Davacı firmanın tescilli markası ve ticaret unvanı ile benzerlik iddiasıyla yeni bir markanın iptali ve hükümsüzlüğü talebi davası kararı.
Özet: Davacı ofis mobilyaları firması, davalı firma tarafından yapılan "..." ibareli marka tescil başvurusunun, 20 yılı aşkın süredir tescilli "..." markaları ve ticaret unvanıyla görsel, sesçil ve kavramsal olarak benzerlik göstererek iltibas yarattığını ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, ilgili kurumun itirazlarının reddine dair kararının iptalini ve davalı markasının hükümsüzlüğünü talep ederken; davalı kurum ve davalı firma ise alınan kararların usule ve yasaya uygun olduğunu, markalar arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığını savunmuştur.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/112 Esas - 2026/33

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2025/112
KARAR NO : 2026/33
DAVA : Marka ... Sayılı ... Kararı İptali-Hükümsüzlük
DAVA TARİHİ : 20/03/2025
KARAR TARİHİ : 16/02/2026 Yazım Tarihi: 03/03/2026
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkili firmanın 1972 senesinden beri faaliyet gösterdiği ofis mobilyaları sektörünün ... firmalarından biri konumunda olduğunu, uzun senelerdir harcanan emek ve sermayenin haklı sonucu olarak elde edilen bu konumun günümüzde de 24.000 m2 kapalı alanda kurulu üretim tesisleri ve uzman kadro ile geliştirilmekte ve geleceğe taşındığını, ... (...) nezdinde, diğer davalı adına tescil müracaatına konu edilmek ile davalı ... nezdinde ... başvuru numarası ile işlem gören “...” ibareli marka tescil müracaatının davalı ... tarafından bültende yayınlandığı, ilgili yayına karşı davacı tarafından yapılan itirazların reddedildiğini, müvekkil firmanın işbu karar ile üzerine yeniden müracaatı davalı ... tarafından ... sayılı kararı ile reddedildiği, davalı yan adına tescil müracaatına konu edilen işbu markanın müvekkili firma tarafından 20 seneyi aşkın süredir tescilli olarak kullanılan markaları ile iltibas yaratacağı ve ayniyet derecesinde benzer olduğunu, davalı yan markası olan “...” ibareli marka bütünsel olarak değerlendirildiğinde müvekkil firmanın tescilli ... esas unsurlu markaları ile görsel, sesçil ve kavramsal olarak benzer olduğunu, müvekkil firma markaları ile ... kod numaralı markanın başvurusu aynı/benzer sınıflar bakımından yapıldığını, taraf markalarının nihai tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet vereceğini, karşılaştırmaya tabi davalı markası ile Müvekkil firma markalarının hakim unsurunun ortak olduğunu, buna rağmen itirazların reddi yönünde verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkil firmaya ait ... Şirketi ticaret unvanlı firma 11.03.1994 tarihinde tescil edilmiş olup, ticaret siciline kayıt edildiğini, “...” ibaresi yalnızca müvekkilin seri marklarının hakim ve ayırt edici unsuru değil aynı zamanda tescilli ticaret unvanın hakim unsuru olduğunu, kanunda belirtilen hükümler uyarınca müvekkili firmaya ait ticaret unvanın en belirgin kısmı olan “...” ibaresini aynı şekilde birebir kullanmasının kanun maddesine aykırılık teşkil ettiğini, emsal Yargıtay kararı da dikkate alındığında, ticaret unvanının marka olarak kullanılmasının her iki hakkın içeriğine de tecavüz teşkil ettiği, aksi yöndeki ... kararının tarafınca anlaşılması ve kabulünün mümkün olmadığını, her ne kadar dava konusu Kurum kararında aksi yönde kanaat bildirilmiş olsa da huzurdaki dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olarak yapıldığını, müvekkili firmanın 25 yıldan uzun süredir kullandığı ticaret unvanı ve yine 20 yıldan fazla süredir kullanmakta olduğu tescilli markalarının varlığına rağmen, davalı yan tarafından müvekkil firma tarafından kullanılan emtialar/hizmetler kapsamında tescil müracaatına konu edildiğini, müvekkil firmanın tescilli markası ile iltibas teşkil eden marka tescil müracaatının; müvekkil firmanın markasının tescilli olduğu emtia ve hizmetlerde gerçekleştirmiş olmasının kötü niyetli olduğunu ifade ederek ... sayılı kararının aleyhe hususlar bakımından iptaline ve tüm sonuçları ile ortadan kaldırılmasına; ... başvuru numaralı markanın yargılama sırasında tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesi, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalıların üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı firma vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Müvekkili ... San. Tic. A.