Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, tanınmış markaları olan davacının, davalı şirketin tescil ettirmek istediği "yuva" ibareli markanın benzerlik, karıştırılma ihtimali ve kötü niyet nedeniyle hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini ve YIDK kararının iptalini talep ettiği davanın kararı.
Özet: Tanınmış "...." markasının sahibi davacı şirket, davalının tescilini istediği "...." ibareli markanın görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik nedeniyle karıştırılma ihtimali yarattığını, haksız fayda sağladığını ve kötü niyetli olduğunu iddia ederek tescil kararının iptalini, hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ederken; davalılar ise markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davacı markasının ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu, ilgili mal ve hizmet sınıflarının zaten ayrıldığını ve davalının kötü niyetli olmadığını belirterek davanın reddini savunmaktadır.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/291 Esas - 2025/198

T.C.
ANKARA
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
Esas No : 2024/291
Karar No : 2025/198
....
Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin
Dava Tarihi : 28/06/2024
Karar Tarihi : 21/05/2025
Gerekçeli Kararın
Yazıldığı Tarih : 21/05/2025
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili ... Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçelerinde özetle; davacının 1944 yılından günümüze kadar çok tanınmış “....” ve diğer markaların sahibi olan, ürünleri ve markaları kalitenin ve güvenin sembolü haline gelmiş, Türkiye’nin önde gelen bir şirketler topluluğu olduğunu, ürünlerinin kalitesi ve çeşitliliği, pazar payı, yazılı ve görsel medyadaki yoğun reklam faaliyetleri sonucu, davacının ürünlerinin kalitenin sembolü haline geldiğini, davalı .... nezdinde 05 ve 16. sınıflarda tescilli “....” ibareli markaların sahibi olduğunu, davalının 09, 16, 18, 28, 35, 38, 41, 42 ve 45. Sınıflardaki bir kısım mal ve hizmetler için tescil ettirmek istediği “.... tarafından kısmen dahi olsa nihai olarak reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzediğinin .... tarafından da kabul edilmiş olduğunu, ancak dava konusu edilen markanın kapsamından çıkartılmamış olan emtialar yönünden de taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali olduğunun kabulünün gerektiğini, taraf markalarının esas unsur olan ....” ve “.... ibarelerinin aynı kökten türetilmiş kelimeler olduğunu, dava konusu edilen markada “u” harfinin yinelenmiş olmasının taraf markalarının farklılaşmasını sağlayamadığını, davacının ...markalarının yaygın kullanımından da kaynaklanan güçlü bir ayırt ediciliğinin bulunduğunu, ayrıca davacının bu markalarının tanınmış marka hüviyetini de haiz olduklarını, davalının davacının tanınmış markalarına bu derecede benzer bir markayı kullanması halinde haksız bir fayda sağlayacağını ve davacının markalarının itibarına zarar getireceğini, davalının kendisine marka olarak davacının tescilli ve tanınmış markalarına bu derecede benzer bir işareti seçmiş olmasının davalının kötü niyetinin açık bir tezahürü olduğunu ifade ederek, .... sayılı ve "yuuva" ibareli marka başvurusu tescil edilmişse hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı .... vekili cevaplarında özetle; davacının davalının marka işlem dosyasına sunmuş olduğu kullanım ispatı taleplerine muhatap markalarının sadece “kağıttan mamul havlular, peçeteler, tuvalet kağıtları, buzdolabı poşeti, pişirme kağıdı” malları bakımından ciddi kullanımının ispatlanabildiğini, söz konusu emtiaların da dava konusu edilen markanın kapsamından zaten çıkartılmış olduğunu, geriye kalan emtialar yönünden taraf markalarının karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, ayrıca davacının SMK m. 6/5 hükmünde düzenlenmiş olan koşulların somut olayda gerçekleştiğini ve dava konusu edilen marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığını ispat edemediğini, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddinin gerektiğini ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı .... vekili cevaplarında özetle; taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olmadığını, davacının markalarında geçen “....” ibaresinin yerleşik anlamı itibariyle markasal hüviyette ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu