Anayasa Mahkemesinin hak ihlali kararı sonrası Konya Asliye Ticaret Mahkemesinde yeniden görülen, yüksek kazanç vaadiyle verilen para iadesi talepli alacak davası.
Özet: Anayasa Mahkemesi kararıyla başvuru hakkı ihlali nedeniyle yeniden yargılanmak üzere açılan bu davada, davacı, davalı şirkete yüksek kazanç vaadi ve geri ödeme garantisiyle verdiğini iddia ettiği ve haksız eylem sonucu alındığını savunduğu 14.453,00 Euronun 2000 yılından itibaren işleyecek faiziyle iadesini talep etmektedir; davalı şirket, iddiaları reddederek para almadığını, ortaklık paylarının geri istenemeyeceğini ve zamanaşımı süresinin dolduğunu savunurken, diğer davalılardan birinin vefat etmesi üzerine terekesinin iflas hükümlerine göre tasfiye edildiği belirtilmiştir.

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
T.C. KONYA. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTÜRK MİLLETİ ADINAGEREKÇELİ KARARESAS NO : KARAR NO: BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALILAR : 1- 2-VEKİLİ : 3-TASFİYE MEMURU: DAVA : AlacakDAVA TARİHİ :KARAR TARİHİ : GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : Davacı tarafın Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunması ve Anayasa Mahkemesi'nin 20/12/2023 tarih ve ... Başvuru Numarası ile başvuru hakkının ihlal edildiğine ve yeniden yargılama yapılmak üzere ekli listenin (C) sütununda belirtilen mahkemelere gönderilmesi kararı üzerine; 6216 sayılı Anayasa Mahkemesi'nin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50/2.maddesi gereğince yeniden yargılama yapılmak üzere re'sen Mahkememizin yukarıda yazılı esas sırasına kaydı yapılıp incelendi;HEYETİMİZCE GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili 23.10.2018 tevzi tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacı tarafın davalı tarafa para verdiğini, davalı şirket temsilcileri tarafından para yatırılırken, yatırılan para karşılığında yüksek kazanç elde edeceği ve yatırdığı paranın istendiğinde kendisine iade edileceği konusunda güven telkin edildiğini, davalı tarafça yatırılan para karşılığında, tahsilat makbuzu, ortaklık durum belgesi ve hisse senetleri verildiğini, davacının yatırdığı paraları geri istediğinde paranın iade edilmediğini beyan ederek, davacı taraf ile davalı taraf arasında geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespitine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davacıdan haksız eylem neticesinde alınan toplam 15.335,00 Euro'nun şimdilik 100,00 Euro'luk kısmının paranın yatırıldığı 05/01/2000 tarihten itibaren 3095 Sayılı Kanun'un 4/A maddesi gereğince paranın fiilen tahsil tarihine kadar işleyecek faizi ile davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili yargılama aşamasında eksik harcı yatırmak suretiyle talebini 19/09/2019 tarihinde 14.353,00 Euro artırarak 14.453,00 Euro'ya çıkarmıştır.Davalı ... Holding A.Ş. ve ... vekili 28.11.2018 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın müvekkili şirkete veya şirketlere her an geri alabileceği garantisi ile para verdiğine ilişkin iddianın gerçek olmadığını, TTK nun 329 ve 405. maddeleri gereğince şirket ortaklarının hisse bedellerini şirketten geri istemesinin ve şirketin kendi paylarını geri almasının mümkün olmadığını, müvekkili şirket veya şirketlerin davacı taraftan para almadığını, bankacılık mevzuatına dayanarak herhangi bir mevduat toplamadığı gibi bunun da mümkün olmadığını, hak düşürücü süre ve zamanaşımı sürelerinin geçtiğini, davacının Türkiye’de mutad meskeni olmadığını, teminat yatırılması gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ...'a Konya .Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 17.07.2017 tarih ... Esas ... Karar numarası ile oğlu ...'ın vasi olarak atandığı, dava dilekçesinin davalı ... vasisi ...'a usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ancak davaya karşı herhangi bir cevap vermediği gibi kendisini vekil ile de temsil ettirmediği, UYAP sistemi üzerinden çıkarılarak dosyamıza eklenen ...'ın nüfus kayıt tablosuna göre; Davalı ...'ın 31.10.2021 tarihinde vefat ettiği, mahkememizce mahkememizin benzer ... Esas sayılı dosyası üzerinden Konya Sulh Hukuk Mahkemeleri'ne müzekkereler yazıldığı, müteveffa ... mirasçıları tarafından mirasın reddine ilişkin dava açılıp açılmadığı, açılmış ise karar verilip verilmediği hususlarının araştırılarak karardan bir örneğinin gönderilmesinin istenildiği, Konya .Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 24.11.2021 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı mirasın gerçek reddi kararının 04.01.2022 tarihinde kesinleştiğinin bildirildiği, kesinleşme şerhli gerekçeli kararın UYAP sistemi üzerinden bir suretinin mahkememizin ... Esas sayılı dosyasına gönderildiği, ayrıca mahkemenin aynı esaslı 07.02.2022 tarihli ek kararı ile ...'ın terekesinin iflas hükümlerine göre t1asfiyesine ve tasfiye memuru olarak ... atanmasına karar verildiğinin bildirildiği, mahkeme kararı ile ek karardan UYAP sistemi üzerinden çıktılarının alınarak bu dosyamız içerisine eklendiği görülmüştür. Davacının UYAP Mernis ve Takbis kayıtları çıkartılmış ve davalı şirketin ticaret sicil kayıtlarına ilişkin Ticaret Sicil Gazetesi suretleri dosyamız arasına alınmıştır.Ticaret Sicil Müdürlüğünden getirtilen kayıtlara göre; ... Holding A.Ş.'nin ünvanının ... Holding A.Ş. olarak değiştirilmesine karar verildiği görülmüştür.Davanın açılmasından sonra, 07/12/2019 gün ve 30971 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7194 sayılı Kanun'un 41. maddesi ile "25/03/1987 tarihli ve 3332 s. Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin Tabana Yaygınlaştırılması ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler ile 3182 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 3182 sayılı Bankalar Kanunun da Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'a Geçici 4. maddenin eklendiği görülmüştür.Mahkememizce verilen 21.02.2020 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararı ile; Davacı tarafından açılan dava hakkında (3332 sayılı Kanun'un Geçici 4. maddesine istinaden) karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karara karşı davacı ile davalılardan ... Holding A.Ş. ve ... tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu, Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi'nin 21.04.2021 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararı ile; davacı ile davalılardan ... Holding A.Ş. ve ...'in istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, davacı tarafın temyiz başvurusuna istinaden dosyanın Yargıtay .Hukuk Dairesi Başkanlığı'na gönderildiği, Yargıtay . Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 28.02.2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamıyla; Karar onanarak Mahkememiz kararının 28.02.2022 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.Davacı tarafın Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunması ve Anayasa Mahkemesi'nin 20/12/2023 tarih ve ... Başvuru Numarası ile başvuru hakkının ihlal edildiğine ve yeniden yargılama yapılmak üzere ekli listenin (C) sütununda belirtilen mahkemelere gönderilmesi kararı üzerine; 6216 sayılı Anayasa Mahkemesi'nin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50/2.maddesi gereğince yeniden yargılama yapılmak üzere mahkememize iade edildiği ve davanın Mahkememizin ... Es. sırasına kaydedilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :Dava; geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; Davacı tarafından açılan dava hakkında 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Karanamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 41 maddesi ile yasal düzenleme yapıldığı ve 07/12/2019 tarih ve 30971 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren" "25/03/1987 tarihli ve 3332 sayılı Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin Tabana Yaygınlaştırılması ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler ile 3182 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 3182 sayılı Bankalar Kanunun da Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'a" eklenen Geçici 4/2.maddesi gereğince karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş. Kararı davacı taraf ve davalı şirket ile ... istinaf etmiştir . Karar KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ . HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:... KARAR NO: ... sayılı ilamı ile esastan red kararı verilmiş. Bu kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Karar YARGITAY . Hukuk Dairesi ESAS NO: ... KARAR NO: ... sayılı ilamı ile onanmıştır. Kararın kesinleşmesi üzerine davacının bireysel başvurusu sonucunda Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü 20/12/2023 tarih ve ... Başvuru nolu karar ile Anayasanın 