Ş.'nin de içinde yer aldığı "... ", 2006 yılından bu yana endüstriyel vana sektöründe, bugün ise teknik malzeme tedarik ve servis hizmetinden danışmanlığa, organik tarım üreticiliğinden, zirai mühendisliğe kadar geniş bir yelpazede ve farklı sektörlerde Türk ekonomisine katkı sağlayan grup şirketlerin birlikteliğini yansıtan bir organizasyonun adı olduğunu, müvekkili tarafından “...” ibaresinin NICE sınıflandırma sisteminin ... numaralı mal ve hizmet grupları kapsamında marka olarak tescili amacıyla ... nezdinde ... başvuru numarası ile başvuruda bulunulduğunu, yapılan inceleme neticesinde başvurunun 12.08.2022 tarihinde ... yayımlanmasına karar verildiğini, yayın üzerine, davacı şirket tarafından, itirazda bulunulduğunu ve itiraz kısmen kabul edilmiş, marka tescil başvurusundan sınıf kodu 35’te yer alan mal ve hizmetler çıkarılmış ve tescil işlemlerinin kalan mal ve hizmetler için devamına karar verildiğini, müvekkil şirkete ait “...” markası ile davalı şirkete ait "... " markaları arasında herhangi bir aynılık ya da benzerlik söz konusu olmadığını, müvekkil şirkete ait marka ile davacıya ait markalar arasında genel intiba, görünüm, telaffuz (fonetik) ve anlam bakımından karıştırılma ihtimali/iltibas tehlikesi bulunmadığını, müvekkil şirkete ait marka şekil ve renk olarak da davacının markalarından ayrıldığını, müvekkil şirkete ait markanın ürün ve hizmetlerine ilişkin nice sınıfları-kapsama alanları ile davacıya ait markaların kapsama alanları birbirinden farklı olduğunu, marka iptalini gerektirecek şartlardan değil biri, hiçbiri somut olayda mevcut olmadığını, davacı yan müvekkil şirketin başvurusunun kötüniyetli olduğunu iddia ettiğini, ancak ne ...'ye itiraz sürecinde ne de huzurdaki davada işbu kötüniyet iddiasını ispatta elverişli herhangi bir delil sunamadığını, sunmasına da imkan olmadığını zira müvekkil şirket şirket ticari ünvanı ve faaliyetleri kapsamında bir marka başvurusunda bulunduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı firmanın ... başvuru sayılı markası ile davacı firmanın itiraz mesnedi markaları açısından başvuru kapsamından çıkartılmayan emtialar hakkında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, SMK 19/2 maddesi kapsamında marka işlem dosyasına göre yapılan değerlendirmenin yerinde ve doğru olup olmadığı, ( kullanım ispatı yerine getirilmeyen emtialar açısından ) , davacı tarafın SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık , SMK 6/6 maddesine göre ünvan isim ve diğer fikri hakkı , SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarına dayalı davacı itirazının reddi konusunda verilen ... sayılı ... kararının iptalinin , davalı markasının tescili halinde ise hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
... kararının 14/02/2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 20/03/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın kısmen reddi yönündeki ... kararına karşı, yayına itiraz sahibi firma tarafından, başvurunun ... sayılı "... " ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, tanınmışlık, diğer fikri haklar, kötü niyet gerekçeleriyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca tümden reddi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
Başvuru sahibinin ... (...) nezdindeki yayına itiraz işlemlerinde, itiraz gerekçesi ... sayılı markalar hakkında SMK m. 19(2) çerçevesinde kullanım ispatı talebinde bulunulduğu; yayına itiraz sahibi tarafından sunulan delillerin incelenmesi neticesinde ... tarafından bu markaların " ..." mallarında kullanımının ispatlandığının tespit edildiği görülmüştür.