ve bu hüviyette kullanımının davacının tekeline verilemeyeceğini, ayrıca taraf markalarının genel görünümleri itibariyle de benzemediğini, davalının markasında geçen “....” ibaresinin orijinal bir kelime olduğunu, bu ibare ile “ev” anlamına gelen “yuva”nın kastedilmediğini ve davalının yayıncılık sektöründe kazanmış bulunduğu manevi atmosferine ve anlamlı geçmişine çağrışım yapabilecek bir kavram olarak yeni bir kelime oluşturulduğunu, kelimenin ortasındaki sesli harflere uzatma nidası katılarak bir farklılık ve akılda kalıcı bir orijinallik hedeflenmiş olduğunu, ayrıca davacının markalarının esas unsurunun “.... ibaresi olduğunun kabulünün gerektiğini, davacının ....başvuru sayılı “komili ... peçete yuvanız için akıllı seçim” ibareli marka tescilinin başka bir markanın tanınmışlığı gerekçesiyle mahkeme kararı ile iptal edildiğinin .... kayıtlarından görülebildiğini, zaten de taraf markalarının kapsamına giren emtiaların benzer/türdeş olmadıklarını, dolayısıyla taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinden bahsedilemeyeceğini, davacının “..”lı markalarının tanınmışlığını da ispat edemediğini, zaten de davacının bu markalarının tanınmış olmadığını, davalının sektöründe öncü ve tanınmış bir kurum olarak davacının markalarının sözde tanınmışlığından faydalanma gibi bir amacının da olamayacağını, yani davacının kötü niyet iddialarının da somut delillerle ispat edilemediğini, davalının “....'' şeklinde diğer yapımlara ait seri marka başvurularının da mevcut olduğunu, davalının yayıncılık faaliyetleri çerçevesinde bu isimlerde bir eser oluşturmasının önünde hiçbir yasal engel bulunmadığını, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddinin gerektiğini ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE :
Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.
Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, YİDK kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının tanınmışlık ve kötü niyet itirazlarının yerinde olup olmadığı toplanmaktadır.
Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davalının ....sayılı kararı ile, SMK m. 6/1 hükmü kapsamında, 16. Sınıfa giren “Kağıt, karton (mukavva); kağıt veya karton malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri, karton kutular; kağıttan yapılmış tek seferlik kullanıma mahsus ürünler (kırtasiye amaçlı ürünler hariç): kağıt havlular, tuvalet kağıtları, kağıt peçeteler. Plastik malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri.” yönünden kısmen haklı bulunduğu, bu meyanda davacının.... tescil numaralı markasının ise “kağıttan mamul havlular, peçeteler, tuvalet kağıtları, buzdolabı poşeti, pişirme kağıdı” malları bakımından ciddi kullanımının ispatlanabildiğinin belirtildiği, itirazı kısmen reddedilen davacının itirazını aynı markalara ve aynı madde hükümlerine dayalı olarak tekrar ettiği, bu itirazın da .... sayılı kararı ile reddine nihai olarak karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi ek/kök raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Davalının marka işlem dosyasına sunduğu kullanmama def’i ile ilgili değerlendirme:
Davalı kurum, .... marka işlem dosyasında, davacının itirazlarına karşı görüş bildirir iken, davacının itirazlarına mesnet aldığı tüm markalarının, tescilli oldukları tüm emtialarda kullanıldığının ispatlanmasını talep etmiştir.
Davacının davalının kullanım ispatı talebine muhatap markalarının tescil tarihlerine bakıldığında, bu tarihlerden sadece .... sayılı marka yönünden süre açısından dinlenebilir olduğu değerlendirilmiştir.
Somut olayda, bakılması gereken hususlar, davacının .... markasını “kağıttan mamul havlular, peçeteler, tuvalet kağıtları, buzdolabı poşeti, pişirme kağıdı” ürünlerinin satışı ve ihracatı kapsamında, markasal hüviyette, belirtilen süre aralığında kullanıyor olduğunun, yeterli nitelikte, nicelikte ve içerikte delil ile ispat edilebildiği değerlendirildiğinden, .... kararının iptali talepli dava yönünden, davacının .... sayılı markasının, tescili kapsamına giren “Kağıt karton (mukavva ve bunlardan yapılmış ürünler (kırtasiye amaçlı ürünler hariç), Kağıttan mamul havlular, peçeteler, tuvalet kağıtları, Plastik malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri” özelinde, .... m. 6/1 hükmü kapsamında bir koruma talep edebileceği kanaatine varılmıştır.
