanısıyla hareket edip; davacı markasının yer aldığı işletmedeki tabeladaki " ... ..." ibaresini /markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davalıya ait "... " ibareli/marka/ tabela taşıyan işletmeden farklı bir işletme/marka olduğunu algılayabileceği, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından 43.ncü sınıfta ... türevinde hizmet veren bir işletmede davalıya ait "... " ibareli/marka/ tabela taşıyan işyerini gördüklerinde davacıya ait " ... ..." ibaresini /markasını taşıyan işletmeden farklı bir yer olduğunu sanabileceği , yani markalar/işletmeler arasında yanılgı yaşamayacağı ; ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davalının "... " ibareli işaret ile davacının " ... ..." ibareli markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibas dolayısıyla SMK 25/1 maddesindeki hükümsüzlük koşulu oluşmadığı
( HMK 282 .nci maddede " Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmünden hareketle ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/06/2016 tarih ... sayılı kararı uyarınca iltibas incelemesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin gerekmesi karşısında bilirkişi raporunun iltibas değerlendirmesine ilişkin aksi yöndeki görüşüne itibar edilmemiştir.)
Tanınmışlık iddiası açısından;
Bu konu Bilirkişi heyetinin oyçokluğu görüşünde " Davacı tarafından, hükümsüzlük iddialarına dayanak gösterilen markaların tanınmış marka niteliğinde olduğu ileri sürülmekle birlikte, dosyaya sunulan ve ayrıntıları yukarıda açıklanan deliller çerçevesinde davacı markalarının tanınmış marka niteliğini haiz bulunmadığı kanaatine varılmıştır. " şeklinde ; KARŞI görüşte ise "
Somut olayda davacı markasında asli unsur olan “...” kelimesi davalı markasının içinde aynen yer almaktadır. “...” zayıf bir ibare olmayıp yaratım bir markadır. Diğer bir değişle fikri çabayla yaratılmış bir markadır. Dolayısı ile herkesin kullanımına açık bir ibare değildir. Zamanla çok beğenilip herkes tarafından kullanılıyor diye bir markanın zayıf ibare olması pazarlama açısından kabul edilemez bir yaklaşımdır. Bunun nedeni de, fikri bir çabayla yaratılmış anlamsız kelimeler zamanla bilinen bir marka haline getirilmiş ise bunun mimarı marka sahibi ve kullandığı pazarlama stratejileridir.
Sonuç olarak Davalı markada bir bütün olarak “...” ibaresi yer almaktadır. Dolayısı ile markalar benzerdir.
Bir marka tescilli olduğu sürece korunacağı için başkalarının bu ibareyi izin almaksızın kendi iş yerlerinde önüne ve arkasına ek unsurlar katarak kullanması ve kullandıkça tüketicilerce tanınmaya başlaması, bu döngünün yeni işletmelerce de sürdürülmüş olması “...” markasını zayıf marka haline getirmez.
Bir markanın tanınmış marka olabilmesi için belirlenen kriterlerden iki tanesi; ilgili sektörde ve belli bir coğrafi bölgede bilinir olmasıdır. Dosya kapsamındaki deliller bu bilinirliliği kanıtlayacak nitelikte olmasa da, mesleki bilgi ve tecrübemiz ile yaşam deneyimimiz, ... markasının ... ili ve çevresinde “yiyecek içecek” sektöründe bilindiği yönündedir.
“...” özellikle kebap, döner ve pide alanında uzmanlaşmış, hedef kitlesinin bol ikramlı ve doyurucu “ikram kültürü” ile tanımladığı bir restoran işletmesi markadır.
Yiyecek sektöründe “...” kelimesi, önüne veya arkasına eklenen çeşitli isimler ve kelimelerle birlikte kullanılıyor olsa da, burada önemli olan, ortalama tüketiciye verilen marka vaadinin, “... markasının ünlendirdiği lezzetlerin bu işletmede sunuluyor olması” mesajıdır.
Sonuç itibariyle “...” belirli bir coğrafi bölgede ve yiyecek içecek sektöründe bilinen bir markadır.
Davalının içinde “...” ifadesi geçen “...” markasını kullanılması halinde; potansiyel müşterilerin Davalı “...” markasını gördüğünde refleks halinde Davacının “...” markasını hatırlayıp bağlantı kurması ve bu ilişkilendirmenin yaratacağı olumlu izlenim ve çağrışımla satın alma tercihlerine yön verebileceğinin, yani Davacı markasından Davalı markasına imaj transferi doğması ve Davalının Davacı markalarından haksız yararlanılması veya alıcı kitlesinin davaya konu markada beklediği kaliteyi bulamaması halinde ise oluşabilecek olumsuz düşünce ve algısını Davacı marka ve işletmesine tahvil edilmesi, Davacıya ait markaların çekim gücünün azalması, itibarına veya ayırtedici niteliğine zarar verilmesi zaman içerisinde özel çabayla yaratılmış plan “...” ibaresinin sıradanlaşmasına neden olacağı durumların ve sonuçlarından birinin doğabileceği düşünülmektedir.
SONUÇ;
- Davacıya ait ... sayılı “...” markası ... ili ve çevresinde yiyecek içecek sektöründe bilinirliliği yüksek bir markadır. " şeklinde ifade edilmiştir.
Buradan hareketle karşı görüşte yer alan "Davacıya ait ... sayılı “...” markası ... ili ve çevresinde yiyecek içecek sektöründe bilinirliliği yüksek bir markadır. " görüşüne hakimliğimizce de iştirak edilmekle birlikte yukarıda anlatılan şekilde davacının bu markasını kapsamındaki emtialarla ilişkili ve bağlantılı kabul edilen 43.ncü sınıfta davanın açıldığı tarihten geriye yönelik son 5 yıl içinde markasal şekilde kullanıldığı davacı tarafca kanıtlanmadığından kullanılmayan bir markanın birebir AYNISI değil iltibas düzeyinde benzerinin tescil edilmesinde ne şekilde " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " açıkça somut delillerle kanıtlanmadığı dolayısıyla SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlığa bağlı SMK 25/1 maddesindeki hükümsüzlük koşulu oluşmadığı değerlendirilmiştir.
Davalının diğer iddiaları;
"davacının mesnet markalarındaki ... ibaresinin ayırt ediciliğini kaybettiği, zayıf marka olduğu, hükümsüzlüğe konu marka yönünden SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım bulunduğu, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğranıldığı, davacının devir aldığı markalar arasından kötü niyetli olunduğu, mesnet markalardan ... sayılı marka için iptal talebinde bulunulduğu ve bu davayı etkileyeceği" iddiaları kanıtlanmada da oluşan sonuca etkisi de bulunmamıştır.
Neticeden davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 304,40 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.11/02/2026
Katip ... Hakim ...
E-İmzalıdır E-İmzalıdır