Danıştay, sosyal medya ve organize grup eylemleriyle hisse senedi piyasalarında piyasa dolandırıcılığı yaparak uygulanan geçici işlem yasağının iptali istemini değerlendirdi.
Özet: Davacıya, belirli pay piyasalarında olağandışı fiyat ve miktar hareketleri yaratma ve sosyal medya aracılığıyla yanıltıcı paylaşımlar yapma suretiyle "piyasa dolandırıcılığı" suçu işlediği şüphesiyle Sermaye Piyasası Kanunu uyarınca iki yıl süreyle geçici işlem yasağı uygulanmıştır; ilk derece mahkemesi, davacının akrabalık ve finansal transferlerle bağlantılı olduğu bir grupla birlikte hareket ederek, ilgili hisse senedi piyasalarında manipülatif alım işlemleri gerçekleştirdiğini, bu eylemler neticesinde önemli parasal menfaat sağladığını ve kanunun 107/2. maddesinde belirtilen fiilleri ihlal ettiğine dair makul şüphe oluştuğunu belirtmiştir.

T.C.
D A N I Ş T A YONÜÇÜNCÜ DAİREEsas No:2025/521Karar No:2025/1671TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ...VEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... Kablo ve Sistemleri A.Ş. (...) pay piyasasında 31/08/2021-29/11/2021 tarihleri arasında ve ... Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. (...) pay piyasasında 18/10/2021-01/12/2021 tarihleri arasında olağandışı fiyat ve miktar hareketlerine ilişkin olarak yapılan denetim sonucunda, Twitter adlı sosyal medya uygulamasında “...” isimli hesaptan ve Telegram adlı sosyal medya uygulamasında “...” ve “...” adlı hesaplarda yapılan paylaşımlarda ve ... pay piyasasında gerçekleştirilen işlemlerde 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 107/2. maddesinde tanımlanan "Piyasa Dolandırıcılığı" suçu işlendiğinden pay piyasasında bahisle 6362 sayılı Kanun'un 101. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve V-101.1 sayılı Bilgi Suistimali ve Piyasa Dolandırıcılığı İncelemelerinde Uygulanacak Tedbirler Tebliği'nin 5. maddesinin ikirinci fıkrası ile 6. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacı hakkında 2 yıl süreyle geçici işlem yasağı uygulanmasına dair ... tarih ve ... sayılı Sermaye Piyasası Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; ... tarih ve ... sayılı Denetleme Raporu'nda; "...", "..." ve "..." kullanıcı adlı sosyal medya hesaplarıyla bağlantılı oldukları belirlenen G.T., S.S., H.Y., Y.K., V.D., C.Ö., O.Y., A.K., A.İ.Y., D.M., E.Y., İ.B., K.Y., O.C., Ö.O., S.D., S.Ö., S.Y., davacı ile O.A. adlı şahısların ... pay piyasasında iş, arkadaşlık, akrabalık ilişkileri ve para transferleriyle "Grup" olarak birlikte hareket ettikleri, A.İ.Y.’nin H.Y., S.Y. ve K.Y. adlı şahıslarla kardeş oldukları, S.Y. ile davacının karı-koca oldukları, S.Ö. ile davacının kardeş oldukları, S.Y. ile S.Ö. hesabı arasında gerek inceleme dönemi içerisinde gerekse inceleme dönemi yakın zaman dilimlerinde çok sayıda para transferlerinin bulunduğu, davacının hesabından inceleme dönemlerinde ... pay piyasasında 269.779 adet alış işleminin bulunduğu, satış işleminin bulunmadığı ve dolayısıyla toplam 269.779 adet işlem gerçekleştirildiğinin belirlendiği, ayrıca dönem başında (31/08/2021 tarihi) mülkiyetinde ... payı bulunmadığı, dönem içinde 269.779 adet net alım işlemi gerçekleştirildiği ve dönem sonunda (29/11/2021 tarihi) mülkiyetinde 269.779 adet ... payı bulunduğunun belirlendiği, ... pay piyasasında gerçekleştirdiği işlemler neticesinde 8.468.261,05-TL menfaat elde ettiği, inceleme döneminde S.Y. hesabından K.Y. hesabına 6 defada toplam 2.770.000,00-TL, Ş.Y. hesabına 1 defada 1.700.000,00-TL ve S.