Davalı kurumun(TRT) tescil ettirmek istediği marka ile davacının itirazlarına/davasına mesnet aldığı tescilli markaları birlikte değerlendirildiğinde; markaları oluşturan unsurların birebir aynı olmadığı gözetildiğinde, markaların ayniyetinden söz edilemeyecektir.
Davacının markalarının bir kısmı sırf kelime markası, bir kısmı da hem şekil hem kelime unsurlarını haiz karma markalardır. Bu markaların hepsinde ortak olan unsur “...” ibaresidir. Davacının markaları tek tek ele alındığında; davacının sırf kelime markası olan markalarında, “...” ibaresini tek başına içeren marka hariç, “...” ibaresi, davacının çatı markası olan “.... ibaresiyle ve, yerleşik anlamı itibariyle markasal hüviyette ayırt ediciliği bulunmayan “profesyonel” kelimesiyle birlikte kullanılmıştır. Halk tarafından bilinen ve belirli bir firmanın ürünlerinin çoğunluğunda yer alan bir çatı markası veya bir firmanın ticaret unvanının ayırıcı unsuruyla birlikte kullanılan ikincil kelime unsurlarından oluşan markalara uygulamada sıklıkla rastlanmaktadır. Bu tip markalarda yer alan ikincil kelime unsurlarının aynısının veya benzerlerinin başka bir markada yer alması halinde, markaların benzerliği değerlendirmesinde çatı markası (veya ticaret unvanının ayırıcı unsuru) arka planda bırakılarak değerlendirme yapılması gerekir. Dolayısıyla somut uyuşmazlıkta; davacının kelime markalarında, markasal hüviyette koruma altında alınmış olan esas unsurun “...” ibaresi olduğu değerlendirilmiştir. Ancak; davacının ambalaj şekli unsuru da ihtiva eden markalarının, bir bütün olarak bıraktığı genel izlenimlere bakıldığında ise, “...” ibaresinin ilk planda ve tek başına öne çıktığı söylenemeyecektir.
Davalının tescil ettirmek istediği marka da; renk ve şekil unsurlarından yoksun bir kelime markasıdır; işarette düz yazım karakterindeki siyah renkli harflerle, sadece baş harfi büyük olacak şekilde yazılmış “....” ibaresi tek unsur olarak kullanılmıştır ve markanın esas unsuru olduğu yönünde herhangi bir tereddüt yoktur.
Davacının şekil unsuru ile birlikte “...” ibaresini ihtiva eden markaları açısından, taraf markalarının bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajı, markalarda geçen “.../....” unsurunun varlığına rağmen, markaların görsel açıdan benzer olarak değerlendirilmesini mümkün kılmamaktadır. Hal böyle olunca; somut uyuşmazlıkta önem arz eden husus, taraf markalarında kullanılan “.../....” ibarelerindeki harf ve dizin ortaklıklarının, davacının kelime markaları açısından, değerlendirilen taraf markaları benzer kılıp kılmayacağıdır.
