Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde benzer isimli markaların hükümsüzlüğü, önceki kullanım hakkı ve e-ticaret platformlarındaki haksız rekabet iddialarını konu alan dava.
Özet: Davacının, uzun yıllardır kırtasiye ve dekorasyon ürünleri alanında aktif olarak kullandığı, sosyal medyada geniş takipçi kitlesi bulunan ve eskiye dayalı kullanım hakkı mahkeme kararıyla tespit edilmiş markasına davalının tescil ettirdiği markanın işitsel, görsel ve kavramsal açıdan ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, aynı mal ve hizmetleri kapsadığını, bu durumun karışıklığa yol açarak ticari itibarını zedelediğini öne sürerek davalı markasının 16. sınıf kapsamındaki bazı mallar için kısmen hükümsüzlüğünü talep ettiği; davalının ise kendi markasının görsel olarak farklı olduğunu, ürün gruplarının davacınınkilerden ayrıştığını, Türk Patent ve Marka Kurumunun da benzerlik olmadığına karar verdiğini, kendi markasını yasal yollarla kullandığını ve davacının iddialarının kötüniyetli olduğunu savunarak davanın reddini istediği bir marka hükümsüzlüğü uyuşmazlığıdır.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2025/30
KARAR NO : 2026/34
DAVA : Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 22/01/2025
KARAR TARİHİ : 16/02/2026 Yazım Tarihi: 03/03/2026
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Davacının ... sayılı “...” markasının sahibi olduğu; Davalı tarafından ... sayılı "..." markasının 16. sınıf mallar için tescil ettirildiği; taraf markalarının işitsel, görsel ve kavramsal açıdan aynı/ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu gibi aynı ve benzer mal veya hizmetleri kapsadığı ve seri marka izlenimi yarattığından karıştırılabileceği; Davacının 2011’den itibaren kurduğu şahıs şirketi üzerinden "...” markasını craft karton kutu, sticker, ajanda, takvim, etiket, bardak altlığı kutusu, çeşitli kağıt, doğal taş, ayna vb. malzemelerden tablolar, doğal taş, karton vb. çeşitli malzemelerden bardak altlığı gibi çeşitli dekorasyon ve kırtasiye ürünlerinin üretimi, kendisine ait .... ibareli internet sitesi ile ...., ...., ...., .... ve benzeri platformlar, seçkin mağazalar, yurtdışında ... ve diğer bazı lokasyonlar üzerinden tanıtımı ve satışı suretiyle kullandığı; markanın ayırtedici gücü sebebiyle SMK’nın 6/3 kapsamında eskiye dayalı kullanımla gerçek hak sahibi olduğu; bu durumun taraflar arasındaki hükümsüzlük davasında ... Mahkemesi'nin 15.10.2024 tarihli ... sayılı kararıyla tespit edilerek 35. sınıfta 16. Sınıfı mal grupları bakımından hükümsüzlük kararı verildiği; Davacının ... alan adını 15.11.2017’de alarak aktif olarak kullandığı, .... websitesi üzerinden markasına tanıtımla ayırtedicilik kazandırdığı ve üzerinde hak sahibi olduğu; Instagram'da 11.400 organik takipçisinin olduğu; Davalının sektörde Davacı ile özdeşleşmiş ''...'' markasının tanıtım ve pazarlama gücünden faydalanmak için sürekli davacının tescil sahibi olmadığı ancak tesciliyle bağlantılı olan sınıflar için tescil başvuruda bulunduğu; birebir aynı ürünleri satışa sunduğu; e-ticaret sitelerinin bir kısmının uyguladığı ... sistemine (piyasada serbestçe dolaşan birebir aynı ürünlerin en uygun fiyatlı olanın öne çıkması üzerine kurgulanan sisteme) dahil olduğu, .... ve benzeri sitelerin ... denilen özelliğini kullanarak davacıya ait ürünleri satıyormuş gibi göründüğü; davacının görsellerini kullanarak satış yapıp kötü ürün ve hizmet vererek, davacının repütasyon ve başarısına gölge düşürdüğü ve zarara uğrattığı” öne sürülerek; ... tescil numaralı “...” ibareli markanın 16. sınıfa konu bir kısım mallar bakımından kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmesi talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı şahıs vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Davalının 2021’den itibaren taş tablo, ayna, bardak altlığı, soğutma