İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, menfi tespit davasında icra takibini durdurma talebi reddedilerek veznedeki ödemeyi engelleyen ihtiyati tedbir kararına itirazın istinaf incelemesi.
Özet: Bir şirket, kendisine karşı başlatılan ve haksız olduğunu iddia ettiği 5.7 milyon TL tutarındaki icra takibinin, e-tebligat kullanım eksikliği nedeniyle kesinleştiğini ve hacizlerle karşılaştığını belirterek, açacağı menfi tespit davası öncesinde takibin durdurulması veya tahsil edilen paranın alacaklıya ödenmesinin engellenmesi için ihtiyati tedbir talep etmiştir; ilk derece mahkemesi, takibin durdurulması talebini reddederek, icra veznesine girecek paranın %15 teminat karşılığında alacaklıya ödenmesinin ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesine hükmetmiş, bu karara itiraz eden karşı taraf ise şirketlerinin kamusal tasfiye sürecinde bulunduğunu ve tedbirin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/1556 Esas
KARAR NO:2026/1604 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 26. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ(KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 9. ATM
NUMARASI:2026/143 D.İş Esas - 2026/141 Karar
TARİHİ:12/03/2026 (Ek Karar Tarihi)
DAVA:İhtiyati Tedbir
KARAR TARİHİ:10/09/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:İhtiyati tedbir isteyen vekili talep dilekçesinde özetle; Davalı şirket, müvekkil aleyhinde Ardahan İcra Müdürlüğü .... Sayılı icra takip dosyasıyla 2.330.000-TL asıl alacak 3.438.159,38-TL işlemiş faiz açıklamasıyla toplamda 5.768.159,38- TL bedelli ilamsız icra takibi ikame etmiştir, müvekkil ... Şirketi (VKN, ...) isimli şirketin yetkilisi ve tek sahibi olduğunu, icra dosyasından müvekkile e -tebligat yoluyla ödeme emri tebligatı çıkarılmış olduğunu, müvekkilin e-tebligat sistemini aktif olarak kullanmaması nedeniyle söz konusu icra takibinden haberdar olmayan müvekkil, icra takibine itirazda bulunmadığını, icra takibi bu şekliyle kesinleşmiş olup müvekkilin banka hesaplarına ve mal varlıklarına haciz şerhi işlendiğini, müvekkilin davalı şirkete böyle bir borcu bulunmadığından ileride açılacak menfi tespit davası öncesinde arabuluculuk şartı bulunduğundan ve bu sürecin yürütülmesi zaman alacağını, mahkemeniz nezdinde takibin durdurulmasına/paranın ödenmemesine yönelik tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi 09/02/2026 tarih ve 2026/143 D.İş Esas -2026/141 Karar sayılı kararı ile;''.......Somut talep, takip dosyası, iddia tüm dosya mündericatı incelenip hep birlikte değerlendirildiğinde; davalı/takip alacaklısının davacı/takip borçlusunun da yer aldığı icra takip dosyası ile takip başlattığı, İİK'nın 72/3. maddesi uyarınca icra veznesine yatan paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verilebileceği, icra veznesine yatan paranın alacaklıya ödenmesi halinde ileride açılacak davanın kabul edilmesi halinde davacının zarara uğrayabileceği, bu nedenle mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği, bu halde İİK'nın 72/3. Maddesi gereğince tedbir şartlarının oluştuğu anlaşılmakla tedbir talebinin kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında tedbir talebine ilişkin olduğu, İİK 72/3 gereği icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilmesine yasal imkan bulunmadığından takibin durdurulması talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.'' Gerekçesi ile,
''Talep edenin ihtiyati tedbir talebinin KISMEN KABULÜ ile;
1-Takibin durdurulmasına ilişkin talebin REDDİNE,