Davacının markasında geçen “...” ibaresi, Türkçe’de “ailenin oturduğu ev” anlamına gelen “yuva” ibaresinin birinci tekil şahıs iyelik eki ile türetilmiş halidir. Bu anlamı itibariyle, herkes tarafından bilinen, toplumumuzda uyandırdığı yerleşmiş/genel/yaygın anlamı/yarattığı algı gözetildiğinde, herkes tarafından bilinen/kullanılan, ayırt edici niteliği zayıf ibarelerden oluşan markalarla iltibasın yapılacak küçük bir değişiklikle bertaraf edilebileceğine, bu tür zayıf ibareleri marka olarak seçen kişilerin bunun sonuçlarına katlanmak yani o tanıtma işaretinin bazı tedbirler alınmak ve ilaveler yapılmak suretiyle hafifçe değiştirilmiş şeklinin başkaları tarafından kullanılmasına tahammül etmek zorunda olduğuna dair yerleşmiş/emsal yargı kararlarının somut olaya emsal olacağı değerlendirilmiştir. Bununla birlikte; zayıf/ayırt edici niteliği düşük ibareleri ihtiva eden markaların da, zamanla reklam ve yaygın kullanım yoluyla daha yüksek bir ayırt ediciliğe ulaşabileceği, hem öğreti hem Yargıtay tarafından kabul edilmektedir. Zira; tanımlayıcılığı veya bilgilendirme işlevi güçlü olan ibarelerin marka olarak kullanımla ayırt edicilik kazanmaları mümkündür. Öte yandan, herkesin çok sık kullanımına açık, olumlu bir anlam uyandıran ibarelerde bu dönüşüme izin verilmemiştir. Olumlu bir anlamı haiz “...” kelimesinin, böyle dönüşümü hak ettiğinin kabul edilebilmesi için, ülkedeki hizmet sunucu/alıcı çevresinin çok büyük bir kısmının bu işareti, davacının işletmesi ile bağlantı içinde algılaması gerekir. Bunun için aranacak ölçünün, hiçbir şekilde bir markanın tanınmış olup olmadığını tespit ederken belirlenen ölçüden daha hafif olmamasına dikkat edilmelidir. Çünkü; herkesin kullanımına açık bir renk isminin bir kişinin tekeline bırakılması, bir markanın tanınmış sayılmasının sonuçlarından daha önemlidir. Dosya kapsamına göre sadece “...” ibaresi itibariyle bu tür bir bağımsızlaşmanın sağlandığından bahsedilmesi olanaksızdır.
Neticede, taraf markalarında, harf ve dizin ortaklığına sahip “...” ve “....” ibareleri kullanılmış ise de, dava konusu edilen markada “u” harfinin ikiletilmiş şekilde kullanılmış ve orijinal bir kelime algısı yaratılmış olmasının, markaları yeterli bir derece farklılaştırdığı, yani somut olaydaki markaların, yerleşik içtihatlarda bahsi geçen “iltibasın yapılacak küçük bir değişiklikle bertaraf edilebileceği...” durumu ile örtüştüğü değerlendirilmektedir.
Bu farklılık, duysal/fonetik ve anlamsal açılardan da aynı sonucu vermektedir. Davacının “...” ibaresini tek unsur olarak ihtiva eden markası hariç, değerlendirilen taraf markaları birbirinden çok farklı kelimeler de ihtiva ettiklerinden, “...” ve “....” ibarelerinin harf/dizin ortaklığı, markaları duysal açıdan yaklaştırmaya yetmemektedir. Markaların bütün olarak okunuşları esnasında kulakta bıraktıkları tını, fonetik algı birbirinden farklıdır. Markaların tüketicilerin zihninde yarattıkları anlamsal algı ise, “....” ibaresinin anlamı olmayan, orijinal bir sözcük olması ve bu şekilde algılanması nedeniyle, birbirlerine oldukça farklıdır.
Netice itibariyle, taraf markalarında “...” ve “....” ibarelerinin yer almasının, markaları görsel, fonetik ve kavramsal açılardan benzer kılmaya yetmediği değerlendirilmiştir.
Davacının markaları 16. Sınıfa giren emtialar yönünden tescillidir ve davalının markasının kapsamına da bu sınıfa giren emtialar (da) alınmak istenmektedir. Dolayısıyla; 16. Sınıfa giren emtialar özelinde, taraf markaları arasında emtia ayniyeti şartının gerçekleşmiş olduğu anlaşılmıştır.
Ancak aynı değerlendirme; dava konusu edilen markanın kapsamına alınmak istenilen, 09, 18, 28, 35, 41, 42 ve 45. Sınıflara giren emtialar yönünden yapılamamaktadır; davacının markalarının tescilli olduğu 05 ve 16. Sınıflara giren emtialar, sayılan sınıflara giren ve bilirkişi raporunda tabloda listenmiş olan emtialarla benzer alıcı çevresine hitap etmezler, benzer ihtiyaçları gidermezler, son kullanıcıları ve hedeflenen alıcı profilleri farklıdır, dağıtım kanalları veya satış yerleri/hizmet sağlayıcıları da farklıdır, birbirlerinin yerine ikame edilemezler ve birbirlerini tamamlayıcı nitelikleri yoktur.