Ö. hesabına 2 defada 20.300,00-TL para transferleri yapıldığı, davacının grup ile birlikte yer aldığı eylemlere bakıldığında, inceleme dönemlerinde ... pay piyasasında grup tarafından 6.057.650 adet alım, 4.976.872 adet satım işlemi olmak üzere toplam 11.034.522 adet işlem gerçekleştirildiği, ... pay piyasasında inceleme döneminde ortalama günlük işlem miktarının bir önceki döneme (25/05/2021-27/08/2021) kıyasla %143,46 oranında artarak 3.420.783 adet olarak gerçekleştiği, benzer şekilde, ortalama günlük yatırımcı sayısının da %286,54 oranında artarak 3,616 kişiye yükseldiği, ... pay piyasasında Grup üyeleri tarafından gerçekleştirilen işlemler neticesinde 146.884.736,21-TL menfaat elde edildiğinin tespit edildiği, söz konusu grup bağlantılarıyla birlikte pay alım işlemleri, gerçekleştirilen para transferleri ve elde edilen parasal menfaat dikkate alındığında, davacının grup ile birlikte hareket ettiği, inceleme döneminde gerçekleştirilen işlemlerin piyasa dolandırıcılığı suçunun işlendiğine yönelik makul şüphe oluşturan nitelikte işlemler olduğu; Bu durumda, dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile denetleme raporunun birlikte değerlendirilmesinden; davacının, ... piyasasında 31/08/2021-29/11/2021 döneminde, sermaye piyasası araçlarının fiyatlarına, fiyat değişimlerine, arz ve taleplerine ilişkin olarak yanlış veya yanıltıcı izlenim uyandırmak amacıyla alım veya satım yapan, emir veren, emir iptal eden, emir değiştiren, hesap hareketleri gerçekleştiren, sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcıların kararlarını etkilemek amacıyla yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi veren, yorum yapan grup üyeleri ile birlikte hareket ederek gerçekleştirdiği pay alım işlemleri, aldığı para transferleri ve elde ettiği parasal menfaat ile şuça iştirak ettiği hususunda makul şüphe bulunduğu anlaşıldığından, 6362 sayılı Kanun'un 107/2 maddesinde sayılan fiilleri ihlal etmesi sebebiyle, anılan Kanun'un 101/1-a maddesi ve V-101.1 sayılı Tebliğ'in 5/2 ve 6/2 maddeleri uyarınca davacı hakkında 2 yıl süreyle borsalarda geçici işlem yasağı uygulanmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; 6362 sayılı Kanun'un 107. maddesinin ikinci fıkrası ile 101. maddesinin birinci fıkrası birlikte değerlendirildiğinde; 101. maddenin birinci fıkrasının, 107. maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan fiilin işlenmesine yönelik makul şüpheyi geçici işlem yasağının sebebi olarak düzenlediği, 107. maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanmayan ancak bu fiile iştirak kapsamında başka iş ve işlemler gerçekleştirildiğine yönelik makul şüphenin ise “107/2'de tanımlanan fiilin işlenmesine yönelik makul şüphe” kapsamında değerlendirilemeyeceği, aksi düşüncenin kanunilik ilkesine aykırılık oluşturacağı; Bu durumda, davaya konu geçici işlem yapma yasağının uygulanabilmesi için Kanun'un 107. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen ve özetle yatırımcıların kararlarını etkilemek amacıyla sözlü ya da yazılı herhangi bir beyanda bulunmak ya da başkalarının beyanlarını yaymak suretiyle menfaat sağlamak olarak tanımlanabilecek bir fiilin işlendiğine dair makul şüphe bulunması gerekmekte olup somut olayda davacı hakkında sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcıları etkilemek amacıyla yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi verdiği, söylenti çıkardığı, haber verdiği, yorum yaptığı veya rapor hazırladığı ya da bunları yaydığı ve de bu suretle menfaat sağladığı yönünde makul şüphe oluşturacak bir tespit ya da değerlendirmenin davalı idarece yapılmadığı, davacı hakkında tespit edilen ... pay piyasasına ilişkin yorumların paylaşıldığı Telegram ve Twitter grubuna üye olmak ve anılan pay piyasasında işlem gerçekleştirmek fiillerinin ise 107/2'de tanımlanan fiil kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşıldığından, 107/2'de düzenlenen fiili işlediğine yönelik makul şüphe bulunduğundan bahisle davacı hakkında 2 yıl süreyle geçici işlem yasağı uygulanmasına ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka uygunluk, aksi yöndeki İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, davacının denetleme raporunda tespit edilen fiillerinin 6362 sayılı Kanun'un 107/1. maddesinde düzenlenen fiiller kapsamında bulunması halinde, davalı idarece bu düzenleme çerçevesinde değerlendirme yapılabileceğinin açık olduğu belirtilmiştir. Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca esastan incelenen davada, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, söz konusu fiiller davacının dahil olduğu grup tarafından gerçekleştirildiğinden, davacı tarafından ayrıca işlenmesine gerek bulunmadığı, hukuka uygun davranışlar ile gerçekleştirilen ancak suç/kabahat niteliğini haiz olan eylemlerin tek kişi tarafından gerçekleştirilebileceği gibi uygulamada çoğu kez görüldüğü üzere birçok kişinin -özellikle piyasada hakimiyetin elde edilmesi amacıyla- bir araya gelmesiyle oluşturulan yatırımcı grubu tarafından da gerçekleştirilebildiği, sermaye piyasası mevzuatı ile düzenlenen ve hukuk düzeni tarafından yasaklanan fiillerin birden fazla kişi tarafından gerçekleştirilmesi durumunda her bir kişi tarafından bahse konu fiillerin gerçekleştirilmesine gerek bulunmadığı, kişilerin hakimiyet derecesine göre değerlendirme yapılması gerektiği, iştirak içerisinde gerçekleştirilen fiillerde birtakım kişilerin sermaye piyasası araçlarının fiyatını etkileyebilecek şekilde yalan, yanlış bilgi verme gibi fiilleri gerçekleştirdiği, diğer kişilerin ise menfaat temin ettiği, böylece birden fazla kişi tarafından Kanun'un 107/2 maddesinde belirtilen fiiller üzerinde hakimiyet kurulduğu, grup tarafından bir bütün halinde gerçekleştirilen işlemlerin piyasa bozucu niteliği haiz olduğu noktasında makul şüphenin bulunduğu ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın ve istemi halinde temyiz aşamasında kullanılmayan 1.013,90-TL yürütmeyi durdurma harcının davalıya iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 22/04/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY :6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun "Piyasa bozucu eylemler, bilgi suistimali ve piyasa dolandırıcılığı incelemelerinde uygulanacak tedbirler" başlıklı 101. maddesi uyarınca Kurulun, 104., 106. ve 107. maddelerde sayılan fiilleri işlediğine dair makul şüphe bulunan gerçek veya tüzel kişiler ile tüzel kişilerin yetkilileri ile ilgili sermaye piyasası araçlarına ilişkin olarak; borsalarda geçici veya sürekli olarak işlem yapılmasının yasaklanması tedbirini almaya yetkisi bulunmaktadır. V-101.1 sayılı “Bilgi Suistimali ve Piyasa Dolandırıcılığı İncelemelerinde Uygulanacak Tedbirler Tebliği”nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinde, “Makul şüphe”, sermaye piyasalarında; işlem gerçekleştiren kişilerin veya onlarla birlikte hareket edenlerin işlem kalıpları ve hesaplarında gerçekleştirilen transferler, sermaye piyasası araçlarının geçmiş dönem fiyat miktar analizleri, fiili dolaşım oranları, sermaye piyasası araçları ile ilgili haber ve açıklamalar, ihbar veya şikâyetler ile bunları destekleyen emareler dikkate alınarak yapılan incelemeler sonucunda Kanunun 106. ve 107. maddelerinde sayılan fiillerin işlendiğine dair oluşan şüphe olarak tanımlanmıştır. Makul şüphe, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 116. maddesinde arama tedbirinin tatbiki için aranan şüphe seviyesi olup, Yargıtay tarafından “somut olgulara dayanma”, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında “objektif bir gözlemciyi ikna etme” şartı aranmıştır. 6362 sayılı Kanun'un “Piyasa dolandırıcılığı” başlıklı 107. maddesinin 2. fıkrasında ise, sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcıların kararlarını etkilemek amacıyla yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi veren, söylenti çıkaran, haber veren, yorum yapan veya rapor hazırlayan veya bunları yayan ve bu yolla menfaat sağlayanlar üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacağı kurala bağlanmıştır. Suça iştirak, Türk Ceza Kanunu'nun 37-41. maddeleri arasında düzenlenmektedir. Ceza Hukukunda suça iştirak, bir suç işleme kararının icrası kapsamında birden fazla kişi tarafından fikir ve eylem birliği içinde birlikte suç işlenmesini ifade etmektedir (TCK m.37). Suça iştirak, bir kişi tarafından işlenebilecek bir suçun aralarında anlaşmak ve işbirliği yapmak suretiyle birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesidir. Ancak