taşı vs. gibi ürünlerin üretimini yaparak bu ürünleri kendi websitesinde ve online alışveriş sitelerinde (..., ..., ..., ..., ..., ... vb.) satışa sunduğu; davalı tarafından bu ürünlerin ticaretine başladığında benzer nitelikteki ürünlerin, aynı alışveriş sitelerindeki farklı mağazalarda tescilsiz olarak "..." ismiyle satıldığı, Davalının da bu ürünleri satın alıp kendi mağazasında satışına başladığı; bu dönemde markanın tescilli olmadığı; Davalı markasında herhangi bir görsel amblem bulunmadığı; tarafların aynı kelimelerden oluşan ancak birbirinden görsel olarak tamamen farklı olan markalarını farklı sınıflarda tescil ettirdiği; markalar benzer olsa bile davalının "..." markasıyla satışını yaptığı ürünler ile davacının ürünleri arasında benzerlik olmadığından markaların karıştırılmayacağı; ... tarafından da markalar arasında aynılık veya benzerlik olmadığına karar verildiği; Davalının kendisine ait "..." markasıyla da ürünler ürettiğini ve kendisine ait websitesinde ( ...) ve online alışveriş sitelerindeki mağazalarında sattığı, Davalının kendisine ait mağazaların hiçbirinde "..." markalı ürün satışı yapmadığı gibi "..." markası ile satışını yaptığı ürün grubunun davacının ürünleri ile aynı sınıfta olmadığı; Davalının şu an üretimini ve satışını yaptığı ürünlerde "..." markasını tescille kullanırken, Davacının ürünlerinden farklı nitelikte olan dekorasyon ürünlerinde "..." markasını kullandığı; Davacının ... vb. sitelerin ... özelliği sebebiyle Davalının kendisinden daha fazla satış yapmasından rahatsız olduğu, Davalı 2021’den itibaren "..." markasıyla satış yaptığı için ... sisteminde davacı ile aynı listeye de girmediği ve davacının ticaretini engellemeye yönelik bir çalışmasının olmadığı; Davacının her iki tarafın markayı tescilsiz olarak kullandığı döneme ait iddialarını şu anda mevcutmuş gibi ileri sürerek Davalı markasının hükümsüzlüğünü talep etmesinin kötüniyetli olduğu; Davalının "..." isimli online alışveriş sitesinde satılan ürünlerinin kalitesiz olduğu ve sürekli olumsuz yorumlar aldığı iddialarının asılsız olduğu, davalının satıcı puanı ve ürün yorum puanlarının oldukça yüksek olduğu; Davacı markasına zarar verdiği iddia edilen ürünlerin ... mağazasında davalı ile ilgisi bulunmayan farklı satıcılar tarafından satışa konulduğu; ve davalının hiçbir şekilde davacıya ait ürün görsellerini kullanmadığı” öne sürülerek; davanın reddi talep edilmiştir.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",
Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Taraf markalarında AYNI işaret olması ve kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Taraf markalarının BENZER işareti taşımaları ve kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Taraf markalarının BENZER işareti taşımaları ve kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur.
SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir.
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ... tescil sayılı markasının dava dilekçesinde belirtilen 16. Sınıftaki emtialar açısından davacı tarafın ... tescil sayılı markası arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın davaya konu olan marka başvurusu ibaresi üzerinde eskiye dayalı kullanım-gerçek hak sahipliği (SMK 6/3 maddesi) , alan adı hakkı iddiası (SMK 6/6 maddesi) ve SMK 6/9 maddesine bağlı kötü niyetli tescil iddialarına bağlı davalı markasının SMK 25/1 maddesine göre kısmen hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
Davacı şahsın ;
31/12/2020 tarihinde başvuru, 15/06/2021 tarihinde tescil edilen ... sayılı 20/21/35.nci sınıfta " ..." ibareli markası ;
Davalı şahsın ise ;
02/12/2021 başvuru, 03/01/2024 tarihinde tescil edilen ... sayılı 16 sınıfta " ..." ibareli markası olduğu ... kayıtları ile tespit edilmiştir.
Uyuşmazlık tespitinden sonra tahkikata geçilip bilirkişi raporu alınmıştır.
