Nitelikli kasten öldürme suçundan sanık hakkında verilen beraat kararının istinaf ve temyiz kanun yolu incelemeleri sonucunda oy çokluğuyla onanması ve karşı oy gerekçeleri.
Özet: Nitelikli kasten öldürme suçundan beraat eden sanık hakkındaki ilk derece mahkemesi kararının, bölge adliye mahkemesince istinaf başvurusunun reddiyle kesinleşmesinin ardından, cumhuriyet savcısının temyiz başvurusu incelenmiş; yargılama sürecinde usul ve kanuna uygunluk, delil yeterliliği ve beraat kararında isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle temyiz istemi oy çokluğuyla esastan reddedilerek hüküm onanmış, karşı oyda ise maktulün telefon kayıtları ve sanığın çelişkili beyanları ışığında maktulün kasten öldürüldüğü ve sanığın delilleri yok etme kurgusu oluşturduğu belirtilerek cezalandırılması gerektiği savunulmuştur.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2025/219 E., 2025/2028 K.SUÇ : Nitelikli kasten öldürmeHÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararıTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasıİlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKÎ SÜREÇ1. Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.11.2024 tarihli ve 2024/45 Esas, 2024/435 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında maktule yönelik nitelikli kasten öldürme suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi gereği beraatine karar verilmiştir.2. ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 27.10.2025 tarihli ve 2025/219 Esas, 2025/2028 Karar sayılı kararı ile Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİCumhuriyet savcısının temyiz sebepleri özetle; sanığın müsnet suçtan cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.III. GEREKÇEYargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, sanığın üzerine atılı suçtan beraat kararı verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, ileri sürülen temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.IV. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 27.10.2025 tarihli ve 2025/219 Esas, 2025/2028 Karar sayılı kararında Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.05.2026 tarihinde karar verildi.K A R Ş I O YSanık ...’ın eşi olan maktul ...’ü kasten yaralama sonucu öldürme suçundan cezalandırılması gerektiğini düşünmekteyiz. Şöyle ki;1- Maktul ile sanığın, evliliklerine maktulün ailesinin karşı çıkması nedeniyle, kaçarak evlendikleri, sanığın beyanına göre maktul 14.02.2008 günü saat 14:00 sıralarında evden çıkıp gitmiş kendisinden bir daha haber alınamamıştır. Sanık maktulün evden ayrıldığını iddia ettiği tarih olan 14.02.2008 günü sabah saatlerinde maktulün ablasını cep telefonuyla arayarak; "... ile kavga ettik gidip biraz akıl ver." dediği, maktulün ablasının olay günü maktulle konuşmak için evine gittiğinde kapının kilitli olduğu, evin içinde eşyaların dağınık olduğu, kapı açılmayınca o gün geldiğine dair not yazıp kapının altından bıraktığı, daha sonra da telefonla sanığı arayan ablanın kardeşinin evde olmadığını sanığa söylediği ancak sanığın çarşıya çıkmıştır gelir birazdan dediği, bunun üzerine maktulün ablasının kendi evine döndüğü ancak sanığın o gün akşamdan itibaren maktulü bulmak için hiçbir çabasının bulunmadığı gibi o tarihlerde sanığın HTS kayıtlarından bu görüşmeleri kendi evinden değil babasının evinden yaptığı dolayısıyla o tarihte eşiyle tartışıp evden işe gittiğine ve maktulün evi terk ederek gittiğine dair beyanları bir kurgu dahilinde oluşturulduğu anlaşılmaktadır.2- Maktulün kendi mobil telefonuyla yaptığı son görüşmesi 11.02.2008 tarihlidir ve bu tarihten sonra maktulün telefon görüşmesi bulunmamaktadır. Maktulün bu tarihten sonra banka ve hastane dahil hiçbir resmi kuruma başvurusu olmamıştır, yine hiçbir şekilde kredi kartı kullanımı bulunmamaktadır. Dolayısıyla esasında maktulün öldürüldüğü tarih 11.02.2008 tarihidir. Maktulün son görüşmesini İzmit'teki evinden yaptığı, sanığın ise 12.02.2008 tarihli HTS kaydına göre ... mahallesi tarafından gidip ... köydeki iş yerine gittiği, saat 12:00’de İzmit'teki evine gelip 5 saat boyunca evde kalıp delilleri yok ettiği, 14.02.2008 tarihinde maktulün ablasını araması üzerine eve gelip baktıklarında evdeki eşyaların tuhaf ve parça parça konulmuş olduğu tanıklar tarafından gözlemlendiği, bacanağının sanığa; "Sanki bu evi bu hale sen getirmişsin." diye söylediği, öte yandan sanık tarafından cesedinin ve delillerin yok edilmesinin akabinde 14.02.2008 günü maktulün ablası sanık tarafından aranmıştır. Bu aramayla da sanki maktul evden kaçmıştır görüntüsü verilmeye çalışılmıştır. Bunu doğrular şekilde sanığın 14.02.2008 tarihli baz kayıtları, kendi evinden değil babasının evinde bulunduğunu göstermektedir.3- Sanık maktulün annesi ile birlikte 15.02.2008 tarihinde emniyete kayıp başvurusu yapmıştır. Bu başvuru sonrasında maktulü bulma konusunda son derece isteksiz davranmıştır. Oysa maktul yaşarken sanık aşırı kıskanç tavırlar sergilemektedir. Bu kadar kıskanç ve eşine düşkün olan sanığın maktulün kaybolmasından sonra onu bulma noktasında aşırı isteksiz davranması tutarlı görülmediği gibi yakın çevresine maktulün yurtdışına gittiğini, annesiyle birlikte başka yere gittiğini vs. söyleyerek maktulün bir gün geri döneceğine dair algı oluşturmaya çalıştığı anlaşılmıştır.3- Olay tarihinden bir yıl kadar önce sanığın kendisini aldattığını düşündüğü maktulü babasının evine götürdüğü, tekrar maktulün ailesiyle bir araya geldiğinde kardeşi ile birlikte maktule; "Seni öldürürüm ve ... gömerim!" dedikleri,4- Maktul kaybolmadan önce arkadaşı olan tanık ...’ya evlendiğinden bu yana eşinin kendisini çok kıskandığını, ayrılırsa kendisini öldüreceğini ve bir yere gömeceğini, anne ve babasına ise evden kaçtığını söyleyeceğini anlatmıştır.5- Tanık ... kolluk ifadesinde 2008 yılının kış ayında, sanığın annesi tanık ...’nin evine gittiğini, evin arka tarafındaki bahçede tanık ...’nin kazanda su kaynattığını, yerde 2-3 tane çiçekli kanlı çarşafı ve üzerinde kan damlaları bulunan iki ila dört tane mutfak sandalyesi gördüğünü, bunları sorduğunda ise sanığın gece maktulü dövdüğünü kendisine söylediğini beyan etmiştir.6- 09.02.2008 günü sanığın eşi olan maktulü tanık ... ile mesajlaşırken yakaladığı, bu tarihten sonra eşiyle kavgalarının başladığı, maktulün en son canlı olarak 11.02.2008 günü telefon görüşmesi yaptığı da dikkate alındığında o gün olan kavga neticesinde maktulü döverek öldürdüğü, bu kapsamda şüpheli kalan bu halin sanık aleyhine yorumlanamayacağı, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 87/4. maddesi uyarınca cezalandırılması gerektiği kanaatindeyiz.