kasten işlenen suçlar iştirak halinde işlenebilir. Suça iştirak hallerinde “faillik” ve “şeriklik” olmak üzere iki kavram kabul edilmiştir. Fail, kanuni tipe uygun fiili icra etmesi nedeniyle işlenen suçtan doğrudan sorumludur. Buna karşılık, şeriklerin sorumluluğu doğrudan değildir, şerikler suçtan bağlılık kuralı gereğince sorumlu tutulurlar. Başka bir deyişle, şeriklerin suçla irtibatları failin şahsına ve işlediği fiile bağlılık arz etmektedir. Bu nedenle, şerikler kendilerince bilinen ve failin işlediği fiilden veya şahsından kaynaklanan nitelikli hallerden etkilenirler. Şeriklik, “yardım etme” ve “azmettirme” olmak üzere iki şekilde vücut bulur. Türk Ceza Kanunu'nun 37. maddesinde düzenlenen faillik, “müşterek faillik” ve “dolaylı faillik” olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Müşterek faillik suretiyle suça iştirak, suçun vücut bulması için suçun işlenmesine katılan her bir failin eyleminin zorunlu katkısına ihtiyaç duyulması halinde söz konusu olmaktadır. Dolaylı faillik suretiyle suça iştirak ise, kişinin başkasını araç olarak kullanarak suç işlemesi halinde söz konusu olmaktadır. Dolaylı fail, asıl fail gibi cezalandırılmaktadır. Bu kapsamda, 6362 sayılı Kanun’un 107. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen suçun işlenebilmesi için, failde saik, yani özel kast olması, sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcıların kararlarını etkilemek amacıyla yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi veren, söylenti çıkaran, haber veren, yorum yapan veya rapor hazırlayan veya bunları yayan, yani bu seçimlik hareketlerden birisinin icra edilmesi ve bu yolla menfaat sağlanmış olması gerekir. Fail bir kişi olabileceği gibi, birden fazla kişi de olabilir. Bu suçun, iştirak yoluyla birden fazla kişi tarafından fikir ve eylem birliği içinde birlikte işlenmesi, bu suça azmettirme veya yardım etme yoluyla iştirak edilmesi mümkündür. Zira, bu suçun işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanan kişi ya da kişiler de sorumlu kabul edilmekte olup, bunun için asıl fail ile birlikte menfaat temin etmiş olması yeterlidir. Başka bir deyişle bu suça dolaylı fail olarak iştirakin mümkün olduğu gözükmektedir. 6362 sayılı Kanun’un 107. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen suça iştirakin her şekli mümkün olup, anılan suç, iştirak bakımından bir özellik göstermemektedir. Mülga 2499 sayılı Kanun'un 47/A-2,3 bentlerinde, piyasa dolandırıcılığı suçunu işleyenler için “... gerçek kişilerle, tüzel kişilerin yetkilileri ve bunlarla birlikte hareket edenler” şeklinde bir ibare yer almaktaydı. TCK'nin iştirake ilişkin genel hükümlerinin, söz konusu ibareyi gereksiz kılması karşısında, yeni kanunda buna benzer bir düzenlemeye yer verilmemiştir. (Doç. Dr. Selman DURSUN, “6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun Suç ve Kabahat Düzenlemelerindeki Yenilikler”, Türk Ticaret Kanunu Ekseninde Sermaye Piyasası Hukuku Toplantı Serisi-7, İstanbul, 3 Mayıs 2017, s. 327) Netice olarak, 6362 sayılı Kanun’un 107. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen suça iştirak eden faillere, azmettirenlere, yardım edenlere de ilgili sermaye piyasası araçlarına ilişkin olarak; borsalarda geçici veya sürekli olarak işlem yapılmasının yasaklanması tedbirinin uygulanabileceği anlaşılmaktadır. Öte yandan, VI-104.1 sayılı Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği'nin 3. maddesinde, “Birlikte hareket eden kişiler”, bir ya da birden fazla kişinin emir veya işlemleri, emir veya işlem planları ya da sahip oldukları sermaye piyasası araçları hakkında bilgi sahibi olarak; zımni, sözlü ya da yazılı bir anlaşmaya dayanarak; aynı kişi ya da kişilerin yönlendirmesiyle hareket ederek; bir ya da birden fazla kişiyi yönlendirerek; vekâlet alarak ya da almaksızın başkalarının hesaplarını kullanarak; aynı mekânı veya sanal ortam, bilgisayar, telefon, internet bağlantısı ya da iletişim kanallarından herhangi birini kullanarak emir ileten, işlem