Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen elektrik kaçak kullanımına dayalı menfi tespit davasında görevli mahkemenin tacir/esnaf statüsüne göre belirlenmesi süreci.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının ticarethane abonelik sözleşmesi kapsamında kaçak elektrik tüketimi iddiasıyla tanzim edilen fatura ve sonrasında banka hesaplarına konulan haciz üzerine açtığı menfi tespit ve ödenen bedelin sebepsiz zenginleşme hükümlerince iadesi talepli davada, mahkemenin öncelikle davacının gerçek usulde gelir vergisi mükellefi olup olmadığını, işletme hesabı esasına göre defter tuttuğunu ve vergi limitlerini aşmadığını dikkate alarak, Türk Ticaret Kanunu ile ilgili yasal düzenlemeler çerçevesinde "tacir" mi yoksa "esnaf" mı olduğunu belirleyerek davanın görüleceği görevli mahkemeyi tayin etme gerekliliğine odaklandığını ortaya koymaktadır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C.
DİYARBAKIR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA : Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi)
DAVA TARİHİ : 29/08/2024
KARAR TARİHİ : 14/09/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA VE TALEP :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında ...numaralı tesisat numaralı ticarethane abonelik sözleşmesi akdedildiğini, davalı kurum tarafından müvekkilin kaçak elektrik tükettiği iddiasıyla haksız ve mesnetsiz bir fatura tanzim edildiğini, bu fatura tutarı için Diyarbakır İcra Dairesinin ...Esas numaralı dosyası üzerinden takip başlatıldığını, müvekkilin banka hesaplarına el konulmak suretiyle ...tarihinde haricen tahsil bildirimiyle dosyanın kapatıldığını, müvekkilin iddia edilen miktarda kaçak elektrik tüketimi yapmadığını, kaçak elektrik tutanağının kanun ve yönetmelik hükümlerine uygun düzenlenmediğini, müvekkile herhangi bir kaçak elektrik ihbarnamesi gönderilmediğini ve tebliğ edilmediğini, davalı kurum tarafından yapılan düzenli sayaç kontrollerinde herhangi bir kaçak kullanım tespit edilmediğini, kaçak kullanıma dair herhangi bir tutanak, fotoğraf veya video kaydı bulunmadığını, takip dosyasında takip dayanağı bir belge mevcut olmadığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2017/2076 K. 2020/117 11.02.2020 tarihli kararı uyarınca alacaklının takipte dayanmadığı belgelere dayanamayacağını, kaçak elektrik kullanım hesabı yönünden mevzuata uygun teknik inceleme yapılmadan tüketim tahakkuk ettirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı kurumun keyfi uygulamalarla haksız tahakkuklar gerçekleştirdiğini, müvekkilin tüm malvarlığına haciz konulması nedeniyle işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunduğunu, istirdat davası için öngörülen bir yıllık sürenin geçtiği gözetilerek davanın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre görülmesi gerektiğini, ticari dava şartı olan arabuluculuk sürecinin uzlaşamama ile sonuçlandığını belirterek, kısmi dava şeklinde açılan davada müvekkil tarafından ödenen tutardan şimdilik 100,00 TL tutarının sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre avans faizi ile birlikte iadesini, takip konusu alacağın likit olması nedeniyle %20 oranında kötü niyet tazminatının davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi) istemine ilişkindir.
Eldeki davada öncelikli olarak belirlenmesi gereken husus görevli mahkemenin tespitine ilişkindir. Mahkemece bir davada, dava şartlarının bulunup bulunmadığı, 6100 sayılı HMK. 114/1 maddesinde gösterilen sıralamaya göre değerlendirilmelidir. Görevli olmayan bir mahkemede açılan davada, öncelikle görevli mahkemenin belirlenmesi gerekir.
Dosya kapsamındaki Bismil Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün ...tarihli cevabi yazısına göre davacının ...-...tarihleri
arasında Bitkisel Üretimi Destekleyici Mahsulün Hasat ve Harmanlanması, Biçilmesi, Balyalanması,
Biçerdöver İşletilmesi vb. faaliyetinden kaydının bulunduğu, ilgili dönemlerde Gerçek Usulde Yıllık
Gelir Vergisi mükellefi olduğu II. inci sınıf tüccar olduğu, işletme
hesabı esasına göre defter tuttuğu beyan gayrisafi hasılat tutarlarının 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesindeki yasal limitleri aşmadığı anlaşılmaktadır.
Ticari kazancın tespiti usulü ikiye ayrılmaktadır. Bunlar; basit usul ve gerçek usuldür.
Gerçek usule tabi mükellefler; bilanço esasına göre defter tutan 1. Sınıf tacirler ile işletme hesabı esasına göre defter tutan 2. Sınıf tacirlerdir.Basit usule tabi mükellefler ise bu usule tabi olmayı gerektiren şartları taşıyanlardır. Basit usule tabi olan mükelleflere devlet tarafından bir takım kolaylıklar sağlanmaktadır. Bu kolaylığın sebebi ise bu mükelleflerin faaliyetlerinin küçük ölçekte olması ve gelirinin göreceli olarak diğer ticaret erbaplarından daha az olmasından kaynaklanmaktadır. Basit usule tabi olabilmek için; kendi işinde bilfiil çalışması ya da bulunması, yıllık kira bedelinin her yıl belirlenen sınırları aşmaması, yıllık alım-satım hadlerini aşmaması ve gerçek usulde vergilendirilmemesidir.
TTK madde 11 ve devamında Tacir; 15. Maddesinde ise Esnaf tanımı yapılmıştır. Madde 15 gereğince; 11. Maddenin 2. Fıkrasında belirtilen sınırları aşmayan, faaliyeti sermayesinden çok bedeni çalışmasına dayanan sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır.
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu madde 3/a kapsamında yapılan esnaf/sanatkar tanımında ise; genel anlamda ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda bulunan, ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak tanımlanmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticarî dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.
Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Açıklanan tüm bu nedenlerle; ...tarihli müzekkere cevabından davacının işletme hesabına göre defter tuttuğu, ikinci sınıf tacir olduğu, açılan davaya bakmaya Ticaret Mahkemelerinin görevli olmadığı, Asliye Hukuk Mahkemesince görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşılmakla karşı görevsizlik kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Nedenleri gerekçeli kararda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin görevsizliği nedeni ile HMK'nın 114/1-c. maddesi uyarınca, göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile HMK'nın l15/2. maddesi gereğince, davanın USULDEN REDDİNE, görevli Mahkemenin Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine,
2-Karar kesinleştiğinde ve istek halinde dava dosyasının görevli ve yetkili Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmesi için Diyarbakır Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmesine,
3-HMK'nın 20/1. maddesi uyarınca verilen kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde taraflardan birinin mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, HMK'nın 331/2. maddesi gereğince, dava dosyanın re'sen mahkememizce ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
4-HMK'nın 331/2. maddesi gözetilerek, davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde harç, ara buluculuk ücreti, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece karara bağlanmasına,
Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde HMK'nın 345. maddesi uyarınca, mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.
Katip Hakim