35. Maddesi ile güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasanın 40.maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine, kararın bir örneğinin mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkememize gönderilmesine karar verilmiş olmakla dosyanın yeniden incelenmesi sonucu davalı ... ve davalı ... Holding AŞ hakkındaki dava yönünden yapılan değerlendirmede (Davalı ... hakkındaki karar kesinleşmekle ve bireysel başvuru yasaya dayalı verilen karara yönelik olması nedeniyle);Davacı yan eldeki davada, davalı şirket temsilcilerinin yüksek faiz verileceği ve parasını istediği zaman geri alabileceği taahhüdünde bulunmaları üzerine belge karşılığında davalılara para verdiğini, kısa bir süre sonra parasını istediğini, ancak bu güne kadar kendisine ödeme yapılmadığını, hisse senetlerinin izinsiz olarak halka arz edildiğini, ... Grubu tarafından yapılan usulsüzlüklerin SPK ve diğer resmi kurum raporlarında açıklandığını, davalılar hakkında çeşitli suçlardan suç duyurusu yapıldığını, davacının şirket ortağı yapılmasının hukuken mümkün olmadığını, kanuna uygun bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığını, davalı şirket ile davalılar ... ve ...'in yönetim kurulu üyesi olarak zarardan sorumlu olduklarını ileri sürerek 15.335 Euro’nun davalılardan tahsiline ve geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı şirket ve davalı ... vekili, zamanaşımı defi ile birlikte davacının davalı şirketin ortağı olduğunu, ortağın sermaye olarak koyduğu parayı istemesinin mümkün bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... vasisi, cevap dilekçesi sunmamıştır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacıdan "Ortaklık Durum Belgesi", "Hisse Senedi" gibi sair belgeler karşılığında istenildiğinde derhal ve işlemiş kar payı ile birlikte iade edileceği taahhüdü ile para tahsil edilip edilmediği, geçerli bir ortaklık ilişkisinin kurulup kurulmadığı, davacının davalı şirketlerin ortağı olup olmadığı, davacının ortaklıktan kaynaklanan haklarını kullanıp kullanmadığı, şirket ortağı değil ise davacının zarar miktarı, zararın davalılardan talep edilip edilemeyeceği hususlarından kaynaklanmaktadır. Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin 28.05.2010 tarih 7573 sayılı nüshasının 209. Sayfasının incelenmesinde; davalı ... Sanayi İşletmeleri Ticaret A.Ş. nin ünvanının ... A.Ş. olarak değiştirildiği ve yine Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin 17/07/2012 tarih ve 8113 sayılı nüshasının 105-110. sayfalarına göre de yeni ünvanı ile davalı ... A.Ş. nin ... Holding A.Ş. nin bünyesine girerek ... Holding A.Ş. ne devredilmesi suretiyle birleştirildiği anlaşılmıştır. Yine davacı, davalı ile arasında ortaklık ilişkisinin bulunmadığını iddia etmiştir. Yargıtay . Hukuk Dairesinin ... Esas, ... karar sayılı ilamında ... Esas ... Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere;... Grubu bazı şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla "Ortaklık Durum Belgesi", "Hisse Senedi" gibi sair belgeler karşılığında istenildiğinde derhal ve işlemiş kar payı ile birlikte iade edileceği taahhüdü ile para topladıkları, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kullanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri, taraflar arasında sahih bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı anlaşılmıştır. Dosyaya sunulan hisse senetleri geçersiz olup hiçbir değer taşımayacağından ortaklığa dayanak alınamayacağı gibi nominal değer atfedilerek düşüm yapılmamıştır. Davalı şirket ve davalı ... vekilinin zamanaşımı ve hak düşürücü süre yönünden iddialarının incelenmesinde:Yargıtay HD.'nin ... E ... K sayılı ilamında ; " 1.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun, 22.04.2022 tarih, ... E. ve ... K. sayılı kararıyla mudilerin off shore alacaklarının tahsiline yönelik açtıkları davalarda zamanaşımının başlangıcının tespitinde off shore hesabına aktarma tarihinin esas alınması gerektiğine karar verilmiştir. İçtihadı birleştirme kararları konularıyla sınırlı, gerekçeleri ile açıklayıcı, aydınlatıcı, yol gösterici, sonuçlarıyla bağlayıcı soyut kararlardır. Bu itibarla off shore alacakların tahsiline ilişkin davalar bakımından verilen işbu içtihadı birleştirme kararının gerekçesi, somut uyuşmazlık bakımından da açıklayıcı ve yol gösterici mahiyette olup zamanaşımı hususunun bu bakış açısı ile değerlendirilmesi elzemdir. Dairemizin ... Holding A.