Hibe sözleşmesinden kaynaklı ekipmanların amacı dışında kullanılması iddiasıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali davasında, denetim süresinin geçerliliği üzerine Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz incelemesi.
Özet: Hibe sözleşmesi kapsamında taahhüt edilen proje ekipmanlarını amacı dışında kullandığı tespit edilen davalı aleyhine açılan itirazın iptali davasında, ilk derece mahkemesi davacının hibe iadesi talebini haklı bulup davayı kabul ederken, bölge adliye mahkemesi denetimin sözleşmede belirlenen süreden sonra yapıldığı gerekçesiyle davayı reddetmiş, davacı ise zeyilname ile denetim süresinin uzadığını ileri sürerek bu kararı temyiz etmiştir.
6. Hukuk Dairesi         2026/373 E.  ,  2026/668 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/308 E., 2024/728 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/475 E., 2020/270 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 21.06.2013 tarihinde "...Üretim Tesisi" hibe sözleşmesi imzalandığını, davalı uygulayacağı proje kapsamında 2 adet makina alma ve makineleri sabitlemek için çelik platformlar kurma, müvekkilinin ise bu işler karşılığında davalıya azami 449.279,69 TL hibe vermeyi taahhüt ettiğini, projenin tamamlaması sonrası müvekkil tarafından davalıya hibe ödemesi yapıldığını, denetimlerde proje kapsamında temin edilen ekipmanların sahada demonte halde bulunduğunun ve şartnamede yer alan inşaat işlerinin tespitinin yapılmadığının belirlendiğini yine davalının proje kapsamında aldığı ekipmanları amacına uygun kullanmadığı ve atıl bıraktığının bilirkişi raporu ile tespit edilmesi üzerine davalı hakkında hibe ödemesinin iadesine dair Adana 5. İcra Müdürlüğü'nün 2018/2521 Esas sayılı dosyasıyla icra takibi yapıldığını, itiraz üzerine takibin durduğunu belirterek, haksız ve kötü niyetli olarak borca itiraz eden davalının itirazlarının iptalini, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına, vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; şirket yetkilisine yapılan tebligatların usulsüz olduğunu, tebliğ tarihi itibariyle şirket kayyımı bulunduğunu, müvekkil şirketin sözleşme ve yönetmeliğe aykırı davranmadığını, iş yerinin taşınmasından kaynaklı makine ve ekipmanların demonte edildiğinin ihtarnameye cevaplarında davacı tarafa bildirildiğini, hali hazırda makine ve ekipmanların kurulu ve çalışır vaziyette olduğunu, Genel ve İdari Hükümler başlıklı 21.06.2013 tarihli sözleşmenin 7/6. fıkrasında proje uygulama süresini takiben 3 yıl içerisinde yapılan denetimlerden bahsedildiğini, 3 yıllık sürenin başlangıç tarihi olarak proje uygulanma süresinin ise destek sözleşmesinin 2'nci maddesinde tanımlandığını, yapılan denetimin 3 yıllık süre sonunda yapıldığından davacının talepte bulunamayacağını, mahkeme aracılığı ile delil tespiti yapılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalının basiretli tacir gibi davranması gerektiğinden şirket daimi çalışanına yapılan tebligattan haberi olmadığına dair davalı vekilinin beyanlarına itibar edilmeyerek süresinde cevap dilekçesi vermediğinden davalının makinaları atıl bırakma hususunu makul ve haklı nedenlerle ispat edemediği, davalının hibe sözleşmesine konu makineleri sözleşmeye uygun olarak uzun süredir kullamadığı bilirkişi raporuyla sabit olduğundan hibe iadesinin haklı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; destek sözleşmesinin eki sayılan Genel ve İdari Hükümler başlıklı 21.06.2013 tarihli sözleşmenin 7/6. fıkrasında proje uygulama süresini takiben 3 yıl içerisinde yapılan denetimlerin düzenlendiğini, sözleşmeye göre davacının 21.01.2017 tarihine kadar denetim yapılabileceği, davacı tarafından 28.03.2017 tarihinde yapılan denetimin sözleşme ile kararlaştırılan süreden sonra yapıldığı, yine davacı harçtan muaf olduğundan tahsil edilen harçların iade edilmesi gerektiği gerekçesi ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile kaldırma kararı ve yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesinin harç muafiyeti haricindeki davanın esası hakkındaki kararının hatalı olduğunu, 26.12.2013 tarihli zeyilname ile proje uygulama süresi 5 ay uzadığından yapılan denetimin süresinde olduğunu, kalkınma ajansları yönünden sözleşme süresinin davalıya yapılan nihai ödeme tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hibe sözleşmesinden kaynaklı itirazın iptali istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
6100 sayılı HMK'nın 1191/f maddesine göre dava açan kişi açısından dava dilekçesinde iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği hususlarının bildirilmesi, 129/1-e maddesinde ise davalı açısından cevap dilekçesinde savunmanın dayanağı olarak ileri sürülen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğinin belirtilmesi gerekir.