Yayına itiraz sahibinin, ...'nin bu kararına karşı Kurul nezdinde yapmış olduğu ve işbu incelemenin konusunu oluşturan itirazında, kullanım ispatı konusunun daha önceki aşamada (... nezdindeki yayına itiraz sürecinde) tartışılmış olması, kullanım ispatı konusunun ana uyuşmazlığa (SMK m. 6(1)) bağlı ve aynı uyuşmazlık içinde çözülmesi gereken bir mesele olması nedeniyle ve Kurul kararının bütünlüğü de gözetilerek yapılan incelemede ...'nin söz konusu tespitinde bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Dolayısıyla, kullanım ispatı talebine konu itiraz gerekçesi ... sayılı markaların " ..." mallarında kullanımının ispatlandığı sonucuna varılmış olduğundan, SMK m. 19(2) hükmü uyarınca, söz konusu markalara dayalı olarak SMK m. 6(1) kapsamında yapılan itirazın kısmen reddi kararına karşı yapılan itiraz bu doğrultuda incelenmiştir.
......Bu hususlar çerçevesinde yapılan inceleme sonucunda, başvuru ile itiraz gerekçesi markaların benzerlik düzeyi ve başvuru kapsamında kalan mal ve hizmetler ile itiraz gerekçesi markaların kapsamında bulunan mal/hizmetler arasındaki benzerlik düzeyi bir arada değerlendirildiğinde başvuru kapsamında kalan mal ve hizmetler bakımından markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmış ve itiraz sahibi tarafından yapılan 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesine dayalı itirazın reddine karar verilmiştir.
Somut olay açısından, itiraza konu başvurunun kalan mal ve hizmetlerde tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6(5) maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde de bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz da haklı görülmemiştir.
Ayrıca, 6769 s. SMK'nın 6/6 maddesine dair iddialar yönünde yeterli kanaat oluşturacak bilgi veya belge sunulmadığından bu maddeye dayalı itirazlar haklı görülmemiştir.
Bunun yanında, başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde somut ve elle tutulur delillere rastlanmadığından ve Kurul'da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde bir kanaat de oluşmadığından, bu iddiaya dayalı itiraz haklı görülmemiştir.
Son olarak, her marka özgünlük derecesi, tasarımı, tescile konu mallar/hizmetlerin ve bu mal ve hizmetlerin tüketici grubunun özellikleri, markanın tescil kapsamındaki mal/hizmetler üzerindeki ayırt edici niteliği gibi unsurlar açısından kendine özgü özellikler taşıdığından ve ancak tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesi sonunda tescil başvurusuna ilişkin karar oluşturulabildiğinden dilekçede başka marka başvurularına ilişkin verilen kararların işbu itirazın değerlendirilmesinde dayanak gösterilmesi de haklı bulunmamıştır.
Sayılan nedenlerle, itirazın reddi gerekmiştir.
KARAR; İtirazın reddine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",
Madde 19 /2" 6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir."
Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde başkasının başvuru markası dolayısıyla şayet taraf markaları aynı/benzer mal/hizmet içermiyorsa ve bu marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir.
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
Kullanılmama def'i; 10/01/2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU'nda 6/1 maddesine göre marka başvurularında, 25.nci maddeye göre hükümsüzlük davasında ve de 29.ncu maddesindeki tecavüz davalarında iltibasa dayalı itiraz gerekçesi mesnet marka ( ya da markaları) yönünden kullanılmama def'i imkanı getirilmiştir. Buna göre kendisine ispat yükü düşen taraf ileri sürdüğü davaya konu başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde mesnet (dayanak) marka/markaların kapsamındaki mal veya hizmetler bakımından markasını Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğunu ispatlamalıdır. Aksi takdirde itiraz yapılmamış veya açmış olduğu davasını da ispat edememiş sayılması sonucu ortaya çıkacaktır.
... davalarında, 6769 sayılı SMK'nın Uygulanması Yönetmeliği 29/1-2 maddede belirtilen kullanımın ispatına dayanan taraf yayına itiraza ilişkin görüşünü sunması gereken süre içinde kullanımın ispatına ilişkin talebini açıkça ve yazılı olarak ve de kullanımın ispatı istenilen markaların tescil numaralarının açıkça belirtmesi gerekmektedir. Aksi halde talep yapılmamış sayılacaktır. 3'üncü fıkrası ise; "Başvuru sahibinin talepte bulunması halinde Kurum, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması için itiraz sahibine bir aylık süre verir. İtiraz sahibi tarafından süresi içinde delil sunulmaması veya sunulan delillerin itirazla ilgili olmaması halinde ve ayrıca başka bir itiraz gerekçesi veya itiraza gerekçe gösterilen başka bir marka da yoksa Kurum itirazı reddeder." hükmünü içermektedir.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı başvuru Markası Davacı Markaları
... (...) ...
26/11/2025 tarihli bilirkişi raporunda ÖZETLE; "... İPTALİ TALEBİ BAKIMINDAN;
1-Dava konusu marka kapsamında yer alan “Sınıf 37 : Mobilyalara ilişkin döşeme, tamir, restorasyon hizmetleri hizmetler “ile davacı tarafın kullanımı ispatlanan marka emtiasının benzer olduğu,
HÜKÜMSÜZLÜK TALEBİ BAKIMDAN;
2-Dava konusu marka başvurusu kapsamında kalan 41.sınıf haricindeki tüm mal ve hizmetlerin davacı tarafa ait ... sayılı markası hariç diğer tüm marka emtiaları arasında birebir yer aldığı ve taraf markaları arasında emtia benzerliği koşulunun oluştuğu,
3-Davalıya ait dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait mesnet markaların görsel, kavramsal ve genel izlenim olarak benzer olmadığı,
4-Taraf markaları arasında SMK 6/1 koşullarının oluşmadığı,
5-Davacı markasının tanınmışlığının ispatlanamadığı,
6- Somut olay bakımından 6769 sayılı SMK madde 6/6 hükmünde yer alan şartların oluşmadığı,
7-Davacının “kötü niyet” iddialarının değerlendirmesinin hukuki niteliği yüksek olduğundan Sayın Mahkeme tarafından yapılması gerektiği,
8-Dava konusu ... kararı ile rapor sonucunun uyumlu olduğu,
9-Dava konusu markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı" şeklinde ifade edilmiştir.
Davacı taraf vekilinin yeniden rapor alınması yönündeki talebi HMK 30. Maddesi kapsamında değerlendirilerek dosyaya sunulan rapor denetlenebilir olduğu, içeriğinin ise İhtisas Mahkemesi Hakimliğimizce olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir nitelikte olduğundan yargılamanın gereksiz uzamaması için bu talebin reddine karar verilmiştir.
GEREKÇE;
Daha önce başvurusu yapılmış veya tescil edilmiş bir marka ile sonraki başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
... kararı iptalinde; (SMK 19/2 - Kullanım ispatı var)
Davalının " ... " ibareli marka başvurusu ile ;
Davacının kullanım ispatına konu olan markalarından ( bilirkişi raporuna göre davacının yalnızca ... sayılı markası kullanıldığı “Ofis mobilyaları, montaj hizmetleri” ile sınırlı olarak dikkate alınabilecek,) ... sayılı ... ofis ibareli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu;
Diğer yönden bilirkişi heyet raporunda sayfa 20-21 de geçtiği şekilde davalı markasının başvuru kapsamında kalan mal ve hizmetler açısından (Davacı tarafa ait kullanımı ispatlanan ... sayılı markası kapsamında 20 ve 37.sınıfta bulunan mal ve hizmetler bakımından tescillidir. Davalı tarafa ait marka kapsamında bulunan sınıf “37 : Mobilyalara ilişkin döşeme, tamir, restorasyon hizmetleri” hizmetleri davacı markası kapsamında birebir bulunmaktadır. Taraf markaları arasında emtia benzerliği yalnızca bu hizmetler bakımından oluşmuştur.) sınıf 37 de bulunan “Mobilyalara ilişkin döşeme, tamir, restorasyon hizmetleri”nin davacının ... sayılı markasının kapsamındaki 20 ve 37.sınıfta bulunan mal ve hizmetler ile aynı benzer,ilişkili ve bağlantılı olduğundan KISMEN emtia benzerliği de gerçekleştiği;
Davacının diğer markalarında kullanım ispatına tabi olanlarda kullanım ispatı yerine getirilmediğinden iltibas değerlendirmesine tabi olmadıkları;
İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin yukarıda sayılan emtialar açısından davalının " ... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde davacıya ait kullanım ispatı yerine getirilen ... sayılı ... ofis ibareli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı ; benzerlik nedeniyle her iki markada bir yanılgı yaşayabileceği, İşaretsel benzerlik nedeniyle ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının bu markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı da oluşabileceği , dolayısıyla yukarıda sayılan hizmetler açısından SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulu oluştuğu;
Bunun dışında kalanlar açısından ise SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulu oluşmadığı;
( HMK 282 .nci maddede " Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmünden hareketle ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/06/2016 tarih ... sayılı kararı uyarınca iltibas incelemesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin gerekmesi karşısında bilirkişi raporunun iltibas değerlendirmesine ilişkin aksi yöndeki görüşüne itibar edilmemiştir.)
Hükümsüzlük talebinde ; (SMK 19/2 - Kullanım ispatı yok)
Davalının " ... " ibareli marka başvurusu ile ;
Davacının itiraz formu ve dava dilekçesinde geçen ... ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu;
Diğer yönden bilirkişi heyet raporunda sayfa 8-20 deki karşılaştırma tablosunda ... sayılı markanın kapsamında yer alan 06, 09, 31, 35, 37, 42. Sınıftaki emtialar yönünden aynı/benzer/ilişkili ve bağlantılı mallar/hizmetler olduğundan KISMEN emtia benzerliği de gerçekleştiği;
İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin yukarıda sayılan emtialar açısından davalının " ... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde davacıya ait itiraz formu ve dava dilekçesinde geçen ... ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı ; benzerlik nedeniyle her iki markada bir yanılgı yaşayabileceği, İşaretsel benzerlik nedeniyle ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar /hizmetler algısı da oluşabileceği , dolayısıyla yukarıda sayılan mallar/hizmetler açısından SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulu oluştuğu;
Bunun dışında kalanlar açısından ise SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulu oluşmadığı
( HMK 282 .nci maddede " Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmünden hareketle ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/06/2016 tarih ... sayılı kararı uyarınca iltibas incelemesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin gerekmesi karşısında bilirkişi raporunun iltibas değerlendirmesine ilişkin aksi yöndeki görüşüne itibar edilmemiştir.)
Hem ... hem Hükümsüzlükte ;
SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;
Davacı tarafın başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı;
Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;
Ancak bu durumlar yukarıda anlatılan kısmi iltibası (yani dava konusu emtialarda iltibası) ortadan kaldırmadığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1- ... kararının iptaline yönelik açılan davanın KISMEN KABULÜNE,
2- Dava konusu ...'nın ... sayılı ... kararının dava konusu edilen ... sayılı markanın kapsamında yer alan 37. Sınıftaki " mobilyalara ilişkin döşeme , tamir, restorasyon hizmetleri " yönünden ... kararının KISMEN İPTALİNE, (bu kısımlardan kabul)
3- ... kararının iptaline yönelik açılan davanın diğer kısımlar yönünden ise REDDİNE,
4- Hükümsüzlük talepli açılan davanın KISMEN KABULÜNE,
5- Dava konusu ... sayılı markanın kapsamında yer alan 06, 09, 31, 35, 37, 42. Sınıftaki emtialar yönünden markanın KISMEN HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, sicilden terkin edilmesine, karar kesinleştiğinden ...'ya müzekkere yazılmasına, ( bu kısımlardan dava kabul)
6- Hükümsüzlük talepli açılan davada diğer kısımlar yönünden davanın REDDİNE,
7-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davalılardan eşit tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
8-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle eşit şekilde davalılara verilmesine,
9-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine,
10-Davacının yaptığı 15.000,00 TL bilirkişi ücreti, 265,00 TL tebligat gideri, 615,40 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 15.880,40 TL nin kabul ve red oranına göre takdiren 1/2 si olan 7.940,20 TL nin davalılardan eşit tahsili ile davacıya verilmesine,
11-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.16/02/2026
Katip ... Hakim ...
E-İmzalıdır E-İmzalıdır