İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, tahkim yargılaması sürecinde saklayan sıfatıyla tutulan hisselerin üçüncü kişilere devrinin engellenmesi için istenen ihtiyati tedbir talebine ilişkin istinaf başvurusunu inceledi.
Özet: İhtiyati tedbir talebinde bulunan tarafın, milletlerarası tahkim süreci devam ederken, iddia ettiği gerçek hissedarı olduğu ancak saklayan sıfatıyla karşı tarafa devrettiği hisselerin üçüncü kişilere devrinin engellenmesini talep ettiği davada, ilk derece mahkemesi, hisselerin saklayan sıfatıyla devredildiğine dair yazılı bir anlaşma veya yeterli delil sunulamamasını ve tarafların geçmişteki tüm ilişkilerini yazılı sözleşmelerle düzenlemiş olmasını gerekçe göstererek ihtiyati tedbir talebini reddetmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: 2026/1482 KARAR NO : 2026/1629T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: (KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: 19/10/2023NUMARASI : 2023/648 Esas - 2023/652 Karar (Değişik İş)DAVA: İhtiyati TedbirİSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/09/2026Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir talep eden vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİTALEP: İhtiyati tedbir talep eden vekili dilekçesinde özetle; 2011 yılında müvekkili, karşı taraf ve dava dışı üçüncü kişiler arasında ... hisselerini konu alan bir hisse alım sözleşmesi ile hisse alım ve hissedarlar sözleşmesi imzalandığını, söz konusu sözleşmeler uyarınca müvekkilinin ... A.Ş.'nin üst şirketi ve tek hissedarı olan ...'nin hissedarı haline geldiğini, ilerleyen süreçte müvekkili ile karşı taraf arasında elinde tuttuğu hisseler üzerinde müvekkili lehine intifa hakkı tesis eden hisse intifa sözleşmesi imzalandığını, 2011 yılından 2017 yılına kadar müvekkilinin ...'nin hissedarı ve intifa hakkı sahibi olarak kaldığını, 2017 yılında müvekklinin karşı tarafı saklayan olarak atadığını ve ...'de sahip olduğu 742.514 TL itibari değerdeki 742.514 adet uyuşmazlığa konu hissesini saklayan olarak tutması için karşı tarafa devrettiğini, tarafların müvekkilinin ...'nin gerçek hissedarı ve intifa hakkı sahibi olarak kalacağı ve karşı tarafın ...'nin hisselerini ve yönetimini yalnızca saklayan olarak elinde tutacağı konusunda anlaştıklarını, ...'nin gerçek hissedarı ve intifa hakkı sahibi olarak müvekkilin hisselerin kendisine geri devredilmesini talep ettiğini ancak karşı tarafın haksız ve hukuka aykırı biçimde hisseleri devretmeyi reddettiğini, müvekkilinin haklı talepleri kabul edilmediğinden Milletlerarası Ticaret Odası nezdinde ... hisselerinin müvekkili şirkete devri talepli tahkim yargılaması başlatmaktan başka çaresinin kaldığını, söz konusu yargılama başlatıldıktan sonra karşı tarafın elinde tuttuğu uyuşmazlığa konu hisseleri haksız yere üçüncü bir kişiye devretmesi ve buna bağlı olarak müvekkilinin telafisi imkansız zararlara uğraması riskinin doğduğunu, ihtiyati tedbir için gerekli şartların oluştuğunu, karşı tarafın hisselerini üçüncü kişilere devredeceğini bildirdiğini, ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde müvekkilinin hisseler üzerindeki hakkını elde etmesinin mümkün olmayacağını, adalete erişiminin kısıtlanacağını, işbu sebeplerle HMK 392/1 uyarınca müvekkili ...'ın ... şirketindeki toplam 742.514 itibari değerdeki 742.514 adet hissenin saklayan sıfatıyla hisseleri elinde bulunduran ... tarafından üçüncü kişilere devrinin taraflar arasında ... nezdinde görülen tahkim yargılaması sonuçlanana kadar ihtiyati tedbir yoluyla engellenmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Dosyaya sunulan delilerden her iki tarafın yer aldığı hisse satın alma sözleşmesi uyarınca ihtiyati tedbir talep eden tarafça ... ...AŞ hisselerinin satın alındığı, aynı tarihte hisse alım ve hissedarlar sözleşmesi düzenlendiği ve yine ihtiyati tedbir talep eden ile karşı taraf arasında satın alınan hisselere ilişkin hisse intifa sözleşmesinin imzalandığı, ihtiyati tedbir talep edenin yatırımcı, karşı tarafın intifa veren olarak yer aldığı, bu sözleşmenin 6 maddesinde intifa verenin taahhütlerinin düzenlendiği , buna göre intifa verenin intifalı hisselerin mülkiyetini 3. kişilere devretmemeyi taahhüt ettiği anlaşılmıştır. İhtiyati tedbir talep eden tarafça 2017 yılında bu hisselerin saklayan sıfatı ile tutulmak üzere karşı tarafa devredildiği, aralarındaki anlaşmaya göre hisselerin gerçek hissedarı ve intifa hakkı sahibi olarak kendisinin kalacağı konusunda anlaşma yapıldığı ileri sürülmüş ise de dosyaya bu yönde bir anlaşma metni sunulmamıştır. Taraflar arasında geçmiş ilişkilerin tümü yazılı sözleşmeler ile düzenlendiği halde 2017 yılında yapılan devir ve koşullarına ilişkin beyandan öteye bir delil ibraz edilmemiş olup Ek3 adı altında sunulan belgenin de karşı tarafça ihtiyati tedbir talep edene hitaben yazıldığı anlaşılamamıştır. HMK 389 ve devamı maddelerinde ihtiyati tedbir düzenlenmekte olup HMK'nin 389. maddesi, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. "şeklindedir. Aynı yasanın 390/3 