Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinde, e-ticaret devinin tanınmış markalarıyla karıştırılma iddiasıyla açılan, rakip markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkinini hedefleyen marka davası.
Özet: Online alışveriş sektöründe lider konumda bulunan ve "..." ibaresini taşıyan yüzlerce tescilli markasıyla güçlü bir marka ailesi oluşturan davacı şirket, davalının "... global online hizmet" ibareli marka başvurusunun kendi tanınmış "..." serisi markalarıyla karıştırılma tehlikesi yaratması, halk arasında iltibas oluşturması ve markasının yüksek ayırt ediciliğinden haksız yarar sağlamaya çalışması nedeniyle, davalı markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmektedir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/289 Esas - 2025/125

T.C.
ANKARA
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
Esas No : 2024/289
Karar No : 2025/125
....
Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin
Dava Tarihi : 27/06/2024
Karar Tarihi : 09/04/2025
Gerekçeli Kararın
Yazıldığı Tarih : 09/04/2025
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili .... Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçelerinde özetle; müvekkil..... sektörün en eski aktörlerinden biri olarak 1998 yılında online alışveriş pazarına artı değer katmak ve internet kullanıcılarının her sektördeki ihtiyaçlarını en geniş ürün yelpazesi ve en iyi hizmet kalitesiyle karşılamak için yola çıkmış ve bugün Türkiye’de 63 milyon kayıtlı üye sayısı ve aylık ortalama 300 milyon ziyaret ile online alışveriş sektöründe lider konuma ulaştığını, müvekkilin sahibi bulunduğu www.....com alışveriş sitesi üzerinden e-ticaret faaliyetleri gerçekleştirmekte ve bu kapsamda tüketicilere satıcı sıfatıyla doğrudan kendisi ürün ve hizmet satışı yaptığı gibi aynı zamanda aracı hizmet sağlayıcı sıfatı ile üçüncü kişi tacirlere de ürünlerini tüketicilere ulaştırmak için gerekli alt yapı ve platformu sağladığını, bugün itibariyle müvekkil şirketin kayıtlı aktif müşteri sayısı 11,9 milyon olduğunu, davalının “... global online hizmet” markasının, müvekkil adına tescilli sözcük+..., ....com ve ... markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu ve müvekkile ait marka ile seri marka izlenimi yaratarak, halk tarafından karıştırılmaya sebebiyet verir nitelikte olduğunu, müvekkil şirketin tanınmış “...” esas unsuru ile seri markalar oluşturduğunu ve sözkonusu markaların müvekkil şirket ile özdeşleştiğini, müvekkil şirketin ... markalarının yanında “sözcük+...” kalıbı ile meydana getirip tescil ettirdiği seri markalar ile oluşturduğu bir marka ailesinin de mevcut olduğunu, müvekkil şirketin ... ibaresini taşıyan 300’e yakın markasının olduğunu, itiraza konu markada yer alan .... ibaresinin müvekkil şirketin tüketici nezdinde yüksek ayırt edicilik vasfı kazandırdığı ... ibaresi ile birlikte kullanılmasıyla tüketici nezdinde müvekkil şirketin ... ile oluşturduğu seri markalarından biri olduğunu sanmasının kaçınılmaz olduğunu, ....ibaresi markanın kapsamında yer alan hizmetleri tanımladığını, bu nedenle ayırt ediciliği düşük olduğundan müvekkil şirket ile özdeşleşmiş ... ibaresinin aynen marka başvurusunda kullanılmış olması iltibas tehlikesini arttırdığını, davalı tarafın ... .... ibareli başvurusu, müvekkili markalarının kapsamında bulunan ürün/hizmetler ile aynı olan 39. sınıf hizmetler için tescil edilmek istendiğini, davalı tarafa ait markanın müvekkil şirketin markalarının tescilli olduğu sınıflarda yer alan hizmetler için kullanıldığı düşünüldüğünde tüketici nezdinde iltibas yaratacağının net olduğunu, SMK’nın 6/1 maddesinin aradığı markaların aynı ürün/hizmetleri kapsaması şartı da bütünüyle gerçekleştiğini, müvekkil şirkete ait “...” ibareli marka 6769 sayılı smk’nın 6/5’nci maddesi anlamında tanınmış marka olduğunu ve ... global online hizmet markasının tescili halinde doğrudan müvekkil markası üzerinden haksız yarar sağlanacağını, müvekkil şirketin tanınmış.... sayı ile ... nezdinde tanınmış marka statüsü ile korunduğunu, davalı taraf son derece ayırt edici olan yüksek tanınmışlığa sahip ve müvekkil ile özdeşleşmiş markalar ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olan, müvekkil şirketi ve markalarını çağrıştıran bir marka başvurusu yaparak markanın itibarından yararlanmaya çalıştığını, davalı yana ait ... global online hizmet ibareli marka başvurusu Türk Ticaret Kanunu.. .... sayılı kararının iptaline,...sayılı ve "... global online hizmet" ibareli marka başvurusu tescil edilmişse hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı ... vekili cevaplarında özetle; başvuru konusu marka kelime ibaresinden oluşturulmuş düz bir yazı stili ile yazılmış “... global online hizmet” kelime ibaresinden oluşan bir marka iken; mesnet olduğu iddia edilen “...” ibaresi turuncu ibaresi ile kimi markalarda başkaca kelimeler ve şekillerle birlikte kullanıldığını, ... ibaresinin turuncu kelime görseli ile başvuru konusu markanın kelime görseli hedef tüketici kitlesi tarafından ilişkilendirilmesi mümkün olmadığını, bu nedenlerle taraf markaları arasında görsel anlamda herhangi bir ilişki kurulma ihtimali söz konusu olmadığını, taraf markalarında ortak unsur olarak sadece zayıf ibareli ve işaret zamiri olan “...” ibaresi yer almakta olup işbu ibare dışında da başkaca benzer bir ibare söz konusu olmadığını, herkes tarafından bilinen ve günlük hayatta da sıklıkla kullanılan söz konusu “...” ibaresinden dolayı taraf markaları arasında işitsel bakımdan bir benzerlik olacağının kabulü kesinlikle mümkün olmadığını, başvuru konusu markadaki “... global online hizmet” ibaresi bütün olarak okunup algılanacak olup kelimeleri parçalara bölerek zayıf ibareli ve işaret zamiri olan “...” ibaresini seçmek ve bu kelimenin de “...” markasının serisi olduğunu düşünmenin makul ve beklenebilir olmadığını, bu nedenle taraf markaları arasında işitsel anlamda da herhangi bir benzerlik bulunmadığını, anlamsal bakımdan ise başvuru konusu kelimenin ve mesnet markaların bilinen herhangi bir anlamı bulunmamakta iken; başvuru konusu marka ile karıştırılma ihtimali bulunduğu iddia edilen zayıf ibareli “...” ibaresi Türkçe ’de başlıca işaret zamirleri arasında sayıldığını, buradan da anlaşılacağı üzere taraf markaları arasında anlamsal bakımdan da bir benzerlik bulunmadığını, benzerlik olduğu iddia edilen “...” işaret zamiri ibaresi ayırt ediciliği düşük bir ibare olduğunu, dava konusu .... numaralı marka, davacı markalarına benzer olmadığından ve karıştırılma ihtimali bulunmadığından tanınmışlık işbu davaya etkili olduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şahısa usulüne göre tebligat yapılmasına karşın, davalı şahsın ve vekilinin dosyada mevcut cevaplarına rastlanmamıştır.
Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE :
Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.
Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, .... kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının tanınmışlık ve kötü niyet itirazlarının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davalının .... sayılı "... global online hizmet" ibareli marka için davalı tarafından 24/10/2022 tarihinde 39.Sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, başvurunun ilanına karar verildiği, söz konusu ilana karşı davacının önceki tarihli bir takım markalarına dayanarak itirazda bulunduğu, itirazların reddine karar verildiği, davacının işbu karara karşı tekrar itirazda bulunduğu, .... tarih ve .... sayılı kararı ile itirazın nihai olarak reddine karar verdiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Toplanan delillere, bilirkişi raporunun aksine ve tüm dosya kapsamına göre;
6769 sayılı SMK’nin 6/1 maddesi “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.” hükmüne amirdir. 6769 sayılı SMK’nin 6/1 maddesi anlamında benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu markaların tescilli oldukları sınıfların birbirine benzerliğidir. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal ve hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Eğer her iki koşul da gerçekleşmiş ise markalar arasında iltibas olduğuna karar verilecektir. Markalar arasındaki benzerlik incelenirken, * Markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları,* Görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlik, * Çağrıştırma, * Bir bütün olarak markaların uyandırdığı toplu kanaat, *Malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, * Markayı taşıyan mal veya hizmetin değeri ve alıcının bu mal ve hizmeti almaya ayırdığı zaman kriterleri ele alınmalıdır. İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının tespitinde, mal ve hizmetlerin aynı veya benzer alıcı çevresine hitap edip etmediklerine ve aynı veya benzer ihtiyaçları gidermede kullanılıp kullanılmadıklarına; markaların kullanıldığı mal veya hizmetin ekonomik değerine; bunların hitap ettiği alıcı grubunun sosyal ve ekonomik düzeyine ve orta yetenekteki alıcıların markanın kullanılacağı mal veya hizmetleri aldıkları sırada sarf edecekleri dikkat ve özene de bakılır.
Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılması gerekmektedir. Global değerlendirme gereği, markaların unsurları bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla aslolan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. .... kararlarından da izlenebileceği gibi, karıştırma olasılığının değerlendirmesi, aslında ileriye dönük bir tetkiktir. Bu tetkikte; “Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları” ve “davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak, global olarak yapılmalıdır”.
Bununla birlikte markalar esas ve yardımcı unsur olmak üzere iki unsurdan meydana geldiği asla göz ardı edilmemelidir. Markayı benzerlerinden ayırt etmeye yarayan markada diğer unsurlara göre daha ön planda olan unsur esas unsur iken; esas unsura göre nispeten arka planda olan, malın ve hizmetin temel özelliklerini veya sair özelliklerini belirten ve esas unsura bağlı ve onunla ilişki içinde bulunanlar yardımcı unsurdur. Markaları benzerlerinden ayıran en önemli unsur esas unsurlardır. Markanın ayırt ediciliği ve iltibasa sebebiyet verip vermediği gibi hususlar esas unsur nazara alınarak tespit edilir.
Güncel mevzuat gereğince iltibastan söz edilebilmesi için işaret aynılığı / benzerliği ile mal veya hizmet aynılığı / benzerliği bir arada bulunmak zorundadır. Bunun yanı sıra halk (ilgili tüketici kitlesi) tarafından markaların karıştırılma ihtimali ve karıştırılma ihtimalinin markalar arasında ilişki olduğu ihtimalini kapsaması gerekmektedir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi, karıştırılma ihtimali bulunduğunu kabul etmek için yeterli olacaktır.
“Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. ... işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir.”
Elbette bu değerlendirme yapılırken markaların tescilli oldukları sınıflar da göz önünde bulundurulmalıdır. Markaları oluşturan işaretler arasındaki benzerlik, alıcıları satın almayı düşündükleri mal ve hizmet yerine, bir başka mal ve hizmeti almak durumunda bırakması kadar, alıcıların iki farklı mal veya hizmet karşısında olduklarını bilmelerine rağmen bu markaların aynı kişiye ait olduğunu sanmaları ya da bu malları üreten işletmeler arasındaki idari - ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğu düşüncesine kapılmaları da iltibas tehlikeleri içinde ele alınmalıdır. Doktrinde kabul edildiği üzere iki marka arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir.
İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır. Nitekim tüketiciler daha önce gördükleri, satın aldıkları mal veya hizmetin markasının, göz ve kulağında kalan izine, hatırlayabildikleri kadarıyla hafızalarında kalan özelliklerine dayanarak sonraki alışverişlerinde aynı veya benzer markayı taşıyan ürünü/hizmeti satın almayı tercih ederler. Dolayısıyla, benzer işareti gören ve duyan tüketiciler daha önce tanıdıkları markaların bıraktığı intibaı hatırlayarak, yeni markanın daha önce görmüş oldukları markanın bir başka versiyonu, serisi, uzantısı olduğunu veyahut da bildikleri marka sahibi tarafından verilmiş bir lisans ile söz konusu ürünün üretildiğini düşünürler. Marka hukuku anlamında “imaj transferi” kavramının karşılığı olan bu durum sonraki markanın, önceki markanın ticaret sahasında sahip olduğu avantajdan yararlanması sonucunu da beraberinde getirmektedir.
Bunun yanı sıra markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Avrupa Topluluğu Adalet Divanı iltibas ihtimalinin belirlenmesinde, ortalama tüketici testinin uygulanmasını isteyerek değerlendirmeye konu ürünün ortalama tüketicisini de makul düzeyde bilgili, dikkatli ve tedbirli olarak tanımlamıştır. Yine....kararlarında belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar/kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir. Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zekâ ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir.
Dava konusu marka kapsamında bulunan hizmetler davacı tarafın markaları kapsamında birebir yer almaktadır. Dolayısıyla taraf markaların 39. Sınıfta hizmetler aynı olup mal ve hizmet benzerliği koşulunun oluştuğu anlaşılmıştır.
Davacı tarafa ait markaların tamamı turuncu standart küçük harfler ile bitişik yazılan “...” bileşik kelimesinden oluşturulmuştur. Davacı markalarını kelime, şekil, renk, slogan unsurlarından oluşan karma markalardır. ... ibaresi ile oluşturulan seri markaların bazılarında ... ibaresi daha büyük punto ile yazılarak öne çıkarılarak esaslı unsur konumunda, bazılarında çatı marka olarak konumlandırılmış marka bütünü içerisinde geri plana bırakılmıştır. ... ibaresinin ön plana çıkarıldığı markalarda eklenen diğer kelime unsurları tali unsur konumundadır, “... yemek, ... bilet” şeklindeki markalarında olduğu gibi. Davacı tarafın bir kısım markalarında ... ibaresi farklı bir satırda daha küçük punto ile konumlandırılmış ve eklenen ilave kelime veya bileşik kelimeler öne çıkarılmıştır. ... freshgreen, hepsiinternational ..., hepsiclub ..., hepsiyemek ... Hepsi ya da ... ibaresine ilave kelime(ler) eklenerek oluşturulan seri markaların tamamında ibarelerden birinin turuncu diğerinin mor renkte, yada tamamen mor renkten oluşturulduğu anlaşılmıştır. Davacı markası “...” bitişik yazılmasına rağmen okunduğunda kulakta her bir ibare ayrı algılanmaktadır ve ibarenin bitişik yazılması ile ibarelerin kavramsal manalarında bir değişiklik olmamıştır. Buna göre Türkçe sözlükte hepsi ibaresi “zamir, sözü edilenlerin tamamı; cümlesi, topu” manasına gelmekte, ... ibaresi ise “bu yerde” manasına gelen bir belirteç olduğu anlaşılmıştır. Davacı markası “...” şeklinde herkes tarafından yaygın kullanılan ibarelerden oluşmasına rağmen dava konusu hizmetler bakımından tanımlayıcıdır.
