İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, sigorta şirketinin belediyeye ait su şebekesi patlaması kaynaklı hasarı ödedikten sonra rücuen talep ettiği itirazın iptali davasına dair istinaf kararı.
Özet: Belediyenin sorumluluğundaki şehir şebeke temiz su tesisatının patlamasıyla meydana gelen hasar nedeniyle sigortalısına ödeme yapan bir sigorta şirketi, ödediği tazminatı kusurlu olduğunu iddia ettiği belediyeden rücuen talep ederek başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini dava etmiş; ilk derece mahkemesi belediyeyi sorumlu bularak itirazın iptaline ve takibin devamına hükmetmiş, davalı belediye ise savunma hakkının kısıtlandığı, kusursuz olduğu ve bilirkişi raporlarının eksik/hatalı olduğu iddialarıyla kararı istinaf etmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ45. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: 2022/862 KARAR NO : 2026/1067T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO : 2019/359 KARAR NO : 2021/768DAVA TARİHİ: 11/06/2019KARAR TARİHİ: 02/11/2021DAVA: İtirazın İptali (Sigortadan Kaynaklanan Rücu) KARAR TARİHİ: 09/09/20266100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ...'e ati işyerinin Depremsiz İşyerim Paket Sigorta Poliçesi ile teminat altına alındığını, söz konusu sigortalı işyerinde 12/09/2018 tarihinde davalı ...’nin sorumluluğundaki park ve bahçelerin sulanması için kullanılan şehir şebeke temiz su tesisatının patlaması sonucu hasar meydana geldiğini, işyerindeki makineler ile binanın zarar gördüğünü, aynı tarihte müvekkili şirketin sigortalısı tarafından su kaçağına ilişkin davalı kuruma müracaatta bulunarak ... nolu arıza kaydı oluşturulduğunu, davalı ...'nin gerekli özen ve tedbiri göstermediğinden dolayı kusurlu olduğunu, yaptırılan ekspertiz incelemesi sonucu sigortalı işyerinde tespit edilen 27.314,00 TL hasar tazminatının 13/11/2018 tarihinde müvekkili şirket tarafından sigortalıya ödendiğini, sigorta bedelini ödeyerek sigortalısının haklarına halef olan müvekkili şirket tarafından ödenen davalı hakkında İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı nedeni ile takibin durdurulduğunu beyan ederek itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; idari yargının görevli olduğunu, hasara maruz kalan bina inşaat tekniğine aykırı yapıldığından idarenin sorumlu olmadığını, illiyet bağı bulunmadığını, kurumun bir kusurunun olmadığını, talep edilen tutarın fahiş olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIMahkemece; su baskınının davalı ...’ye ait şehir şebeke temiz su tesisatının patlaması nedeniyle normal yer altı ve yağmur suyundan çok daha fazla su gelmesi sonucu meydana geldiği, bu nedenle zarardan davalının sorumlu olduğu ve davacının sigortalısına ödediği bedeli davalıdan rücuen talep edebileceği, bilirkişi raporuna göre su baskını sonucu sigortalının binasının bodrum katına dolan suyun boşaltılması, temizlik, boya, elektrik tesisatı, Kone asansör ve havalandırma sistemi onarımı bedeli olarak 11.887,07 TL ile... marka hidroforların bakım ve onarımı için 13.002,73 TL olmak üzere toplam 24.889,80 TL (KDV Hariç) bedelin piyasa rayiçlerine uygun olduğu, bilirkişi heyeti tarafından tespit edilen KDV hariç 24.889,80 TL bedelin KDV'sinin 4.480,16 TL olduğu, KDV dahil zarar miktarının 29.369,96 TL olduğu, davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen 27.314,00 TL bedelin hesaplanan zarar miktarının altında kaldığı, bilirkişi heyeti tarafından takip öncesi işlemiş faize ilişkin bir değerlendirme yapılmamış ise de davacı tarafından 13.11.2018 tarihinde sigortalısına 27.314,00 TL ödeme yapıldığı ve takip tarihinin 08.02.2019 olduğu, ödeme tarihi itibarıyla temerrüt oluşacağından ödeme tarihinden takip tarihine kadar yasal faiz miktarının 594,08 TL hesaplandığı, hesaplanan bu faiz miktarı talep edilen miktarın üzerinde olduğundan taleple bağlı kalınarak davacının icra takip tarihi itibari ile takip talebindeki gibi 27.314,00 TL asıl alacak ve 559,00TL takip öncesi faiz (yasal faiz) olmak üzere toplam 27.873,00 TL alacak talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı borçlunun İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasına vaki itirazının iptaline, takibin takip talebindeki şartlarla aynen devamına, alacağın varlığı ve miktarı bilirkişi raporu ile tespit edildiğinden icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİDavalı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; yasal sürede cevap dilekçesi sunmalarına rağmen kararda süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmadığı belirtilerek delillerinin toplanmadığını, bilirkişi raporu taraflarına tebliğ edilmeden karar verildiğini, savunma haklarının kısıtlandığını, hasarın park ve bahçelerin sulanması için çekilen hatta meydana gelmesi sebebiyle idarenin kusurlu olmadığını, davanın İBB ve Sultangazi Belediyesine ihbarının gerektiğini ancak mahkemece bu hususların nazara alınmadığını, alınan raporların çelişkili, eksik ve hatalı olduğunu, hükme elverişli olmadığını, idarenin bir kusurunun olmadığını, müterafik kusur değerlendirmesi yapılması gerektiğini beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇEDava; sigortacının, dava dışı sigortalısına aralarındaki sigorta poliçesine dayanarak ödediği hasar bedelinin, hasardan sorumlu olduğunu iddia ettiği davalıdan 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesi uyarınca rücuen tahsili istemine ilişkindir. Davacı sigorta şirketi tarafından, dava dışı sigortalıya ait işyeri için hasar tarihini kapsar şekilde sigorta poliçesi düzenlenmiş, davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına hasar ödemesi yapılmıştır. Rücu ve halefiyet, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 Tarih E. 37, K. 9, R.G. 03/07/1944 sayılı kararı, 6102 sayılı TTK'nın 1472.maddesi dikkate alındığında davanın görevli mahkemede açıldığı, sigorta sözleşmesi ve ödeme belgesi uyarınca davacının aktif husumetinin bulunduğu anlaşılmıştır.Ekspertiz raporunda; sigortalı binanın önünde ...'ye ait olup yolun karşısındaki park ve bahçeye giden şehir şebeke temiz su tesisatının patlaması sonucu akan sular nedeniyle sigortalı binanın bodrum katını su bastığı ve hasara sebebiyet verdiği, olay akabinde ... tarafından bina önünde kazı ve onarım çalışması yapıldığı, bina hasarı 11.887,07 TL, makine ve tesisat hasarı 13.002,73 TL olmak üzere toplam 24.889,80 TL (KDV hariç) hasar oluştuğu belirtilmiştir. Mahkemece bilirkişi heyetinden alınan kök raporda; dava konusu taşınmazın yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesi bulunduğu, binanın mimari projesi, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesinde iki bodrum kat yer almakla birlikte zemin kattaki dükkâna eklenti olarak bir bodrum kat daha inşa edildiği görülmekle birlikte halihazırda bodrum katlarda su yalıtımı ile ilgili bir problem, su sızıntısı ve nemlenmenin olmadığı, binanın su yalıtımı ve drenajla ilgili imalatlarının fenni kurallara ve tekniğine uygun olarak yapıldığı sonucuna varıldığı, 3. Bodrum katta oluşan su baskınının ...’ye ait şehir şebeke temiz su tesisatının patlaması nedeniyle normal yer altı ve yağmur suyundan çok daha fazla su gelmesi sonucu olduğu, su baskını sonucu sigortalının binasının bodrum katına dolan suyun boşaltılması, temizlik, boya, elektrik tesisatı, Kone asansör ve havalandırma sistemi onarımı bedeli olarak 11.887,07 TL ile... marka hidroforların bakım ve onarımı için 13.002,73 TL olmak üzere toplam 24.889,80 TL (KDV Hariç) bedelin piyasa rayiçlerine göre uygun olduğu görüşü bildirilmiştir. İşbu rapor taraflara usulüne uygun tebliğ edilmiştir. Davalı taraf kök rapora itiraz etmiş, mahkemece ek rapor alınmasına karar verilmiştir.Ek raporunda özetle; binanın su yalıtımı ve drenajla ilgili imalatlarının fenni kurallara ve tekniğine uygun yapıldığı, 3. Bodrum katta oluşan su baskınının ...’ye ait şehir şebeke temiz su tesisatının patlaması nedeniyle normal yer altı ve yağmur suyundan çok daha fazla gelmesi sonucu olduğu, su baskını sonucu sigortalının binasının bodrum katına dolan suyun boşaltılması, temizlik, boya, elektrik tesisatı, Kone asansör ve havalandırma sistemi onarımı bedeli olarak 11.887, 07 TL ile... marka hidroforların bakım ve onarımı için 13.002,73 TL olmak üzere toplam 24.889,80 TL (KDV Hariç) kök raporda tespit edilmiş bedelin dava tarihi itibariyle piyasa rayiçlerine göre uygun olduğu görüşünün devam ettiği bildirilmiştir. Ek rapor davacı vekiline tarafa tebliğ edilmesine rağmen, davalı vekiline tebliğ edilmemiştir. Anayasanın hak arama hürriyeti başlıklı 36. maddesinde "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." düzenlemesi ile iddia ve savunma hakkı açıkça hüküm altına alınmıştır.İddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun hukuki dinlenilme haklı başlıklı 27. maddesi ile usul hukukumuza yansıtılmıştır.Anılan maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın "açıklama ve ispat hakkı"nı da içerdiği vurgulanmıştır. Davanın taraflarının usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28/02/2018 tarihli 2017/21-1721 E. 2018/345 K. sayılı kararı; "...01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27'nci maddesi (Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 73'üncü maddesi) uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Buna göre mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukuki dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Taraflara hukuki dinlenilme hakkı verilmesi anayasal bir haktır. Anayasamızın 36'ncı maddesine göre teminat altına alınan iddia ve savunma hakkı ile adil yargılanma hakkı, hukuki dinlenilme hakkını da içermektedir. Yine İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nde de hukuki dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukuki dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. ...Hukuki dinlenilme hakkı, sadece belli bir yargılama için ya da yargılamanın belli bir aşaması için geçerli olan bir ilke değildir. Tüm yargılamalar için ve yargılamanın her aşamasında uyulması gereken bir ilkedir. Bu çerçevede gerek çekişmeli ve çekişmesiz yargı işlerinde gerekse bu yargılamalarla bağlantılı geçici hukuki korumalarda, icra takiplerinde, tahkim yargılamasında, hatta hukuki uyuşmazlıklarla ilgili yargılama dışında ortaya çıkan çözüm yollarında, her bir yargılama, çözüm yolu ve uyuşmazlığın niteliğiyle bağlantılı şekilde hukuki dinlenilme hakkına uygun davranılmalıdır.Hukuki dinlenilme hakkına aykırılık bir istinaf gerekçesi ve temyizde de bozma sebebidir. Hakkın ihlalinin niteliğine göre, yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak kabul edilebilir. Ayrıca adil yargılanma ihlali çerçevesinde de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurulabilir..."Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2019 tarihli 2016/13840 E. 2019/8861 K. sayılı kararı; "...Anayasa'nın 36. maddesi ile 6100 Sayılı HMK’nın 27. maddesi uyarınca, taraflar dinlenilmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden hüküm verilemez. Aksi halde savunma hakkı kısıtlanmış olur. Yine, HMK’nın 280. maddesinde, bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edileceği, 281/1 maddesinde ise tarafların bilirkişi raporunun tebliğinden itibaren iki hafta içinde raporda eksik gördükleri hususların bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir. Somut olayda, 26.10.2015 havale tarihli ek bilirkişi raporu ve 02.10.2015 havale tarihli bilirkişi raporu HMK’nın 280. maddesi uyarınca davalı tarafa tebliğ edilmemiştir. Bu durumda, mahkemece, bilirkişi raporu davalı tarafa usulüne uygun şekilde tebliğ edilip, iki haftalık beyan süresinin dolması da beklendikten sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, anılan usule uyulmadan davalı tarafın hukuki dinlenilme hakkını ihlal edecek şekilde sonuca varılması bozmayı gerektirmiştir..."Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 09/11/2015 tarihli 2015/2721 Esas ve 2015/11766 Karar sayılı kararı; "...Adil yargılanma hakkının kapsamında yer alan savunma haklarının etkin biçimde kullanılmasını teminen konulan yasal düzenlemelerden biri de davada esaslı işlem olan bilirkişi raporlarının taraflara tebliğine ilişkin düzenlemedir. 6100 Sayılı HMK'nın 280/1 maddesi "Bilirkişi, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye verir; verildiği tarih rapora yazılır ve duruşma gününden önce birer örneği taraflara tebliğ edilir" hükmünü amirdir. Somut olayda, davalıya mahkemenin hükme esas aldığı kusur bilirkişi raporu tebliğ edilip rapora karşı varsa itirazları alınmaksızın, 02.10.2014 tarihli celsede davanın esası hakkında karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, kusura ilişkin bilirkişi raporunun davalıya usule uygun şekilde tebliğ edilmesi ve itiraz süreleri beklenerek davalının itiraz hakkını kullanması sağlanmak suretiyle savunma ve delillerinin toplanması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde davalının itiraz ve savunma hakkı kısıtlanarak yargılamaya devam edilmek suretiyle hüküm kurulması doğru görülmemiştir..."Yukarıda yer verilen kararlara ek olarak Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2018/3422 E. 2019/283 K., Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2016/19590 E. 2018/4980 K., Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2016/18807 E. 2018/4255 K. sayılı kararlarında da, rapora karşı beyan ve itiraz süresinin dolması beklenmeden karar verilmesinin savunma hakkı ihlali ve bozma sebebi olduğuna işaret edilmiştir.HMK'nın 280.maddesi uyarınca bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edilir. HMK'nın 281/1.maddesi uyarınca bilirkişi raporunun tebliği üzerine, taraflar tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde raporda eksik gördükleri hususların bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bir bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. Ancak somut olayda davalı vekiline tebliğ edilmeyen ek bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verilmesi suretiyle adil yargılanma hakkı ihlal edilmiştir. Ayrıca davalı taraf yasal sürede cevap dilekçesi sunmasına rağmen gerekçeli kararda cevap dilekçesi sunulmadığı tespitine yer verilmesi HMK'nın 297.maddesine aykırıdır. Açıklanan durum karşısında; mahkemece ek rapor davalı tarafa tebliğ edilerek tarafların adil yargılanma hakkı gözetilerek yapılacak yargılama neticesinde hüküm tesis edilmesi gerektiğinden, davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/359 E. 2021/768 K. Sayılı 02/11/2021 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davalı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,5-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 09/09/2026