Ş. ve grup şirketleri ile ilgili verdiği emsal dosyalarda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere davalı şirketin eyleminin haksız fiil niteliğinde olduğu, süresi içerisinde zamanaşımı def’inde bulunulduğu, işbu davada zamanaşımı yönünden davacı lehine bir kazanılmış hak bulunmadığı, cezanın üst sınırına göre uzamış ceza zamanaşımı süresinin 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/4 ve 104/2 maddesi hükümleri uyarınca 7,5 yıl olduğu, para yatırma tarihleri (02.02.1997, 17.02.1998, 30.01.1999, 01.02.1999, 14.04.1999) ile dava tarihi (11.05.2017) arasında zamanaşımı süresinin dolduğu gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesince davalı şirket hakkında açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir. " ifadelerine yer verilmiştir.Somut uyuşmazlıkta davacı tarafça davalı şirketin Türk Ticaret Kanununa, Bankacılık Kanununa, Sermaye Piyasası Kanuna, Borçlar Kanuna aykırı şekilde faaliyet yürüterek davacı ve birlerce yatırımcıdan yürürlükte bulunan kanunların ve emredici kuralları ihlal edilmek suretiyle haksız fiil neticesiyle para toplandığı ve bu şekilde davacının zarar uğratıldığı iddialarına karşılık davalı tarafça cevap dilekçesiyle davada 1 yıllık (alt) hak düşürücü ve 10 yıllık (üst) zamanaşımı sürelerinin dolduğu yönünde ilk itirazda bulunulduğu anlaşılmıştır.Dosyaya ibraz edilen Ortaklık Durum Belgesi ve davacılar vekilinin iddiaları doğrultusunda taraflar arasındaki hukuki ilişkinin 29/06/1997 tarihinde başladığı ve davacı tarafça davaya konu edilen paranın o tarihte davalı şirkete teslim edildiği bildirilmiş olduğundan mevcut uyuşmazlıkta davalı savunmaları değerlendirilirken o tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı borçlar kanunun haksız fiile ilişkin 60.maddesindeki hak düşürücü süre ve zamanaşımı sürelerinin nazara alınması gerekmektedir.Özel hukukta teknik bir kavram olan zamanaşımı, bir hakkın kazanılmasında veya kaybedilmesinde yasanın kabul etmiş olduğu sürenin tüketilmesi anlamına gelmektedir.Zamanaşımı, kanunun belirlediği süreler içerisinde hakkın kullanılmaması sebebiyle dava ve icra kabiliyetini, karşı tarafın defi ile kaybettiren ve hak üzerinde etki yapan kanuni bir sukut sebebidir.Öteki deyişle, borcun zamanaşımına uğramasıyla alacak sona ermemekte, alacaklının dava yolu ile alacağını elde etme imkanı ortadan kalkmaktadır. Kısaca zamanaşımına uğrayan bir borç eksik borç (doğal borç=obligtio naturals) haline gelmektedir. (... Zamanaşımı ve Uygulamaları)818 sayılı Borçlar Kanunun madde 60'daki süreler mahkemece doğrudan doğruya nazara alınamaz. Davalı tarafça süresi içerisinde ileri sürülmelidir. Süresi içerisinde ileri sürülmezse davacı tarafından savunmasının genişletilmesi itirazında bulunulabilir. (HUMK 202)818 sayılı Borçlar Kanunun 60. maddesinde haksız fiilden kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemleri için 1 yıllık ve 10 yıllık ve ayrıca tazminat cezayı gerektiren bir fiilden doğmuş ise uzamış ceza zamanaşımı süreleri öngörülmüştür. Yani tazminat davasının kural olarak, zarar ve tazminat borçlusunun öğrenilmesinden (bilinmesinden) başlayarak 1 yıl içinde açılması gerekir. Ayrıca ilgili kanun maddesi dava açılabilmesi için yasal bir üst sınır belirlemiştir ki, bu üst sınır yasada 10 yıl olarak düzenlenmiştir. 10 yıllık sürenin başlangıcı eylem günü, sonu ise 10 yılın tamamlanmasıdır. Ayrıca tazminata ilişkin eylem, ceza kanunlarında suç oluşturuyorsa ve daha uzun bir zamanaşımı süresini öngörüyorsa, tazminat talep süresi de ceza kanunundaki öngörülen zamanaşımına kadar uzamış kabul edilir.818 sayılı Borçlar Kanunundaki zamanaşımına ilişkin genel açıklamalardan eldeki somut uyuşmazlığa dönülecek olursa; öncelikle zamanaşımı süresinin başlangıcının tespiti önem arz etmektedir. Yargıtay . Hukuk Dairesinin 13.03.2023 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı emsal ilamında Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.04.2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı İçtihadı Birleştirme kararına atıf yapılıp emsal kabul edilerek paranın davalı hesabına aktarılması tarihi bir yıllık zamanaşımı süresinin başlangıcı olarak kabul edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun İçtihadı Birleştirme Kararları yerel mahkemeler için bağlayıcı nitelikte