İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin kambiyo senedine dayalı ihtiyati hacze itirazın reddi kararına yönelik yetki ve imza inkarı temelli istinaf incelemesi.
Özet: Bu istinaf kararı, vadesi geçmiş ve ödenmemiş 940.000 TL tutarındaki kambiyo senedine dayanarak borçluların mal kaçırma ihtimali nedeniyle talep edilen ihtiyati hacze yapılan itirazın ilk derece mahkemesince reddedilmesi üzerine, itiraz eden borçluların mahkemenin yetkisizliği, senet üzerindeki imzaların inkarı, senedin kambiyo vasfı taşımadığı, alacak için yaklaşık ispat şartının oluşmadığı ve ihtiyati haciz koşullarının bulunmadığı yönündeki ileri sürdükleri iddiaları incelemektedir.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ17. HUKUK DAİRESİESAS NO : 2026/999 KARAR NO : 2026/1601T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 26/02/2026NUMARASI : 2026/22 D.İş Esas 2026/22 D.İş Karar DAVA : İHTİYATİ HACİZKARAR TARİHİ : 25/06/2026KARAR YAZIM TARİHİ : 25/06/2026 İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/22 D.İş Esas 2026/22 D.İş Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda ihtiyati hacze yapılan itirazın reddine dair verilen karara karşı karşı taraf vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İhtiyati haciz talep eden vekili 21/01/2026 tarihli dilekçesinde özetle; Borçlu şirketin müvekkili şirkete ticari ilişki kapsamında 10.11.2025 vade 940.000 TL Miktarlı kambiyo senedini düzenleyerek vermiş olduğunu, senetin vadesinde ödenmediğini, senedin keşide yeri İzmir olduğundan huzurdaki dava bakımından yetki ve görevli mahkemenin Nöbetçi İzmir Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, alacağın muaccel, likit ve kambiyo senedine dayalı olduğunu, borçlulara ödeme için yapılan tüm başvuruların sonuçsuz kalmış olduğunu, borçlulara fiilen ulaşılamadığını, bu durumun alacağın tahsilini ciddi biçimde tehlikeye düşürmekte olduğunu, senet üzerinde avalist olarak imzası bulunan ... ve ...'ın, TTK m. 702 ve devamı hükümleri uyarınca avalist borçlu olup, alacağın tamamından asıl borçlu ile aynı kapsam ve nitelikte sorumlu olduklarını, alacağın herhangi bir rehin veya teminatla güvence altına alınmamış olduğun, borçluların malvarlıklarını üçüncü kişilere devretme veya kaçırma ihtimalinin somut olup, bu nedenle ihtiyati haciz kararı verilmesinin zorunlu hale gelmiş olduğunu, Borçlu ... Şti. ile avalist borçlular ... ve .. . hakkında, 940.000 TL alacak ve fer’ileri ile sınırlı olmak üzere, duruşma yapılmaksızın ve tebligata gerek olmaksızın, alacak kambiyo senedine dayalı olduğundan teminatsız olarak, mahkemenin aksi kanaati halinde takdir edilecek makul teminat karşılığında, ihtiyati haciz kararı verilmesine ve kararın derhal infazına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.İhtiyati hacze itiraz eden vekili 06/02/2026 tarihli dilekçesinde özetle; İhtiyati haciz kararının yetkisiz mahkeme tarafından verilmiş olduğunu, dosyada bulunan senettende görüleceği üzere ... . Şti'nin adresinin .../Antalya olduğunu, diğer borçluların ise adres bilgisinin mevcut olmadığını, bu açıdan söz konusu senedin kambiyo vasfına haiz olmaması nedeniyle taraflarınca takibin iptali davası açıldığını ayrıca da imza inkarında bulunulduğunu, yargılamanın halen devam ettiğini, senet alacağından kaynaklı icra takibinin borçlu yerleşim yeri icra dairesinde açılacağının, ihtiyati haciz kararının da borçlu yerleşim yeri mahkemesinden alınacağının açık olup mahkememiz tarafından verilen ihtiyati haciz kararının hukuka aykırı olduğunu ve bu nedenle kaldırılması gerektiğini, senetteki imzaya açık ve kesin itirazlarının bulunduğunu, ihtiyati hacze dayanak gösterilen senetin üzerindeki imzaların müvekkillerine ait olmadığını bu durumda ihtiyati hacze konu senetin geçerliliğinin şüpheli ve çekişmeli bir belge niteliğinde olduğunu, İİK 257 uyarınca ihtiytai haciz için alacağın yaklaşık ispatı zorunlu olup imza itirazı bulunan senette yaklaşık ispat şartı mevcut olmadığını, müvekkillerinin mal kaçırdığına veya alacağın tahsilini zorlaştırmaya yönelik hiçbir somut olgunun ispatlanamadığını, aleyhine ihtiyati haciz kararı verilen şirketin İİK 257 gereği faal ve adresinde fiilen bulunmakta olduğunu, herhangi bir malını kaçırma yada gizleme eğiliminde de olmadığını, açıklanan nedenlerle 2026/22 D .