2-İİK'nun 72/3 Maddesi uyarınca sadece davanın taraflarını bağlamak kaydı ile davacı borçlu tarafından Ardahan İcra Dairesi'nin ... sayılı icra takip dosyasına konu konusu alacağın (5.768.159,38 TL'nin) %15'i oranında göstereceği teminat karşılığında Ardahan İcra Dairesi'nin ... sayılı icra takip sayılı dosyasında İCRA VEZNESİNE GİRMİŞ VE GİRECEK PARANIN TAKİP ALACAKLISINA ÖDENMESİNİN İHTİYATİ TEDBİR YOLU İLE ÖNLENMESİNE,
3-Takdiren takip konusu alacak miktarı üzerinden belirlenen %15 oranında nakdi teminat mahkeme veznesine yatırıldığında yada aynı tutarda kesin ve süresiz banka teminat mektubunun mahkememize ibrazı halinde ihtiyati tedbir kararının uygulanması için bir örneğinin üst yazı ile Ardahan İcra Dairesi'ne gönderilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı karşı taraf vekili tarafından itiraz edilmiştir.İhtiyati Tedbire itiraz eden vekili 17/02/2026 tarihli itiraz dilekçesinde özetle: müvekkili şirketin halihazırda kamusal tasfiye sürecinde olduğunu, müvekkil şirketin malvarlıkları, hakları ve alacakları aleyhine "ihtiyati tedbir" kararı verilemeyeceğini, müvekkil şirketin tasfiye öncesindeki yetkilileri tarafından davacıya gönderilmiş olan uhdesine almış oluğu bedelin muvazaalı bir işleme konu olup olmadığına ilişkin ispat yükü davacıda olduğunu, ilgili husus davacı tarafından ispatlanmamış olup varsayımsal söylemlere dayanılarak verilmiş olan ihtiyati tedbir kararının herhangi bir hukuki dayanağı bulunmadığını, fon alacaklarının tahsilinin teminatı olarak huzurdaki davaya konu icra takibi ikame edildiğini, fona devredilen söz konusu şirketler bakımından,alacaklıların haklarının korunabilmesi için her türlü tedbirin alınması gerektiğini, haksız ve hukuka aykırı davanın reddi ve ihtiyati tedbir kararının kaldırılması gerektiğini, davacının "e- tebligat sistemini aktif olarak kullanmaması nedeniyle söz konusu icra takibinden haberdar olmadığını" iddia etmesi davaya konu icra takibinin kesinleşmesine halel getirmeyecek olup bu hususa dayanarak ihtiyati tedbir talep etmesi ...'da öngörülen 'basiretli tacir' karinesine gölge düşürdüğünü, davacının elektronik tebligat hesabı bulunmakta olduğunu kendisine yapılacak her türlü tebligatın bu yolla yapılması zorunlu olduğunu, ihtiyati tedbire ilişkin şartlar oluşmamış olduğnu, mahkemenizce verilen kararın kaldırılması gerektiğini, talep etmiştir.İhtiyati Tedbire talep eden vekili 09/03/2026 tarihli dilekçesinde özetle: Davalı tarafça davalı şirketin kamusal tasfiye sürecinde olması nedeniyle dava konusu Ardahan İcra Müdürlüğü .... Nolu takipte ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği belirttiğini, davalı taraf davalı şirketin tasfiye öncesinde müvekkile ödenen paranın muvazaalı bir işleme konu olup olmadığını tarafımızın ispatlaması gerektiğini belirttiğini, öncelikle ihtiyati tedbire ilişkin olarak tam ispat değil yaklaşık ispat yeterli olduğunu, Davalı taraf itiraz dilekçesinde iddia ettiği ödemeleri kat be kat aşan ilamsız takipteki faiz tutarına ilişkin hiç bir açıklama getirmediğini, icra takip dosyasıyla 2.330.000-TL asıl alacak,3.438.159,38-TL işlemiş faiz açıklamasıyla müvekkilden toplamda 5.768.159,38- TL talep edildiğini, asıl alacak konusu bir borç olmasa da en aleyhe değerlendirmede dahi asıl alacak konusu taleple ilgili olarak temerrüt olgusu oluşmadığından alacakla ilgili olarak ödeme tarihinden itibaren faiz işletilerek talep edilmesinin yasal hiçbir dayanağı bulunmadığını, takip bu nedenle de haksız ve mesnetsiz olduğunu, müvekkilin asıl alacak konusu hakkında borcu bulunmadığı gibi faiz alacağı noktasında da bir borcu bulunmadığını İcra dosyasından müvekkile e-tebligat yoluyla ödeme emri tebligatı çıkarılmış olduğunu, müvekkilin e-tebligat sistemini aktif olarak kullanmaması nedeniyle söz konusu icra takibinden haberdar olmayan müvekkil, icra takibine itirazda bulunamadığını, icra takibi bu şekliyle kesinleşmiş olup