İzmir Bölge Adliye Mahkemesinde, iflas davasının borcun dava sonrası ödenmesiyle konusuz kalması ve tebligat usulsüzlüğü iddialarının yargılama gideri sorumluluğu kapsamında istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, bir alacaklının kooperatif aleyhine açtığı iflas davasında, ilk derece mahkemesinin davanın açılmasından sonra borcun ödenmesi nedeniyle davanın konusuz kaldığına, ancak davanın açılmasına davalının sebebiyet verdiği gerekçesiyle yargılama giderlerinden sorumlu olduğuna karar vermesini ve davalının, dava dilekçesinin usulsüz tebliğ edildiği ile mahkemenin tebligat iddialarını yanlış değerlendirdiği yönündeki istinaf başvurusu sebeplerini detaylandırmaktadır.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1001
KARAR NO : 2026/1540
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 01/04/2026
NUMARASI : 2026/64 Esas 2026/271 Karar
DAVA : İFLAS
BAM KARAR TARİHİ : 23/06/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 24/06/2026
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, alacağından dolayı Gölbaşı (Ankara) İcra Müdürlüğü'nün 2026/48 Esas sayılı takip dosyasında, davalı borçlu kooperatif aleyhine, iflas istemli ilamlı icra takibi talebinde bulunulduğunu, icra emrinin davalı vekiline usulüne uygun tebliğ edildiğini ve takibin kesinleştiğini, borcun ödenmediğini, davalı kooperatifin iflasa tabi olduğundan, davanın kabulü ile davalı kooperatifin iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalının önceki adresinden, davacının başlattığı icra takibi nedeni ile tahliye edildiği, dava dilekçesinin davalının önceki adresine muhtarlığa tebliğ edildiği, bu nedenle dava dilekçesinin davalıya usulüne uygun tebliğ edilmediği, dava dilekçesi henüz müvekkili kooperatife tebliğ edilmeden önce takibe konu borcun 02.02.2026 tarihinde icra dairesine ödenmiş olduğunu davanın bu sebeple konusuz kaldığından bahisle davanın konusuz kalması sebebiyle esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince "...Dava; alacaklının talebi ile doğrudan doğruya iflas istemine ilişkin olduğu, yapılan yargılama, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamından anlaşılacağı üzere,
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının, ilama dayalı olarak, davalı kooperatiften alacaklı olup olmadığı, işbu alacağın tahsili hususunda, Gölbaşı (Ankara) İcra Müdürlüğü'nün 2026/48 Esas sayılı takip dosyasında, davalı borçlu kooperatif aleyhine başlatılan ilamlı icra takibine ilişkin icra emrinin, davalı borçluya usulüne uygun tebliğ ile takibin kesinleşip kesinleşmediği, takibe konu borcun, davanın açılmasından sonra ödenip ödenmediği, davanın bu nedenle konusuz kalıp kalmadığı, davanın açılmasına davalı tarafın sebebiyet verip vermediği, bu kapsamda yargılama giderlerinden sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmıştır.
Tüm dosya kapsamı, taraf beyanları ve takip dosyası içeriğine göre, davacı alacaklının, İzmir 8. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 29/12/2025 tarih, 2025/1081 Esas, 2025/1096 Karar sayılı ilamına dayalı olarak, Gölbaşı (Ankara) İcra Dairesi'nin 2026/48 Esas sayılı takip dosyasında, ilamda hükmedilen alacağın, ilamlı icra yoluyla tahsili hususunda, davalı borçlu kooperatif aleyhine icra takibi başlattığı, icra emrinin 11/01/2026 tarihinde davalı borçlu vekiline tebliğ edilerek takibin kesinleştiği, takibe konu borcun, mahkememizde açılan iflas davası tarihinden sonra, 03/02/2026 tarihinde ödendiği, işbu sebeple, davanın, dava açıldıktan sonra konusuz kaldığı, her ne kadar, davalı tarafça, takipte icra emrinin usulüne uygun tebliğ edilmediği, takibin kesinleştirilmediği iddiasında bulunulmuş ise de, İcra ve İflas Kanunu'nun 16.maddesi uyarınca, usulsüz tebligata ilişkin şikayetin, usulsüz tebligatın öğrenildiği tarihten itibaren 7 gün içerisinde, icra mahkemesine, şikayet yoluyla yapılması gerektiği, davalı tarafça, işbu hususta şikayette bulunulduğu ve icra emrinin tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olarak düzeltildiğine dair dava açıldığı ve dava sonucunda karar verildiğine dair herhangi bir iddia ve kanıt sunamadığı, takibe konu ilama dayalı borcun ise, dava tarihinden sonra ödendiği, işbu sebeple, davanın açılmasına davalı tarafın sebebiyet verdiği anlaşılmakla, aşağıda yazılı hüküm kurulmuştur. "şeklindeki gerekçe ile " Davanın konusuz kalması sebebiyle ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA YER OLMADIĞINA" karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinin usulsüz tebliğ edildiğini, icra dosyasında usulsüz tebligat iddialarının olmadığını, mahkemenin ise; dilekçelerini okumadığı için icra dosyasında usulsüz tebligat olduğunu ileri sürdükleri yönünde değerlendirme yaptığını, mahkemece cevap dilekçesinin okunmadığından icra dosyasında usulsüz tebligatın ileri sürüldüğü şeklinde dosya ile ilgisi olmayan bir gerekçe ile karar verildiğini, usulsüzlüğün gerekçede yer almamasının kararı gerekçesiz hale getirerek bozma nedeni olduğunu, yargıdaki en büyük problemin büyük emek verilerek yazılan dilekçelerin hiçbir şekilde okunmaması olduğundan mahkemenin dava dilekçesinin tebliğine ilişkin beyanları icra emrinin usulsüz tebliği olarak değerlendirmesine şaşırtmadıklarını, ne yazık ki okunması için kısaca yazmaya çalışılan dilekçelerinin dahi okunmadığı anlaşıldığından yargıya güvenin enflasyonla ters orantılı ilerlediğini, kooperatifin adresi olarak bildirilen yerin fiilen davacı tarafından hayvanların dahi yaşamak istemeyeceği bir harabeye dönüştürülmüş olup posta memurunun dava dilekçesini sorgusuz sualsiz muhtara teslim etmesini tebligat kanununa aykırı olduğunu, fotoğrafta görülen 1. kattaki dairenin davanın açıldığı tarihte davalı adresi olarak gösterilen kooperatif merkezi olduğunu, ptt memurunun bu adrese nasıl dava dilekçesini tebliğ ettiğinin sorulması gerektiğini, ayrıca fotoğrafların cevap dilekçesinde mevcut olduğunu, davacının, kooperatif merkezinin kapı ve pencerelerini dahi söktürerek bu adresi fiilen kullanılamaz hale getirdiğini, davacının, kooperatifin bu adreste faaliyet göstermediğini bizzat bilmesine karşın dava dilekçesinin tebliğini kasıtlı olarak bu adrese yaptırdığını, yapılan tebligatın usulsüz olduğunu ve sonuç doğurmadığını, müvekkili kooperatifin, dava açıldığından haberdar olmaksızın borcu ödediğini, borcun ödenmesinin ancak davadan haberdar olunmasıyla mümkün hale geldiğini, bu hususun da usulsüz tebligat nedeni ile geciktiğini, HMK'nun 331. maddesi kapsamındaki "davanın açılmasına sebebiyet verme" kriterinin, bu koşullar altında müvekkili aleyhine yorumlanamayacağını, takip konusunun 11.050,63 TL olup iki katı vekalet ücretine hükmedilmesinin AAÜT'ye aykırı olduğunu, dava değerini ikiye katlayan bir vekalet ücretine hükmedilmesinin hem orantılılık ilkesine hem de tarifenin ruhuna aykırı olduğunu, söz konusu vekalet ücretinin ya dava değeriyle orantılı biçimde yeniden belirlenmesi ya da tamamen davacı üzerinde bırakılması gerektiğini, yargılama giderlerinin tamamının müvekkili kooperatiften tahsilinin hatalı olduğunu, mahkemenin, 732,00 TL harç, 470,80 TL tebligat ve posta gideri, 12.430,00 TL ilan ücreti olmak üzere toplam 13.632,80 TL yargılama giderinin müvekkili kooperatiften tahsil edilerek davacıya verilmesine hükmettiğini, müvekkili kooperatifin davadan haberdar olur olmaz derhal borcu ödemiş olduğunun da dikkate alındığında, söz konusu giderlerin tamamının müvekkili üzerine yüklenmesinin HMK'nun 331. madde kapsamında hakkaniyete uygun olmadığını, giderlerin her iki taraf arasında paylaştırılması ya da tamamıyla davacı üzerinde bırakılması gerektiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; kesinleşmiş icra takibine dayalı olarak alacaklının talebi ile doğrudan iflas istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde" Davanın konusuz kalması sebebiyle esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına " karar verilmiştir.
İş bu karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Eldeki iş bu davanın 20.01.2026 tarihinde açıldığı, dava dilekçesinin davalı kooperatife 30.01.2026 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekili tarafından 03.02.2026 tarihinde süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmuş olduğu, ayrıca davalı tarafça davaya konu Gölbaşı (Ankara) İcra Müdürlüğü'nün 2026/48 Esas sayılı dosyasına 03.02.2026 tarihinde makbuz karşılığında toplam 21.800,00 TL yatırılmış olduğu görülmüştür.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davalı tarafça dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğ edilmediğini ileri sürmüş ise de cevap dilekçesinin süresi içerisinde sunulmuş olmasına, takibe konu tutarın dava açıldıktan sonra ödenmiş olmasına ve davanın bu nedenle konusuz kalmış olmasına ve bu nedenle davanın esası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olmasına göre davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/04/2026 tarih, 2026/64 Esas ve 2026/271 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf maktu karar harcı alındığından ve yeterli olduğundan başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın kesinleştirme, harç ikmali ve gider/delil avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
7-Kararın Dairemizce taraf vekillerine tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 23/06/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.