Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin marka hükümsüzlüğü, tecavüzü ve ticaret unvanı terkini talepleri ile Sınai Mülkiyet Kanunu hükümlerinin ele alındığı kararı.
Özet: Bu hukuki ihtilaf, davacının tescilli markalarının ihlal edildiği iddiasıyla, davalıya ait markanın Sınai Mülkiyet Kanununa aykırı tescil edildiği gerekçesiyle hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, ayrıca davalının ticaret unvanında yer alan ibarenin hukuka aykırılığı sebebiyle unvandan terkine karar verilmesini ve marka hakkına tecavüz ile haksız rekabetin önlenmesini talep ettiği; mahkemenin ise, davalının cevap vermemesi karşısında, Sınai Mülkiyet Kanununun mutlak ve nispi ret nedenleri, markalar arasındaki görsel, işitsel ve kavramsal karıştırılma ihtimali kriterleri ile marka hakkına tecavüz fiillerine ilişkin yasal çerçeveyi ayrıntılı bir şekilde ortaya koyduğu bir davadır.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/530 Esas - 2026/7

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/530
KARAR NO : 2026/7
DAVA : 1-Marka Hükümsüzlüğü
2-Marka Tecavüzü-Ticaret Unvanı Terkini
DAVA TARİHİ : 19/12/2024
KARAR TARİHİ : 12/01/2026 Yazım Tarihi: 21/01/2026
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkilinin ... sayılı tescilli markaları bulunduğunu, Davalıya ait “... ...” ibareli marka, Sınai Mülkiyet Kanununa aykırı bir şekilde tescil edildiğinden, ... tescil numaralı "... ..." markasının hükümsüzlüğünün tespiti ve sicilden terkini ile davalı şirketin, "... Ve Ltd. Şti" olan ticaret unvanında yer alan "..." ibaresinin, ... nezdinde Sınai Mülkiyet Kanunu, Türk Ticaret Kanunu ve Ticaret Unvanları Hakkında Tebliğ hükümlerine aykırı olarak tescil edildiğinden davalı şirketin "..." ibaresinin davalının ticaret unvanından terkini, müvekkil şirketin marka tescilinden doğan haklara tecavüzün ve haksız rekabetin men'ine karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı tarafa usulüne uygun tebligat yapıldığı halde davaya cevap vermediği görülmüştür.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 5/1-ç "Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler" marka olarak tescil edilmez. hükmü;
Buradaki “ayniyet” olgusuyla, “bir markanın tamamen taklit edilmesi” kast edilmektedir. “Ayırt edilemeyecek derecede benzerlik” olgusuyla ise başvuru konusu markanın tescilli markanın birebir aynısı olmamakla birlikte, “ilk bakışta fark edilemeyecek derecede aynı” olan ve bu hususun ispatına dahi gerek duyulmayan, ancak çok dikkatli bir inceleme sonucu farkın anlaşılabileceği ibare ve şekilleri taşıyan işaretler kast edilmektedir ( ...).
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.",
Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
Madde 29 " (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. ( 7.nci maddede sayılan haller 2.nci FIKRADA ; a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması., b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. 3.ncü FIKRADA ; a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.)
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek,
(2) 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü tecavüz davalarında def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır." hükmü ;
Hukuka uygunluk sebepleri
Hak sahibinin rızası,-izni ya da muvafakati- (29.m.)
Temel başvuru eserlerinde jenerik olarak kullanma (8.m.)
Dürüst ticari uygulamalarda tanımlayıcı olarak kullanma , aksesuar,yedek parça ve eşdeğer parça üretiminde kullanım amacını belirtilmesi (7/5 m.)
Marka Hakkının Tüketilmesi (152.m.)
Önceye dayalı kullanım hakkı (6/3 m.)
Müktesep hak (6/6 m.)
Dürüstlük Kuralı-Sessiz Kalma (M.K. 2.m.) sayılabilecektir.
