Kayseri Bölge Adliye Mahkemesinin kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit davasında, sonradan doldurulan senedin iptali ve ortaklık ilişkisindeki kar-zarar paylaşımı uyuşmazlığına ilişkin kararı.
Özet: Davacı, davalı tarafından aleyhine başlatılan 17.000 Euro bedelli kambiyo senedine dayalı icra takibinin durdurulması ve senedin iptali talebiyle menfi tespit davası açmıştır; iddiaya göre, ticari bir kâr ortaklığı ilişkisi çerçevesinde güvene dayanarak imzaladığı boş senedin, davalı tarafından aralarındaki gerçek anlaşmaya ve meblağa aykırı olarak sonradan doldurulduğunu, müvekkilinin davalıya böyle bir borcunun bulunmadığını, aksine ticari zararlar nedeniyle davalının müvekkiline borçlu olması gerektiğini ileri sürerek, takibin hukuka aykırı olduğunu savunmuştur.

T.C.
KAYSERİBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ6. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: 2026/1892 KARAR NO: 2026/1651T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: 16/07/2026 (Ara Karar)NUMARASI: 2026/544 E.DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/09/2026KARAR YAZIM TARİHİ: 15/09/2026 TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "...Müvekkil aleyhine, Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden 17.000 EUR tutarında takip başlatılmıştır. Ancak, bu takibin dayanağı olan senet sonradan doldurulmuştur. Kabul anlamına gelmemekle birlikte senet TL cinsinden takibe konu olması gerekirken Euro cinsinden takip başlatılmıştır. Müvekkilin böyle bir borcu bulunmadığının tespiti ile icra takibinin tedbiren durdurulması için işbu davayı açma zorunluluğu hasıl olmuştur. Şöyle ki;1- Davacı ile davalı arasında ticari faaliyet yürütülmesine yönelik bir iş ilişkisi kurulmuştur. Davalı tarafından ticari faaliyetlerde kullanılmak üzere davacıya sermaye niteliğinde ödeme yapılmış, karşılığında elde edilecek kârdan pay alınması hususunda taraflar arasında mutabakat sağlanmıştır. Hatta bu kar payına ilişkin ilk başta 11.000,00 TL kar ödemesi yapılmış daha sonrasında da 2024 yılında müvekkilin oğlu ... tarafından ...Katılımın TC kimlik üzerinden para tranferleri yapıldığına dair belgeler mevcuttur. (Dilekçemize ek olarak mahkemenize sunulacaktır.)2- Taraflar arasındaki ilişki bir kredi veya ödünç para ilişkisi olmayıp, davalının ticari faaliyete katılması ve kârdan pay alması esasına dayanmaktadır. Ancak faaliyetlerden beklenen gelir elde edilememiş, davacı ekonomik olarak zarara uğramıştır. Her ne kadar aralarındaki sözleşmede davalının yalnızca kardan pay alacağı zararlara ortak olmayacağı kararlaştırılmışsa da bu durum yalnızca emeğini sermaye olarak ortaya koyan ortaklar için geçerlidir. TBK 623/3 'te açıkça belirtilmiştir: "Bir ortağın zarara katılmaksızın yalnız kazanca katılacağına ilişkin anlaşma, ancak katılma payı olarak yalnızca emeğini koymuş olan ortak için geçerlidir." görüldüğü üzere ve mahkemenize işbu dava dilekçemize ek olarak sunacağımız ortaklık sözleşmesinde de açıkça belirtildiği üzere davacı müvekkil ile davalı arasındaki ortaklık sözleşmesindeki davalının zararlardan sorumlu olmayacağı hususundaki madde hükmü hukuka aykırıdır. Zira davalı ortaya emek değil para yani sermaye koymuştur. Bu sebeple müvekkilin o dönemde ettiği zarar hesaba katılırsa davalının alacağı değil müvekkile borcu olduğu açıktır. 3- Güven ilişkisi kapsamında davalı tarafından davacıya boş senet imzalatılmıştır. Senet teslim edildiği sırada bedel, para birimi, tanzim tarihi, vade tarihi ve diğer zorunlu unsurlar doldurulmuş değildir. Davacı müvekkil yalnızca imza atmış, senedin sonradan taraflar arasındaki anlaşmaya uygun şekilde doldurulacağı düşüncesiyle hareket etmiştir. Ancak durum böyle olmamış davalı, anlaşmaya ve müvekkille aralarındaki güven ilişkisine aykırı hareket ederek takibe konu senedi doldurmuştur. Ayrıca her ne kadar hukuka aykırı olarak hazırlanmış sözleşmeyi de kabul etmek mümkün olmamakla birlikte tarafların arasındaki sözleşme incelendiğinde de; taraflar arasında hiçbir şekilde euro cinsi bir paranın geçmediği, böyle bir para akışı bulunmadığı