MKEde çıraklık döneminde sigortasız çalıştığı iddia edilen dönemin uzun vadeli sigorta kollarına dahil edilmesi talepli hizmet tespiti davası ve kamu düzeni gereği resen araştırma yükümlülüğü.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının 06.10.1988 ile 03.06.1991 tarihleri arasında MKE Kurumundaki çalışmasının uzun vadeli sigorta kolları kapsamında sürekli ve kesintisiz hizmet olarak tespit edilerek prim gün sayısına dahil edilmesi talebine ilişkin hizmet tespiti davasını ele almaktadır; ilk derece ve istinaf mahkemelerinin davayı kabul etmesi üzerine davalı tarafça temyiz edilen dosyada, temyiz incelemesi yapan mahkeme, bu tür davaların kamu düzeniyle ilgili olduğunu, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinmenin önlenmesi için tarafların sunduğu kanıtlarla yetinmeyip resen araştırma yapılması gerektiğini ve gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanması zorunluluğunu vurgulamaktadır.
10. Hukuk Dairesi         2025/19005 E.  ,  2026/6454 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1096 E., 2025/1698 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kırıkkale 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/133 E., 2023/326 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacının 06.10.1988 tarihinde MKE Kurumuna ait Mühimmat Fabrikasında Mermi İşletme Müdürlüğüne bağlı Bakım Onarım Kaynak Atölyesinde kaynakçı olarak çalışmaya başladığını, 06.10.1988- 28.02.1992 yılları arasında işveren tarafından sadece sağlık sigortası yapılmak suretiyle çalıştırıldığını, buradan sonra MKE'ye ait Mühimmat Fabrikası İmla İşletme Pazarlama Satış Müdürlüğüne bağlı Oto Tamirhane Atölyesinde oto tamirci yardımcısı olarak işçi statüsünde işe girdiğini, 1996 yılında derece sınavında oto tamircisi derecesi alarak çalışmaya devam ettiğini, 2008 yılında Mühimmat Fabrikası Kalite Kontrol Müdürlüğüne bağlı Tapa Kalite Kontrol Atölyesine nakil gönderildiğini ve 2019 yılına kadar periyodik kontrolcü kadrosunda çalıştığını, 2019 yılından bu yana Kalite Kontrol Müdürlüğü İmla Çevresel Testler Atölyesinde çalışmaya devam ettiğini, Çırak Okulunda bölümü kaynakçılık olmasına rağmen imalat atölyelerinde hafta içi her gün olmak kaydıyla sabah saat 07.30'dan, akşam 17.00'a kadar bilfiil diğer kadrolu olan işçiler ile birlikte çalıştırıldığını, buna karşın, asgari ücretin üçte biri kadar bir ücret verildiğini, ücret dışında diğer işçiler ile aynı koşullarda çalıştırıldığını, diğer işçilere sağlanan, yemek, ayakkabı, havlu vesaire sosyal haklardan da yararlandırıldığını, yıllık ücretli izin hakları dahi kullandırıldığını, davalı kuruma ait çıraklık okulu kapandığından sürekli bir şekilde hafta içi her gün fabrikaya gelmek zorunluluğu olduğunu, müvekkilinin davalı kuruma 18 yaşından önce girdiğini, 18 yaşına kadar bu şekilde çalıştırıldığını belirterek, müvekkili davacının davalı işveren nezdinde 06.10.1988- 03.06.1991 tarihleri arasında yapmış olduğu hizmetlerinin uzun vadeli sigorta kapsamında olduğunun, sürekli ve kesintisiz çalıştığının tespitini, 03.06.1991 tarihinden önceki çalışmalarının prim ödeme gün sayısına dâhil edilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; talebin zamanaşımına uğradığını, reddi gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Fer'i müdahil ... davaya cevap vermemiş, vekili duruşmada davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
"Davacının davasının kabulü ile
1-Davacının 237 sicil numaralı davalı Kurumda 06.10.1988 – 03.06.1991 tarihleri arasında hizmet akdiyle uzun vadeli sigorta kollarına tabi olarak sürekli ve kesintisiz çalıştığının ve 06.10.1988 – 03.06.1991 tarihler arasındaki hizmet süresinin prim ödeme gün sayısına ilave edilmesi gerektiğinin tespitine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davalı vekili, davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Fer'i müdahil Kurum vekili, davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun'un Geçici 7. maddesi kapsamında uygulama alanı bulan 506 sayılı Kanun'un 79/10 maddesidir. Bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Bu tür aidiyet ve tespit davalarında gerçeğin tam olarak saptanması için, işin kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde etraflıca araştırılması gereği ortadır. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanması gerektiği özellikle göz önünde bulundurulmalıdır.
3. 506 sayılı Kanun’un 2. maddesine göre sigortalılık niteliği, hizmet akdinin kurulması ve 6'ncı madde gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. Aynı Kanun’un “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3/II-B maddesinde; “Özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanunun 35. maddesi hükümleri uygulanmaz.” hükmü öngörülmüştür.
Atıf yapılan ve dava konusu dönemde yürürlükte bulunan özel kanun olan 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu'nun 3. maddesi, çırağı; “çıraklık sözleşmesi esaslarına göre bir meslek alanında mesleğin gerektirdiği bilgi, beceri ve iş alışkanlıklarını iş içerisinde geliştirilen kişi” olarak tanımlanmıştır.