08/01/2026 havale tarihli bilirkişi heyeti raporunda ÖZETLE; "(1) SMK 6/1 kapsamında, hükümsüzlüğü talep edilen Davalı adına tescilli ... sayılı “...” ibareli markanın, Davacının ... sayılı “oscar stone dekor + şekil” ibareli markasıyla bütünsel genel izlenimde kavramsal ve işitsel olarak ayniyet düzeyinde ve görsel olarak yüksek düzeyde benzerlik taşıdığı; ve Davalı markasının hükümsüzlüğü istenen 16. sınıfa konu mallardan sadece “posterler, fotoğraflar, afişler, tablolar, çıkartmalar” mallarının, Davacı markasının 20. sınıfta kapsadığı “Ahşap veya sentetik malzemeden mamul panolar, resimler, tablolar için çerçeveler, kimlik kartları, künyeler, isimlikler, etiketler” ve 21. sınıfta kapsadığı “Camdan, porselenden, seramikten, kilden süs ve dekorasyon eşyaları: heykeller, biblolar, vazolar” mallarıyla iltibas yaratma olasılığının bulunduğu;
(2) SMK 6/3 kapsamında, dosya münderecatında, Davalı markasının başvuru tarihi/02.12.2021’den önce, Davacı tarafından, hükümsüzlüğü istenen “...” markasının herhangi bir mal veya hizmet bakımından piyasada herhangi bir satış/sunum noktasında potansiyel müşterilerce fiziken gözlemlenebilen ve ticari etki yaratması mümkün olabilecek şekilde sembolik olmayan fiili markasal kullanımla ayırtedici hale getirildiği ve böylece gerçek haksahibi sıfatının kazanıldığına dair delile rastlanmadığı; ve Davacı tarafından sunulan tarihsiz ürün görseli, broşür, internet çıktısı vb. dökümanlar ile tüm faturaların Davacının “...” markasının fiili markasal kullanımının delili olarak kabulü halinde dahi; sadece “16. Sınıf: takvimler, posterler, fotoğraflar, afişler, tablolar, çıkartmalar” malları bakımından iktibas veya iltibas ihtimali ve hükümsüzlük şartlarından bahsedilebileceği;
(3) SMK 6/6 kapsamında, dosya münderecatında, 15.11.2017’de tescil edildiğini tespit edebildiğimiz “...” ibareli internet alan adının sahibinin kimliğine, bu alan adı üzerinden açılabilen “....” websitesinin hangi tarihte kim tarafından aktif hale getirilerek fiilen kullanıldığına ve Davacı tarafından, -02.12.2021 tarihinden önce ve hatta sonrasında-, “...” ibareli websitesinde 16. sınıf veya başka sınıfa dahil herhangi bir mal veya hizmetin tanıtımı veya satışı suretiyle kullanımına dair hiçbir delile rastlanmadığı;
(4) SMK 6/9 kapsamında Davacının kötüniyet iddiasına ilişkin tespitlerimizin yukarıda belirtildiği" şeklinde ifade edilmiştir.
Davacı vekili ile davalı vekilinin ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu taleplerin reddine karar verilmiştir.
GEREKÇE:
Önceki tescilli bir marka (davacıya ait olan) ile sonraki tesçilli marka (davalı markası) arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
Davacının ... sayılı " ..." ibareli markası ile davalı şahsın ... sayılı " ..." ibareli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel , sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu ;
Diğer yönden bilirkişi raporunda sayfa 5-6-7 deki karşılaştırma tablosunda Dava konusu ... sayılı markanın kapsamında yer alan 16. Sınıftaki " takvimler, posterler , fotoğraflar, afişler, tablolar, çıkartmalar " emtiaların davacıya ait markanın 20. Sınıftaki "Ahşap veya sentetik malzemeden mamul panolar, resimler, tablolar için çerçeveler, kimlik kartları, künyeler, isimlikler, etiketler" ve 21. Sınıftaki " Camdan, porselenden, seramikten, kilden süs ve dekorasyon eşyaları: heykeller, biblolar, vazolar " mallarıyla aynı/benzer/ilişkili ve bağlantılı mallar olduğundan kısmen emtia benzerliği oluştuğu ;
İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, önceki markadaki ve sonraki markadaki işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu yukarıdaki emtialar açısından ayırdığı satın alma/yararlanma süresi içinde, davalının ... sayılı " ..." ibareli markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının ... sayılı " ..." ibareli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı , iltibas ve benzerlik nedeniyle her iki taraf markası arasında yanılgı yaşayabileceği, hedef kitle açısından bu mallarda iltibas ve benzerlik nedeniyle davalı taraf markası ile davacı taraf markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idarî ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı oluşabileceği , yani markaları karıştırabileceği, bu açıdan taraf marka işaretleri arasında bu mallarda 6769 sayılı SMK 6/1 iltibas koşulu ve SMK 25/1 .nci maddedeki hükümsüzlük koşulu da kısmen oluştuğu;
Bunun dışındaki emtialarda ise iltibas koşulu oluşmadığı;
Diğer yönden ise ;
Davacı tarafın davalıya ait marka üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı,
Davacı tarafın davalıya ait marka üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında alan adı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı;
Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;
Ancak; bu durumlar yukarıda izah edilen SMK 6/1 maddesindeki kısmi iltibası ortadan kaldırmadığından neticeden davanın kısmen kabulü gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1- Davanın KISMEN KABULÜNE,
2- Dava konusu ... sayılı markanın kapsamında yer alan 16. Sınıftaki " takvimler, posterler , fotoğraflar, afişler, tablolar, çıkartmalar " emtialar yönünden markanın kısmen hükümsüzlüğüne, sicilden terkin edilmesine, karar kesinleştiğinde ...'ya müzekkere yazılmasına,
3- Diğer kısımlar yönünden davanın reddine,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davalıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
5-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
6-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
7-Davacının yaptığı 16.000,00 TL bilirkişi ücreti, 735,00 TL tebligat gideri, 615,40 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 17.350,40 TL nin kabul ve red oranına göre takdiren 1/2 si olan 8.675,20 TL nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
8-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı şahıs vekilinin yokluğunda 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 16/02/2026
Katip ... Hakim ...
E-İmzalıdır E-İmzalıdır