Davalının markasında bu kelimenin bütünleşik bir tamlama içerisinde kullanılmış olması, bu markayı davacının davasına/ itirazlarına mesnet aldığı, “...”lı markalardan yeterli derecede farklılaştırmamıştır. Diğer bir ifadeyle; değerlendirilen taraf işaretlerin, dava konusu edilen markanın bütünsel olarak bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajı itibariyle, markalarda ortak olan ve dava konusu edilen “...” ibaresinin varlığından kaynaklı, görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer kıldığı değerlendirilmiştir; dava konusu edilen markayı gören tüketicilerin algısında, “...” kelimesinin tek başına ön plana çıkması ve işareti davacının markalarıyla ilişkilendirmeye vesile olması ihtimalinin bulunduğu değerlendirilmiştir. Markalardaki bu benzerliğin, ayrıca davacının bir kısım markası özelinde, taraf markaları aynı/benzer/türdeş mal ve hizmetlerde kullanılacağından, ilgili tüketicilerin/alıcıların bu markalar altında sunulan emtiaların aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesini ve karıştırma/yanılma ihtimalini oluşturacağı, alıcıların iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayamayacakları, her iki markanın sahibi arasında idari/işletmeye yönelik bir bağlantı bulunduğunu düşünecekleri; neticede, taraf markaları arasında görsel, işitsel, kavramsal açıdan benzerlik bulunduğundan, somut olayda davacının belirtilen markaları özelinde emtia benzerliği şartının gerçekleşmiş olması da gözletildiğinde, markaların karıştırılma ihtimalinin somut olayda bulunduğu kanaatine varılmıştır.
TANINMIŞLIK İDDİALARI BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME:
6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde; “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal ve hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir........” denilmektedir.
Ayrıca, 6769 sayılı SMK’nın 6/5. Maddesi kapsamında bir korumadan yararlanılabilmesi için; Tanınmış marka sahibinin bu markanın tescilinden zarar görme ihtimali, Haksız yarar sağlama, Tanınmış markanın itibarına zarar verme, Tanınmış markanın ayırt edici karakterini zedeleme, gibi şartlar aranmaktadır. Dolayısıyla, bir markanın sektöründe belirli bir bilinirliğe sahip olması, aynı ya da benzer başka bir markanın farklı mallar üzerinde tesciline engel oluşturabilmesi için yeterli olmayıp, aynı zamanda ... belirtilen şartların oluşması gerekmektedir. Bu şartların fiili olarak gerçekleşmesi zorunlu olmayıp, gerçekleşebilecek olması durumu yeterlidir. Tanınmış markanın sahibi, markasına verilecek zararın ya da markasının ününden sağlanacak yararın nelerden oluşacağını ve nasıl ortaya çıkacağını gösterir ve olayların olağan akışı içinde belirtilen durumların gerçekten olası olduğu yönünde bir sonuca varmak içinyeterli kanaat oluşturacak deliller sunmalı veya en azından mantıklı bir sav ileri sürmelidir.
Somut olayda ise; davacının dava/marka işlem dosyasına sunmuş olan bilgi ve belgelerin, davacının “...” markasının Türkiye’de her yaştaki ve her sosyo-ekonomik seviyedeki kişiler tarafından iyi bilinen, sektör ayırımı dahi olmaksızın geniş bir kitleye hitap eden, büyük bir çoğunluk kitlesi tarafından kullanılan bir online alışveriş sitesinin tanınmış markası olduğu, bu markanın yani “...” ibaresinin davacı ile özdeşleştiği; davacı şirket, ... nezdinde yaptığı itiraz aşamasında dosyaya emsal yargı kararları sunmuş ve itiraz gerekçeleri arasında .... sayılı tanınmış marka tesciline yer verdiği; ... nezdinde 24.12.2014 tarihinde yapılan başvuru ile davacıya ait “....com” ibareli marka ....sayı ile tanınmış marka olarak kabul edildiği; davacının markasının “online satış hizmetleri” emtiası bakımından tanınmış olduğu; bununla birlikte, davacının tanınmış markası ile dava konusu ....” ibareli marka başvurusunun görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu kanaatine varıldığından, davalıya ait markanın, davacıya ait “....com” ibareli tanınmış markanın ayırt edicilik karakterine ve itibarına zarar vermesi ve tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinin somut olay bakımından mevcut olduğu; neticede, SMK m. 6/5 hükmünün aradığı şartların somut olayda gerçekleşme ihtimalinin bulunduğu kanaatine varılmıştır.