Sadece; davalının markasının kapsamına giren, 35. Sınıftaki “büro makinelerinin kiralanması hizmetleri” ile davacının markalarının tescilli olduğu “büro makineleri”, 41. Sınıftaki “eğitim ve öğretim hizmetleri” ve “kırtasiye büro eğitim öğretim malzemeleri” ile yine 41. Sınıftaki “dergi, kitap, gazete v.b. gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil)” hizmetleri ile “matbaa ve ciltleme malzemeler” yönünden, bu kriterler doğrultusunda, bilhassa birbirlerini tamamlama ilişkisi yönünden, düşük seviyede de olsa bir benzerlik olduğundan bahsedilebileceği,
Davalının markasının kapsamında bulunan, 16. Sınıfa giren emtiaların 35. Sınıf altında satışı hizmetleri yönünden somut uyuşmazlıkta emtia benzerliğinin gerçekleşmiş olduğu,
Neticede, somut olayda, davalının markasının kapsamına alınmak istenilen “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için 16. Sınıfa giren emtiaların bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)”, 16. Sınıftaki emtiaların tamamı, 35. Sınıfa giren; “büro makinelerinin kiralanması hizmetleri” ve 41. Sınıfa giren; “eğitim ve öğretim hizmetleri, dergi, kitap, gazete v.b. gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil) hizmetleri yönünden emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının kısmen gerçekleştiği, diğer emtialar yönünden ise bu şartın gerçekleşmemiş olduğu değerlendirilmiştir.
Taraf markalarının kapsamına giren emtiaların hitap ettiği ortalama tüketicinin seviyesi de, markaların karıştırılması ihtimalinin değerlendirilmesinde önem arz etmektedir. Ortalama tüketicinin dikkat düzeyi, mal ve/veya hizmetlerin türüne göre değişebilmektedir. Eğer söz konusu olan mal ve/veya hizmet, kitlesel tüketim mal veya hizmetleri ise, ortalama tüketici makul derecede iyi bilgilendirilmiş ve bu derecede tedbirli, dikkatli kimsedir. Söz gelimi çiklet, çikolata, bisküvi gibi fiyat bakımından ucuz ürünlerin satın alınmasında tüketiciden beklenen dikkat düzeyi düşük olacaktır. Aynı şekilde, nispeten uygun fiyatla satılan, satın almadan önce uzun bir araştırma ve inceleme aşamasından geçmeyen, yani ucuz ve risk faktörü düşük ürünlerin alınması sırasında gösterilen özenin düşüklüğü, markalar arasında daha açık farklılıklar bulunmasını gerektirir. Yani, “ortalama tüketici”nin seviyesi, ilgili mal ve/veya hizmetlerin hangi tüketici kitlesine hitap ettiğinin tespit edilmesiyle bulunur. Mal/hizmetlerin günlük tüketim niteliği, hızlı alım satıma konu olması, ucuz olması ve önceki markanın hafızada bıraktığı izin tüketicinin tercihinde önemli etken olması gibi faktörler, ilgili “ortalama tüketici”nin seviyesinin belirlenmesinde önem arz eder. Örneğin, söz konusu mal/hizmet, toplumun sadece bir kesimini ilgilendiren, teknik veya özel bir mal/hizmet ise, bu kesimin eğitim ve bilgi düzeyi dikkate alınacaktır. Ya da örneğin, sadece eczanelerde ve reçeteli olarak satılan ilaçlar, doğrudan insan sağlığını ilgilendirdiğinden, hayati öneme sahip oldukları için bu gibi ürünleri satın alacak olan kimseler daha dikkatli olacaklardır. Ayrıca bu tür ürünler genellikle tıp doktorları ve eczacılar tarafından önerilip kullanıldığından, ve dahi bir kısmının da reçete ile satışları zorunlu olduğundan, gösterilen dikkat ve kullanılan mesleki bilgi seçici olacaktır.