ve müvekkilin 2013 yılında imzalamış olduğu senedin hukuka aykırı olarak yıllar sonra doldurulup tahrip edildiği açıktır. Bu nedenle bilirkişi incelemesi ile de senedin tahrip edildiği anlaşılacak olup söz konusu senedin iptali ile buna ilişkin başlatılan icra takibinin de iptalini talep etme zorunluluğu hasıl olmuştur. Ayrıca senedin taraflar arasındaki anlaşmaya ve ödenen 20.000,00TL aykırı olarak doldurularak tahrip edilmesinden ötürü suç duyurusunda bulunulmuş olup söz konusu soruşturma dosya numarası bilahare bildirilecektir. Ayrıca ve önemle belirtmek gerekir ki; müvekkilin kendi nam ve hesabına yürüttüğü söz konusu iş yeri 2013'de vergi levhası kapatılmıştır. (Söz konusu bilgilerin ... Ticaret Odasından getirtilmesi için müzekkere yazılmasını talep ederiz.) Müvekkilin iş ve işlemleri bitmiş vergi levhası silinmişken daha sonrasından karşı tarafın aradan yıllar geçtikten sonra ortada herhangi iş ilişkisi bulunmamasına rağmen senet tahrip edip icra takibi başlatması açıkça hukuka aykırı olup söz konusu senedin ve takibin iptali gerekmektedir. Ayrıca taraflar arasındaki ... mesaj kayıtları ve senedin düzenlenme tarihi de delil başlangıcı sayılıyor olup söz konusu hususlarında hüküm hususunda dikkate alınmasını talep ederiz.4- Davalı, elindeki açık senedi taraflar arasındaki mutabakata ve gerçek hukuki ilişkiye aykırı biçimde doldurmuştur. Takibe konu edilen bonoda 17.000 Euro bedel yazılmış olup, taraflar arasında hiçbir zaman 17.000 Euro tutarında borç ilişkisi mevcut olmamıştır. Bu husus mahkemeye sunacağımız whatsapp konuşmaları, ortaklık sözleşmesi ve banka dekontu ile ortaya konacaktır. Kaldı ki müvekkil davalıya bir kısım ödeme de yapmıştır. Yukarıda da ayrıntılı bahsedildiği üzere davalı ile davacı müvekkil arasında bir borç ilişkisine dayalı takip söz konusu değildir. Aralarındaki ortaklık sözleşmesinde davalının ortaya koyduğu sermaye davalı tarafından müvekkilden geri istenmektedir. Ancak müvekkil bahse konu ortaklıktan kardan çok zarar etmiştir. Davalı hiç bu zarara katılmadığı gibi kara da ortak olmuştur. Böyle bir sözleşmenin hukuka aykırı olduğu ortadadır. Bu sebeple sermayenin geri istenmesi açıkça kötü niyetlidir. Davalı koyduğundan fazlasını alırken müvekkil daha fazla zarara sürüklenmek istenmektedir. Böyle bir sözleşme TBK'ya göre hükümsüzdür. Bundan kaynaklanan bir alacağın müvekkile yükletilmesi de hem hukuka hem de hakkaniyete aykırıdır. Tarafımızca kabul edilemez. Müvekkilin borcunun bulunmadığının tespitini sayın mahkemenizden talep ediyoruz.5-Ayrıca belirtmekte fayda gördüğümüz bir diğer husus ise borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkil davacı tarafından davalıya yapılan ödemeler banka kayıtları ile sabittir. Banka kayıtları incelendiğinde müvekkil tarafından davalıya farklı tarihlerde 3.500,00 TL, 3.000,00 TL, 3.500,00 TL, 3.000,00 TL, 3.500,00 TL tutarlı olmak üzere farklı zamanlarda ödemeler gönderildiği ve ödeme miktarının toplam 16.500 TL olduğu görülecektir. Bu husus bile müvekkilin sözleşmeye bağlı ödemeleri yaptığına ve borcunun bulunmadığına karine teşkil etmektedir.6- Davalı tarafından davacıya 17.000 Euro verildiğine ilişkin herhangi bir banka dekontu, döviz transferi, yazılı belge veya ticari kayıt bulunmamaktadır. Buna rağmen davalı, açık senedi gerçeğe aykırı şekilde 17.000 Euro bedelli olarak doldurarak Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatmıştır. Kabul anlamına gelmemekle birlikte davalı taraf TL cinsinden sermaye ortaya koyup EUR cinsinden bunu talep etmektedir. Bu borcun kaynağı hiçbir şekilde ortada yoktur ne sözleşmede ne de herhangi başka bir belgede geçmemektedir. Bu sebeple müvekkil hakkında başlatılan ve kaynağı belli olmayan asılsız icra takibi haksız ve hakkaniyete aykırıdır. 