maddesi,''Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. Somut olayda ihtiyati tedbir talep eden tarafça karşı tarafa devri yapılan hisselerin gerçek sahibinin kendisi oluğu iddia edilmiş olup bu konuda ... nezdinde açılan davada tahkim yargılamasının sürdüğü anlaşılmaktadır. İhtiyati tedbir talep eden hisselerin gerçek hak sahibinin kendisi olduğunu ortaya koyacak şekilde yaklaşık ispat ölçüsünde delil sunamamıştır. Bu nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı ihtiyati tedbir talep eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :İhtiyati tedbir talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; ihtiyati tedbir talebine konu hisselerin gerçek sahibinin müvekkil olduğunun ispatlanmasının, uyuşmazlığın esasına ilişkin olduğunu ve ihtiyati tedbir talebinin incelemesinde esas incelemenin yapılmaması gerektiğini, davalının ihtiyati tedbire konu ... hisselerini üçüncü kişilere devretmeyi planladığının yaklaşık olarak ispatlandığını, devir saikinin davalıdan davacıya yöneltilmiş olması gerekmediğini, tedbirin verilmemesi halinde müvekkili nezdinde telafisi imkansız zararlar doğacağının dilekçede açıkça belirtildiğini, ilk derece mahkemesi kararında dabu açıklamaların aksi yönünde herhangi bir tespit yapılmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.GEREKÇE : Talep, Milletler arası tahkim yargılaması (...) devam eden şirket hisselerinin satış ve devrinin önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince tedbir isteminin reddine karar verilmiş, karara karşı tedbir isteyen tarafça istinaf isteminde bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, ihtiyati tedbir kararı verilmesi şartlarının bulunup bulunmadığı noktasındadır. 4686 Sayılı Milletlerarası Tahkim Kanununun 'İhtiyatî tedbir veya ihtiyatî haciz' başlıklı 6. Maddesi " Taraflardan birinin, tahkim yargılamasından önce veya tahkim yargılaması sırasında mahkemeden ihtiyatî tedbir veya ihtiyatî haciz istemesi ve mahkemenin böyle bir tedbire veya hacze karar vermesi, tahkim anlaşmasına aykırılık teşkil etmez.Aksi kararlaştırılmadıkça, tahkim yargılaması sırasında hakem veya hakem kurulu, taraflardan birinin istemi üzerine, ihtiyatî tedbire veya ihtiyatî hacze karar verebilir. Hakem veya hakem kurulu, ihtiyatî tedbir veya ihtiyatî haciz kararı vermeyi, uygun bir güvence verilmesine bağlı kılabilir. Hakem veya hakem kurulu, cebrî icra organları tarafından icrası ya da diğer resmî makamlar tarafından yerine getirilmesi gereken ihtiyatî tedbir veya ihtiyatî haciz kararı veremeyeceği gibi, üçüncü kişileri bağlayan ihtiyatî tedbir veya ihtiyatî haciz kararı da veremez.Taraflardan biri, hakem veya hakem kurulunun verdiği ihtiyatî tedbir veya ihtiyatî haciz kararını yerine getirmezse; karşı taraf, ihtiyatî tedbir veya ihtiyatî haciz kararı verilmesi istemiyle yetkili mahkemenin yardımını isteyebilir. Yetkili mahkeme gerekirse başka bir mahkemeyi istinabe edebilir.Tarafların, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile İcra ve İflas Kanununa göre istemde bulunma hakları saklıdır.Tahkim yargılaması öncesi veya tahkim yargılaması sırasında taraflardan birinin istemi üzerine mahkemece verilen ihtiyatî tedbir ya da ihtiyatî haciz kararı, hakem veya hakem kurulu kararının icra edilebilir hale gelmesiyle ya da davanın hakem veya hakem kurulu tarafından reddedilmesi halinde kendiliğinden ortadan kalkar." düzenlemesini içermektedir. 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 389/1. Maddesi, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir, şeklindedir. HMK'nın 390/2 maddesine göre de, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Ayrıca bu kapsamda ihtiyati tedbir talebinin somutlaştırılması gerekir.Yukarıda ifade edildiği üzere HMK'nın 390/2 maddesine göre, tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Yaklaşık ispattan anlaşılması gereken ise usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Buradaki amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tam ispat gerekmez. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez.Somut uyuşmazlıkta: dosyaya sunulan deliller ile taraflar arasında bir kısım sözleşmesel ilişkinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Ancak ihtiyati tedbir isteyenin temel dayanığı tedbir istenen hisselerin kendisine ait olup karşı tarafa saklama sözleşmesi gereği teslim ettiği iddiasıdır. Bu hususta herhangi bir delil ve yazılı belge dosyaya sunulmuş değilidir. Bu haliyle ihtiyati tedbir isteyenin yaklaşık olarak haklılığının ispat edilmediği, tüm iddialarının ihtilaflı ve tespite muhtaç olduğu anlaşılmakla ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbir talep edenin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-İhtiyati tedbir talep eden vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbir talep eden tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 462,15 TL istinaf karar harcının ihtiyati tedbir talep edenden alınarak hazineye irat kaydına,3-İhtiyati tedbir talep eden tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.10/09/2026