müvekkilin banka hesaplarına, taşınmazlarına ve bütün mal varlıklarına haciz şerhi işlendiğini, ihtiyati tedbir kararı ile dava konusu icra takibi durdurulmadığını, İhtiyati tedbir kararı "icra veznesine girmiş ve girecek paranın takip alacaklısına ödenmesinin ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesine" yönelik İİK 72/3 maddesi doğrultusunda bir ihtiyati tedbir olduğunu, ihtiyati tedbir kararı doğrultusunda teminat yatırıldığını ve ihtiyati tedbir kararı uygulamaya konulduğunu, telafisi imkansız zararın ortaya çıkmasını engellemek adına yerinde bir ihtiyati tedbir kararı olduğunu, davalının ihtiyati tedbir kararına itirazları yanıltıcı, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 12/03/2026 tarih ve2026/143 D.İş Esas - 2026/141 Karar sayılı ek kararı ile;"...Somut uyuşmazlıkta talep eden tarafından talep edilen ve mahkememizce verilen ihtiyati tedbir, karşı taraf Tasfiye Halinde ... A.Ş.'nin maliki olduğu, mülkiyeti kendisine geçmiş mevcut bir malvarlığı veya aktif üzerine konulmuş bir takyidat değildir. Söz konusu tedbir, taraflar arasında varlığı ve muacceliyeti bir hukuki ihtilaf konusu olan, Ardahan İcra Müdürlüğünün .... sayılı dosyasına konu edilen bir alacak talebiyle ilgilidir. Borçlu olmadığı iddiasıyla menfi tespit davası açacak olan tarafın anayasal hak arama hürriyeti kapsamında, çekişmeli tutarın icra dairesi veznesine yatırılması şartıyla alacaklıya ödenmemesine yönelik geçici hukuki koruma talep etmesi, 5411 sayılı Kanun kapsamındaki yasağının ihlali olarak nitelendirilemez. Karşı tarafın tedbire ilişkin itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile,''1-Davalı (Alacaklı) vekilinin mahkemenin 09.02.2026 tarihli, 2026/143 D. İş Esas ve 2026/141 K. sayılı ihtiyati tedbir kararına yönelik itirazlarının REDDİNE, Mahkemece 09.02.2026 tarihinde HMK'nın 389. maddesi ile İİK'nın 72/3. maddesi uyarınca verilen ihtiyati tedbir kararının aynen DEVAMINA,'' karar verilmiş ve karara karşı muteriz vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Muteriz vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin harçtan muaf olduğunu, buna ilişkin beyanlarının yerel mahkemece dikkate alınmadığını, Müvekkil şirketin halihazırda kamusal tasfiye sürecinde olduğunu, müvekkil şirketin malvarlıkları, hakları ve alacakları aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğini, müvekkil şirketin tasfiyesine ilişkin BDDK kararının Resmi Gazete'de yayımlandığını, hukuka aykırı bir şekilde verilen mezkur tedbir kararının kamusal tasfiye sürecine zarar vermekte olduğunu ve kamu zararına sebebiyet vermekte olduğunu, usul ve yasaya aykırı olarak verilen ihtiyati tedbir kararının devamına ve karara karşı itirazın reddine yönelik ve istinaf başvurusu yapılmamış olarak verilen yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini,Usul ve yasaya aykırı olarak verilen ihtiyati tedbir kararı ile müvekkil şirketin hak ve alacakları üzerindeki tasarruf hakkının kısıtlandığını, bu sebeple menfi tespit davasında yapılacak inceleme sırasında olası hak kayıplarının önüne geçmek adına yargılamanın devamı süresince yerel mahkemece verilmiş olan ihtiyati tedbir kararının ve işbu karara yönelik yapılan istinaf başvurusu yapılmamış olmaya yönelik kararın kaldırılması gerektiğini,Müvekkil şirketin tasfiye öncesindeki yetkilileri tarafından davacıya gönderilmiş olan; uhdesine almış olduğu bedelin muvazaalı bir işleme konu olup olmadığına ilişkin ispat yükünün davacıda olduğunu, ilgili hususun davacı tarafından ispatlanmadığını, varsayımsal söylemlere dayanılarak verilmiş olan ihtiyati tedbir kararının herhangi bir hukuki dayanağının bulunmadığını, Müvekkil şirketin eski yetkilileri tarafından şirket