gerçekleştiren, nakit, nakit benzeri ya da sermaye piyasası aracı virmanı veya transferi yapan, hesap hareketi gerçekleştiren, bu fiilleri gerçekleştirenlere hesaplar, emirler, işlemler ya da şirketler hakkındaki bilgileri hukuka aykırı olarak veren kişiler veya her ne nam altında olursa olsun, doğrudan ya da dolaylı olarak, aralarında, hesaplar arasında veya yönettikleri ya da kullandıkları hesaplar arasında, nakit, nakit benzeri veya sermaye piyasası aracı virmanı ya da transferi gerçekleşen kişiler olarak tanımlanmıştır. Dosyanın incelenmesinden, "...", "..." ve "..." kullanıcı adlı sosyal medya hesaplarıyla bağlantılı oldukları belirlenen G.T., S.S., H.Y., Y.K., V.D., C.Ö., O.Y., A.K., A.İ.Y., D.M., E.Y., İ.B., K.Y., O.C., Ö.O., S.D., S.Ö., S.Y., davacı ile O.A. adlı şahısların ... pay piyasasında iş, arkadaşlık, akrabalık ilişkileri ve para transferleriyle "Grup" olarak birlikte hareket ettikleri, A.İ.Y.’nin H.Y., S.Y. ve K.Y. adlı şahıslarla kardeş oldukları, S.Y. ile davacının karı-koca oldukları, S.Ö. ile davacının kardeş oldukları, S.Y. ile S.Ö. hesabı arasında gerek inceleme dönemi içerisinde gerekse inceleme dönemi yakın zaman dilimlerinde çok sayıda para transferlerinin bulunduğu, davacının hesabından inceleme dönemlerinde ... pay piyasasında 269.779 adet alış işleminin bulunduğu, satış işleminin bulunmadığı ve dolayısıyla toplam 269.779 adet işlem gerçekleştirildiğinin belirlendiği, ayrıca dönem başında (31/08/2021 tarihi) mülkiyetinde ... payı bulunmadığı, dönem içinde 269.779 adet net alım işlemi gerçekleştirildiği ve dönem sonunda (29/11/2021 tarihi) mülkiyetinde 269.779 adet ... payı bulunduğunun belirlendiği, ... pay piyasasında gerçekleştirdiği işlemler neticesinde 8.468.261,05-TL menfaat elde ettiği, inceleme döneminde S.Y. hesabından K.Y. hesabına 6 defada toplam 2.770.000,00-TL, Ş.Y. hesabına 1 defada 1.700.000,00-TL ve S.Ö. hesabına 2 defada 20.300,00-TL para transferleri yapıldığı, davacının grup ile birlikte yer aldığı eylemlere bakıldığında, İnceleme Dönemlerinde ... pay piyasasında grup tarafından 6.057.650 adet alım, 4.976.872 adet satım işlemi olmak üzere toplam 11.034.522 adet işlem gerçekleştirildiği, ... pay piyasasında inceleme döneminde ortalama günlük işlem miktarının bir önceki döneme (25/05/2021-27/08/2021) kıyasla %143,46 oranında artarak 3.420.783 adet olarak gerçekleştiği, benzer şekilde, ortalama günlük yatırımcı sayısının da %286,54 oranında artarak 3,616 kişiye yükseldiği, ... pay piyasasında Grup üyeleri tarafından gerçekleştirilen işlemler neticesinde 146.884.736,21-TL menfaat elde edildiğinin tespit edildiği, söz konusu grup bağlantılarıyla birlikte pay alım işlemleri, gerçekleştirilen para transferleri ve elde edilen parasal menfaat dikkate alındığında, davacının grup ile birlikte hareket ettiği, inceleme döneminde gerçekleştirilen işlemlerin piyasa dolandırıcılığı suçunun işlendiğine yönelik makul şüphe oluşturan nitelikte işlemler olduğu; 6362 sayılı Kanun'un 101. maddesinin dava konusu işlemin dayanağı olan birinci fıkrasından, geçici işlem yasağı tedbirinin uygulanabilmesi için 106. ve 107. maddede sayılan fiillerin işlendiğine dair makul şüphenin varlığının yeterli görüldüğü; Bu durumda, ... ve ... pay piyasalarında “...”, “...” ve “...” adlı sosyal medya hesapları tarafından yapılan paylaşımlar ile 31/08/2021-29/11/2021 döneminde ... pay piyasasında gerçekleştirilen işlemlerin yatırımcıların kararlarını etkilemek ve bu suretle menfaat temin etmek amacıyla yanıltıcı nitelikte paylaşımlarda bulunduğunun tespitiyle, anılan sosyal medya uygulamasına üye olan ve söz konusu payda bu şahıslarla birlikte hareket ederek işlem gerçekleştirmek suretiyle suça iştirak kapsamında sorumluluğu olduğu hususunda makul şüphe bulunduğundan 2 yıl süreyle geçici işlem yasağı uygulanmasına ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile dava konusu işlemin iptaline dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği oyu ile aksi yöndeki karara katılmıyorum.