Madde 149/1 de Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi mahkemeden ;
"Tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması, kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini , araçlara elkonulması, Elkonulan araçlarda kendisine mülkiyet hakkının tanınması, araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya imhası, kararın ilanı talep edebilir.", hükmü ;
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU (14.02.2011 tarihli yayınlanan);
Madde 45 " (1) Bir ticaret unvanına Türkiye’nin herhangi bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş bulunan diğer bir unvandan ayırt edilmesi için gerekli olduğu takdirde, ek yapılır."
Madde 50 " Usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanmak hakkı sadece sahibine aittir."
Madde 52 " (1) Ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir.
(2) Mahkeme, davayı kazanan tarafın istemi üzerine, giderleri aleyhine hüküm verilen kimseye ait olmak üzere, kararın gazete ile yayımlanmasına da karar verebilir."
Madde 54 "(1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır.
(2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır."
Madde 55 "(1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır:
a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar
b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek;
c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak;
d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek;
e) İş şartlarına uymamak;
f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak.;"
Madde 56 "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse;
a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b) Haksız rekabetin men’ini,c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e)... manevi tazminat verilmesini, isteyebilir.
"hükmü yer almaktadır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın;
1-Davacıya ait tescilli ... sayılı markalarına dayalı olarak davalı firma adına kayıtlı ... sayılı markanın SMK 5/1-ç maddesine göre "aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlik", SMK 6/1 maddesine göre iltibas oluştuğu iddiasına bağlı SMK 25. Maddesine göre davalı markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkini gerekip gerekmediği;
2-Davacıya ait tescilli ... sayılı markalarına dayalı olarak davalı firma adına kayıtlı ... sayılı markanın SMK 5/1-ç maddesine göre "aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlik", SMK 6/1 maddesine göre iltibas oluşturduğu, davalı kullanımlarının marka tecavüzü oluştuğu, ticaret ünvanından ... ibaresinin terkini gerektiği yönündeki davacı taraf iddiasının yerinde ve doğru olup olmadığı (davalı eyleminin marka tecavüzü ve haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı) noktasında olduğu anlaşılmıştır.
Tarafların markaları;
Davacı tarafın ;
03/08/2017 tarih ve ... sayı ile tescilli 16.ncı ve 35.nci sınıfta "..." ibareli;
14/07/2021 tarih ve ... sayı ile tescilli 40.ncı sınıfta "..." ibareli;
Markaları olduğu ; Dava tarihinde tescilli ve koruma altında oldukları;
Davalıya ait ise ;
06/06/2024 tarih ve ... sayı ile tescilli 40.ncı sınıfta "... ..." ibareli markası olduğu;
Celbedilen ... kayıtları ile tespit edilmiştir.
Tarafların ticaret sicil kayıtları ise ;
Davacı ... ŞİRKETİ’nin ... sicil numarasında kayıtlı, ... ise ... sicil numarasında kayıtlı olduğu, kuruluş ortaklarının ... olduğu, şirketin 25.09.2024 tarihinde yapılan tescil işleminde şirketin yetkililerinin ... olduğu ve şirketin faaliyet alanının ... poşet, çöp torbası, çanta, torba, çuval, file, sandık, kutu, kasa, damacana, şişe, bidon, makara, masura, bobin, tıpa, kapak, kapsül vb. paketleme malzemelerinin imalatı (idrar torbası dahil) olduğu, tespit edilmiştir.
Davalı “... ... ŞİRKETİ” nin ... ticaret sicil numarasıyla 22/03/2024 tarihinden bu yana tescilli olduğu ve şirketin yetkilisinin ve tek ortağının ... olduğu dosya kapsamında görülmüştür. Ayrıca dosya kapsamında, şirketin amaç ve konusunun “1-Bilumum kimyasal maddeler ve her türlü yardımcı kimyevi maddeler ve bunların üretiminde kullanılan mamul, yarı mamul, ham maddelerin imalatı ve ticareti. 2- Başta kimya sanayi olmak üzere imalat, ticaret ve hizmet sektörleri ile nihai tüketimde kullanılan her türlü toz ve yaş boya, tabii, sentetik ve madeni boyalar, astar boya, silikonlu ve silikonsuz mat boyalar, ahşap, metalik, ... iç ve dış yüzey boyaları ile mürekkep ve benzeri her türlü kimyevi maddelerin imalatını, fason işçiliğini yapmak, yaptırmak, alımını, satımını, ithalat ve ihracatını, komisyonunu, dağıtım, pazarlama ve dahili ticaretini yapmak. 3- Her türlü sınai, zirai ve ticari amaçlarla kullanılan organik ve inorganik kimyasal maddelerle, oto ve sanayi yağları, reçine, boya, tiner ve sair incelticiler, zamklar, kimyasal katalizörler, kimyevi maddeler ile gübrelerin ilk ve yardımcı unsurlarının üretimini, fason işçiliğini yapmak, yaptırmak, alım satım, ithalat ihracat, komisyonunu, dağıtım ve pazarlamasını yapmak. 4- Suni gübre imali, alımı, satımı, toptan ve perakende pazarlama, dağıtımını yapmak. 5- Her türlü temizlik malzemeleri, sıvı, toz ve katı deterjan çeşitleri, petro-kimya ürünlerin, evsel ve sınai gazların imalini, fason işçiliğini yapmak, yaptırmak, alımı, satımı, ithalini, ihracını, komisyonunu, dağıtım ve pazarlamasını yapmak… 27- Her türlü metal.... ve mamul maddenin ve hurda haline gelmiş malzemenin ticaretini,ihraç ve ithalini yapmak…” gibi hizmetler olarak belirtildiği tespit edilmiştir.
Haksız rekabet ve ticaret unvanı terkini talep edilmekle davanın açıldığı tarihten geriye yönelik son 1 yıla ait tarafların faaliyet konularının ne olduğu konusunda bağlı olduğu ... yazılan müzekkerelere verilen cevapta ;
Davacı firmanın 1995 tarihinde tescil edildiği, "... ambalaj malzemeleri imalatı" faaliyetinde bulunduğu ... yazısından tespit edilmiştir.
Davalı firmanın ise 2024 tarihinde tescil edilip " Ahşap ve diğer malzemelerden kalıp ve döküm modeli imalatı, ... mamul halde Tüp, boru,hortum ve bunların bağlantı elemanlarının imalatı " faaliyetinde bulunduğu ... yazısı ile anlaşılmaktadır.
Tahkikat aşamasında alınan 17/07/2025 tarihli bilirkişi raporunda ise ÖZETLE; "
DAVAYA KONU DAVALI MARKASININ HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE DAİR İNCELEME VE DEĞERLENDİRMELER
Davacının iddialarına mesnet markası olarak gösterdiği Sınıf Kodu 16 ve 35’de ki mallar ve hizmetleri ihtiva eden ... sayı ile tescilli ... ve Sınıf Kodu 40’da yer alan hizmetleri ihtiva eden ... sayı ile tescilli ... markaları ile davalının Sınıf Kodu 40’da yer alan hizmetleri ihtiva eden ... sayı ile tescilli ... ... markasının, davacı markalarında yer alan ... harfinin şemsiyeye benzer tasarımı ve davalı markasında yer alan ... ibaresinin davacı markalarında bulunmaması hususları da dikkate alındığında ortalama tüketici nezdinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.5/1-ç hükmü bağlamında ayırt edilemeyecek kadar benzer olmadığı kanatine ulaşılmıştır. Kaldı ki davacının ... sayı ile tescilli markasının kapsamındaki mallar ve hizmetler ile davalının ... sayı ile tescilli markasının kapsamındaki hizmetler de farklıdır.
.....davacının ... sayı ile tescilli ... markasının kapsamında 16 ve 35. Sınıflarda yer alan mallar ve hizmetler bulunurken davalının hükümsüzlüğe konu ... sayı ile tescilli ... ... markasının kapsamında ise bu mallardan ve hizmetlerden farklı olarak 40. Sınıfta yer alan hizmetler bulunmaktadır. Malların ve hizmetlerin farklılığı nedeniyle davacının ... sayı ile tescilli ... markası ile davalının hükümsüzlüğe konu ... sayı ile tescilli ... ... markası arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığından bilirkişi takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere ... sayı ile tescilli ... markası açısından uyuşmazlıkta SMK m.6/1 kapsamında hükümsüzlük koşullarının bulunmadığı sonuç ve kanaatine ulaşmıştır.
Buna karşılık davacının ... sayı ile tescilli ... markasının kapsamında 40. Sınıfta yer alan ve yukarıdaki kısımda kırmızı renk ile belirtilen hizmetler bulunurken davalının hükümsüzlüğe konu ... sayı ile tescilli ... ... markasının kapsamında da aynı 40. Sınıfta yer alan ve yukarıda kırmızı ile beliritlen hizmetler bulunmaktadır. Bu nedenle takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere davacının ... sayı ile tescilli ... markasının kapsamındaki hizmetler ile davalının ... sayı ile tescilli ... ... markasının kapsamındaki tüm hizmetler açısından SMK m.6/1 kapsamında hizmet ayniyeti koşulunun gerçekleştiği sonuç ve kanaatine ulaşmıştır.
...hem davalının hükümsüzlüğe konu ... sayı ile tescilli ... ... markasının esas unsurunun hem de davacının ... sayı ile tescilli ... markasının münhasır unsurunun aynı ... şeklinde telaffuz edileceği dolayısıyla markalar arasında özellikle işitsel açıdan çok yüksek derecede benzerlik oluşacağı tespit edilmiştir. Davalının markasında yer alan ... ibaresi ise sunulan hizmetin konusunu gösteren ve markaları farklılaştırmayan tanımlayıcı bir adlandırmadır.
Hizmetlerin ayniyeti ve markalar arasındaki çok yüksek benzerlik dikkate alındığında takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, davacı markası ile davalı markası arasında ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali bir başka ifade ile iltibas bulunduğu, ortalama tüketicilerin farklı markalar karşısında bulunduklarını anlamayacakları dolayısıyla uyuşmazlıkta davacının ... sayı ile tescilli ... markasına dayanılarak davalının ... sayı ile tescilli ... ... markasının kapsamındaki tüm hizmetler için SMK m.6/1 kapsamında hükümsüz kılınması koşullarının mevcut olduğu kanaatine ulaşılmıştır.
DAVALI TİCARET UNVANI VE KULLANIMLARININ DAVACI MARKALARINA TECAVÜZ OLUŞTURUP OLUŞTURMADIĞI AÇISINDAN İNCELEME VE DEĞERLENDİRMELER
Davacı vekilinin talepleri kapsamında uyuşmazlıkta ikinci olarak davalı ticaret unvanı ve kullanımının, davacı adına tescilli markadan doğan haklara tecavüz teşkil edip etmediği hususu irdelenmiştir. Bilindiği üzere 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu md.39 ve devam eden maddelerinde de belirtildiği üzere, ticaret unvanı tacirin, ticari işletmesine ilişkin işlemleri yaparken ve bu işlemlerle ilgili senet ve diğer evrakları imzalarken kullandığı addır. Buna göre ticaret unvanının işlevi, ticari işletmenin sahibi olan tacirin diğer tacirlerden ayırt edilmesini sağlamaktır.
İşletme adı ise; TTK md.53’te: “işletme sahibi ile ilgili olmaksızın, doğrudan doğruya işletmeyi tanıtmak ve benzer işletmelerden ayırt etmek için kullanılan ad” olarak tanımlanmıştır. İşletme adının fonksiyonu ticari işletmeyi işleten tacirin değil, bizzat ticari işletmenin benzer işletmelerden ayırt edilmesine yöneliktir. İşletme adında serbestlik ilkesi vardır. İşletme sahibi, başkasının hakkına tecavüz etmemek ve kamu düzenine aykırı olmamak koşuluyla istediği adı seçebilir.
SMK 7/3-e bendine göre, tescilli bir markayı oluşturan işaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak başkaları tarafından kullanılması halinde, marka sahibi bu kullanımları yasaklama hakkına sahiptir. Bu hüküm, marka sahibine, marka işaretinin tescilli bir ticaret unvanı ve işletme adında kullanılması halinde de yasaklama yetkisi vermekle birlikte söz konusu hükmü tüm ticaret unvanı kullanımlarını kapsayacak şekilde geniş yorumlamak mümkün değildir. Bu nedenle tescilli ticaret unvanının kullanımının yasaklanabilmesi için kullanımın markanın fonksiyonlarına zarar vermesi veya kullanım sonucunda haksız bir yararlanmanın söz konusu olması gerekir ( ....). Nitekim Yargıtay’ın çok sayıda kararında da değerlendirmede söz konusu ilkelerden hareket edilmektedir.
Bununla birlikte YHGK’nin 08.02.2023 tarihli, ... sayılı kararında ise “hizmet” markalarına ilişkin olarak salt ticaret unvanının dahi marka ihlali oluşturacağı şeklinde karar tesis ederek: “…Bu aşamada bir işaretin markasal yahut unvansal kullanıma dair ayrımın kullanıcılara sunulan hizmetlerde söz konusu olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Bu anlamda hizmet sunumlarında tüketicinin tacirle daha yakın bir ilişki içerisine girmesi, hizmetlerin çoğunlukla bizzat tacirin işletmesi içerisinde sunulması, hizmetlerde markalanacak ürün olmayıp markanın işletme tabelası olarak kullanımı ve TTK'nın 39/2 nci maddesi gereğince ticaret unvanının işletmenin görülebilecek bir yerine okunaklı olarak asılma zorunluluğunun mevcudiyeti karşısında hizmet sektöründe markasal kullanım ile unvansal kullanım ayrımının daha zor olacağı açıktır. Ancak bu durum, anılan ayrımın hiç bir şekilde yapılamayacağı anlamına gelmediği gibi hizmetin farklı unvanla başkalarının markaları ve unvanları ile karıştırılmayacak şekilde sunulması da mümkündür. Bununla birlikte hizmet sunumunda kullanılan unvanın markasal etki doğurma ihtimali, malların ticaret unvanı ile sunulmalarına nazara daha yüksek olacaktır (Bilge, s. 13).
Markasal ve unvansal kullanıma ilişkin yukarıdaki bilgilerden hareketle hizmet sunan tacirler bakımından hizmet sunumu sırasında kullanılan ticaret unvanının marka işlevlerine yerine getirme durumları ortaya çıkmaktadır. Bu anlamda bir markadaki esas unsurun ticaret unvanında aynen alınıp hizmet sunumu sırasında kullanımı sırasında ilgili müşteri kitlesi nezdinde unvan ve markanın fonksiyonlarının karıştırılması ihtimali artacaktır. Zira hizmet sunumu sırasında ticaret unvanı, yerine getirdiği fonksiyonlar itibariyle marka gibi algılanacak olup bu durum, marka hakkının ihlaline neden olacaktır. Ayrıca hizmet sektöründe ticaret unvanı kullanımı sırasında markanın işlevlerinin zarar görme ihtimali daha yüksek olacağından bu tür kullanımlar da marka hakkına tecavüz kapsamı içerisinde yer alacaktır...” şeklinde karar tesis etmiştir.
Marka ve ticaret unvanı ile marka hakkının ihlali hakkında verilen bu genel izahat ışığında somut olay kapsamında ilk olarak davalılı ... VE LTD. ŞTİ. adına ... sayı ile tescilli ... ... markasının uyuşmazlığa etkisi değerlendirilmiştir. Davalı adına tescil edilen markanın 2024 yılına ait olmasına karşın davacının aynı hizmeti kapsayan ... sayı ile tescilli ... markasının bundan önceki 2021 tarihine ait olması ve SMK m.155’de ki “Marka, patent veya tasarım hakkı sahibi, kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremez.” hükmü dikkate alındığında bilirkişi davalı adına tescilli markanın uyuşmazlığa herhangi bir etkisinin olmayacağı kanaatine ulaşmış olup takdir Sayın Mahkemenindir.
Akabinde bilirkişi uyuşmazlığın esasını incelemiştir. Dava dosyası ve içeriğinde yer alan bilgi ve belgeler, inceleme bölümünde Sayın Mahkemenin dikkatine sunulmuştur. Bu bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde, davacı adına tescilli markaların tümünün esas unsurunun ... ibaresi olduğu gibi davalının ticaret unvanı ise ... VE LTD. ŞTİ. olup, bu unvanda da ek veya asli unsur ... ibaresi olduğu belirlenmiştir. Görüldüğü gibi hem davalı unvanının hem davacı markalarının esas unsuru aynı ... ibaresidir. Aynı esas unsuru ihtiva etmeleri nedeniyle davacı markaları ile davalı ticaret unvanında benzerlik bulunduğu hususu tartışmasızdır. Üstelik davalı şirketin amaç ve konusunu oluşturan Her türlü metal. ... ve mamul maddenin ve hurda haline gelmiş malzemenin ticaretini,ihraç ve ithalini yapmak gibi hizmetler ile aynı, aynı tür veya bağlantılı mallar ve hizmetlerin davacının ... sayılı markasının kapsamında bulunduğu da tespit edilmiştir. Diğer taraftan dava dosyası içerisinde davalı şirketin ... ibaresini marka olarak kullandığını gösteren yeterli delil bulunmamakla birlikte davalı şirketin ticaret unvanının yanı sıra ... ... ibaresini mark olarak tescil ettirmesi davalı şirketin ... ibaresini salt ticaret unvanı içinde kullanmak istemediğini aksine bu ibareyi marka olarak da kullanmak istediğini göstermektedir. Kaldı ki YHGK’nin 08.02.2023 tarihli, ... sayılı kararında da belirtildiği gibi hizmet markaları açısından salt ticaret unvanı tescili dahi marka hakkı ihlali yaratmaktadır. Yukarıda açıklanan nedenlerle bilirkişi, davalının ... ŞİRKETİ biçimindeki ticaret unvanının davacı adına ... sayı ile tescilli ... markasından doğan hakları ihlal ettiği sonuç ve kanaatine ulaşmış olup takdir Sayın Mahkemenindir.
DAVALININ TİCARET UNVANININ TERKİNİNİN GEREKİP GEREKMEDİĞİ
Ticaret unvanları açısından yapılan inceleme neticesinde ise: davacı ... VE TİC A.Ş.’nin ticaret unvanı ile davalının ... ŞİRKETİ biçimindeki ticaret unvanı arasında iltibasa yol açabilecek derecede benzerlik olmadığı tespit edildiğinden salt davacı ticaret unvanına dayanılarak davalının ticaret unvanından ... ibaresinin tescili koşullarının oluşmadığı belirlenmiştir.
Buna karşılık raporun marka ihlali kısmında detaylı olarak belirtilen nedenlerle davalı ticaret unvanı davacı markasından doğan hakları ihlal ettiği gibi davalı ticaret unvanının mevcut haliyle kalması durumunda söz konusu ihlal de devam edecdektir. Bu nedenle davacı ... VE TİC A.Ş.’nin, ... sayı ile tescilli ... markasına dayanarak davalının ... ŞİRKETİ biçimindeki ticaret unvanında yer alan “...” ibaresinin terkini yönünde talepte bulunabileceği ve uyuşmazlıkta davalı ticaret unvanından “...” ibaresinin terkini koşullarının oluştuğu kanaatine ulaşılmakla birlikte takdir Sayın Mahkemenindir.
SONUÇ;
1) Davacının ... sayı ile ... tescilli markasına dayanılarak SMK m.6/1 kapsamında davalının ... sayı ile tescilli ... ... markasının kapsamındaki tüm hizmetler için hükümsüz kılınması koşullarının uyuşmazlıkta mevcut olduğu,
2) Davalının ... ŞİRKETİ biçimindeki ticaret unvanının davacı adına ... sayı ile tescilli ... markasından doğan hakları ihlal ettiği,
3) Davacı ... VE TİC A.Ş.’nin, ... sayı ile tescilli ... markasına dayanarak davalının ... ŞİRKETİ biçimindeki ticaret unvanında yer alan “...” ibaresinin terkini yönünde talepte bulunabileceği ve uyuşmazlıkta davalı ticaret unvanından “...” ibaresinin terkini koşullarının oluştuğu, " şeklinde ifade edilmiştir.
GEREKÇE;
Marka Hükümsüzlüğü açısından;
SMK 5-1ç maddesi yönünden;
Davalının ... sayı ile tescilli markasının "... ..." şeklinde, davacının emtia benzerliği (40.ncı sınıf) oluşan ... sayılı mesnet markasının ise "... " görselini içermesi karşısında esasen yüksek oranda benzerlik oluşmakla beraber bu benzerliğin aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olarak değerlendirilmemesi gerektiği, zira SMK 4.ncü maddede markanın tanımını " Marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dâhil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilir. " şeklinde belirttiğinden davalı markasındaki "..." ibaresi mesnet markada yer almadığından davalı ve davacı markasının aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu söylenemeyeceği sonucuna varılarak SMK 5-1-ç maddesi koşulları oluşmadığı;
Davacının ... sayı ile tescilli "... " ibareli markası açısından ise emtia benzerliği şartı gerçekleşmediği;
SMK 6/1 ve 25/1 maddesi yönünden;
Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
Davacının ... sayılı tescilli "... " ibareli markası ile davalının ... sayılı tescilli "... ..." ibareli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sescil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu ;
Her iki markada ... ibaresinin baskın olduğu, davalı markasındaki ... ibaresi tanımlayıcı olduğundan markada asli unsur olarak değerlendirilmediği;
Diğer yönden bilirkişi raporunda sayfa 6-7 deki karşılaştırma tablosunda emtia benzerliği de oluştuğu görüldüğü ;
İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, önceki markadaki ve sonraki markadaki işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu 40.ncı sınıftaki hizmetler yönünden ayırdığı satın alma/yararlanma süresi içinde, davalının ... sayılı tescilli "... ..." ibareli markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının ... sayılı "... " ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı , iltibas ve benzerlik nedeniyle her iki taraf markası arasında yanılgı yaşayabileceği, hedef kitle açısından bu hizmetlerde iltibas ve benzerlik nedeniyle davalı taraf markası ile davacı taraf markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idarî ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği , yani markaları karıştırabileceği, bu açıdan taraf marka işaretleri arasında 6769 sayılı SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulu ve SMK 25/1 .nci maddedeki hükümsüzlük koşulu oluştuğu;
Davacının ... sayı ile tescilli "... " ibareli markası açısından ise emtia benzerliği oluşmadığı, ancak bu durum yukarıda anlatılan iltibası da ortadan kaldırmadığı;
Neticeden hükümsüzlük davası kabul edilmiştir.
Marka tecavüzü açısından;
SMK 7.nci madde kapsamında marka tesciline sahip olanların hakları belirtilmiş ve buna aykırı davrananların eylemi ise SMK 29.ncu maddede marka tecavüzü olarak nitelendirilmiştir.
Davalı firmanın "... ... ŞİRKETİ" adı altında ... ticaret sicil numarasıyla 22/03/2024 tarihinden bu yana tescilli olduğu tespit edilmiştir.
6769 sayılı SMK 29/1a maddesinde SMK 7/3-e maddesine göre tescilli marka işaretinin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması halini marka tecavüzü olarak saymıştır.
Tahkikat aşamasında alınan 17/07/2025 tarihli bilirkişi raporunda " hem davalı unvanının hem davacı markalarının esas unsuru aynı ... ibaresidir. Aynı esas unsuru ihtiva etmeleri nedeniyle davacı markaları ile davalı ticaret unvanında benzerlik bulunduğu hususu tartışmasızdır. Üstelik davalı şirketin amaç ve konusunu oluşturan Her türlü metal. ... ve mamul maddenin ve hurda haline gelmiş malzemenin ticaretini,ihraç ve ithalini yapmak gibi hizmetler ile aynı, aynı tür veya bağlantılı mallar ve hizmetlerin davacının ... sayılı markasının kapsamında bulunduğu da tespit edilmiştir." şeklinde tespit ve değerlendirmelere aynen iştirak edilerek davalı firmanın ticaret ünvanında yer alan ... ibaresi ile davacının ... sayılı "... " ibareli tescilli markası arasında iltibas düzeyinde benzerlik oluştuğu yukarıda izah edildiğinden davalı eylemi aynı zamanda marka tecavüzü oluşturduğu kanaatine varılmıştır.