olduğundan davacı tarafça davalıya para verildiği iddiasının delili olarak dosyaya ibraz edilen Ortaklık Durum Belgesinin düzenleme tarihi olan 01/01/1999 tarihi mahkememizce de zamanaşımı başlangıç süresi olarak kabul edilmiştir. Eldeki bu davanın açılış tarihi 24/12/2018 olduğundan bu tarih itibariyle 818 sayılı Borçlar Kanunu madde 60'daki zamanaşımı süresinin üst sınırı olan 10 yıllık sürenin de dolduğu anlaşılmıştır.Her ne kadar 818 sayılı Borçlar Kanunu madde 60'da tazminat sorumluluğuna neden olan fiil ceza kanunlarına göre suç oluşturması ve bu suçun ceza zamanaşımı süresinin daha uzun olması halinde tazminat sorumluluğu için uzamış ceza zamanaşımı süresinin uygulanacağı yönünde düzenleme mevcut ise de; Konya Adliyesinde Ceza Mahkemelerinde açılan ve yargılaması tamamlanan hiç bir davada davalı şirket yetkililerinin mahkumiyetine dair bir karar verilmemiştir.Davalı şirketin yetkilileri aleyhinde Konya . Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasıyla açılan en son kamu davasında ise; mahkemenin 25.03.2011 tarih ve ... Karar sayılı ilamıyla "Örgüt Kurma ve Örgüte Üye Olma, Hizmet nedeniyle Görevi kötüye Kullanma, Nitelikli Dolandırıcılık" suçlamaları nedeniyle tüm sanıklar (davalı şirket yetkilileri) hakkında açılan davalarının 765 sayılı TCK'nun 102/4. ve 104/2. maddelerinde öngörülen zamanaşımı süresinin dolduğundan bahis ile CMK'nun 223/8 maddesi gereğince ayrı ayrı düşürülmesine karar verildiği, bu kararın Yargıtay . Ceza Dairesinin 12.11.2012 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır.765 sayılı TCK'nun 102. ve 104. maddelerinde bahsi geçen suçlara ilişkin öngörülen zamanaşımı süresi 5 yıl, uzamış ceza zamanaşımı süresi ise 7,5 yıldır. Davacının 29/06/1997 yılında davalı şirkete para yatırdığı anlaşıldığından eldeki davanın 7,5 yıllık uzamış zamanaşımı süresinden sonra açıldığının kabulü gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle dava tarihi itibariyle 7,5 yıllık üst zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından davalı tarafın zamanaşımı definin kabulü ile davacının davasının zamanaşımı nedeniyle reddine; ancak Yargıtay' ın çok uzun süren ve istikrar kazanan uygulamaları doğrultusunda ilk derece mahkemelerince daha önce davalı tarafça ileri sürülen zamanaşımı def' i reddedilirken, Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesinin zamanaşımı hususunda görüş değişikliği yapması nedeniyle mahkememizce de görüş değişikliğine gidilmiş olduğundan, adalet ve hakkaniyet prensipleri ile hukuki güvenirlik ve öngörülebilirlik prensipleri nazara alınarak davalı taraf lehine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiği yönünde vicdani kanaate varıldığından, davalı taraf lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir. (Yargıtay . HD nin 29.04.2024 T. ... E., ... K. Sayılı ilamı ve Konya BAM . HD 16.01.2024 T., ... E, ... K. Sayılı İlamı)(Yargıtay . HD nin ... E ... K)Davalı ... yönünden yapılan incelemede :Mahkememizce yeniden başlanılan yargılamada 16/07/2024 tarihli duruşmaya katılan davacı vekilince davalı ... terekesi yönünden davayı takip etmeyeceklerini beyan etmesi nedeniyle davalı ... (ölü) yönünden işlemden kaldırılmasına karar verildiği ve o günden bu yana geçen üç aylık yasal süre içinde taraflarca yenileme talebinde de bulunulmadığı anlaşılmıştır. Bu durumlar karşısında HMK nun 150. maddesi gereğince davalı ... terekesi yönünden işbu davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı ... terekesi yönünden davanın HMK 150/5 maddesi gereğince AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,2-Diğer davalılar yönünden davanın ZAMANAŞIMI NEDENİYLE REDDİNE,3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 35,90 TL harç ile 1.543,12 TL ıslah harcı toplamı 1.579,02 TL harçtan mahsubu ile davacı tarafça fazla yatırılan 847,02 TL harcın kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacı tarafa İADESİNE,4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta hüküm kurulmasına yer OLMADIĞINA, 6-Davalılar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına. 7-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansı bulunması halinde ilgilisine İADESİNE, Dair, davacı vekilinin(e-duruşma) yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.10/03/2026Başkan Üye Üye Katip * Bu evrak UYAP-DYS üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.