Anılan Kanun'un “Çıraklık Şartları” başlıklı 10. maddesine göre çırak olabilmek için,
a)14 yaşını doldurmuş, 19 yaşından gün almamış olmak. (Bu bentte yer alan "onüç yaşını" ibaresi, 16.08.1997 tarih ve 4306 sayılı Kanun'un 6. maddesiyle "ondört yaşını" olarak değiştirilmiştir.)
b)En az ilköğretim okulu mezunu olmak.
c)Bünyesi ve sağlık durumu gireceği mesleğin gerektirdiği işleri yapmaya uygun olmak gerekmektedir.
Ancak, 19 yaşından gün almış olanlardan daha önce çıraklık eğitiminden geçmemiş olanlar, yaşlarına ve eğitim seviyelerine uygun olarak düzenlenecek mesleki eğitim programlarına göre çıraklık eğitimine alınabilir. Kanun'un 13. maddesi hükmüne göre ise; “Bu Kanunun uygulandığı yer ve meslek dallarında 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun çıraklık sözleşmesine dair hükümleri ile 18 yaşını doldurduktan sonra sözleşmesi devam eden çıraklar hakkında 1475 sayılı İş Kanunu'nun, İşçi Sağlığı ve Güvenliği başlıklı beşinci bölümünde yer alan hükümleri dışındaki hükümler uygulanmaz.”
Bu hükümler çerçevesinde taraflar arasındaki ilişkinin niteliği belirlenirken, başka bir ifade ile davacının uyuşmazlığa konu dönemde çırak olup olmadığına karar verilirken, çalışma ilişkisine bakılmalıdır.
Gerçekten de çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Ancak çırak, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir.
Sözü edilen öğrencilerin sigortalı sayılmamaları, “tatbiki mahiyetteki yapım ve üretim işleri” nin gördükleri öğrenimin doğal bir gereği olmasından ötürüdür. Bir başka anlatımla, bu işler SSK anlamında sigortalı işçilerin gördükleri iş görünümünde bulunsalar bile belirgin olarak öğrenim çevresine girmektedir. Bu bakımdan, bu gibi durumlarda, esasen bir hizmet akdinin varlığından söz edilemeyeceği için sigortalılık niteliği edinme hali de söz konusu değildir (Mustafa Çenberci, Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi; Ankara, 1977 Baskı, s;130).
4. Bir işyerinde üretim-imalat, malzemelerin veya bileşenlerin fiziksel olarak bir araya getirilip bir ürünün oluşturulduğu süreci ifade eder.İmalat, genellikle seri üretim veya kitlesel üretim süreçlerini içerir. İmalat, belirli makinelerin, proseslerin ve işçilerin kullanımını gerektirebilir. Genellikle ürünün kalitesi, maliyeti ve üretim hızı gibi faktörler önemlidir. MKE, nitelikli askeri malzemeler üreten bir kamu kurumu olup, işyerinde üretimde çalışan işçilerde bu üretimi yapabilecek yeterli bilgi birikimi ve tecrübeye sahip kişiler olması gerektiği kuşkusuzdur. MKE işçi alımınında önceleri kendi bünyesinde kurduğu çıraklık okulunu bitirenler arasından sınavla almakta iken bunların kapanması üzerine Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Mesleki Eğitim Merkezlerinde eğitim alanlardan başarılı olanlar arasından sağlamaktadır.
5. İnceleme konusu eldeki davada, davacı 06.10.1988 - 03.06.1991 tarihleri arasında Mühimmat Fabrikası'nda Mermi İşletme Müdürlüğü'ne bağlı Bakım Onarım Kaynak Atölyesi'nde kaynakçı olarak çalıştığını beyanla hizmet sürelerinin tespitine karar verilmesini talep etmiş olup Mahkemece, davacının çalışmalarının üretime dayalı olduğu, meslek öğrenmeye yönelik olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
6. Somut olayda, davacının 06.10.1988 tarihli Çıraklık Eğitim Merkezi'nden verilen işe giriş bildirgesi ve 23.09.1988 tarihli çıraklık sözleşmesinin bulunduğu, anılan sözleşme ile hassas ve ağır işler yapan kamu kurumu niteliğindeki davalı iş yerinde çırak olarak işe başladığı, Mahkemece, döküm işinde henüz 15 yaşında işe başlayan, çıraklık sözleşmesi bulunan ve o güne kadar herhangi bir işte çalışmayan, işle ilgili herhangi bir deneyimi olmayan davacının nitelik gerektiren bir işte üretime ne şekilde katıldığı hususu tüm yönleriyle açıklığa kavuşturulmadan, iş yerindeki faaliyetlerinin çıraklık eğitimindeki teorik eğitimin tamamlatılmasına yönelik pratik eğitime yönelik olup olmadığı tartışılıp değerlendirilmeden soyut tanık beyanlarına dayalı olarak davacının tüm sigorta kollarına tabi çalıştığının tespitine karar verilmesi isabetsizdir. Mahkemece, öncelikle davacının 18 yaşından sonraki çalışmalarının tespitine yönelik olarak davalı aleyhine açtığı Kırıkkale İş Mahkemesi'nin E.2008/973 sayılı dava dosyası celbedilmeli, sonrasında davacının üretime nasıl katıldığı, hangi işleri nasıl yaptığı, bu yeterliliğe nasıl sahip olduğu titizlikle araştırılmalı, somut olarak ortaya konulmalıdır. Yetersiz soyut tanık beyanlarına dayanarak karar verilmesi isabetsizdir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.