Ticaret ünvanı terkini konusu;
SMK 7/3-e maddesine göre "e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. " halinde iltibas düzeyinde benzerlik var ise aynı madde 2.nci fıkra hükmüne göre bunun kullanılmasının yasaklanabileceği düzenlenmiştir.
Diğer yönden ticaret unvanı terkini için ana sözleşmelerinde yazılı faaliyet konuları değil ticaret unvanlarının fiilen kullanıldıkları mal/hizmetlere ait faaliyet alanlarının da aynı veya benzer olması gereklidir.
Yukarıda izah edildiği üzere tarafların fiilen " ... ürünleri imalatı" faaliyetinde bulundukları gibi ana sözleşmelerinde de faaliyet konuları örtüştüğünden , SMK hükümlerine göre davalının ticaret ünvanındaki ... ibaresi davacının tescilli markası ile iltibas düzeyinde benzer olduğu üzere marka tecavüzüne bağlı men ile yasaklanabileceğinden davalı firmanın ticaret unvanında yer alan "..." klavuz unsurlu ibarenin ticaret unvanından terkinine ayrıca karar verilmiştir.
Haksız rekabet açısından ise;
TTK Madde 54 " (2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." haksız rekabet sayılmıştır.
... .H.D'.nin ... sayılı emsal kararında "Davacının ihlal edildiğini iddia ettiği marka hakkı ... nezdinde tescilli olup SMK ile getirilen özel hükümlerle haksız rekabet hukukunu da kapsayacak şekilde ve haksız rekabete göre daha üstün koruma getirerek düzenlenmiştir. Davacı bu özel hükümlere de dayanmış olduğundan markanın koruma alanları ile haksız rekabetin koruma alanının kesişmiş olduğu dava konusu olayda yalnızca özel hükümler uygulama alanı bulacak olup, özel hükmün yanında haksız rekabetin uygulanmasını gerektirir herhangi bir kanun hükmü olmadığından, özel kanunla birlikte eş zamanlı olarak haksız rekabet hükümlerinin de uygulanmasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca, Dairemizin daha önceki bazı kararlarında da benimsediği üzere ( ... . Hukuk Dairesinin 14.03.2022 gün ve ... sayılı, yine 22.04.2021 gün ve ... sayılı kararları) somut olay bakımından, SMK ile haksız rekabet hükümlerinin birlikte uygulanmasını gerektiren kümülatif korumanın uygulama alanı kalmadığı gözetilerek talebin, haksız rekabetin tespiti ve men'ine dair kısmı yönünden ret kararı verilmesi gerekirken, " şeklinde geçtiği üzere davacı taraf marka ihlaline dayandığı durumda artık haksız rekabete dayanamayacağından haksız rekabete bağlı açılan davanın reddi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1- Marka hükümsüzlüğü istemli açılan davanın KABULÜNE
2- Davalı firma adına kayıtlı ... sayılı markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkin edilmesine karar kesinleştiğinden ... 'ya müzekkere yazılmasına,
3- Marka tecavüzü istemli açılan davanın kabulü ile davalının marka tecavüzü eyleminin MEN'İ ne ,
4- Davalı firmanın ticaret unvanında yer alan "..." klavuz unsurlu ibarenin ticaret unvanından terkinine, karar kesinleştiğinden ilgili ticaret sicil müdürlüğüne müzekkere yazılmasına,
5- Tescilli marka hakkına tecavüz iddiaları ile birlikte haksız rekabet talep edilemeyeceğinden haksız rekabete açılan davanın REDDİNE,
Marka Hükümsüzlüğü yönünden açılan dava yönünden;
6 Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 304,40 TL'nin davalıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
7-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
Marka tecavüzü istemli açılan dava yönünden ;
8 - Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 304,40 TL'nin davalıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
9-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
10-Davacının yaptığı; 7.000,00 TL bilirkişi ücreti, 532,50 TL tebligat ücreti, 427,60 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 7.960,10 TL yargılama giderinin 2/3'ü olan 5.306,73 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
11-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı taraf yokluğunda 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 12/01/2026
Katip ... Hakim ...
E-İmzalıdır E-İmzalıdır