Somut olayda da; emtia benzerliği/türdeşliği şartını (kısmen) karşılıyor olduğu değerlendirilen emtiaların hitap ettiği tüketici/alıcı/kullanıcı kitlesinin bilinç/dikkat/özen seviyesine bakıldığında; ilgili tüketici grubunun çoğunlukla genel nitelikteki tüketiciler olacağı ve çoğunlukla makul düzeyde dikkat, özen ve seçiciliğe sahip olabileceği genel değerlendirmede söylenebilir. Ancak tüketici grubunun daha spesifik belirlenmesi gerektiğinde davacının başvuru markasının kapsamına alınmak istenen 16. sınıfa giren malların çoğunluk kısmının (örneğin kağıt havlular, tuvalet kağıtları, kağıt peçeteler gibi) daha genele hitap eden, günlük tüketime konu olan, tüketicilerinin satın alım öncesinde göstereceği dikkatin, ayıracağı zamanın ve ödeyeceği parasal bedelin sıradan ve düşük olduğu değerlendirilmekle birlikte; diğer bir kısım emtiaların (matbaa ve ciltleme malzemeleri, eğitim öğretim hizmetleri, yayın/basın hizmetleri gibi) tüketicilerinin/alıcılarının ise satın alma kararını verdikleri süreçte daha uzun vakit geçirdiği, muhtelif bilgi kaynaklarından bilgi sağlayarak/makul süreli bir araştırma yaparak kötü/kalitesiz/yanlış/eksik bir ürün/hizmet alma riskini azaltmaya çalıştığı, yani bir süre düşünüp değerlendirerek daha çok zahmete ve gayrete katlanarak satın alma kararını verdiği ve seçici davrandığı gerçekleri gözetildiğinde görece daha yüksek olan bir dikkat/bilinç/algı/seçicilik düzeyine sahip olduğu ifade edilebilir. Ez cümle, ilgili tüketici grubunun geniş bir yelpazede olması nedeniyle ilgili kitlenin düşük, orta ve ortanın üzerinde bir dikkate sahip olabileceği değerlendirilmiştir.
Karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkışında mal ve hizmetler arasındaki daha az bir benzerliğin markalar arasındaki daha yüksek bir benzerlik düzeyi ile dengelenebileceği kabul edilmektedir. Somut olay açısından bakıldığında; değerlendirilen taraf markalarda “...” ve YUUVA” ibarelerinin kullanılmış olmasından hareketle, markaların genel görünümleri/ okunuşları/algılanışları itibariyle görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzediğini söylemek mümkün görülmemiştir. Markalardaki bu farklılıkların, her ne kadar taraf markaları, 16, 35 ila 41. Sınıflara giren bir kısım emtialar özelinde, aynı/benzer/türdeş emtialarda kullanılacak ise de, bu emtiaların hitap ettiği ortalama tüketici/alıcı kitlesinin bilgi/bilinç/dikkat/özen/algı/seçicilik seviyesinin düşük, orta ve ortanın üzerinde bir seviyede olduğu da değerlendirildiğinden; ilgili alıcıların bu markalar altında sunulan mal ve hizmetlerin aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesinin ve markaları karıştırma/yanılma ihtimalinin bulunmadığı, alıcıların iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayacakları, her iki markanın sahibi arasında idari/işletmeye yönelik bir bağlantı bulunduğunu düşünmeyecekleri değerlendirilmiştir.
Neticede, taraf markaları arasında görsel, işitsel, kavramsal açıdan benzerlik bulunmadığından, somut olayda emtia ayniyeti/ benzerliği/türdeşliği şartının kısmen gerçekleşmiş olmasına rağmen, markaların karıştırılma ihtimalinin somut olayda bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
DAVACININ TANINMIŞLIK İDDİALARI YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:
Somut olayda; “...”lı markaların davacı tarafından yoğun, istikrarlı ve ciddi biçimde kullanıldığına ve bu markaya ciddi yatırımlar yapıldığına, markanın uzun yıllardır ilgili sektörde tanıtıldığına ve dahi tanındığına dair dava/marka işlem dosyasına yeterli nitelikte/nicelikte/içerikte delil sunulmadığından, bu markaların “tanınmış” olduğunun söylenmesinen de mümkün olmadığı değerlendirilmiştir. Davacının sunmuş olduğu deliller, davacının “...” ibaresini bir takım kağıt ürünlerinde mutad biçimde kullanıyor olduğu ispat edebiliyor ise de, böyle bir kullanım, tanınmışlığın “otomatikman” gerçekleşmiş olduğuna işaret etmez. Ayrıca da davacı bu yöndeki “tanınmışlık” iddialarını ispat edebilse bile, somut olayda SMK m. 6/5 hükmü gereğince tanınmış marka korumasından yararlanılabilmesi için, davalının başvuruya konu markasının, davacının markalarının bu tanınmışlığından haksız yarar sağlaması, tanınmış markanın itibarına zarar vermesi ve ayırt ediciliğini zedelemesi durumlarından birinin oluşmuş olması gerekir. Davacının SMK 6/5 maddesi hükmünde sayılan şartların gerçekleştiğine dair dava dosyasına herhangi bir delil sunmamış olduğu gözetildiğinde ve bütün bunlardan da öncelikli olarak taraf markalarının birbirine benzemediği değerlendirilmiş olmakla, somut olayda, SMK m. 6/5 hükmünün uygulanması şartlarının oluşmadığı; neticede, somut olayda, davacının markasının tanınmışlığı iddiasının dava konusu markanın tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı kanaatine varılmıştır.