7- Davalı tarafından ileri sürülen alacağın gerçek olmadığı, senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu ve takip konusu borcun mevcut bulunmadığı açıktır. Davacı müvekkilin, davalıya takip konusu edilen 17.000 Euro tutarında herhangi bir borcu bulunmamaktadır.8- Davalı kötü niyetli olarak gerçekte mevcut olmayan bir alacak varmış gibi takip başlatmış olup davanın kabulü halinde İİK'nın ilgili hükümleri uyarınca kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir.9- Yukarıda izah edilen hususlardan da anlaşılacağı üzere müvekkilin davalı tarafa karşı herhangi bir borcu bulunmamaktadır. Müvekkil hakkında başlatılan ve kesinleşen haksız icra takibine karşı müvekkilin borcunun bulunmadığının tespiti amacıyla, uyuşmazlığın barışçıl yolla çözümlenmesi için Arabuluculuğa başvurulmuştur. Dilekçemize ek olarak son oturum tutanakları sunulan Kayseri Arabuluculuk Bürosu'nun ... Arabuluculuk Büro No, ... Arabuluculuk No'lu dosyasında davalı taraflarla müzakere edilmiş, ancak anlaşma sağlanamamıştır.Tüm bu yukarıda ayrıntılı izah edilen sebeplerle müvekkil davacının davalıya karşı hiçbir şekilde ne sözleşmeden doğan ne de söz konusu senetten kaynaklanan herhangi bir borcu bulunmamaktadır. Davamızın ve ihtiyati tedbir talebimizin kabulü ile müvekkil davacının borcunun bulunmadığının tespitine ve icra takibinin durdurulmasına karar verilmesini talep ederiz.HUKUKİ NEDENLER : İİK, TTK, TBK, HMK ve ilgili sair mevzuat.HUKUKİ DELİLLER :Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası, Takibe konu senedin aslı (Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasından celbini talep ederiz.), Senette tahrifat yapıldığından başlatılan resmi evrakta sahtecilik hakkındaki suç duyurusu (Bilahare dosya numarası bildirilecektir.)Banka dekontları ve hesap hareketleri ile gerekmesi halinde davalı ve davacının banka kayıtlarının celbi ile hesap hareketlerinin incelenmesi,Taraflar arasındaki WhatsApp ve diğer yazışmalar, Ticari faaliyetlere ilişkin belgeler (... Ticaret Odasından getirtilmesi için müzekkere yazılmasını talep ederiz.), Kayseri Arabuluculuk Bürosu'nun ... Arabuluculuk Büro No, ... Arabuluculuk No'lu dosyası,Tanık beyanları, Bilirkişi incelemesi, Yemin ve Her türlü yasal delil.SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda arz ve izah olunan nedenlerle;Davacının Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında takip konusu edilen 17.000 Euro bedelli bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine,Yargılama sonuna kadar uygun görülecek teminat karşılığında icra takibinin ve bu doğrultuda satış işlemlerinin tedbiren durdurulmasına, İİK m.72/2 gereğince, dava sonuçlanıncaya kadar takip konusu alacağın ödenmemesi amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesine,Takibe konu senet aslının dosyaya celbine ve senet üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına,Davalı ve davacının ilgili dönem banka hesap hareketlerinin celbine,Davanın kabulü ile davalı aleyhine yasal şartları oluştuğu takdirde kötü niyet tazminatına hükmedilmesine,." karar verilmesi talep edilmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkeme 17/06/2026 tarihli gerekçeli ara kararıyla:"....Talep, İİK 72 ve HMK 389 maddeleri uyarınca icra takibinin ve satışın durdurulması, icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmesinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.İİK'nun 72/3. Maddesine göre; "İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir."Davanın kambiyo senedi nedeniyle icra takibi sonrası açılan İİK'nun 72/1. Maddesi uyarınca borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olması, yukarıda açıkça yazılan İİK'nun 72/3. Maddesi uyarınca takip sonrası açılan menfi tespit davalarında takibin durdurulmasına karar verilmeyecek olması nedeniyle davacının koşulları oluşmayan icra takibinin durdurulması talebinin reddine karar verilmiştir. Satışın durdurulması talebi ise menfi tespit davasına bakan mahkemenin görevinde olmayıp bu hususta yasada ayrıca bir düzenleme getirilmemiştir.Davacı tarafın icra dosyasına girecek paraların davalı alacaklıya ödenmemesine dair talebi yönünden ise dosya kapsamı, dava dilekçesindeki iddialar ve ekinde sunulan yazılı deliller dikkate alındığında ileride telafisi güç zararların doğmasının engellenmesi, dosya adli yardımlı olduğundan teminat alınmaksızın İİK'nın 72/3. maddesi 2. cümlesi uyarınca yasal koşulları bulunması nedeniyle bu yönden talebin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.KARAR :Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;1)Davacının icra takibinin durdurulmasına ve satış işlemlerinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE,2)Davacının icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesine yönelik ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile; dosyanın adli yardım talepli olması nedeniyle TEMİNATSIZ OLARAK Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında ihtiyati tedbiren İCRA VEZNESİNE GİRECEK PARANIN DAVALI ALACAKLIYA ÖDENMESİNİN DURDURULMASINA, 3)İlgili icra müdürlüğüne bu hususta müzekkere yazılmasına,4)Karardan bir suretin taraflara tebliğine, masrafın suçüstü ödeneğinden karşılanmasına, ,..." karar vermiştir.Davalı tarafça işbu ihtiyati tedbir kararına süresinde itiraz edilmiştir.Mahkemece itiraz duruşmalı incelenmiş,duruşmada hazır olan taraf vekillerini dinlemiş ve 16/07/2026 tarihli celsedeki kısa ara kararıyla:"...1-Davalının ihtiyati tedbire itirazın reddine,2-Bu hususta gerekçeli ara karar yazılarak taraflara tebliğine," karar verilmiştir.Bu kısa ara kararı yönünden ayrıca gerekçeli olarak 16/07/2026 tarihli karar yazılmıştır.Bu ara kararda da:"..Somut uyuşmazlık, yapılan genel açıklamalar, dava dosyasının içeriği ve bahse konu yasa maddeleri ile bir bütün halinde değerlendirildiğinde davanın menfi tespit istemine ilişkin olduğu, senedin düzenleme ve vade tarihi dikkate alındığında yaklaşık ispat koşullarının mevcut olduğu dikkate alınarak icra veznesine girecek paranın davalı alacaklıya ödenmesinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir konulmasının yasaya uygun olduğu, davacı tarafın adli yardım talebinin kabul edilmiş olması nazara alındığında bu aşamada teminat alınmamasının yerinde olduğu buna göre itiraz sebebinin yerinde olmadığı olmadığı değerlendirilmiş ve davalının ihtiyati tedbir kararına itirazının reddine karar vermek gerektiği görüş ve kanaatine varılmıştır. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1)Davalının ihtiyati tedbir kararına itirazının REDDİNE,,,,..." şeklinde belirtilmiştir. Davalı vekili işbu ara kararı süresinde istinaf etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle;"Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/544 E. sayılı dosyası kapsamında verilen 16.07.2026 tarihli kararı usul ve yasaya aykırı olup mezkur kararın kaldırılması gerekmektedir. Şöyle ki;Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/544 E. sayılı dosyasıkapsamında davacının, İİK'nın 72. Maddesine istinaden Kayseri Genel İcraMüdürlüğünün ... E. sayılı dosyası kapsamında borçlu olmadığınıntespiti ve adli yardım talepli menfi tespit davası yönünden TEMİNATSIZolarak ihtiyati tedbir kararı verilmişse de verilen karar isabetli değildir.HMK'nın 389, Maddesi; “Mevcut durumda meydana gelebileçek biryahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşkonusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.” Hükmü uyarınca (KaiGenel İcra Dairesinin ... E. sayılı dosparanın, alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir konulmuşsa daYerel Mahkeme dosyası kapsamında ihtiyati tedbir şartlarının mevcutolmadığı açıktır.Kaldı ki, teminatsız bir şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesi de usulve yasaya aykırıdır. İhtiyati tedbir talep eden taraf, haksız çıktığı takdirdekarşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları zararlara karşılıkteminat göstermek zorundadır. Nitekim iş bu dava kambiyo senedine özgütakibe istinaden İİK'nın 72. Maddesi uyarınca borçlu olunmadığının tespititalepli açılan menfi tespit davası olup ispat yükü davacı/borçludadır. İİK'nın72/3. Maddesi uyarınca; “İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasındaihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlugecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın YÜZDE ONBEŞİNDENAŞAĞI OLMAMAK ÜZERE GÖSTERECEĞİ TEMİNAT KARŞILIĞINDA,mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıyaverilmemesini istiyebilir.” Hükmü açık olup dosyada adli yardım talebiolduğundan bahisle T EMİNATSIZ OLARAK Kayseri Genel İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyası kapsamında yatan paranın, alacaklıyaödenmemesi yönünde tedbir kararı verilmesi usul ve yasaya açıkça aykırıdır.Müvekkilin, Kayseri Genel İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyasıkapsamında kesinleşen alacağı yönünden hiçbir teminat gösterilmedenihtiyati tedbir kararı konulması usul ve yasaya aykırı olup kabul anlamınagelmemekle müvekkilin, haksız davaya istinaden uğraması muhtemelzararların teminat altına alınması gerekmektedir. “Tedbir talep eden taraf,öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebinive türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığınıyaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmek zorundadır (HMK. m.390/3). İspatölçüsü ise, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir. Yaklaşık ispat kuralınınuygulanmasında hakim, iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğruluğunu kabuletmekle birlikte, zayıf bir ihtimalde olsa aksinin mümkün olduğu ihtimalini degözetmelidir. Bu sebepledir ki ihtiyati tedbire karar verilirken, haksız olmaihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan kural olarak teminat alınır. ”(Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2019/2981 E., 2019/4812 K.)Nitekim davacının, borçlu olmadığına yönelik dayandığı delil vebelgeler, iddialarını ispatlar mahiyette değildir. Davacı tarafça yaklaşık ispatkuralına uygun hiçbir delil sunulmadığı ve iddiaların soyut beyanlardan ilerigitmediği göz önünde bulundurulduğunda ihtiyati tedbir şartlarının spolayda mevcut olmaması ve kabul anlamına gelmemekle birlikte iltedbire istinaden uygun bir teminata hükmedilmemesi nedeniyle KayseriGenel İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyası kapsamında Yatakparanın, alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararının kaldırılmasıgerekmektedir.Açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin, 16.07.2026 tarihli ara kararıuyarınca ihtiyati tedbir kararına itirazın reddi yönündeki kararınkaldırılmasını talep etme zarureti doğmuştur.SONUÇ VE İSTEM :Yukarıda açıklanan ve resen göz önündebulundurulacak nedenlerle fazlaya ilişkin talep ve dava hakkımız saklıkalmak kaydıyla; Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/544 E. sayılıdosyası kapsamında verilen 16.07.2026 tarihli kararın kaldırılmasına karar verilmesini .." ileri sürmüş ve talep etmiştir . HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.Ön inceleme yönünden bir eksikliğin bulunmadığı anlaşıldığından,istinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri hakkında inceleme yapılmıştır.İstinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri, mahkemece verilmiş olan,"...KARAR :Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;1)Davacının icra takibinin durdurulmasına ve satış işlemlerinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE,2)Davacının icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesine yönelik ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile; dosyanın adli yardım talepli olması nedeniyle TEMİNATSIZ OLARAK Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında ihtiyati tedbiren İCRA VEZNESİNE GİRECEK PARANIN DAVALI ALACAKLIYA ÖDENMESİNİN DURDURULMASINA,..." şeklindeki tedbir kararının içeriği, bu tedbir kararına karşı yapılan itiraz sebepleri, itirazın duruşmalı olarak yapılan incelemesi sonunda mahkemesince verilmiş ve istinaf edilmiş olan gerekçeli ara kararında mahkemesince yazılı açıklamalar, yasal sebep ve gerekçeler ile bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı birlikte incelenip değerlendirildiğinde; Derdest işbu davanın, Davacının Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında takip konusu edilen 17.000 Euro bedelli bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine,Yargılama sonuna kadar uygun görülecek teminat karşılığında icra takibinin ve bu doğrultuda satış işlemlerinin tedbiren durdurulmasına, İİK m.72/2 gereğince, dava sonuçlanıncaya kadar takip konusu alacağın ödenmemesi amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesine,Takibe konu senet aslının dosyaya celbine ve senet üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına,Davalı ve davacının ilgili dönem banka hesap hareketlerinin celbine,Davanın kabulü ile davalı aleyhine yasal şartları oluştuğu takdirde kötü niyet tazminatına hükmedilmesine,." ilişkin, icra takibinden sonraki aşamada açılan menfi tespit iddiasına ve istemine ilişkin olması , İİK 72. maddesine göre :"Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir..." şeklinde hüküm altına alınmış olması,davacının adli yardım talebinin reddine ilişkin ara kararına yapılan itiraz üzerine Kayseri 2. Asliye ticaret mahkemesince verilen ve itirazın kabulü ile davacının adli yardımdan yararlanmasına ilişkin 11/06/2026 tarihli,2026/382 D.İş esas-2026/382 D.İş karar sayılı kararı,HMK 392/1 son cümlesine göre: "Adli yardımdan yararlanan kimsenin teminat göstermesi gerekmez" şeklindeki açık hükmü, Mahkemece de, itiraz edilen 17/06/2026 tarihli gerekçeli ara kararıyla;"1)Davacının icra takibinin durdurulmasına ve satış işlemlerinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE,2)Davacının icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesine yönelik ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile; dosyanın adli yardım talepli olması nedeniyle TEMİNATSIZ OLARAK Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında ihtiyati tedbiren İCRA VEZNESİNE GİRECEK PARANIN DAVALI ALACAKLIYA ÖDENMESİNİN DURDURULMASINA, ," dair, İİK 72/3 md uyarınca icra veznesindeki paranın davalı alacaklıya ödenmemesi yönünde ve dosyanın adli yardım talepli olması nedeniyle HMK 392/1,son cümleye uygun şekilde TEMİNATSIZ OLARAK sözkonusu ihtiyati tedbir kararının verilmiş olması, İİK 72/3 maddesine göre yaklaşık ispata dair yeterli koşulları varsa borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilecek olması, incelenen derdest dava dosyası kapsamına göre sözkonusu ihtiyati tedbir talebinin kabulü için yasaca aranan gerekli ve yaklaşık ispata dair yeterli koşulların bulunması,zira burada yasaca arananın kesin bir ispat olmayıp yaklaşık ispatın yeterli olması ve İİK 72/3 md ile mevcut dosya kapsamına uygun şekilde mahkemesince verilen ihtiyati tedbir kararında yazılı ayrıntılı açıklamalar ,yasal sebep ve gerekçeler de birlikte nazara alındığında sözkonusu ihtiyati tedbir kararında usul,yasa ve mevcut derdest dava dosyası kapsamı yönlerinden bir aykırılığın bulunmadığı,dolayısıyla tedbire itiraz eden davalı vekilinin işbu ihtiyati tedbir kararına yönelik ileri sürdüğü itiraz sebeplerinin yerinde olmadığı ,reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle ve mahkemesince de, duruşmalı olarak yaptığı inceleme ile verdiği ve istinaf edilen 16/07/2026 tarihli gerekçeli ara kararıyla itiraz eden davalı ... vekilinin sözkonusu ihtiyati tedbir kararına yönelik yaptığı itirazının reddine karar verilmiş olduğundan, istinaf edilen işbu gerekçeli ara kararda da usul, yasa ve mevcut derdest dava dosyası kapsamı yönlerinden bir isabetsizlik ve aykırılığın bulunmadığı , ara kararının hukuka uygun olduğu , bu sebeplerle itiraz ve istinaf eden davalı ... vekilinin yukarıda yazılı istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 gereğince reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ;1-Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/544 Esas sayılı, 16/07/2026 tarihli ara kararının hukuka uygun olduğunun anlaşılması nedeniyle itiraz/istinaf eden davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun H.M.K. 'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli olan istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davalı ... tarafça peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf başvurusunda bulunan davalı ... tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının derdest dava sonunda ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda değerlendirilmesine, 4-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-f ile 394/5 bendi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.15/09/2026