malvarlığına ilişkin usulsüz işlemleri nedeniyle şirket hakkında tasfiye kararı verildiği hususu da gözetildiğinde; şirket kayıtlarından da geçerli bir sözleşmenin varlığı tespit edilemediğinden, davacı lehine yapılan kazanımların 5411 Sayılı Kanunun 134. Maddesi uyarınca hukuken korunmasının mümkün olmadığını, davacının kendisine müvekkil şirketten usulsüz olarak sağlanan faydanın korunmasının mümkün olmadığını, aksinin ispatının davacı tarafa düştüğünü, kaldı ki müvekkil şirketin kamusal tasfiye sürecinde olduğunu, tasfiye kararından çok kısa bir süre önce şirket ile alakası olmayan birine bu denli yüklü bir para aktarımının ticaret hayatında herhangi bir açıklaması bulunmadığından müvekkil şirket varlığını eksiltmeye yönelik muvazaalı işlemler olduğunun açık olduğunu, bu nedenle de müvekkil şirketin tüm alacaklılarının ve kamu menfaatini gözeterek şirket varlığında eksilen her bedelin şirkete kazandırılmasını sağlamak adına davacı aleyhine davaya konu takibin başlatıldığını,Fon alacaklarının tahsilinin teminatı olarak davaya konu icra takibi ikame edildiğini, fona devredilen söz konusu şirketler bakımından, alacaklıların haklarının korunabilmesi için her türlü tedbirin alınması gerektiğini, işbu sebeple haksız ve hukuka aykırı yerel mahkeme kararının ve ihtiyati tedbir kararının kaldırılması gerektiğini,Davacının e-tebligat sistemini aktif olarak kullanmaması nedeniyle söz konusu icra takibinden haberdar olmadığını iddia etmesinin davaya konu icra takibinin kesinleşmesine halel getirmeyeceğini, bu hususa dayanarak ihtiyati tedbir talep etmesinin ...'da öngörülen 'basiretli tacir' karinesine gölge düşürmekte olduğunu, davacının e-tebligat hesabının bulunduğunu ve kendisine yapılacak her türlü tebligatın bu yolla yapılmasının zorunlu olduğunu, ilgili icra takibi ödeme emrinin tebliğ edilmesinden yani 18.01.2026 tarihinden 12 gün sonra kesinleştiğini, davacı / borçlu tarafından 7 günlük itiraz süresi içerisinde herhangi bir itiraz sunulmadığını, davacının ödeme emrinin e-tebligat hesabına ulaştığı 13.01.2026 tarihinden, huzurdaki dava tarihine kadar takibi durdurmaya yönelik herhangi bir işlem de tesis etmediğini, gelinen aşamada müvekkil şirketin kanuni hakkı olan cebri icra yollarını tıkamak amacıyla huzurdaki davanın ikame edildiğini belirterek ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Dairemizin 07/05/2026 tarih ve 2026/956 Esas - 2026/977 Karar sayılı geri çevirme kararımız ile;''...Mahkemece karşı taraf vekiline 732,00-TL istinaf karar harcı ve 2.002,00-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcının bir haftalık kesin süre içerisinde yatırılması için 30.03.2026 tarihli muhtıra çıkarıldığı, muhtıranın 04/04/2026 tarihinde karşı taraf vekiline tebliğ edildiği halde verilen kesin süre içerisinde harcın yatırılmadığı, mahkemece HMK'nun 344 maddesi uyarınca bir karar verilmesi gerekirken, bu yönde bir karar verilmeden dosyanın istinafa gönderildiği anlaşılmış olup; dosyanın HMK'nun 344 maddesi kapsamında bir ek karar verilerek karşı taraf vekiline tebliğ edilmesi ve bu karara karşı da karşı taraf vekilinin istinaf kanun yoluna başvurma hakkı olduğu hususu dikkate alınarak istinaf sürelerinin beklenmesi, verilecek ek kararın istinaf edilmesi halinde, ek karara yönelik istinaf harç ve giderleri de yatırıldıktan sonra yeniden Dairemize gönderilmesi için....,'' dosyanın ilk derece mahkemesine geri çevrilmesine karar verilmiştir.Dairemizin geri çevirme kararı üzerine İlk Derece Mahkemesi 09/06/2026 tarih ve 2026/143 D.İş Esas --2026/141 Karar sayılı ek kararı ile;''....Yapılan inceleme ve değerlendirme sonucu; geri çevirme ilamı nazara alınarak istinaf dilekçesi verilirken ödenmesi gereken istinaf kanun yoluna başvuru için gerekli harçlar ve tebliğ giderlerinin yatırılmaması üzerine Mahkememizce HMK 344 maddesi uyarınca harç ve masrafların tamamlanması için 1 hafta kesin süre içerir muhtıra düzenlenmiş ve düzenlenen muhtıra 04/04/2026 tarihinde karşı taraf vekiline e-tebliğ yolu ile tebliğ edilmiş olup, verilen 1 haftalık kesin süre içerisinde istinaf kanun yoluna başvuru için gerekli harç ve masrafların yatırılmadığı anlaşılmakla karşı taraf vekilinin istinaf başvurusundan vazgeçmiş ve başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir. ''Gerekçesi ile,''Karşı taraf vekilinin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına,'' karar verilmiş, verilen ek kararın karşı taraf vekili tarafından istinaf edilmiştir.
MUTERİZ VEKİLİ EK KARARIN İSTİNAFINA YÖNELİK İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Somut olayda müvekkili şirketin harçtan muaf olduğu hususu, ... tarafından Adalet Bakanlığına gönderilen ...-...-... sayılı ve 24.08.2021 tarihli yazı ile açıkça ortaya konulmuş olup, ilgili hususun yargı mercilerince dikkate alınmasının zorunlu olduğunu,
Bir kurumun harçtan muaf olması durumu; harç ödeme yükümlülüğünün bulunmaması, harç eksikliğinin usulî sonuç doğurmaması ve mahkemece re'sen gözetilmesi gereken bir husus olması sebepleriyle tartışmasız bir hukuki statü teşkil ettiğini, bu nedenle, müvekkili şirketin harç muafiyeti dikkate alınmaksızın istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmesinin usul ve yasaya açıkça aykırı olduğu ileri sürülerek ek kararın kaldırılması talep edilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Talep, İİK. 72 made uyarınca açılacak menfi tespit davası öncesinde ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.Mahkemece 09/02/2026 tarihli karar ile; ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne,karar verilmiş ve karara karşı karşı taraf vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Mahkemece 12/03/2026 tarihli ek karar ile; itirazın reddine, karar verilmiş ve karara karşı muteriz vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Muteriz vekilinin ek karara yönelik istinaf sebepleri incelenmeden önce İlk Derece Mahkemesinin 09/06/2026 tarihli istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına, yönelik ek karar incelendiğinde;6361 sayılı Kanunun 50/A maddesiyle atıf yapılan 5411 Sayılı Bankacılık Kanununun Fon ve faaliyet izni kaldırılan bankalara ilişkin mali istisnalar başlıklı 140.Maddesinde ise: " Fon her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır... Fonun, Fon bankalarının ve tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen bankaların iflas ve tasfiye idarelerinin, mahkeme ilamını alması ve tebliğe çıkartması işlemlerinde karşı tarafa yükletilmiş olan harcın ödenmesi ve her türlü ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve tehir-i icra taleplerinde teminat şartı aranmaz... Fon bankaları, faaliyet izni kaldırılan veya tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen bankaların iflas ve tasfiye idarelerinin alacaklarının tahsilini teminen yapacakları her türlü işlem, dava ve icra takipleri, bu dava ve takiplerin borçlularınca kabul edilmek suretiyle kesinleştirilmesi, her türlü vergi, resim, harç ve fonlar ve 2548 sayılı Ceza Evleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkumlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanunun 1 inci maddesi hükmünden istisnadır..." denilmektedir. ... tarafından Adalet Bakanlığına yazılan ...-...