6100 sayılı HMK'nın "Ön İncelemenin Kapsamı" başlıklı 137. maddesinde mahkemenin tarafların delillerini sunmaları ve delillerin toplanması için gereken işlemleri yapacağı belirtilmiş olup "Ön İnceleme Duruşmasına Davet" başlıklı 139. maddesinde ise mahkemenin ön inceleme için bir duruşma günü tespit ederek taraflara bildireceği bunun için çıkarılacak davetiyede maddede belirtilen diğer hususlar dışında “Davetiyenin tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içinde tarafların dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları, bu hususların verilen süre içinde yerine getirilmemesi hâlinde o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarına karar verileceği” hususunun ihtar edilmesi hükmü bulunmaktadır. Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde dava ve cevap dilekçelerinin verilmesinden sonra tarafların iddia ve savunmalarını kanıtlayıcı delil bildirmeleri mümkün değildir.
6100 sayılı HMK'nın “Sonradan delil gösterilmesi” başlıklı 145. maddesine göre; “Taraflar, Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremezler. Ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir.” hükmü bulunmakta olup bu maddenin gerekçesinde “Uygulamada, davaların uzamasının temel sebeplerinden birinin de gereksiz yere yeni delil sunulması ve bu konuda taraflara verilen sürelere uyulmaması olduğu bilinmektedir.
Maddenin ilk fıkrasıyla, Kanun'da belirtilen sürelerden sonra, davada yeni delil sunulmasının yasak olduğu kural olarak benimsenmiştir. Fakat iki istisna kabul edilmiştir. Yeni delil sunulması talebi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya delilin süresinde sunulmaması ilgili tarafın kusuru dışında bir sebebe dayanıyorsa, hâkim gerekçesini de belirtmek şartıyla, yeni delil sunulmasına izin verebilir. Bu şekilde delil sunma kuralına istisna getirilmesi, hukukî dinlenme hakkının tabiî bir sonucudur.” denilerek HMK sisteminde kuralın “Kanun'da belirtilen sürelerden sonra” delil sunulmaması olduğu bu kuralın ancak “yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa” veya “ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa” istisnasının olabileceği belirtilmiştir. Gerek kanun madde metni gerekse gerekçedeki açıklamaların, tarafların kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremeyeceklerine ilişkin olarak getirilen istisnanın dava ve cevap dilekçelerinde hiç delil belirtmeyen, ön inceleme aşamasında da delillerini sunmayan veya toplanması için gerekli işlemleri yapmayan tarafların tahkikat aşamasında delil bildirme haklarının olduğu şeklinde anlaşılması mümkün değildir.
Somut olayda, davanın açıldığı tarihte davalının elinde olduğu anlaşılan proje uygulama süresinin uzatılmasına dair zeyilnamenin yasal süresi içerisinde sunulmadığı, sunulmamasına ilişkin herhangi bir gerekçe gösterilmediği, yine böyle bir belgenin varlığına ilişkin herhangi bir beyan ve açıklama da da bulunmaksızın temyiz dilekçesinde söz konusu belgenin sunulmasında HMK'nun 145. maddesindeki koşulların oluşmadığı anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.