Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde Görüşülen, Tescilli Markanın Birebir Aynısının Haksız Kullanımı ve Tecavüzünün Durdurulması ile Tazminat Talepli Dava.
Özet: Davacı, uzun yıllardır kullandığı, yoğun yatırımla tanınmış hale getirdiği ve adına tescilli olan markasının, davalı tarafından birebir aynı şekilde yetkisiz ve haksız olarak kullanıldığını iddia etmektedir; davalının bu kullanımının, görsel, işitsel ve anlamsal açıdan ayırt edilemeyecek derecede benzer olması, logoların dahi benzer konumda yer alması ve davalının sağladığı hizmetlerin davacının markası kapsamındaki mal ve hizmetlerle büyük ölçüde örtüşmesi nedeniyle karıştırılma ihtimali yarattığını, gönderilen ihtarnameye rağmen haksız kullanıma devam edildiğini ve arabuluculuk görüşmesinin sonuçsuz kaldığını belirterek, bu durumun hem marka hakkına hem de ticaret unvanına tecavüz teşkil ettiğini öne sürerek, tecavüzün durdurulması, önlenmesi, engellenmesi ile maddi ve manevi tazminat talep etmektedir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
T.C.ANKARA2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİKARAR TÜRK MİLLETİ ADINAEsas No : 2023/603Karar No : 2025/137....Dava : Marka Hakkına Tecavüzün Durdurulması, Önlenmesi, Engellenmesi, Maddi ve Manevi Tazminat Dava Tarihi : 27/12/2023Karar Tarihi : 10/04/2025Gerekçeli KararınYazıldığı Tarih : 10/04/2025Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan Marka Hakkına Tecavüzün Durdurulması, Önlenmesi, Engellenmesi, Maddi ve Manevi Tazminat istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :DAVA :Davacı vekili dilekçelerinde özetle; müvekkilinin, “...” markasını uzun yıllardır kullandığı ve yaptığı yoğun yatırım ve emek sonucunda tanınmış hale getirdiğini, .... nezdinde.... başvuru numarası ile “...” markasının müvekkili adına tescilli olduğunu, hem ürün ve hizmetlerinde hem de ticari unvanında bu markayı aktif şekilde kullandığını, davalı tarafından gerçekleştirilen tecavüz halinden, .... tarafından gönderilen e-posta aracılığıyla haberdar olunduğunu, ...’ye hitaben gönderilen e-postada; ....ilgili markaları karıştırarak müvekkiline mail gönderildiğini, bunun üzerine, 01.11.2023 tarihinde “...” markasını yetkisiz ve haksız biçimde kullanan davalı .... Dijital’e, ... yevmiye numaralı ihtarname gönderildiğini, müvekkilinin iyi niyetli tüm girişimlerine karşın, davalı tarafından ihtarname yanıtlanmadığı gibi, haksız ve yetkisiz kullanımlara da aynen devam olunduğunu, davalı ile yapılan 01.12.2023 tarihli ve ... başvuru dosya numaralı arabuluculuk görüşmesinin de anlaşmama ile sonuçlandığını, davalının, müvekkili markasının birebir aynısını kullandığını; müvekkiline ait marka ile davalı tarafından haksız kullanılan markanın; görsel, işitsel ve anlamsal olarak karşılaştırıldığında ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, müvekkiline ait tescilli markanın davalıya ait marka birebir aynı yazılmakta ve okunmakta olduğunu, görsel, işitsel ve anlamsal açıdan aynı olduğunu, markaların logolarının yanına konumlandırılmış görsel unsurların dahi ana markanın sol tarafında yer aldığı ve lokasyon olarak aynı olduğunu, birinde konum, diğerinde tick işareti yer aldığını, ikisinin de aynı biçimde logoya yerleştirildiğini, davalının kullanımında “...” ifadesi yer almakta olup, “...” markasının kendilerine ait tescilli marka olduğu izlenimi uyandırıldığını, oysa tescilli marka sahibinin müvekkili olup, davalı ile hiçbir bağlantısının olmadığını, buradaki “...” ibaresinin de kötü niyetli kullanımı açıkça ortaya koyduğunu, müvekkili şirket adına tescilli .... sayılı “...” isimli markanın ....Nice sınıfları bakımından faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirket adına tescilli “...” ibaresinin birebir aynısının davalı .... adlı internet sitesinde, start-up projelerinden biri olarak sergilenmekte olduğunu, yine davalı şirket tarafından haksız kullanılan marka ve unvana yönelik .... sitesi bulunmakta olduğu ve verilen hizmetlerin “randevu yönetimi, müşteri yönetimi, personel yönetimi, servis yönetimi, iş analizi ve online rezervasyon” şeklinde tanımlandığı ve bu hizmetlerden yararlanmanın da üyelik ve belli bir ücrete tabi kılındığını, çalışma sisteminin de oldukça benzer olduğunu, müvekkili markasının, hem marka, hem sosyal medya hesap adı ve alan adı, hem de anahtar kelime olarak kullanıldığını, davalı şirket tarafından haksız olarak kullanılan marka adı altında gerçekleştirilen faaliyetler kapsamında; internet sitesinden de görüleceği üzere “etkinlik hizmetleri’’nin de bulunmakta olduğunu, açıkça konser, tiyatro gösterileri ve diğer eğlence sektörü içerisinde bulunan faaliyetlere yönelik rezervasyon hizmeti sağlandığını, davalı tarafından haksız kullanıma konu “...” isimli platformda hizmetler alanında özellikle belirtilmiş olan “Personel & Servis Yönetimi’’ kapsamında “personel programlarını, iş vardiyalarını ve hizmetleri yönetmek” amacıyla faaliyet gösterildiğini, dolayısıyla müvekkil şirketin sağladığı mal ve hizmetlerin kapsamında olduğunu, öyle ki, müvekkiline ait markanın kapsamındaki 35.sınıfta “İş yönetimi, idaresi ve bu kapsamdaki danışmanlık” faaliyetlerinin de aynen yer aldığını, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında marka hakkına tecavüz oluşturan fiiller Marka Hakkına Tecavüz başlıklı 6. kısmının 29. maddesinde düzenlenmiş koşulların mevcut olması halinde, marka hakkına tecavüzün gerçekleşmiş olduğunu, tüm bunlar değerlendirildiğinde; gerek markasal benzerlik, gerekse faaliyetlerin aynı olduğu görüldüğü dolayısıyla, ilgili kullanımın karıştırılma ihtimaline neden olduğunu, TTK’nın 50. maddesi çerçevesinde usulüne uygun olarak tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanı sahibine tekel imkanı tanındığını, bu halde, aynı zamanda tescilli marka olan ticaret unvanının sahibinden izin alınmadan, aynının veya benzerinin kullanılması halinde ticaret unvanına tecavüzden söz edilecek olup, söz konusu durum, unvanın aynının veya benzerinin yine bir ticaret unvanı olarak veya işletme adı, marka, ... anlamında eser veya eserin önemli bir parçası olarak veya internet alan adı olarak kullanılması halinde de ticaret unvanına tecavüzün gerçekleşmiş olacağını, davalının aynı zamanda “...” ibareli markayı uzantısıyla alan adı olarak kullandığını, her iki şirketin de teknoloji/yazılım alanlarında faaliyet gösteriyor olması, benzer kapsamlı platformlar olması sebebiyle; bu durumun karıştırılma ihtimalini artırdığını, yukarıda bahsedildiği üzere, bir markanın haksız ve yetkisiz biçimde alan adı olarak kullanımının, 6769 sayılı SMK uyarınca marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, ....co web sitesinin hem Türkçe hem İngilizce versiyonu bulunduğunu,... aracılığıyla faaliyet gösterildiğinin açık olduğunu, bu nedenle ilgili tecavüz fiilinin, hem Türkiye’de meydana gelmekte hem de uluslararası mecrada da önünün açıldığını, bu nedenle, marka hakkına tecavüzün derhal önlenmesi ve alan adına ilişkin erişim engeli kararı verilmesi gerektiğini, İşbu haksız kullanımın, haksız rekabete sebep olduğunu, yukarıda da izah edildiği üzere davalı şirkete 01.11.2023 tarihinde, müvekkiline ait marka hakkına ve ticaret unvanına tecavüzün ortadan kaldırılması ve dostane çözüm amacıyla ihtar çekilmiş olduğunu ancak herhangi bir cevap alınamadığını ve haksız kullanımlara aynen devam edildiğini, Web sitesi üzerinde, fiyatlandırma da yer aldığını, “...” adı ile faaliyet gösterilerek gelir elde edildiği ve edilmeye devam olunduğunu, davalının, müvekkilinin tescilli markasını yetkisiz bir şekilde fuarlarda, zirvelerde ve etkinliklerde kendi markası gibi kullandığını, haksız kullanımların Türkiye’de ve internette yoğunlaştığının görüldüğünü, https:/.... adresinde müvekkili markasının aynısının aynı faaliyette kullanıldığının görüldüğünü, davalı tarafın, aynı sektörde faaliyet gösteren ve aynı ekosistemde yer alan başka bir girişim olan müvekkilinin bilmiyor olmasının mümkün olmadığını, bu da kötü niyetin göstergesi olduğunu ifade ederek, müvekkili adına tescilli “...” isimli marka ve ticaret unvanının davalı tarafça haksız kullanımı davalının gerçekleştirdiği hizmetlerin tamamının müvekkilinin faaliyet alanına girmekte olduğundan ve tüketici tarafından aynı marka olarak algılanması kuvvetle muhtemel olduğundan iltibasa yol açmaya oldukça yatkın olduğunu, bu sebeple söz konusu durumun müvekkili aleyhine marka hakkına ve ticaret unvanına tecavüz teşkil etmekle birlikte açıkça kötü niyeti olan davalının hem müvekkili markasının aynısını hiçbir yetki, lisans veya izin verilmiş olmadığı halde kullanarak, hem de müvekkili ile aynı sektörde faaliyet göstererek haksız rekabet teşkil ederek müvekkilinin her geçen gün zarara uğrattığını, işbu nedenle gecikmeksizin ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davalının müvekkilinin marka hakkına tecavüz fiillerinin durdurulmasına ve önlenmesine, ihtiyati tedbir talebinin kabulüne ve davalının ....co uzantılı alan adına erişimin engellenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 151/2-c bendi uyarınca belirlenmesi talep olunan yoksun kalınan kazancın HMK m. 107 uyarınca belirsiz alacak davası olarak 50.000,00.-TL’nin davalının tespit edilen ilk yetkisiz kullanımı olan 11.01.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, 30.000,00.-TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP :Davalı şirkete usulüne göre tebligat yapılmasına karşın, davalının ve vekilinin dosyada mevcut bir cevabına rastlanmamıştır.Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.GEREKÇE :Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.Davacı ve davalı arasındaki uyuşmazlık, davacı marka hakkına davalı tarafından tecavüz edilip edilmediği, maddi ve manevi tazminat şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre;Davacıya ait “...” ibareli marka için 0908/2019 yılında başvurusu yapılmış olup, 27/01/2020 yılında tescil edildiği; söz konusu markanın 24, 35, 38, 41, 42 ve 45 sınıflarda yer alan mal ve hizmet sınıfları için tescil edildiği anlaşılmıştır. 22/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda davaya konu web sitelerin incelenmesinden;ron.digital web sitesine ait.... sitesinde yapılan ....sorgu sonucu gösterildiği; söz konusu görseldeki bilgilere göre .... sitesinin domain sahibinin gizli tutulduğu,....sitesinin ...“...” ibareli kısımların bulunduğu,.... sitesi üzerinden https://....co web sitesine yönlendirme yapan linkin bulunduğu,.... sitesi ile ilgili domain adı sahibinin tespiti için yapılan whois sorgu sonucu sitesinin domain sahibi bilgilerinin gizli tutulduğu ve sitenin kayıt tarihinin 17/05/2022 olarak gözüktüğü,.... sistesinin sayfa başlığında(title) “....ı)” yer aldığı, web sitesinin ana amacının işleri otomatize eden bir planlama yazılımı hizmeti sağlamak olduğu,.... sitesinde verilen yazılım hizmetinin 2 paketinin bulunduğu, ilkinde kullanıcı bir hesap oluşturup 30 günlük parasız bir şekilde kullanabildiği, diğerinin ise ücretli versiyon olduğu,https://....co web sitesinin hangi alanlarda hizmet verdiği bilirkişi raporunda şekil-10’da gösterildiği; “...” ibaresinin davaya konu https://....co web sitesinin alan adı kısmında ve içerisinde (...)markasal olarak kullanıldığı; söz konusu kullanımın randevu yönetimi, personel ve hizmet yönetimi, iş analitiği gibi alanların bulunduğu, .... Instagram Hesabı https://....co web sitesinin “contact” kısmında yer alan instagram logosuna tıklandığında “plandy_co” isimli instgram hesabına yönlendirildiği,Söz konusu instagram hesabında “...” isimli yazılımsal ürünün tanıtımının yapıldığı tespitinde bulunulduğu anlaşılmıştır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’na göre marka hakkına tecavüz sayılan fiiller 29. Maddede belirtilmiştir. Bunlar: 1.Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. 2.Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek 3.Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak. 4.Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek. SMK’nın 7. Maddesi marka tescilinden doğan hakların kapsamı ile ilgilidir. Bu kanun aşağıdaki gibidir: (1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir. (2)Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: 1.Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. 2.Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması 3.Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. (3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: 1.İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. 2.İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. 3.İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. 4.İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. 5.İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. 6.İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. 7.İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. (4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez. (5) Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez: 1. Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi. 2. Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması. 3. Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması. MARKA İHLALİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:Herhangi iki ibare arasında marka iltibasının varlığından söz edilebilmesi için tüketiciler nezdinde iki ibarenin birbiri ile aynı veya benzer olması ve bu iki ibarenin kullanıldığı malların ve hizmetlerin aynı veya benzer olması gerekmektedir. Davaya konu web sitelerinde “...” ibaresinin (...+şekil) şeklinde kullanıldığı; https://....co web sitesinin ana faaliyetinin çevirim içi yazılım sağlama olduğu; söz konusu yazılım sağlama faaliyeti ile personel yönetimi, müşteri yönetimi, randevu yönetimi, iş yönetimi ve iş analizi hizmetleri verildiği anlaşılmıştır.Davacıya ait tescilli .... sayılı “...” ibareli marka ile dava konusu web sitelerinde kullanılan “...” ibaresi aşağıda değerlendirilmiştir; Davacının tescilli markasındaki ibare ile davaya konu web sitelerinde yer alan ibare birbiri ile aynıdır. Davaya konu web sitelerindeki kullanımlarda yukarıda da belirtildiği üzere çevirim içi yazılım sağlama personel yönetimi, müşteri yönetimi, randevu yönetimi, iş yönetimi ve iş analizi hizmetleri sağlanmaktadır. Bu hizmetler davacının markasının tescil edilmiş olduğu 42. Sınıftaki “Bilgisayar hizmetleri:” ile 35.sınıfta yer alan “Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetler, İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık” hizmetleri kapsamına girmektedir. Bu durum tüketiciler nezdinde 2 tarafla ilgili birbiriyle karıştırılma ihtimalini ortaya çıkardığı, neticede, bu iki ibare arasında iltibas bulunduğu kanaatine varılmıştır. HAKSIZ REKABETİN DEĞERLENDİRİLMESİ:Haksız rekabet konusu TTK. 54-63. Maddelerinde düzenlenmiştir. TTK m.54(2)’ye göre rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırı olarak görülmüştür. TTK m.55’te dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ve ticari uygulamalar belirtilmiştir. M. 55(1)(a)(4)’te belirtilen başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak hususları haksız rekabete neden olan davranışlar arasında gösterilmiştir.Neticede, markalar arasında iltibas bulunduğu durumda da tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimali olması nedeniyle haksız rekabetin koşullarının da ortaya çıktığı kanaatine varılmıştır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun tazminatı düzenleyen ilgili hükümlerinde; “Tazminat MADDE 150- (1) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz sayılan fiilleri işleyen kişiler, hak sahibinin zararını tazmin etmekle yükümlüdür. Yoksun kalınan kazanç MADDE 151- (1) Hak sahibinin uğradığı zarar, fiili kaybı ve yoksun kalınan kazancı kapsar. (2) Yoksun kalınan kazanç, zarar gören hak sahibinin seçimine bağlı olarak, aşağıdaki değerlendirme usullerinden biri ile hesaplanır: a) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir. b) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç. c) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli. (3) Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenler göz önünde tutulur.” denilmektedir. LİSANS SÖZLEŞMELERİ:Lisans sözleşmeleri ile üzerinde ekonomik değere sahip olunan marka, tanıtıcı işaret, tasarım gibi bir eserin veya yapılan buluş nedeniyle sahip olunan patent, know-how gibi bir hakkın, bilginin ticari olarak değerlendirilmesi söz konusudur. Lisans sözleşmeleri ile piyasayı, dolayısıyla rekabeti etkileyebilme imkânının elde edilmesi, lisans sözleşmelerinin Rekabet Hukuku anlamında da değer kazanmasına yol açmaktadır. Lisans sözleşmeleri, lisans sahibinin bir gayrimaddi hakka erişmesine ve bu sayede de endüstriyel olanaklarını geliştirerek daha kolay rekabet edebilir hale gelmesini sağlamaktadır. Marka lisansı sözleşmesi, marka sahibi, yani lisans verenin sahip olduğu marka hakkından lisans alanın yararlanmasını yükümlendiği ve buna karşılık, lisans alanında marka sahibinin bu hakkını kullanması karşılığında bir ücret ödemeyi üstlendiği bir sözleşmedir. Lisans sözleşmelerinin işlevlerinden birisi tazminatın belirlenmesinde ölçüt olma işlevidir. Eğer sınai bir hakkın izinsiz kullanımı söz konusu ise, ödenecek tazminatın miktarı, taraflar arasında lisans sözleşmesi olsaydı ödenecek olan lisans bedeli dikkate alınarak belirlenebilmektedir. Yoksun kalınan kazancın belirlenmesinde kullanılan “lisans örneksemesi” olarak isimlendirilen bu yöntemin uygulamasında emsal araştırması yapılması ve objektif bir lisans bedelinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu uygulamada, markanın tanınmışlığı önem kazanmaktadır. Çünkü marka ne kadar tanınmış olursa, belirlenecek olan lisans bedeli de o ölçüde yüksek olacak ve dolayısıyla ödenecek tazminat miktarı da o oranda artacaktır. Ayrıca, ödenmesi gereken lisans bedeli hesaplanırken, somut olayın özelliklerine göre bedel tayin edilmeli ve lisansın münhasır olup olmaması, lisans sayısı gibi etkenler de hesaba katılmalıdır.(SMK md. 151/3) LİSANS BEDELİNİN BELİRLENMESİ: Lisans bedeli belirlenmesindeki dikkate alınması gereken hususlardan birisi de davalının dava tarihine kadar olan yıllık cirosudur. Söz konusu husus aşağıda verilen Yargıtay kararlarında da belirtilmiştir. Dava, tescilli markaya ve tasarıma yapılan tecavüz ile haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini ile fer'i istemlere ilişkindir. Davacı maddi tazminat istemini 556 sayılı KHK'nin 66/c maddesine dayandırmış, buna göre, davalının marka ve tasarımı bir lisans anlaşması ile hukuka uygun şekilde kullanması halinde ödemesi gereken lisans bedeline göre maddi tazminatın belirlenmesini istemiştir. Bu konuda emsal bir lisans anlaşması sunulamamıştır. Lisans bedelinin tespiti için bu durumda somut olayın özellikleri ve şartları dikkate alınacaktır. Mahkemece, bilirkişi kurulunun davacı şirketin davaya konu ihlale uğrayan çamaşır suyu ürününe yönelik elde ettiği cirosu esas alınarak, bu ciroya %4 olarak takdir edilen oranın uygulanması suretiyle hesaplanan 39.948,89 TL'nin lisans bedeli olarak kabulü ile maddi tazminat karşılığı olarak hüküm altına alınmıştır. Lisans bedeli hesaplanırken sadece davacının ihlalin yapıldığı yıldaki cirosu göz önüne alınmış, buna göre davalının ödemesi gereken lisans bedeli belirlenmiştir. Davacının cirosu esas alınarak belirlenen lisans bedelinin 39.948,89 TL olmasına karşın, davalının ihlale konu yılda ihlal ettiği ürüne yönelik cirosu 1.081,69 TL'dir. Bu durumda lisans bedeli hesaplanırken sadece marka hakkı sahibinin cirosu, elde ettiği kazancın değil, davalının cirosu, üretim ve satış kapasitesi, satabileceği ürün miktarı da nazara alınarak davalının ticari iş ve işlem hacmine uygun bir bedelin belirlenmesi gerekmektedir. Bu itibarla, somut olayın özelliklerine, davalının cirosuna, üretim ve satış kapasitesine, elde ettiği gelire göre ödemesi gerekli, hakkaniyete ve menfaatler dengesine uygun, makul bir miktarın lisans bedeli olarak tespiti ile hüküm altına alınması gerekirken, davalının bu konuda ileri sürdüğü itirazlar nazara alınmadan yazılı şekilde davacı cirosu esas alınarak hesaplanan ve somut olayın özelliklerine uygun bulunmayan miktarın lisans bedeli olarak tespiti ile bu miktar maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden davalı yararına bozulması gerekmiştir.....Mahkemece, davacının talebi doğrultusunda 556 sayılı KHK’nin 66/1-c maddesi uyarınca lisans bedeli belirlenirken, davacı cirosuna göre yapılan belirleme doğru olmamıştır. Esasen, 556 sayılı KHK’nin 66/1-c maddesi uyarınca lisans bedeli istenildiğinde, markanın bir lisans anlaşması varmış gibi hukuka uygun şekilde kullanılması halinde ödenmesi gereken lisans bedeli dikkate alınmalıdır. Bu noktada, bir emsal araştırması yapılması ve objektif bir lisans bedelinin belirlenmesi amaçlanmalıdır. Dosyada başkaca emsal lisans sözleşmeleri bulunmadığına göre, taraflar arasında önceki tarihlerde yürürlükte olan franchise sözleşmesindeki lisans bedeline ilişkin hüküm de dikkate alınarak, davalının uyuşmazlık konusu dönemlere ilişkin defter ve belgeleri incelenmek suretiyle bu yıllardaki cirosu itibarıyla hakkaniyete uygun bir lisans bedeline hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde ve davacı defterlerine dayalı hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir....Lisans bedeli hesaplanırken sadece davacının ihlalin yapıldığı yıldaki cirosu göz önüne alınmış, buna göre davalının ödemesi gereken lisans bedeli belirlenmiştir. Lisans bedeli hesaplanırken sadece marka hakkı sahibinin cirosu, elde ettiği kazancın değil, davalının cirosu, üretim ve satış kapasitesi, satabileceği ürün miktarı da nazara alınarak davalının ticari iş ve işlem hacmine uygun bir bedelin belirlenmesi gerekmektedir. Bu itibarla, somut olayın özelliklerine, davalının cirosuna, üretim ve satış kapasitesine, elde ettiği gelire göre ödemesi gerekli, hakkaniyete ve menfaatler dengesine uygun, makul bir miktarın lisans bedeli olarak tespiti ile hüküm altına alınması gerekirken eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporları dayanak alınarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden taraflar yararına bozulması gerekmiştir.....Davacı tarafın beyanı doğrultusunda 6769 Sayılı SMK 151/2-c maddesinde belirtilen “sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli” yöntemi ile yoksun kalınan kazancın belirlenebilmesi için öncelikle uzman bilirkişi tarafından emsal lisans sözleşmesi araştırılmıştır. Bu kapsamda davacı tarafın dosyaya kazandırdığı 2 adet lisans sözleşmesinden, her iki örnek sözleşmede de lisans alanın kazancı üzerinden (bilet satış bedelleri üzerinden) yüzdelik bir oranla lisans bedeli hesaplandığı belirlenmiştir. Bu durumda İhlalin başladığı 17/05/2022 tarihinden dava tarihi olan 27/12/2023 tarihine kadar olan dönemde davalı kazancının belirlenmesi ve davalı tarafın bu kazancı elde ederken davacı tarafa ait tescilli “...” markasını hukuka uygun şekilde bir lisans sözleşmesi kullanarak elde etmesi durumunda davacı tarafa ödemesi gereken lisans bedeli tutarının belirlenerek tazminat hesabının yapılabilmesi için davalı tarafın ilgili dönem defter/belge ve beyannamelerinin incelenmesi gerektiği anlaşılmıştır.Davacı tarafın 21.06.2024 tarihli dilekçesi ile “...bilirkişi tarafından ilgili hesaplamanın yapılması için Davalı tarafa; 17.05.2022-27.12.2023 dönemi satış faturalarının dökümünü içerecek şekilde defter ve belgeleri ile 2022-2023 yılları vergi beyannamelerini ve Davalı’nın “...” markasını kullanarak sattığı ürünlerin kapasitesini, satabileceği ürün miktarını, şu ana kadar sattıkları toplam ürün tutarı ile birlikte bugüne kadar gelen sipariş miktarının yer aldığı bilgi ve belgeleri sunması için müzekkere yazılmasını, ayrıca Davalı’nın internet sitesinde (https://....co) yapılan ürün satışlarının sayısının tespit edilmesini” talep ettiği,Davalı vekilinin konuyla ilgili beyanında: “Tarafımıza gönderilen davacı talep dilekçesinde belirtildiği üzere 2022-2023 yıllarına ilişkin satış faturaları incelendiğinde uygulamanın şirket bünyesinde herhangi bir satışı ya da pazarlamasının söz konusu olmadığı maddi gerçeği ortaya çıkacaktır. İlgili evrakların tarafımızca hazırlanması için vekil eden adına 1 aylık süre” talep ettiği ve 18.07.2024 tarihli duruşmada davalı vekiline bir ay kesin süre verdiği ancak rapor tarihi itibarıyla davalı tarafından herhangi bir defter ve belge sunulmadığı anlaşılmıştır.Davalının 2022 ve 2023 yılları vergi beyannamelerinin celbi için ilgili vergi dairesine gönderdiği müzekkerelere cevaben .... tarafından Davalı ...'nin 2022 ve 2023 yılı Kurumlar Vergisi Beyannameleri dosyaya kazandırıldığı, Kurumlar Vergisi Beyannameleri ekinde yer alan Gelir Tablosuna göre davalı ...’nin; 2022 yılında (satış iadeleri çıkartıldığında) 120.454,00 TL tutarında satış gerçekleştirdiği, 2023 yılında ise 171.000,00.-TL tutarında satış gerçekleştirdiğinin belirlendiği, Davalı tarafın herhangi bir defter ve belge sunmaması ve dava dosyasında Kurumlar Vergisi Beyannamelerinde yer alan yukarıdaki satış tutarları dışında herhangi bir bilgi/belge bulunmaması dikkate alınarak bu rakamlar üzerinden tazminat hesaplaması yapıldığı anlaşılmıştır.Davacı tarafın beyanı doğrultusunda 6769 Sayılı SMK 151/2-c maddesinde belirtilen “sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli” yöntemi ile yoksun kalınan kazancın belirlenebilmesi için öncelikle emsal lisans sözleşmesinin araştırıldığı, Bu kapsamda davacı tarafın dosyaya kazandırdığı 2 adet lisans sözleşmesinden;Dosyaya sunulan 07 Ekim 2022 tarihli lisans sözleşmesinin komisyon seçimi ve ücretin belirlendiği 9. Maddesinde “..., işbu sözleşme uyarınca her bilet satışı üzerinden %10.8 komisyon ile kazanç sağlayacaktır.” Hükmünün yer aldığı, 31 Ekim 2023 tarihli sözleşmede ise komisyon kazancının her bir bilet için bilet satış bedeli üzerinden % 7 olarak belirlendiği, Bu durumda öncelikle ihlalin başladığı 17/05/2022 tarihinden dava tarihi olan 27/12/2023 tarihine kadar olan dönemde davalı kazancının belirlenmesi gerektiği, Yukarıda ifade edildiği üzere davalı tarafın herhangi bir defter ve belge sunmamış olup, dava dosyasında da davalının satışlarına ilişkin herhangi bir bilgi ve belgeye de rastlanmadığı; dolayısıyla davalının “...” markasını kullanarak sattığı ürünlerin kapasitesine, satabileceği ürün miktarına, satışını yaptığı toplam ürün tutarına ve sipariş miktarına ilişkin olarak eldeki verilerle herhangi bir tespitin yapılamadığı,Bu nedenle davalının Kurumlar Vergisi Beyannamelerinden tespit edilen satış tutarları dikkate alınarak hesaplama yapıldığı,Davalı tarafın 2022 yılında 120.454,00.-TL tutarında satış gerçekleştirdiği, ihlalin 17/05/2022 tarihinde başladığı, dolayısıyla 2022 yılının 12 aylık döneminin yaklaşık 6 aylık satışlarının ihlal konusu satışlara tekabül ettiği değerlendirilerek 2022 yılında gerçekleştirilen toplam 120.454,00.-TL'nin 6/12'si hesaplamada dikkate alındığı,Bu durumda 2022 yılı için ihlale konu satış tutarının 120.454,00.-TL x 6/12 = 60.227,00.-TL olabileceği değerlendirilmiştir. 2023 yılında ise dava tarihinin 27.12.2023 olduğu gözetildiğinde, yaklaşık 2023 yılının tümünün ihlal dönemine tekabül ettiği, dolayısıyla 2023 yılı satış tutarı olan 171.000,00.-TL’nin hesaplamaya konu edilmesinin uygun olacağı değerlendirilmiştir. Davacı tarafın dosyaya kazandırdığı 2 adet emsal lisans sözleşmesinin birinde % 10.8, diğerinde ise % 7 komisyon bedeli belirlendiği,Davalının ihlal dönemi olan 17/05/2022 - 27/12/2023 tarih aralığında yaptığı satış hasılatını davacı tarafa tescilli “...” markasını hukuka uygun bir lisans sözleşmesi kullanarak elde etmesi durumunda: % 7 komisyon bedeli üzerinden hesaplama yapıldığında; 2022 yılında 60.227,00.-TL x 7/100 = 4.215,89.-TL, 2023 yılında 171.000,00.-TL x 7/100 = 11.970.-TL olmak üzere toplam 16.185,89.-TL lisans bedeli üzerinden tazminat ödemesi gerektiği, % 10,8 Komisyon bedeli üzerinden hesaplama yapıldığında; 2022 yılında 60.227,00.-TL x 10,8/100 = 6.504,52.-TL, 2023 yılında 171.000,00.-TL x 10,8/100 = 18.468,00.-TL olmak üzere toplam 24.972,52.-TL lisans bedeli üzerinden tazminat ödemesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Neticede, bilirkişi raporları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; https://ron.digital ve https://....co web sitelerinin domain adı bilgisinin gizli tutulması nedeniyle domain sahibi bilgilerine ulaşılamadığı, .... sitelerinde ve plandy_co isimli instagram hesabında ibaresinin kullanıldığı, https://....co web sitesinin alan adı kısmında da “...” ibaresinin kullanıldığı, ... ibaresi kullanılarak ücretli hizmet verildiği, ... sitesinin ana faaliyetinin çevirim içi yazılım sağlama faaliyeti olduğu ve bu faaliyet kapsamında personel yönetimi, müşteri yönetimi, randevu yönetimi, iş yönetimi ve iş analizi hizmetleri verildiği, Davacıya ait tescilli .... sayılı marka ile davaya konu web sitelerindeki ibarenin birbiri ile aynı olduğu, Davaya konu web sitelerindeki kullanım alanlarının (alan adı+içerik) davacının markasının tescil kapsamındaki 42. Sınıftaki “Bilgisayar hizmetleri:” ile 35.sınıfta yer alan “Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetler, İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık” hizmetleri kapsamına girdiği, Bu nedenlerle davaya konu web sitelerindeki “...” ibaresi ile davacının markası arasında iltibas oluştuğu, Markalar arası iltibas kanaatine ulaşıldığından dolayı haksız rekabet koşullarının da oluştuğu,% 7 komisyon bedeli üzerinden hesaplama yapıldığında; 2022 yılında 60.227,00.-TL x 7/100 = 4.215,89.-TL, 2023 yılında 171.000,00.-TL x 7/100 = 11.970.-TL olmak üzere toplam 16.185,89.-TL lisans bedeli üzerinden davalı tarafın tazminat ödemesi gerektiği, % 10,8 Komisyon bedeli üzerinden hesaplama yapıldığında; 2022 yılında 60.227,00.-TL x 10,8/100 = 6.504,52.-TL, 2023 yılında 171.000,00.-TL x 10,8/100 = 18.468,00.-TL olmak üzere toplam 24.972,52.-TL lisans bedeli üzerinden davalı tarafın tazminat ödemesi gerektiği, Olayın oluş şekli, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, ihlal süresi, dikkate alındığında 20.000,00.-TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun olduğu anlaşıldığından, bilirkişi raporları doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.H ÜK Ü M :Davanın Kısmen Kabulüne, Davalının tecavüz fiillerinin durdurulmasına ve önlenmesine,Davalının.... uzantılı alan adına erişimin engellenmesine,24.972,52.-TL lisans bedelinin 11.01.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline,20.000,00.-TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Alınması gereken (44.972,52.x68,31/1000=)3.072,08.-TL harçtan peşin alınan 1.366,20.-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.705,87.-TL eksik nispi ilâm harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A-13 ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi m.7/3 hükmü uyarınca 3.120,00.-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan maddi tazminat için takdiren 24.972,52.-TL nispi ücreti vekaletin, hesap olunan manevi tazminat için takdiren 20.000,00.-TL nispi ücreti vekaletin, kabul edilen diğer istemler için 40.000,00.-TL maktu 3 ayrı ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davanın kısmen reddedilmesi ve davalının kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca red edilen maddi tazminat için hesap olunan 24.972,52.-TL nispi ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Davanın kabul ret oranının takdiren %80 olarak belirlenmesine,Harcın davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 1.366,20.-TL ilâm harcının tamamının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacının bunun dışında yapmış olduğu aşağıda dökümü yazılı 7.128,25.-TL yargılama giderinin %80'inin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalının yapmış olduğu bir yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı şirket vekilinin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde.... İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.10.04.2025Kâtip Hâkim ... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır MASRAF DÖKÜMÜ İlk Masraf : 308,25.-TL Bilirkişi Ücreti : 6.000,00.-TL P.P : 820,00.-TL TOPLAM : 7.128,25.-TL