Konya Asliye Ticaret Mahkemesi, ticari satıştan kaynaklanan itirazın iptali davasında, davacının mal teslimatını ispatlayamaması, fatura ve kargo tarihleri çelişkileri ile bilirkişi raporu doğrultusunda, davayı reddetti.
Özet: Ticari satıştan kaynaklanan bir itirazın iptali davasında davacı, davalının mal bedelini ödememesi üzerine başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatı talep ederken; davalı, malları teslim almadığını, fatura ile kargo evrakı arasındaki dört aylık tarih farkını ve davacı şirket tarafından kötü niyetli hareket edildiğini belirterek davanın reddini ve kendi lehine tazminat hükmedilmesini istemiştir. Yapılan yargılama ve bilirkişi incelemesi sonucunda, takibe konu faturanın davalı kayıtlarında yer almadığı, kargo ve fatura tarihlerinin uyumsuzluğu ve davalının davacıya fazla ödeme yaparak alacaklı konumunda olduğu tespit edildiğinden, davacının itirazın iptali davası reddedilmiştir.

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...

T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO: 2026/266
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
KARARIN MAHİYETİ : RED
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinden özetle; Davalı/borçlular ile müvekkil arasında gerçekleştirilen mal/ürün alım-satımı neticesinde davalı/borçlu satın almış olduğu ürünün ücretlerini ödemediğini, Bunun üzerine davalı/borçlu hakkında Konya . İcra Müdürlüğü, E: ... sayılı dosyasıyla taraflar arasındaki gerçekleşen ürün alımına ait faturaya binaen genel haciz yoluyla takip yapıldığını, Davalı haksız ve kötü niyetli olarak borca itiraz ederek 17.01.2022 tarihinde takibi durdurduğunu, davalı/borçlunun Konya . İcra Müdürlüğü, E:... numaralı dosyasına vaki itirazın iptali ile %20’den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına karar verilmesini iddia ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı taraf her ne kadar müvekkilinin söz konusu faturaya ilişkin malların yurtiçi kargo ile davalı müvekkile teslim edildiğini belirtmiş ise de söz konusu iddialar gerçek dışı olup reddi gerektiğini, Söz konusu fatura 04/06/2021 tarihinde düzenlendiğini, ve haksız ve kötü niyetli icra takibinde bulunan davacı tarafın sunmuş olduğu kargo evrakının sevk tarihi ise 08/02/2021 tarihli olduğunu, Sunulan kargo evrakıyla takibe konu fatura ise çok farklı bir tarih olduğunu, Davacı taraf yanın kötü niyetli bir şekilde davrandığını, davacı şirketle yapılan işlemler ticari defterlere de işlemiş olup; karşılıklı olarak bir alacak - borç ilişkisi bulunmadığı gibi takibe konuya ilişkin fatura her ne kadar davacı tarafça kesilmiş olsa da bu faturada belirtilen ürünler hiçbir şekilde taraflarına teslim edilmediğini, Davacı tarafça faturada belirtilen mallar gönderilmediği gibi takibe konu faturaya ilişkin delil olarak sunulan kargo hareketi de fatura tarihinden yaklaşık 4 ay öncesine ait bir evrak olduğunu, Faturada belirtilen mallar müvekkile teslim edilmediği gibi haksız ve kötü niyetli olarak davacı tarafça davalı müvekkil aleyhine icra takibine geçildiğini, Davacı tarafça haksız ve kötü niyetli bir biçimde açılan iş bu davanın esastan reddine karar verilmesini, Takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkûm edilmesini talep ve beyan etmiştir.
Mahkememiz ara kararı gereğince Gaziantep . Asliye Ticaret Mahkemesi'ne yazılan talimat ile dosyanın bilirkişi ...'a tevdii düzenlenen bilirkişi raporundan özetle; Takibe konu olan fatura, davalı mükellef ...'nun muhasebe kayıtlarında bulunmamaktadır. Fatura bulunsun ya da bulunmasın mal hareketinin mutlaka sevk irsaliyesine bağlanması gerekir Takibe konu olan fatura e arşiv faturasıdır. E arşiv fatura irsaliye yerine geçer ancak emtialar gönderilirken faturanın da ürünler ile birlikte teslim edilmesi gerekmektedir. yurt içi kargo ile gönderilen ürünlerin sevk irsaliye tarihi ile fatura tarihi arasında 4 ay gibi bir süre bulunmaktadır. Söz konusu irsaliyenin içeriğinde miktar ve ürün yazmadığı için takibe konu fatura ile ilgili olduğu tespit edilememişir. Fatura 4 ay sonra düzenlenmiştir. Davalı mükellef, 2021 hesap döneminde TTK'ya göre tutulması zorunlu defterlerinin açılış ve kapanış kayıtlarını zamanında yapmıştır. Davalı mükellefin muhasebe kayıtlarında davacı mükellef tarafından düzenlenen 18.01.2021 tarihli KDV hariç 7.417,50 TL tutarında 1 adet fatura tespit edilmiştir. Bu fatura Ba formunda beyan edilmiştir. Davalı mükellefin 2021 hesap döneminde davacı firmaya 15.740,06TL ödeme yaptığı tespit edilmiştir. (1240,06+1.500,00+6500+6500) ödemeler yevmiye fiş numarası ile defterlere kaydedilmiştir. Kayıtlarında görülen fatura KDV dahil 8.010,90TL iken fazla ödeme yaptığı ve 7.729,46TL alacağı olduğu tespit edilmiştir. Davalı mükellef kurumun 2021 hesap dönemine ait defterlerinin TTK hükümlerine göre sahibi lehine kesin delil olma vasfına haiz olduğunu bildirir rapor tanzim etmiştir.
Mahkememiz dosyasına kazandırılan bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği görülmüştür.
Dava; "İtirazın İptali" davasıdır.
Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; Davacı, davalı aleyhine İtirazın İptali davası açmıştır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan İİK.67. maddesinde; "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." şeklinde düzenlendiği,
Kötüniyet şartları bakımından;
İİK'nin 67/2. Maddesinde "... Takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine her iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red olunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminata mahkum edilir." hükmü gereğince, itirazın iptali davasının alacaklı aleyhine sonuçlanması halinde borçlu lehine tazminata hükmedilecektir. Ancak bu tazminata hükmedilebilmesi için bazı şartların gerçekleşmesi gerekir.
Kötü Niyet Tazminatının Şartları;
A)Alacaklının borçlu hakkında icra takibinde bulunması;
B)Dava, davalı-borçlu lehine sonuçlanmalıdır;
C) Davacı, takibinde haksız ve kötü niyetli olmalıdır; ( İtirazın iptali davasının reddi halinde, talep eden borçlu lehine tazminata hüküm verilebilmesi için, icra takibinin haksızlığı yanında, ayrıca kötü niyetli olduğunun da kanıtlanması gerekir... (. HD. 21/06/2006 T. ... )) Borçlu lehine tazminata hükmedebilmek için alacaklının takibinin haksız olması yeterli değildir. Davacı- alacaklının takibe geçmede ve itirazın iptali davası açıp yürütmekte kötü niyetli olduğunun kanıtlanması gerekir.
Alacaklının kötü niyetli olduğunu davalı borçlu ispat etmelidir. Davalı, davacı/alacaklının, takip ve dava konusu alacağın hiç doğmadığını veya sona erdiğini bilmesine ya da bilebilecek durumda olmasına rağmen takip başlatıldığı ve dava açtığını ispatlamalıdır.
