Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi kararı: Tanınmış seri marka esas unsuruyla benzerlikten doğan karıştırılma ihtimali nedeniyle marka tescil başvurusu iptal davası.
Özet: Davacı şirket, ".../..." ibaresini içeren tanınmış markalarının bulunmasına rağmen, "... " ibareli yeni bir marka başvurusunun tescil edilmemesi talebiyle açtığı davada, başvurunun kendi markaları ile görsel, işitsel ve kavramsal olarak yoğun benzerlik taşıdığını, mal ve hizmet sınıflarının aynı olduğunu ve bu durumun tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimali yarattığını savunurken, davalı kurum ve başvuru sahibi şirket ise kararın yasalara uygun olduğunu, markalar arasında karışıklık yaratacak düzeyde benzerlik bulunmadığını ve "... " ibaresinin tek başına değerlendirilemeyeceğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/108 Esas - 2026/67

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ
K A R A R
ESAS NO : 2025/108
KARAR NO : 2026/67
DAVA : Marka ... Kararı İptali- Hükümsüzlük
DAVA TARİHİ : 17/03/2025
KARAR TARİHİ : 23/02/2026 Yazıldığı tarih : 09/03/2026
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Davacı ... A.Ş.’nin, bünyesinde “.../...” ibaresini içeren çok sayıda markanın bulunduğunu ve bu markaların uzun yıllardır Türkiye genelinde yaygın şekilde kullanıldığını, “... ...” ibareli markanın ... nezdinde tanınmış marka olarak kayıtlı olduğunu, “...” ibaresi için yapılan marka tescil başvurusunun 25 ve 35. sınıflarda yer alan mal ve hizmetleri kapsadığını, söz konusu başvurunun ...’nde yayımlanmasının ardından süresi içinde itirazda bulunduğunu, ancak bu itirazın ... tarafından reddedildiğini, kendi markaları ile başvuru konusu ibare arasında yer alan “.../...” kelimesinin aynı olduğunu, bu kelimenin markaların esas unsuru olarak algılandığını ve tüketiciler tarafından davacı şirketle ilişkilendirildiğini, “...” ibaresinin, davacıya ait markaların bir uzantısı veya aynı marka ailesinin parçası olarak algılanabileceğini, bu nedenle kamu nezdinde söz konusu ibare ile davacı markaları arasında bağlantı kurulabileceğini, “.../...” ibaresinin şirket unvanı ve ticari faaliyetlerinde de yer aldığını ve ... alan adının kullanımda olduğunu, “...” ibaresinin tercih edilmesinde kendi markalarının bilinirliğinin etkili olduğunu düşündüğünü, bu nedenlerle davacının, ... ’nun ret kararının iptalini ve marka başvurusunun tescil edilmemesini talep ettiği, ayrıca yargılama süresince markanın tescil ve kullanımına ilişkin işlemlerin durdurulmasını”, cevaba cevap dilekçelerinde “ Davacı taraf, davalı Kurumun cevap dilekçesinde taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı yönündeki savunmasının yerinde olmadığını, 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi gereğince markalar arasında aynı olmanın şart olmadığını, benzerliğin ve halk nezdinde karıştırılma ihtimalinin varlığının başvurunun reddi için yeterli olduğunu, karıştırılma ihtimali değerlendirilirken markaların birlikte değil, tüketicinin bellek ve algısı çerçevesinde bıraktıkları bütünsel izlenimin esas alınması gerektiğini, bu kapsamda farklılıklardan ziyade benzerliklerin önem taşıdığını ileri sürmektedir. Davacı, “...” ibareli başvurunun, kendi markalarının esas unsurunu oluşturan “.../...” ibaresi ile görsel ve işitsel anlamda yoğun derecede benzerlik taşıdığını, kelime markalarında yazım biçimi ve karakter farklılıklarının sonucu etkilemediğini, “...” ibaresinin başvuru markasında da baskın unsur olarak yer aldığını ve tüketicilerin bu ibareyi davacıya ait marka serisi ile ilişkilendirmesinin kaçınılmaz olduğunu, markada ayırt ediciliği artıran şekil veya renk unsuru da bulunmadığını, işitsel açıdan da her iki markada “...” ses grubunun birebir yer alması nedeniyle karıştırılma ihtimalinin güçlendiğini belirtmektedir. Davacı, ayrıca markaların tescil talebine konu mal ve hizmet sınıflarının (özellikle 25 ve 35. sınıflar) aynı olduğunu, bu durumun karıştırılma ihtimalini artıran önemli bir unsur olduğunu, sınıflandırmanın teknik ayrımının tek başına belirleyici olmadığını, esasen halk nezdinde markaların aynı veya bağlantılı işletmelere ait olduğu yönünde algı yaratılmasının dikkate alınması gerektiğini vurgulamaktadır. Davacı, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açıdan benzer olduğunu, buna ek olarak mal ve hizmetler bakımından da ayniyet bulunduğunu, hatta marka işaretleri arasındaki benzerliğin düşük kabul edilse bile emtia ayniyetinin iltibas riskini artıracağını, yargı ve doktrinde de bu yaklaşımın benimsendiğini, “.../...” ibareli markalarının bilinen ve seri marka niteliğinde olduğunu, “...” ibaresinin de bu seri markalardan biri olarak algılanmasının kaçınılmaz bulunduğunu, bu sebeplerle davaya konu marka başvurusu ile kendi markaları arasında SMK m.6/1 anlamında karıştırılma ihtimalinin açık şekilde mevcut olduğunu” ileri sürerek davanın kabul edilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı Firma Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: ... kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru konusu markanın bir bütün olarak “...” ibaresinden oluştuğunu ve yalnızca “...” kelimesi ayıklanarak benzerlik iddiasında bulunulamayacağını, markalar arasında ortalama tüketici nezdinde karıştırılmaya yol açabilecek düzeyde görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunmadığını, “.../..." ibarelerinin ayırt ediciliği düşük ibareler olduğunu, bu ibareleri içeren farklı markaların da sicilde yer aldığını, müvekkil şirketin 2003 yılından beri ticaret unvanında “...” ibaresini kullandığını ve bu kullanım nedeniyle kazanılmış hak bulunduğunu, ayrıca markaların farklı mal ve hizmet sınıflarında kullanıldığını, davacının ileri sürdüğü tanınmışlık ve kötü niyet iddialarını destekler nitelikte somut delil sunulmadığını belirterek davanın reddini talep ettiği, davacı tarafın cevaba cevap dilekçesine karşı ise, “huzurdaki davanın esasının ... kararının iptali olduğunu, hükümsüzlük talebinin ikinci planda ve şartlı olarak ileri sürüldüğünü, bu nedenle itiraz aşamasında dayanak yapılmamış markaların hükümsüzlük yönünden değerlendirme dışında bırakılması gerektiğini, ayrıca davacı tarafın sunduğu emsal kararların henüz kesinleşmemiş olup bağlayıcı mahiyette olmadığını, müvekkiline ait “...” markasının yazı karakteri, renk, yerleşim ve genel görünüm itibarıyla davacı markalarından belirgin şekilde ayrıldığını, tüketicinin markayı bir bütün olarak algıladığı dikkate alındığında taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacının “.../...” ibareleri üzerinde münhasır hak iddia etmesinin mümkün olmadığını, davacının market ve perakende alanındaki faaliyetleri ile müvekkilin optik alanındaki faaliyetlerinin farklılık arz ettiğini, davacının tanınmışlık iddialarına dair somut belge sunmadığını, “.../...” ibarelerinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunun yargı kararları ile de tespit edildiğini, kötü niyet iddiasının ise müvekkilin markayı 2003 yılından beri aynı biçimde kesintisiz kullanması karşısında dayanaksız kaldığını belirterek, davacı yanın açtığı davanın haksız ve yersiz olduğunu, bu nedenle davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı firmanın ... başvuru sayılı markasına yönelik davacı tarafın itiraz mesnedi markaları dolayısıyla SMK 6/1 maddesine göre iltibas, SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık, SMK 6/6 maddesine göre unvan, isim ve diğer fikri hak , SMK 6/9 maddesine göre kötü niyetli başvuru yaptığı iddialarına dayalı itirazlarının nihai olarak reddi konusunda verilen ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin, davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
... kararının 20.01.2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 17.03.2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
... ...'nun ... sayılı kararında;" ... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ... sayılı "...", "... "...", "... ..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6/1, 6/5, 6/6, 6/9 maddeleri uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
Kurul'da, ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu itibarla, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Somut olay açısından, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz haklı görülmemiştir.
Bunun yanında, itiraz dilekçesinde öne sürüldüğü gibi itiraza gerekçe markanın, 6769 s. SMK'nın 6/6 kapsamındaki hak sahipliği yönünde yeterli kanaate ulaşılamadığından, bu iddianın kabulü mümkün olmamıştır.
Son olarak, başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde somut ve elle tutulur delillere rastlanmadığından ve Kurul'da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde bir kanaat de oluşmadığından, bu iddiaya dayalı itiraz haklı görülmemiştir.
Sayılan nedenlerle, itirazın reddi gerekmiştir.
KARAR İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir. " ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",
Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir.
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı başvuru Markası Davacı Markaları
... ... ...
... ...
07.01.2026 tarihli Bilirkişi Raporundan Özetle ; "1)SMK md. 6/1 kapsamında dava konusu ... sayılı, 25 ve 35. Sınıf mal ve hizmetlerde tescili talep edilen ... ibareli davalı markasının mal ve hizmet sınıflarının tamamının; davacının itiraza mesnet ... sayılı tescilli markasının 35. Sınıf mal ve hizmetlerinin kapsamında( Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler.Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.), ...sayılı tescilli markasının 25. Sınıf mal ve hizmetlerinin kapsamında,( Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler), ... sayılı tescilli markasının 35. Sinif mal ve hizmetlerinin kapsamında( 35/Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler (Ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri dahil). Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri ( belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer "yöntemler ile sağlanabilir ) ve ... sayılı tescilli markalarının 35. Sınıf hizmetlerinin kapsamında, ( Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri . Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler.Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.) Sınıf mal ve hizmetlerinin kapsamında olan birebir aynı mal ve hizmet niteliği taşıdığı,
2)Davacının itiraza mesnet ... sayılı “...” markaları ile davalının ... sayılı başvuru markası arasında görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzerlik bulunduğu,
3)Bu nedenle taraf markalar arasında; 1 nolu sonuç kısmında belirtmiş olduğumuz mal ve hizmetler bakımından 6769 S. SMK m.6/1 anlamında iltibas tehlikesinin oluşabileceği, bu nedenle başvuru markasının, davacının “...” ibareli tescilli markalarıyla benzerlik düzeyi itibariyle, birebir ayniyet taşıyan 25. ve 35. Sınıfa konu mal ve hizmetler bakımından ... karar iptal ve hükümsüzlük şartlarının bulunduğu,
4)Sayın Mahkemece de taraf markaları arasında benzerlik ve iltibas tehlikesi oluşacağına dair kanaat oluşması halinde; davacının mesnet olan markalarının “...” belirli bir bilinirliğinin olduğunun kabulü halinde, başvuru markasının 25. Sınıf kapsamındaki “Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler”. ve 35.sınıf kapsamındaki “Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” bakımından başvuru markasının tescili ve kullanımı halinde, ilgili alıcı kitlesinin taraf markaları arasında bağlantı/linti kurarak ekonomik davranışları ve satın alma klik olabileceğinin ve SMK 6/5'de düzenlenen davalının haksız menfaat temin etmesi, davacı markasının itibarına veya ayırt edici karakterine zarar verilmesi olasılığının doğabileceği.
5) SMK'nun m. 6/6'nin koşullarının bulunmadığı,
6) Davacının SMK md. 6/9 Kötü niyet iddialarına ilişkin Takdirin Sayın mahkemeye ait olduğu görüş ve kanaatinde ulaştığımızı " şeklinde ifade edilmiştir.
Davalı firma vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.
GEREKÇE:
Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
Davalının " ... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait ... sayılı "... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu; Bilirkişi heyet raporundaki sayfa 6-14 deki tabloda " tüm mal ve hizmetlerde" emtia benzerliği oluştuğu da görüleceği ;
( Nitekim ... HD.nin 02/06/2022 tarih ve ... sayılı ilamında " davacı markalarının asıl unsurunu “...” VE “...” ibareleri oluşturmakta olup, başvuru konusu işaret ise "..." ibaresidir. ...... Hukuk Dairesi'nin 27.01.2021 tarihli ve ... sayılı kararında da zikrolunduğu üzere, itiraza mesnet davacı markaları ile davalı başvuru markası arasında görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzerlik bulunduğu, dolayısıyla aynı mal ve/veya hizmetlerde kullanılması halinde o mal ve hizmetlerin aynı teşebbüsten ya da bağlı teşebbüsten geldiği yönünde iltibasa sebep olabileceği kabul edilmelidir. " şeklinde; ve Yine ... HD.nin10/03/2022 tarih ve ... sayılı ilamında " davacı markalarının asıl unsurunu “...” VE “...” ibaresinden oluştuğu, başvuru konusu işaret ise “... ” ibaresidir. Bu durumda, itiraza mesnet davacı markaları ile davalı başvuru markası arasında görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzerlik bulunduğu, dolayısıyla aynı mal ve/veya hizmetlerde kullanılması halinde o mal ve hizmetlerin aynı teşebbüsten ya da bağlı teşebbüsten geldiği yönünde iltibasa sebep olabileceği kabul edilmelidir ( ...). Şu halde, aynı mal ve hizmetlerde markanın köken gösterme fonksiyonu yönünden karıştırma ihtimali bulunduğu gözetilip bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi " şeklinde; emsal kararlarında da bu şekilde değerlendirme yapıldığı);
İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/ hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının " ... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının ... sayılı "... " ibareli ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının ... sayılı "... " ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının" ... " ibareli başvuru markalı malları/hizmetleri satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından benzerlik nedeniyle başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/ hizmetler algısı da oluşabileceğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunduğu kanaati oluştuğu;
Diğer yönden ise ;
SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;
Davacı tarafın " ... " ibareli başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı;
Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;
Ancak; bu durumlar yukarıda izah edilen SMK 6/1 maddesindeki iltibası ortadan kaldırmadığından neticeden davanın kabulü gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın KABULÜNE,
2-Dava konusu ... sayılı ... Kararının İPTALİNE,
3-Dava konusu ... sayılı marka tescilli olduğundan hükümsüzlüğüne, sicilden terkin edilmesine, karar kesinleştiğinde ... ya müzekkere yazılmasına,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davalılardan eşit tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
5-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine,
6-Davacının yaptığı; 15.000,00-TL bilirkişi ücreti, 460,00-TL tebligat ücreti, 615,40 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 16.075,40-TL yargılama giderinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine,
7-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine
Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.23/02/2026
Katip ...
E imza
Hakim ...
E imza