Ankara Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi, easy ibareli marka tescili talebinde iltibas ve marka ailesi iddialarına ilişkin YİDK iptal davasını inceledi.
Özet: Davacı, tescil talebi reddedilen markasının, davalıların "easy" ön ekli seri markalarıyla renk ve ibareler yönünden farklı olduğunu, "kolay" anlamındaki bu kelimenin yaygın bir ibare olup marka ailesi iddiasının haksız olduğunu savunarak red kararının iptalini talep ederken; davalılar, "easy" ibaresinin markalarının esas ve ayırt edici unsuru olduğunu, ortalama tüketici nezdinde iltibasa yol açacak derecede benzerlik bulunduğunu ve mal/hizmet sınıflarının örtüştüğünü ileri sürerek davanın reddini istemektedir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/50 Esas - 2025/169

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/50
KARAR NO : 2025/169
....
DAVA : Marka YİDK Kararının İptali
DAVA TARİHİ : 02/02/2024
KARAR TARİHİ : 24/04/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 24/04/2025
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka.... Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkili .....’ın, 2014 yılında eşinin kurmuş olduğu H.... markalarını 35. sınıflarda tescil ettirerek büyümekte olan hizmet ağına yeni markalar eklemek istediklerini ancak Davalıların.... Otomotiv sektöründe hizmet verdiği... markasını 35 / 36 sınıflarda tescil talebinde bulunduğunu, davalı ..., acente hizmeti verdiği ... markasını 35 / 38 / 41 / 42 / 45 sınıflarda tescil talebinde bulunduğunu, ... ve itiraz eden markaların arasında ayırt edilemeyecek bir benzerliğin varlığından söz edilemeyeceğini, markaların renk seçimleri ve içerdiği ibareler yönüyle herhangi bir benzerlik göstermediğini, müvekkilinin Genel Müdürü olarak görev yaptığı, ...’in ..... merkezli bir seyahat acentesi olduğunu, 6 şehirde bulunan 17 şubesinin bulunduğunu, müvekkilinin, itiraz eden markalardan önce tescil edilmiş markalarının seri marka sayılabilecek nitelikte olduğunu, daha eskiye dayandığını, önceki başvurularında bu ibareyi şekilleriyle birlikte kullanarak tescil ettirdiğini, ... markasının marka sınıfı 35-1, 35-2, 35-3, 35-4, 35-5 olduğunu, redde mesnet markalar ile ortak mal ve hizmet bulunmadığını, ‘’...’’ kelimesinin Türkçe kolay anlamına gelmekte olup yaygın bir ibare olduğunu, marka tescil başvurularına sıklıkla konu olduğunu ve akabinde tescili alınan bir ibare olduğunu, bu nedenle itiraz edenin ‘’marka ailesi’’ olduğundan bahisle ... markasının alınamayacağını belirtmesinin hakkaniyete aykırı olacağını beyan ederek .... kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; SMK m.6/1 anlamında bir tescil engelinin mevcut olduğundan söz edebilmek için, markaların benzer olması, kapsadıkları mal/hizmetlerin aynı/benzer olması ve iltibas yaratması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerektiğini, markalar arasında bütün olarak bıraktıkları izlenim gözönüne alındığında göze çarpan ve ortalama tüketicinin hafızasında kalan kısmının “...” sözcüğü olduğunu, taraf markaları karşılaştırıldığında markalarda “...” ibaresinin esas unsur olduğunun görüleceğini, Başvuru konusu markada yer alan diğer unsurlar tali nitelikte ve ayırt ediciliği düşük olduğundan markalar arasında yapılan inceleme“...” ibareleri esas alınarak yapıldığını , her iki markanın da başlangıç noktaları ve genel izlenimleri aynı olup ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimaline neden olacağını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili dilekçeleriyle özetle; müvekkili .... tescil numaralı "... drive" markası ile davacının tescilini istediği marka arasında görsel ve işitsel olağan dışı benzerlik bulunduğunu,bunun yanında müvekkillerine ait; "...", "...", "easycook", "easykitchen" yazılı markalarla da hem görsel hem işitsel benzerlik bulunmakla müvekkillerine ait seri marka olarak nitelendirilebilecek "..." marka ailesinden iltibasın tereddüte mahal bırakmayacak derecede açık olduğunu, davacının 35. Sınıfta yer alan hizmetleri için başvuru yaptığını, müvekkillerine ait markalarda bu sınıfın yer aldığını, bu nedenle görsel ve işitsel yönden ayırt edilemeyecek derecede benzerlik taşıyan bir markanın tescilinin mümkün olmadığını, müvekkillerine ait "..." ibaresi ile başlayan 6 adet marka adına itirazda bulunulduğunu,aynı zamanda müvekkillerinin "..." ibaresi ile başlayan ticaret unvanlarına sahip olduğunu, ortalama tüketici nezdinde; "..." ibaresi ile başlayan, aynı sınıfa tescilli markalar arasında karıştırmaya yer veren bir benzerliğin olduğu aşikar olduğunu, "..." ibaresinin müvekkillere ait tescilli markalar açısından ayırt edicilik alameti olduğunu, bir marka ailesine işaret ettiğini, aralarında bağ bulunan sağlayıcılara ait markalardan biri olduğu izlenimini oluşturacağını, davacının dava konusu marka dışında, müvekkilin korunmakta olan marka haklarını ihlal eden başkaca başvurularının da bulunduğunu, Özellikle davacının yine 35. sınıfa tescilli "easyajans" ibareli markası, müvekkili ...'nın "easyagency" ibaresi ile yine 35. sınıfa tescilli markasına bağlı haklarını ihlal eder nitelikte olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE :
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, ... Kararının iptali koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
İşlem dosyasının tetkikinde, ... numara ile dava konusu ibarenin kelime+şekil markası olarak 35 sınıfta yer alan hizmetler için başvuruda bulunulduğu, markanın ilk incelemeden geçerek 13.06.2022 tarih ve 398 sayılı Resmi Marka Bülteninde ilan edildiği, davalıların ... unsurlu markalarını mesnet göstererek ayrı ayrı dilekçelerle itiraz ettiği, davacı tarafından karşı görüş sunulduğu, .... tarafından bu itirazların Kabul edilerek markanın tümden reddedildiği, davacının bu karara itiraz ettiği ve davacı itirazlarının nihai olarak .... 01.12.2023 tarih ve .... sayılı kararı ile reddedildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir.
DEĞERLENDİRMELER;
Davacı markasında 35. Sınıfın tamamının ve 35.05 alt grubunda 1-34 sınıfta yer alan tüm malların olduğu, keza davalı markalarında da aynı malların bulunduğu, sadece davalılardan ....’ya ait ..... markalarda 35.01, 35.02. 35.03 alt sınıfların yer almadığı, bunun yanında diğer tüm markalarla emtia listesinin birebir aynen örtüştüğü,
6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesinde, “Tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa” başvuru konusu işaretin tescil edilemeyeceği hükme bağlanmış olup; 6/I anlamında bir tescil engelinin mevcut olduğundan söz edebilmek için, markaların benzer olması, kapsadıkları mal/hizmetlerin aynı/benzer olması ve iltibas yaratması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerektiği görülmektedir.
“Bu düzenlemeye göre, burada üzerinde durulması gereken husus, halk tarafından karıştırılma kavramından ne anlaşılacağıdır. Doktrinde, halk tarafından karıştırılma ihtimalinin iki koşulun bir araya gelmesi halinde irdelenebileceği kabul edilmiş ve bu iki koşuldan birincisinin tescili istenen markanın, daha önce tescilli bulunan markanın aynısı veya benzeri olması, ikincisinin ise her iki markanın aynı mal ve hizmetlerde kullanılması olacaktır. Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü ise bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halkın olduğu göz önünde tutulacaktır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir” ( .... vd. ).
.... sayılı Kararında “Tüketicinin, her iki markayı her zaman aynı anda görüp detaylarını karşılaştırabildiğini düşünmek hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi markada yer alan yardımcı unsurlar ile ve ayırım gücü az olan ifadeleri her zaman hatırında tutabileceği de düşünülemez. Daha önce gördüğü, yararlandığı, satın aldığı ve denediği bir malın yahut hizmetin markasının, göz ve kulağında kalan izine, hatırlayabildiği kadarıyla hafızasında kalan özelliklerine dayanarak, sonraki aynı veya benzer mal ve hizmetlere ilişkin alışverişlerinde de aynı veya benzer markayı taşıyan ürünü satın almak yahut hizmetten yararlanmak istemek tüketicinin en genel yaklaşımıdır. …Öte yandan ortalama tüketici, markaları aynı anda incelemeye tabi tutmadığı gibi küçük ayrıntılarını da dikkatli biçimde inceleyemez. Sadece geçmişte edindiği izlenimin etkisiyle hafızasında kalan ile yetinerek bir sonuca varmaya çalışır. Bu yaklaşımı ise aynı emtialar üzerinde kullanılacak olan, yukarıdaki kadar küçük farklılıklar taşıyan marka ve işaretin, farklı zamanlarda ayırt edilmesini olanaksız kılar.” denilerek karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinde göz önüne alınması gereken kriterlere değinilmiştir.
