Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde, kötü niyetli marka başvurusu ve tanınmış marka taklidi iddialarıyla tescile itirazın reddi kararının iptali davası.
Özet: Bir davacı, kendisinin tanınmış ... markası ile yüksek derecede benzerlik taşıyan ve gıda sektöründeki çeşitli mallar için yapılan ... ibareli marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu iddia ederek, bu başvuruya yönelik itirazının reddi yönündeki resmi kurum kararının iptalini talep etmektedir; davacı, diğer davalının üç yıl içinde binlerce taklitçi ve kötü niyetli marka başvurusu yapan, kendi tanınmış markasından haksız çıkar sağlamayı ve tüketicide karıştırma tehlikesi yaratmayı amaçlayan bir taraf olduğunu savunmaktadır.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/545 Esas - 2026/36

"TÜRK MİLLETİ ADINA"
T.C.
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/545
KARAR NO : 2026/36
DAVA : Marka ... kararı iptali - Kısmi hükümsüzlük
DAVA TARİHİ : 27/12/2024
KARAR TARİHİ : 16/02/2026 Yazım Tarihi: 03/03/2026
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: diğer davalı yanın 02.12.2022 tarihinde ... başvuru numaralı “...” markasının 29 ve 30. sınıftaki mallarda tescili için marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkili tarafından dava konusu markanın yayımına itiraz edildiğini, ... müvekkilin itirazlarını reddettiğini, müvekkilin bu karara itirazları ise ...(“...”) tarafından nihai olarak reddedildiğini, işbu marka başvurusuna müvekkili haricinde üçüncü kişilerin de itiraz ettiğini, ... ...’nın tüm yayıma itirazları reddettiğini, akabinde müvekkili ve üçüncü kişilerin ... nezdinde yayıma itiraz kararına itiraz ettiğini, bu itirazlardan ikisi kısmen biri tamamen kabul olduğunu, her ne kadar dava konusu marka reddedilmiş olduğundan tescil edilemeyecek ise de müvekkili kendi itirazları hakkında verilen ... ... kararının hatalı olduğunu düşündüğünden işbu davanın ikame edilmesi ve ... kararının iptalinin talep edilmesi gerektiğini, davalı ...’ın, ... nezdinde 2020 yılından itibaren marka başvuruları yapmaya başlayarak 3 yıl içerisinde tam olarak 1.337 (bin üç yüz otuz yedi) adet marka başvurusunda bulunmuş olan ve tanınmış markaları açıkça taklit etme gayesiyle hareket eden bir kimse olduğunu, gıda sektörü başta olmak üzere hemen hemen her sektörde kötü niyetli eylemleriyle nam salmış olan davalı, dünyaca ünlü tanınmış markaları birebir taklit eden marka başvuruları gerçekleştirdiğini, müvekkilin de davalının kurbanlarından biri olduğunu, davalı yanın, birbirine alternatif olarak, aynı anda benzer sınıflarda birebir aynı marka ibaresi için ayrı ayrı yapmış olduğu marka başvuruları neticesinde kötü niyetli eylemleriyle nam salmış durumda olduğunu, davalı yan aynı marka için hem 29. sınıfta hem 30. sınıfta marka başvurusu yaptığını, böylece markalardan birinin yayımına itiraz edilse bile diğerinin fark edilmemesi hâlinde markanın tescilini alabilmeyi umduğunu, davalı gibi ticaret alanında faaliyet gösterip göstermediği bile belli olmayan bir kişinin 1337(bin üç yüz otuz yedi) adet markasının/marka başvurusunun olması, hele ki bu markaların tanınmış, sektörde bilinen markaların taklitlerinden oluşması diğer davalının marka yedekleme ve şantaj kastını ortaya koyduğunu, aksi kabulde, sıradan ve makul bir kimsenin sektörde var olan, gerçek hak sahibinin başkası olduğu markaları kendi adına tescil ettirmesinin mantıklı bir açıklaması bulunmadığını, davalının kötü niyeti bu kadar açık iken bunu görmezden gelmenin hatalı olduğunu, ... kararı SMK md. 6/9 hükmüne aykırı olduğundan iptaline karar verilmesi gerektiğini, müvekkiline ait markalar tanınmış olması sebebiyle daha geniş bir korumadan yararlandığını, müvekkil şirketin büyük emek ve masraflarla yaratılan, piyasada ekonomik bir anlamı olan “...” ibareli markasının, toplumda ve sektöründe oldukça iyi bilinen ibare olması nedeniyle tescilli olduğu mal ve hizmetler için, diğer tescilli markalar gibi aynı veya benzer mal ya da hizmetler yönünden karıştırma tehlikesi temelinde korunmasının yanında, benzer olmayan mal ve hizmetler açısından da korunması gerektiğini, davalı marka başvurusu müvekkil şirketin faaliyet alanı ve markalarının kapsamı ile aynı/örtüşen/bağlantılı mallar üzerinde gerçekleşeceğinden diğer davalı yanın müvekkili markasının tanınmışlığından haksız bir yarar elde edeceğini, müvekkile ait "..." markası son derece tanınmış ve ayırt edici olduğundan en ufak bir benzerlik dahi davalı markasının müvekkil markası olarak algılanmasına yol açacağını, somut olayda ise ufak bir benzerlikten ziyade müvekkile ait markanın aynen davalı markasında esas unsur olarak kullanıldığını, “...” ibaresi 20 ve 30. sınıfa dahil mallar bakımından ayırt ediciliği olmayan bir kelime olduğundan benzerlik değerlendirmesinde göz ardı edilmesi gerektiğini, dava konusu markasının esas unsuru “...” ibaresi olduğunu, müvekkile ait marka ile dava konusu marka arasındaki yüksek benzerlik nedeniyle diğer davalı marka başvurusunun tescil edilmesi halinde ortalama tüketici nezdinde malların ve hizmetlerin kaynağı konusunda karışıklık doğacağı, ortalama tüketici müvekkilin “...” ibareli tanınmış markalı ürünlerini satın aldığı zannıyla diğer davalının ürünlerini satın alacağını, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin kabulü için illa tüketicinin bir marka olduğu zannıyla başka bir markayı alması gerekmediğini ifade ederek davanın kabulü ile davalı ...’nun 21.11.2024 tarih ve ... sayılı kararının iptaline, Yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalıya usulüne uygun tebligatın yapıldığı, cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ... başvuru sayılı markasına yönelik davacı tarafça itiraz mesnedi markaları dolayısı ile iltibas , tanınmışlık , kötü niyet iddialarına ve itirazlarına bağlı ... nihai olarak verdiği ... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
... kararının 22/11/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 27/12/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
... ...'nun ... sayılı kararında;" Başvuru ile itiraz gerekçesi markalar arasındaki belirgin görsel, işitsel ve bütünsel farklılıkları dikkate alan Kurul; "..." ibareli başvuru ile itiraza gerekçe gösterilen markaların görsel, işitsel, kavramsal ve bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımlarından benzer markalar olmadığı kanaatine ulaşmıştır. Başvuru ile itiraz gerekçesi markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi nedeniyle, markalar arasında karıştırılma/ilişkilendirilme ve tanınmışlık nedeniyle karıştırılma ihtimallerinin ortaya çıkmayacağı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, itiraza gerekçe olarak gösterilen diğer markaların ... nezdine yapılan yayına itiraz aşamasında ileri sürülmeyip ilk kez Kurul nezdinde yapılan karara itiraz aşamasında ileri sürüldüğü, bu durumun itiraz kapsamının genişletilmesi sonucunu doğurduğu tespit edildiğinden belirtilen markalara dayalı itiraz da kabul edilmemiştir. İtiraz sahibinin kötü niyet gerekçeli itirazı ise, itiraz ekinde itiraz sahibinin başvuru kapsamındaki mal ve hizmetler için başvurunun kötü niyetle yapıldığını gösteren kanıtlar sunulmadığından söz konusu iddiaların ispatlanamamış olması nedeniyle haklı bulunmamıştır. Son olarak, her marka özgünlük derecesi, tasarımı, tescile konu mallar/hizmetlerin ve bu mal ve hizmetlerin tüketici grubunun özellikleri, markanın tescil kapsamındaki mal/hizmetler üzerindeki ayırt edici niteliği gibi unsurlar açısından kendine özgü özellikler taşıdığından ve ancak tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesi sonunda tescil başvurusuna ilişkin karar oluşturulabildiğinden dilekçede başka marka başvurularına ilişkin verilen kararların işbu itirazın değerlendirilmesinde dayanak gösterilmesi de haklı bulunmamıştır. Sayılan nedenlerle itirazın reddedilmesi gerekmiştir. " şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",
Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı başvuru Markası Davacı Markaları
...+ ...
...
Bilirkişi heyetinden alınan 02/01/2026 havale tarihli raporda ÖZETLE: " Dava konusu ... sayılı “...” markası kapsamında bulunan tüm emtialar ile davacı tarafın itirazlarına mesnet gösterdiği markalar kapsamında bulunan emtiaların aynı ve/veya benzer olduğunu,
Dava konusu marka ile davacı tarafın mesnet markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olmadığı ve aralarında karıştırılma dahil ilişkilendirilme ihtimali bulunmadığı,
Davacı markasının tanınmış marka olduğu değerlendirilmekle birlikte, davacıya ait marka tanınmış olsa dahi, taraf markalarının benzer olmadığı, bu nedenle davalıya ait markanın davacı markasının tanınmışlığı gerekçesi ile haksız yarar sağlayacağı, davacı markasının itibarına zarar verilmesi veya davacı markasının ayırt edici karakterinin zedelenmesine sebebiyet vereceğine dair bir kanaat oluşmadığı,
Dava konusu başvurunun kötüniyetli olduğu yönündeki iddiaların Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, İşbu raporda varılan sonucun, dava konusu ... kararı ile paralel olduğu, " şeklinde ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor veya aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.
GEREKÇE:
Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
Davalının "...+ ... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı;
İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının " ... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "... " ibareli tescilli markalarından
farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının "... " ibareli tescilli markalı mallarından satın almak/yararlanmak isterken davalının "...+ ... " ibareli başvuru markalı malı satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu;
Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;
Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;
Tüm bu gerekçelerle ... kararı doğru olduğundan bilirkişi raporu da kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 304,40 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalı kuruma verilmesine,
4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı şahsın yokluğunda 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 16/02/2026
Katip ... Hakim ...
E imzalıdır E imzalıdır