KÖTÜ NİYET İDDİALARI BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME:
Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Tescil başvurusunda bulunan kişinin kötü niyetli olduğuna emare teşkil edebilecek olgu ve olayların varlığı, kötü niyetli marka başvurusunun kabulü için yeterli sayılmaktadır. Buna karşılık başvuru sahibinin, hakkını kötüye kullanma niyeti taşıması veya başkalarını engelleme amacına sahip olması gibi sübjektif durumlar kural olarak tespit edilmeye çalışılmamalıdır. Zaten kişinin içsel durumunu ifade eden sübjektif unsurlara doğrudan ulaşmak veya nüfuz etmek mümkün de değildir. Ancak, somut olayda başvuru sahibinin içsel durumunu ifade eden, kast, niyet gibi hususların anlaşılabileceği veya ortaya çıkarılabileceğine dair ciddi belirtilerin varlığı halinde, bunlar araştırılarak, kötü niyetli tescilin varlığı sonucuna ulaşmada yardımcı unsur olarak kullanılabilir.
Bu değerlendirmede, markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığının bilinmesi halinde marka tescil başvurusunda bulunulması, markanın köken gösterme amacı dışında bir amaçla tescil edilmesi, örneğin esasen kullanılması planlanmayan bir markanın sırf bir başka işletmenin piyasaya girmesinin engellenmesi amacıyla tescil ettirilmesi ya da tescil başvurusunda bulunanın rakipleri ile haksız rekabete girişme amacı gibi kriterler dikkate alınabilir.
Marka tescil başvurusunun kötü niyetli olup olmadığı hususunun belirlenmesinde genel geçer kriterler bulunmamakta, konunun her somut olay bazında değerlendirilmesi gerekmektedir. Doktrine ve yerleşik içtihatlara göre; kötü niyetli tescilden söz edilebilmesi için başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanmayıp, yedekleme, marka ticareti yapmak amacına yönelik bir davranışta bulunmak kötü niyet göstergesi kabul edilebilir. Buna göre, davalının marka tescil başvurusunda bulunması eyleminin salt bu nedenle kötü niyetli bir eylem olarak değerlendirilemeyeceği kanaatine varılmıştır.
Neticede, toplanan delillerden, bilirkişi raporunun aksine ve tüm dosya kapsamından;
Davacıya ait markalar kapsamında yer alan emtialar ile dava konusu marka kapsamında yer alan ve işbu davaya konu edilen tüm hizmetlerin aynı/aynı tür/benzer olduğu; davacıya ait markalar ile dava konusu marka başvurusunun, görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu ve aralarında karıştırılma/ilişkilendirilme ihtimalinin bulunduğu; davacı markasının tanınmış marka olduğu ve SMK m. 6/5 hükmünün aradığı şartların somut olayda gerçekleşme ihtimalinin bulunduğu, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı, ....kararının yerinde olmadığı ve iptali şartlarının oluştuğu, davaya konu markanın hükümsüzlük koşullarının oluştuğu anlaşıldığından, davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın Kabulüne,
.... sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline,
Davaya konu marka karar tarihi itibariyle tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına,
Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 187,80.-TL harcın davalılardan alınarak hazineye irad kaydına,
Davacının kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 9.667,10.-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı ve davalı kurum vekillerinin yüzlerine karşı, davalı şahıs vekilinin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.09/04/2025
Kâtip Hâkim ....
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ
İlk Masraf : 1.132,10.-TL
Bilirkişi Ücreti : 8.000,00.-TL
P.P : 535,00.-TL
TOPLAM : 9.667,10.-TL