DAVACININ KÖTÜ NİYET İDDİALARI BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME:
Hukukumuzda “kötü niyet” tanımlanmamıştır. Buna karşın kavramı izah için özellikle de sübjektif olgunun tespiti için iyi niyete başvurulmaktadır. İyi niyete sadece bir hüküm olarak değil, özel hukuka yön veren bir ilke anlamında Medeni Kanun m. 3’te yer verilmiştir. Bu hüküm uyarınca, Kanunun iyi niyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyi niyetin varlığıdır. Ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyi niyet iddiasında bulunamaz. İyi niyet ve kötü niyet bir madalyonun iki yüzü gibi olduğundan kötü niyetin tanımını yapabilmek için öncelikle iyi niyetin ortaya konması yararlı olacaktır. İyi niyet, bir hakkın geçerli surette kazanılmasını önleyen herhangi bir hususun hakkı kazanacak olan kimse tarafından bilinmemesi demektir. O halde kötü niyeti, bir bakıma “iyi niyetli olmama hali”, yani “bir hakkın geçerli surette kazanılmasını önleyen hususu bilmesine rağmen hareket etmek veya susmak suretiyle başkalarına zarar vermek” şeklinde tanımlamak mümkündür.
Somut olayda; davalı (....” işaretini kendisine marka olarak seçerken spekülasyon, yedekleme, şantaj vs. gibi amaçlarla veya davacının markaları ve faaliyetleriyle haksız rekabet doğuracak eylemlere giriştiği hususlarında dava/itiraz dosyalarına herhangi bir delil sunulmamış olduğundan, ayrıca da somut uyuşmazlıkta taraf markalarının benzer olmadığı da değerlendirilmiş olduğundan, dava konusu edilen marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığının ispat edilemediği kanaatine varılmıştır.
Neticede, bilirkişi ek/kök raporu, toplanan delillerden ve tüm dosya kapsamından;
Davacının.... sayılı markasının, “kağıttan mamul havlular, peçeteler, tuvalet kağıtları, buzdolabı poşeti, pişirme kağıdı” ürünlerinde ciddi biçimde kullanıldığının, yeterli nitelikte, nicelikte ve içerikte delil ile ispat edilebildiği, taraf işaretlerin/markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan ve genel görünümleri itibariyle benzer olmadığı, davalının markasının kapsamına alınmak istenilen, 16. Sınıftaki emtiaların tamamı, 35. Sınıfa giren; “büro makinelerinin kiralanması hizmetleri” ve 41. Sınıfa giren; “eğitim ve öğretim hizmetleri, dergi, kitap, gazete v.b. gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil) hizmetleri yönünden emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının kısmen gerçekleştiği, diğer emtialar yönünden ise bu şartın gerçekleşmemiş olduğu, sayılan emtiaların hitap ettiği ortalama alıcı/tüketici kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesi hususunda bir genelleme yapılamayacağı, değerlendirilen taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunmadığı, davacının tanınmışlık iddiasının da davalının markasının tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı, .... kararlarının yerinde olduğu ve iptali koşullarının oluşmadığı, hükümsüzlük ile terkin koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından, davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın Reddine,
Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 187,80.-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
Davalı .... kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.21/05/2025
Kâtip Hâkim .....
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır