Yargıtay 11. Ceza Dairesi, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan verilen mahkumiyet kararını, uzlaşmanın sağlanamaması ve adli para cezasının infaz meselesi olması gerekçeleriyle oy birliğiyle onamıştır.
Özet: Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan verilen mahkûmiyet hükmü, sanık hakkında uzlaşma girişimlerinin sonuçsuz kalmasına ve adlî para cezasının ödenmemesi halinde hapse çevrilmesi hususunun infaz aşamasına ilişkin bir düzenleme olduğuna dair tespitlere rağmen, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygunluğu, toplanan delillerle sanığın eyleminin sabit görülmesi, suç vasfı ve yaptırımların doğru belirlenmesi gerekçeleriyle temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay tarafından oy birliğiyle onanmıştır.

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/410 E., 2021/57 K.SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmaHÜKÜM : MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön incelemesi neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği görüşüldü; Sanığın üzerine atılı hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun 7188 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenerek yapılan incelemede; Sanık hakkında hükmolunan adlî para cezasının ödenmemesi hâlinde hapse çevrileceğine karar verilmiş ise de; adlî para cezasının ödenmemesi halinde izlenecek yöntemin, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106/3. maddesinde belirtildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 23.01.2018 tarihli ve 2017/12-463 Esas, 2018/20 Karar sayılı kararı uyarınca da bu hususun infaz aşamasında dikkate alınabileceği anlaşıldığından bozma nedeni yapılmamıştır.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanığın temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, 15.04.2026 tarihinde karar verildi.