Yargıtay, bölge adliye mahkemesinin temyiz dilekçesi reddi kararını, yeni yasa değişikliklerinin tamamlanmış yargı süreçleri üzerindeki etkisizliğini vurgulayarak ve kararın verildiği tarihteki kesinlik sınırının esas alınması gerektiğini belirterek onamıştır.
Özet: Hukuk Muhakemeleri Kanununun temyiz kesinlik sınırının hesaplanmasında davanın açıldığı tarihteki miktarın esas alınacağını düzenleyen değişikliğinin, usul kurallarındaki değişikliklerin tamamlanmış işlemleri etkilemeyeceği ilkesi gereği, 04.06.2025 tarihinden önce verilen kararlar için geçerli olmadığı; bu tür kararlar bakımından temyiz kesinlik sınırının kararın verildiği tarihteki kanun hükümlerine göre belirlenmesi gerektiği ve bölge adliye mahkemesinin temyiz edilen miktarın kendi karar tarihindeki kesinlik sınırının altında kalması sebebiyle temyiz dilekçesinin reddine ilişkin ek kararının onanması gerektiği hükme bağlanmıştır.
6. Hukuk Dairesi         2025/3185 E.  ,  2026/567 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/1739 E., 2025/549 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Tekirdağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/330 E., 2023/227 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince 10.07.2025 tarihli ek karar ile temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ek 1 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; “341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır” hükmü 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanunun 20. maddesi hükmü ile, “341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır” şeklinde değiştirilmiştir. Öncelikle bu değişikliğin 04.06.2025 tarihinden önce verilen kararlar bakımından uygulanıp uygulanamayacağı üzerinde durmak gerekir.
Usul kurallarındaki değişiklikler tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanır. Bu ilkeye HMK 448. maddede kural olarak da yer verilmiştir. Verildiği tarihteki usul kurallarına göre temyiz yolu kapalı olan bölge adliye mahkemesi kararları verildiği tarihte şekli anlamda kesinleşir ve aynı zamanda şekli anlamda kesin hüküm oluşur. Şekli anlamda kesin bir karar verilmesi aynı zamanda davayı da sona erdiren tamamlanmış bir işlemdir. Bu tarihten sonra yürürlüğe giren bir usul kuralının şekli anlamda kesinleşmiş karar ile sona ermiş olan bu davada uygulanması mümkün değildir.
Verildiği anda kesin olmasına rağmen temyiz yoluna başvurulmuş olması, bu temyiz talebi hakkında bir karar verilmemiş olması, karara kesinleşme şerhi verilmemiş olması şekli anlamda kesinleşmeyi öteleyip ertelemez. Verildiği anda kesin olan bir karar için bu nedenle verilecek temyiz talebinin reddi kararı ile o kararın verildiği tarihte kesinleşmiş olduğu tespit edilmiş olur. Kararın kesin olmasına rağmen temyiz edilmiş olması da Kanun değişikliğinin uygulanması gerektiği sonucunu doğurmayacaktır.
Öte yandan verildiği anda kesin olan bir karar, şekli anlamda kesin hüküm teşkil ettiği kadar maddi anlamda da kesin hüküm teşkil eder. Şeklî anlamda kesinleşen ve maddi anlamda da kesin hüküm gücüne sahip bulunan bir karar, kesin hükme saygı ve kesin hükmün bağlayıcı olması ilkelerinin kapsamındadır. Bir hukuk sisteminde yargının verdiği ve bağlayıcı olan kesin hüküm, taraflardan biri açısından işlevsiz duruma getirilmişse bu kesin hükmün otoritesini, saygınlığını ve bağlayıcılığını sarsıp ortadan kaldıracak adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerin de bir anlamı kalmayacaktır. Mahkemeye erişim hakkı adil yargılanma hakkının unsurlarından ise de kararın icrası hakkı da unsurlarındandır. Mahkemeye erişim hakkı kanun hükümlerinin sonucu olarak sınırlandırılmış ve sonucunda kesin hüküm oluşmuş ise artık kararın icrası hakkı devreye girecek ve kesin hükmün bağlayıcılığı, saygınlığı ve otoritesinin tartışılmazlığı söz konusu olacaktır.
Anayasa Mahkemesinin 04.12.2024 tarihli, 2023/182 Esas, 2024/203 Karar sayılı kararıyla istinaf ve temyiz kesinlik sınırı yönünden iptal kararı verilmiş ise de aynı zamanda doğacak hukuksal boşluğun kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğü gerekçesiyle iptal hükmünün dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş ve bu süre dolmadan kanun değişikliği gerçekleşmiş olduğundan iptal kararının da uygulanması mümkün değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle temyize konu kararın 04.06.2025 tarihinden önce verilmiş olması halinde HMK 3 41... . maddedeki kesinlik sınırının karar tarihinde yürürlükte bulunan Kanun hükmüne göre belirlenmesi gerekir.
Ek karar davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. Maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre hükme konu olan taşınmazın bedeli ve temyize konu edilen değer 171.981,11 TL olup, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kalmaktadır.
Temyiz dilekçesinin reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesince verilen ek karar yukarıda anılan Kanun hükümlerine uygun olduğundan temyiz isteminin reddi ile söz konusu kararın onanması gerekir.
KARAR
Açıklanan sebeple;
Bölge Adliye Mahkemesince verilen 10.07.2025 tarihli ek kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.