İş sayılı bonoya dayalı ihtiyati haciz kararına,mahkemenin yetkisizliği,senetteki imzaya açık itirazları, senedin kambiyo vasfına haiz olmaması,ihtiyati haczin yazsal şartlarının oluşmamış olması nedeniyle itiraz ettiklerini belirterek ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep etmiştir.MAHKEMECE: "...2004 Sayılı İİK.'nın 257. maddesinin ilk fıkrasında; "rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir" düzenlemesi ile muaccel, başka deyişle; vadesi gelmiş alacaklar yönünden ihtiyati haczin koşulları sayılmaktadır.İcra ve İflas Kanunu'nun 258. maddesinin 1. fıkrasında yer alan; “… alacaklı, alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur...” düzenlemesi ile alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin şekilde ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. Bununla birlikte, özellikle hukukî bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması tercih edilmesi gereken bir seçenektir (HMK. 200. md.). Kuşkusuz, yargılama sonunda; alacağın varlık ve miktarı kesin deliller ile ortaya konulacaktır. Ancak, yargılama sonuçlanıncaya kadar geçici hukuki koruma olarak para alacağının güvence altına alınması amacıyla para alacaklarında İİK.'nun 257. vd. maddelerindeki koşulların bulunması halinde ihtiyati haciz kararı verilebileceğinin kabulü gerekir. İİK'nın 265/1 maddesine göre, borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyatî haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi hâlde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir.2004 Sayılı İİK’nun 50. ve 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 447/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken HMK'nun 6. maddesi, "Genel yetkili mahkeme, dava açıldığı tarihte davalı gerçek ve tüzel kişinin yerleşim yeri mahkemesidir. Yerleşim yeri, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre belirlenir" hükmünü içermektedir.İİK'nun 50/1. maddesine göre, para ve teminat borçlarına ilişkin icra takiplerinde yetkili icra dairesi, HMK'nun 447/2. maddesi atfıyla aynı Kanun'un yetkiye dair hükümleri kıyas yoluyla uygulanmak suretiyle belirlenir. Ayrıca, takip dayanağı akdin yapıldığı yer icra dairesi de yetkilidir.Kambiyo senedi niteliğindeki bonoya dayalı borçlar aranacak borçlar niteliğinde olup, bonoda belirtilen borçluların yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki mahkemeden, bonoda öngörülen yetkili mahkemeden, bonoda gösterilen ödeme yerindeki mahkemeden, bonoda ödeme yeri gösterilmemişse, bononun düzenlendiği yerdeki mahkemeden ihtiyati haciz talebinde bulunulabilir. Buna göre, bonoya dayalı takip, genel yetkili yer olan borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesinde (HMK. 6. md.), bonoda öngörülen ödeme yerinde (6102 sayılı TTK'nun 777/3. maddesine göre ödeme yeri gösterilmeyen bonoda, ödeme yeri olarak tanzim yeri kabul edilir) (HMK. 10. md.) ve ayrıca İİK'nun 50/1. maddesi uyarınca bononun tanzim edildiği yerdeki icra dairesinde yapılabilir (İzmir BAM 17. H.D. 2025/1039 E., 2025/1347K.).Somut olayda, . ...' nin keşideci, diğer borçluların avalist konumunda yer aldığı düzenleme tarihinin 20/10/2025 olduğu ve ödeme yeri içermeyen ancak düzenleme yeri İzmir olarak gösterilen ve eksikliği bulunmayan bono dayanak yapılarak lehtar tarafından talep edilen ihtiyati haciz kararının kabulüne karşı, borçlular tarafından mahkememizin yetkisine ve imza inkarına yönelik itiraz yapılmış ise de, ödeme yeri gösterilmeyen bonolarda ödeme yeri düzenleme yeri sayılacağından ve bononun düzenleme yerinin İzmir olarak yazılı olduğu görüldüğünden mahkememizin yetkisine yapılan itiraz ile birlikte imza inkarının ancak açılacak menfi tespit davası ile çözüme kavuşturulması gerektiği kanaatine varılmakla itirazın reddine karar vermek gerekmiştir.'' gerekçesi ile; KARAR (Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere)1-İhtiyati hacze yapılan İTİRAZIN REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Karşı taraf vekili istinaf dilekçesinde özetle; İhtiyati haczin yasal dayanağı ve şartlarının oluşmadığını, uygulamada her kıymetle evrağa ihtiyati haciz verildiği bilinse de bu uygulamanın keyfi