-... sayılı 24.08.2021 tarihli yazı içeriğine göre muteriz şirketin harçtan muaf olduğu göz önünde bulundurularak muteriz vekilinin 09/06/2026 tarihli ek karara yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile 09/06/2026 tarihli istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına, yönelik ek kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.Muteriz vekilinin 12/03/2026 tarihli itirazın reddine yönelik ek karara ilişkin istinaf sebepleri incelendiğinde;HMK'nın "ihtiyati tedbir kararına karşı itiraz" başlıklı 394/2. maddesinde ihtiyati tedbir kararına karşı kararı veren mahkemeye itiraz edilebileceği düzenlenmiş, 6100 Sayılı HMK'nın 394. Maddesinin 2.fıkrasına eklenen ek cümlede ise (28.07.2020 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanunun 42.maddesi ile değişik) "esas hakkında dava açıldıktan sonra itiraz hakkında bu davaya bakan mahkemece karar verilir," düzenlemesi getirilmiştir.İhtiyati tedbir kararına itirazı incelemeye kararı veren mahkemenin görevli bulunduğuna ilişkin kuralın tek istisnası, ihtiyati tedbire konu alacakla ilgili esas hakkında bir dava açılması halidir. İhtiyati tedbir kararından sonra esastan dava açılması halinde ihtiyati tedbire itirazın asıl davaya bakan mahkemece değerlendirilmesi gerekmektedir.Somut olayda, talep eden ... tarafından muteriz şirket hakkında İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/261 Esas sayılı dosyası ile 12/03/2026 tarihinde menfi tespit davası açılmadan önce 09/02/2026 tarihinde İstanbul Anadolu Arabuluculuk Bürosuna başvurduğu, muteriz tarafından arabuluculuğa başvuru tarihinden sonra 17/02/2026 tarihli dilekçe ile ihtiyati tedbir kararına itiraz edildiği, HMK'nın 394/2 maddesinde, esas hakkında dava açıldıktan sonra, ihtiyati tedbire itiraz hakkında, bu davaya bakan mahkemece karar verileceği hüküm altına alınmıştır. HMK 394/2 maddesinde düzenlenen hüküm nedeniyle ihtiyati tedbir kararına yönelik itiraza, esas hakkındaki davaya bakan mahkeme tarafından bakılması gerekmekte olup, mahkeme görevsizdir. Mahkemece itirazı incelemek üzere dosyanın menfi tespit davasının açıldığı mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle itirazın reddine karar verilmesi isabetsizdir. Açıklanan nedenlerle; ihtiyati tedbire itiraz eden vekilinin istinaf sebepleri incelenmeksizin istinaf başvurusunun usulen kabulüne, ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbire itirazın reddine dair 12/03/2026 tarihli ek kararının HMK'nın 353(1)a-3 maddesi uyarınca kaldırılarak, “ihtiyati tedbire itirazı karara bağlanmak üzere dosyanın (kapatılan) İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/261 Esas sayılı dosyasına gönderilmesi yönünde karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
A-Muterizin 09/06/2026 tarihli ek karara yönelik istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
(Kapatılan) İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/06/2026 tarih ve 2026/143 D.İş Esas - 2026/141 Karar sayılı ek kararın KALDIRILMASINA,
1-Muterizin 12/03/2026 tarihli ek karara yönelik istinaf başvurusunun usulen KABULÜ ile;
(Kapatılan) İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12/03/2026 tarih ve 2026/143 D.İş Esas - 2026/141 Karar sayılı ek kararın HMK'nın 353/1-a3 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-Kayıtların kapatılarak, İhtiyati tedbire itiraz edenin itirazının değerlendirilmesi için dosyanın asıl davaya bakan (kapatılan) İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/261 Esas sayılı dosyasına gönderilmek üzere kararı veren ilk derece mahkemesine İADESİNE,
3-İstinaf eden muteriz harçtan muaf olduğundan istinaf harçları konusunda karar verilmesine yer olmadığına,
4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
5-Artan gider avansı olması halinde, avansı yatıran tarafa iadesine,
6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 10/09/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.