İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, feshedilen bayilik sözleşmesi ve kapatılan bayi işlem ekranlarına yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddi kararının istinaf başvurusunu inceliyor.
Özet: Bir bayilik sözleşmesinin tek taraflı feshi ve bayi işlem ekranlarının kapatılması sonucu ticari faaliyetleri duran bir şirketin, bu duruma karşı ihtiyati tedbir talebinin ilk derece mahkemesince; sözleşme özgürlüğüne aykırılık, uyuşmazlığın esasını çözme niteliği, iddia edilen zararların parasal tazminatla giderilebilecek olması ve haklılığın yaklaşık ispat edilememesi gerekçeleriyle reddedilmesi üzerine, bu ret kararına karşı yapılan istinaf başvurusu değerlendirilmektedir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/1604 Esas
KARAR NO:2026/1585 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 26. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ:(Kapatılan)İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI:2026/760 D.İş- 2026/759 Karar
TARİH:02/07/2026
TALEP:İhtiyati Tedbir
KARAR TARİHİ:10/09/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TALEP:Talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; karşı tarafça müvekkili şirkete ait .../bayilik sisteminin ve bayi işlem ekranlarının hukuka ve sözleşmeye aykırı biçimde, hiçbir somut gerekçe ve geçerli usul işletilmeksizin kapatıldığını, feshin ve ekran karartmanının hukuken dayanaksız olduğunu, fesih ihtarnamesinin içeriği ve karşı tarafın kendi iddialarına dayanarak kurduğu tek taraflı yaptırımın olduğunu, müvekkilinin ticari faaliyetinin durma noktasına geldiğini, ihtiyati tedbir şartlarının oluştuğunu, dürüstlük kuralı ve tacirin basiretli davranma yükümlülüğünün karşı tarafın lehine olmadığını, müvekkili lehine işler olduğunu beyanla karşı tarafça müvekkili şirketin bayi işlem ekranlarına/sistemine yönelik olarak uygulanan ekran karartma/kapatma işleminin HMK madde 389 ve devamı uyarınca ivedi olarak ihtiyati tedbiren kaldırılmasına, müvekkili şirketin bayi işlem sisteminin, ekranlarının ve ilgili tüm erişimlerinin derhâl eski hale getirilerek kullanıma açılmasına, karşı tarafça müvekkilinin ticari faaliyetini durduracak her türlü uygulamanın tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:Mahkemece; davacının ihtiyati tedbir talebinin, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin feshinin ve buna bağlı olarak bayi işlem ekranlarının kapatılması işleminin tedbiren durdurularak, sistemin kullanıma açılmasına ilişkin olduğu, taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesinin, karşı tarafça tebliğ edilen ihtarname ile sözleşmede düzenlenen tek taraflı süreli fesih yetkisi kullanılmak suretiyle sona erdirildiği, sözleşmenin feshine rağmen mahkemece bayi işlem ekranlarının açılması ve sistem erişiminin sağlanması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesinin, taraflar arasında sona ermiş olan ticari ve sözleşmesel ilişkinin yargı gücüyle zorla devam ettirilmesi sonucunu doğuracağı, Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu'nun temel ilkelerinden olan sözleşme özgürlüğü ve tarafların rızası dışında bir sözleşme ilişkisine zorlanamaması ilkesi gereğince, taraflar arasında rızai olarak yürütülmesi gereken ticari ortaklığın yargı kararıyla zorla ayakta tutulmasının hukuken mümkün olmadığı, ayrıca, talep edilen tedbirin niteliği itibariyle uyuşmazlığın esasını tamamen çözer ve davacının açacağı asıl davanın sonucunu şimdiden fiilen inşa eder nitelikte olmasının HMK m. 389'un geçici koruma sınırlarını aştığı, talep edenin, bayilik faaliyetinin durması nedeniyle gelir kaybına uğradığını, dekorasyon ve tabela harcamaları yaptığını ve ticari kayıplar yaşadığını ileri sürdüğü ancak iddia ettiği tüm bu zararların tamamen maddi ve parasal nitelikte olduğu, yargılama neticesinde karşı tarafın yaptığı fesih işleminin haksız olduğunun tespit edilmesi halinde, talep edenin uğrayacağı tüm maddi zararların, kar kayıplarının ve fiili zararların açılacak bir maddi tazminat davası yoluyla tam ve nakden tazmininin hukuken mümkün olduğu, parasal tazminat ile tam olarak giderilmesi mümkün olan maddi kayıpların, ihtiyati tedbir hukukunda "telafisi imkansız veya son derece güç zarar" kapsamında değerlendirilemeyeceği, somut olayda karşı tarafın, talep edenin geçmiş dönem performans yetersizliklerine ve sözleşmeye aykırı işlemlerine ilişkin daha önce gönderdiği çok sayıda noter ihtarnamesine dayandığı, fesih işleminin ve buna bağlı ekran karartma uygulamasının haklı olup olmadığı, dürüstlük kuralının (TMK m. 2) ihlal edilip edilmediği, bayi performans raporlarının niteliği ve tarafların kusur durumlarının ancak tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi, tanıkların dinlenmesi ve alanında uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması gibi geniş kapsamlı bir yargılama neticesinde ortaya çıkarılabileceği, bu aşamada dosyadaki mevcut delil durumuna göre talep edenin haklılığını yaklaşık olarak ispat edemediği, uyuşmazlığın çözülmesinin esasa ilişkin detaylı bir yargılamayı gerektirdiği gerekçesi ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş ve karara karşı talep eden vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
TALEP EDEN VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; müvekkili ile karşı taraf arasında imzalanan ... Sözleşmesi kapsamında müvekkilinin uzun yıllardır bayilik faaliyetini sürdürmekte olduğu, karşı tarafın tek taraflı olarak düzenlediği Kartal ... Noterliği'nin 26.06.2026 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle sözleşmenin 30/06/2026 tarihi itibarıyla feshedileceğini müvekkiline bildirdiği ve müvekkilinin ekranlarını kapattığı, bayilik sözleşmesinin feshine gerekçe olarak gösterilen sebeplerin gerçek dışı olduğu, müvekkiline herhangi bir savunma hakkı verilmediği,müvekkilinin Türkiye genelinde performansı çok yüksek bir bayi olduğu, karşı tarafın dayandığı fesih sebeplerinin tamamen soyut olduğu ve iç düzenlemelerine dayandığı, müvekkili tarafından bayilik sözleşmesi kapsamında yüksek tutarlı yatırımların yapılmasından hemen sonra uygulanan işlemlerin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, ekranlarının kapatılması sebebiyle müvekkilinin hiçbir işlem yapamadığı, bu durumun maddi kayıplar yanında ticari itibarının ve müşteri çevresinin kaybına da neden olduğu, ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde müvekkilinin telafisi imkansız zararlara uğrayacağı, müvekkilinin sözleşme, noterden gönderilen fesih ihtarnamesi, önceki ihtarnameler, ekran kapatma/karartma işlemini gösteren kayıtlar, yatırım faturaları ve ticari faaliyetinin kesintiye uğradığını gösteren tüm delillerle yaklaşık ispat yükünü fazlasıyla karşıladığı, bu sebeplerle kararın kaldırılması ve talebin kabulüne karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, taraflar arasında düzenlenen bayilik sözleşmesinin karşı tarafça feshedilmesi üzerine talep edenin ekranlarının kapatılmasına yönelik işlemlerinin durdurulması, ekranların kullanıma açılması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkin olup, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile talebin reddine karar verilmiş ve karara karşı talep eden vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389/1. maddesi; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." hükmünü, 390/3 maddesi; '' Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' hükmünü, 392. maddesi; "İhtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır.Talep, resmî belgeye, başkaca kesin bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebilir." hükmünü içermektedir.Somut olayda; taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin feshi nedeniyle talep edenin bayilik işlemlerinin durdurulduğu ve kullandığı ekranların kapatıldığı, karşı tarafın tekel niteliğinde bir şirket ve dava konusu sözleşmenin de bu kapsamda imzalanmış, kamu düzeninden sayılabilecek nitelikleri haiz bir sözleşme olmadığı,Mahkemece de kararda isabetli bir şekilde açıklandığı üzere, sözleşme serbestisi ilkesi gereği karşı tarafı sözleşmenin devamına zorlamak gibi bir neticeye sebep olabilecek şekilde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği, talep edenin bayilik sözleşmesi kapsamında kullandığı yetkilerin devam ettirilmesi ve ekranlarının kullanıma açılmasının ileride açılacak bir davada da talep konusu edilemeyeceği, dava konusu edilebilecek hususun ancak feshin haklı sebebe dayanmadığı, dürüstlük kuralına aykırı olduğu ve bu sebeple talep edenin varsa zararının karşılanması olduğu, dolayısıyla ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde hakkın elde edilmesinin güçleşeceğinden veya imkansız hale geleceğinden bahsedilemeyeceği ve HMK'nın 389. maddesinde düzenlenen ihtiyati tedbir koşullarının mevcut olmadığı, Mahkemece talebin reddine dair verilen kararın isabetli olduğu anlaşılmış, kararda kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden talep edenin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Talep edenin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 10/09/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.