olduğunu, somut olayda verilen ihtiyati haciz; icra dosyasından da görüleceği üzere kesinleşmiş olup hukuken hatalı olduğunu, ihtiyati haczin hukuki dayanağının ispatı zorunlu olduğunu ve somut olayda yaklaşık ispat dahi olmadığını, hakkında ihtiyati haciz talep edilen müvekkilin kaçma/mal kaçırma niyeti olmayıp zaten mal kaçırma vs. olmadığını, hiçbir ihtimal, alacaklının borcuna ulaşamama tehlikesi, somut veri bulunmadan ihtiyati haciz kararı verilmesinin mülkiyet hakkına aykırı olduğunu, ihtiyati haczin müvekkili üzerinde ağır sonuçlar yaratacağını, kurulmuş kararın ölçülük esasına aykırı olduğunun apaçık görüldüğünü, dolayısıyla bu hukuka aykırılığın ortadan kaldırılması gerektiğini, anılan kararın ortadan kaldırılmasını, dairenin aksi kanaatte olması halinde, alınan teminatın artırılmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Talep, ihtiyati haciz kararının kaldırılması istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. İhtiyati haciz İ.İ.K.’nun 257-268. maddelerinde düzenlenmiştir. 2004 sayılı İİK'nın 257/1.maddesinde; "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir" düzenlemesi muaccel bir başka deyişle vadesi gelmiş alacaklar yönünden ihtiyati haciz koşulları düzenlemiş olup, muaccel olmayan/vadesi gelmemiş alacak yönünden ise ihtiyati haciz koşulları aynı yasanın 257/2.maddesinde ise;" Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksatıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder." şeklinde düzenlemesi bulunmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 'Deniz Ticareti' başlıklı beşinci kitabında da gemilere ilişkin ihtiyati haciz düzenlenmiştir Anılan Kanunu'n 1362. maddesi gereğince alacaklının, alacağının 1352. maddeden sayılan deniz alacaklarından olduğu ve parasal değeri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri sunması gerekmektedir. Buna göre, HMK'nın 389. ve İİK'nın 257.maddesinde olduğu gibi talep konusunda yaklaşık ispat gerekli ve yeterlidir. İİK.'nın 258.maddesinde ise; "İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur. Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./60. Md.; Değişik fıkra: 02/03/2005-5311 S.K./16.mad) İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir." İhtiyati haciz kararına itirazı düzenleyen İİK.'nın 265.maddesinde de ise; "(Değişik fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./63. md.) Borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./63. md.) Menfaati ihlal edilen üçüncü kişiler de ihtiyati haczi öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde ihtiyati haczin dayandığı sebeplere veya teminata itiraz edebilir. Mahkeme, gösterilen sebeplere hasren tetkikat yaparak itirazı kabul veya reddeder. İtiraz eden, dilekçesine istinat ettiği bütün belgeleri bağlamaya mecburdur. Mahkeme, itiraz üzerine iki tarafı davet edip gelenleri dinledikten sonra, itirazı varit görürse kararını değiştirebilir veya kaldırabilir. Şu kadar ki, iki taraf da gelmezse evrak üzerinde inceleme yapılarak karar verilir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./63. md.; Değişik fıkra: 02/03/2005-5311 S.K./17.mad) İtiraz üzerine verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir. İstinaf yoluna başvuru, ihtiyatî haciz kararının icrasını durdurmaz." hükümleri mevcuttur. Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle ihtiyati haciz kararı verilmesi için mutlak ispat şartlarının oluşmasına gerek bulunmayıp, yaklaşık ispat ölçülerinde ispat yeterli olacağından kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu değişik iş kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, karşı taraf vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/22 D.İş Esas 2026/22 D.İş Karar sayılı dosyasında ihtiyati hacze itiraz üzerine verilen 26/02/2026 tarihli ARA KARAR usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan karşı taraf vekilinin istinaf kanu yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan karşı taraf tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden bu aşama için karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın taraflara tebliği ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirmesine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.25.06.2026