D) Davalı-Borçlu, talepte bulunmalıdır; borçlu lehine tazminata hükmedilebilmesi için borçlunun tazminat talebinde bulunması gerekir. Davalı- borçlu bu talebini cevap veya cevaba cevap dilekçesinde ileri sürmek zorundadır. (HMK. M. 141) ( Yargıtay Üyesi ... ; İtirazın İptali, Menfi Tespit ve İstirdat, Tasarrufun İptali, İflas ve İflasın Ertelenmesi, Sıra Cetveline İtiraz Davaları, Genişletilmiş 4. Baskı)
Davanın çözümünün bilirkişi incelemesine mutlak suretle bağlı olması nedeniyle mahkememizce 22/10/2025 tarihinde 6.000,00TL gider avansının tamamlanmasına karar verildiği fakat davacı taraf vekilinin yeterli delil avansını mahkememiz veznesinde depo etmediği anlaşılmakla HMK ( HMK 266 Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez.) , HMK 90 (Süreler, kanunda belirtilir veya hâkim tarafından tespit edilir. Kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, hâkim kanundaki süreleri artıramaz veya eksiltemez. (2) Hâkim, kendisinin tespit ettiği süreleri, haklı sebeplerle artırabilir veya eksiltebilir; gerekli gördüğü takdirde, bu konudaki kararından önce tarafları da dinler.) , HMK 94 ( (1) Kanunun belirlediği süreler kesindir. (2) Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Aksi hâlde, belirlenen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir. Bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez. (3) Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar.) , HMK 324 ((1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. (2) Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. (3) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır.), TMK 6. Maddesi uyarınca (- Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. ) ile HMK 189. Maddesi uyarınca ( taraflar, kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahiptir. (2) Hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz. (3) Kanunun belirli delillerle ispatını emrettiği hususlar, başka delillerle ispat olunamaz. (4) Bir vakıanın ispatı için gösterilen delilin caiz olup olmadığına mahkemece karar verilir.) ile HMK 190. Maddesi uyarınca ( İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.) hükmünün bulunduğu, mahkememizin 22/102025 tarihli duruşma zabtının 1 nolu ora kararı gereğince; "Davacı vekiline, 6100 sayılı HMK'nın 324.maddesi gereğince varsa eksik delil avansını Konya Mahkemeler Veznesine (6.000,00-TL) depo etmek üzere takdiren 2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde yatırılmadığı takdirde bu delilden vazgeçilmiş sayılacağına, dosyanın mevcut hali ile değerlendirilip karar verileceğinin davacı vekiline ihtarına" karar verilmiş olduğu, davacı yanın bildirilen gider avansını tamamlamadığı görülmüştür.
Diğer taraftan davalı ticari defter incelenmesinde davalı yan alacaklı olarak rapor edilmiştir.
TMK 1/3. Maddesinde; "Hâkim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır."
Anayasa'nın 138/1. Maddesinde; " Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler." şeklinde düzenlemeler olduğu,
Somut olayımızda; tüm dosya kapsamı, dosyadaki tüm bilgi - belgeler, tüm deliller, alınan bilirkişi rapor/ları, tarafların iddia - savunmaları, yukarıda yapılan açıklamalar, bir bütün halinde değerlendirildiğinde, Mahkememizce benimsenen hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, TMK 1/3 ve 6100 Sayılı HMK 297. Maddesi kapsamında Anayasa'nın 138/1 maddesi atfı ile davacının, davalı aleyhine açtığı itirazın iptali davasının reddine, davalının, tazminat talebi şartları oluşmadığından reddine dair mahkememizde oluşan vicdani kanaate göre aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: GEREKÇESİ YUKARIDA AÇIKLANDIĞI ÜZERE
1-Davacının, davalı aleyhine açtığı itirazın iptali davasının REDDİNE,
2-Davalının, tazminat talebi şartları oluşmadığından REDDİNE,
3-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL harçtan dava başında yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 651,30-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irad KAYDINA,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT'e göre hesaplanan 4.003,10-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta hüküm kurulmasına YER OLMADIĞINA,
7-6102 sayılı TTK'nun 5/A maddesi kapsamında arabuluculuğa başvurulduğundan 1.560,00-TL arabulucu ücretinin 6325 sayılı Kanunu 18/A-13.maddesi gereğince davacıdan alınarak hazine'ye gelir KAYDINA,
8-Davacı tarafça depo edilip kullanılmayan gider avansının bulunması halinde karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
Dair, davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı bağımsız ve tarafsız Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından KESİN olmak üzere karar verildi. 18/03/2026
Katip Hakim