Ayrıca, yine Doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında, ayırt ediciliğin ve işaretlerin benzerlik ve karıştırılma ihtimaline neden olup olmayacağının tespitinde belirleyici unsurun, markanın münferit unsurlarından daha ziyade markanın bir bütün olarak bıraktığı genel izlenim olduğu vurgulanmaktadır.
Markalar arasındaki benzerliğin alıcıları satın almayı düşündükleri mal/hizmet yerine bir başka mal/hizmet alma durumunda bırakması kadar alıcıları iki farklı marka karşısında bulunduklarını anlamalarına rağmen bu markaların aynı kişiye ait olduğunu sanmaları yada bu malları/hizmetleri üreten/yapan işletmeler arasında idari-ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğu düşüncesine kapılmaları da iltibas tehlikesi içerisindedir.
..... Sayılı kararında “her ne kadar dava konusu başvuru ile davacı markaları arasında 556 sayılı KHK'nin 7/1-b maddesi anlamında bir benzerlik yoksa da, markaların bütün olarak bıraktıkları izlenim gözönüne alındığında göze çarpan ve ortalama tüketicinin hafızasında kalan kısmının `Koç` sözcüğü olduğu, ortalama alıcıların aynı sınıf emtialara ilişkin olarak farklı iki marka karşısında olduklarını anlamalarına rağmen bu markaların aynı işletmeye ait olduğunu sanmaları ya da bu malları üreten işletmeler arasında idari/ekonomik anlamda bir bağlantı bulunduğu düşüncesine kapılmalarının da 556 sayılı KHK'nin 8/1-b maddesi anlamında iltibas tehlikesi oluşturduğu…” denilmektedir.
Somut olayda taraf markalarının bütün olarak bıraktıkları izlenim gözönüne alındığında göze çarpan ve ortalama tüketicinin hafızasında kalan kısmının “...” sözcüğü olduğu,
Taraf markaları karşılaştırıldığında markalarda “...” ibaresinin esas unsur olduğu,
Başvuru konusu markada yer alan diğer unsurlar tali nitelikte ve ayırt ediciliği düşük olduğundan markalar arasında yapılan inceleme “...” ibareleri esas alınarak yapılmıştır.
.... sayılı kararında "Markaların karıştırılma ihtimallerinin tespitinde, taraf markaları işaretsel yönden karşılaştırılırken, tescil kapsamındaki malların ortalama alıcı kitlesinin farazi bakış açısına göre değerlendirme yapılmalıdır. Söz konusu değerlendirme yapılırken, markaların ayırt edicilik niteliği ve ayırt edicilik gücü özellikle dikkate alınır. Değerlendirme sırasında, markaların özellikle başlangıç kısımlarının tüketiciler üzerinde daha çok etki doğuracağı ve akıllarında daha çok kalacağı hatırdan çıkartılmamalıdır." yönünde karar vermiştir. Her iki markanın da başlangıç noktalarının ve genel izlenimlerinin aynı olduğu, bu benzerliğin karıştırılma ihtimaline neden olacağı,
Ayrıca başvuru kapsamında yer alan mallar ile redde mesnet markanın aynı/benzer malları/hizmetleri kapsadıkları, tüketicilerde her iki markanın karıştırılması ve markalar arasında idari-ekonomik anlamda bir bağlantı bulunduğu düşüncesinin doğması ihtimalinin bulunduğu,
Netice itibariyle,
Taraf markaları arasında emtia benzerliği ile karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, kurumun kararının hukuku uygun bulunduğu sonuç ve kanaatlerine varılmış davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın reddine,
Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 187,80.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Davalı kurum ile diğer davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),
Dair, davacı vekili ve davalı kurum ile davalılar vekilinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.24.04.2025
Kâtip Hâkim ....
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır