Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde, bir gıda şirketinin çikolata barı patent başvurusunun buluş basamağı eksikliği nedeniyle reddi kararının iptali davası.
Özet: Yenilikçi gıda ürünleri geliştiren bir şirketin, teknik özellikleri itibarıyla piyasada benzeri bulunmayan ve ticari başarı elde eden bir buluşuna ilişkin patent başvurusunun Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından "buluş basamağı" kriterini karşılamadığı gerekçesiyle reddedilmesi üzerine, bu ret kararının iptali istemiyle açılan davada; davacı şirket, buluşunun yenilik ve sanayiye uygulanabilirlik şartlarını taşıdığını ve sunduğu eşsiz teknik çözüm (fıstıkların nemlenmesini önleyen bariyer gibi) sayesinde belirgin bir buluş basamağına sahip olduğunu, bu durumun pazar liderliği ve marka bilinirliği gibi verilerle de desteklendiğini iddia ederek, Kurum kararının hatalı olduğunu savunmaktadır.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/487 Esas - 2025/150
T.C.ANKARA2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİKARAR TÜRK MİLLETİ ADINAEsas No : 2023/487Karar No : 2025/150.... Dava : Patent İle İlgili ... Kararının İptaliDava Tarihi : 12/10/2023Karar Tarihi : 16/04/2025Gerekçeli KararınYazıldığı Tarih : 16/04/2025Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan Patent İle İlgili ... Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :DAVA : Davacı vekili dilekçelerinde özetle; ... Şirketinin, (...) alanında daima ilklere imza atanve ürünlerini bu çerçevede geliştirmeyi ilke edinmiş bir şirket olduğunu, Türkiye'nin ilk lifli bisküvisi Burçak, ilk hazır kızarmış ekmeği ...sanayi tipi keki olan Üzümlü, Meyveli ve Kakaolu Dilim Keki, ilk paketlenmiş turtası Turti, ilk glutensiz ürünler markası Pronot ve ilk ıslak keki Browni gibi ürünleri geliştiren ve pazara sunan ... Şirketinin, kendi üretim teknolojisini geliştirme gücü ile Türkiye’nin en büyük 100sanayi kuruluşundan biri olarak dünya pazarında rekabet ettiğini, müvekkilinin ... numaralı patent başvurusu için araştırma raporunun tüm istemler bakımından olumlu geldiğini, patentlenebilirlik kriterinin sağlandığını gösterir (A) Kodu aldığını,.... tarafından 02/02/2017 tarihinde 1. inceleme raporu düzenlendiğini ve araştırma raporunda belirtilen D1, D2 ve D3 dokümanlarına ek olarak tekniğin bilinen durumunda yer alan D4, D5, D6 ve D7 dokümanları da incelemeye dahil edildiğini, söz konusu dokümanların değerlendirilmesi sonucunda 2,5,7-10 no.lu istemlerin yeni olduğunu ancak 1 ila 9 no.luistemlerin buluş basamağı kriterini karşılamadığı kanaatine varıldığını, 1.inceleme raporunun bildiriminden sonra ve Müvekkilin 2. inceleme ve tarifname/istem değişikliği talebi ve 1. inceleme raporuna dair görüşleri akabinde 13/07/2020 tarihinde 2. inceleme raporu hazırlandığını ve araştırma uzmanı tekniğin bilinen durumuna ait olan D1-D7 dokümanlarını ve başvuru sahibi tarafından istemlerde yapılan değişikliği dikkate aldığında, 1 ila 8 no.lu istemlerin tümünün yenilik ve sanayiye uygulanabilirlik kriterini sağladığını ancak buluş basamağı içermediği kanaatine varıldığını, 2. inceleme raporunun bildiriminden sonra Müvekkilin ilgili rapora ilişkin görüşlerini sunarak 3.inceleme talebinde bulunduğunu bunun üzerine 20/12/2022 tarihinde 3. inceleme raporu hazırlandığını ve araştırma uzmanı tarafından D1-D7 dokümanlarının dikkate alındığını, 1 ila 8 no.lu istemlerin yenilik ve sanayiye uygulanabilirlik kriterine sahip olduğunu ancak buluş basamağı içermediği kanaatine varıldığını, müvekkilin patent başvurusunu 3. inceleme raporuna göre değerlendiren Patent Dairesi Başkanlığının ilgili başvurunun patentlenebilirlik kriterlerine sahip olmaması nedeniyle reddedilmesine karar verildiğini, ilgili karara müvekkil tarafından itiraz edildiğini ve fakat 3.inceleme raporunun haklı gerekçelere dayandığını ve başvurunun patentlenebilirlik kriterlerine sahip olmaması nedeniyle -buluş basamağı içermediğinden bahisle- başvurunun reddedilmesi kararının yerinde olduğu sonucuna varıldığını, işbu davanın açılması gereğinin hâsıl olduğunu, davaya konu buluşun 1 ila 8 no.lu istemlerine ait teknik özelliklerin tümünün bir arada olduğu bir doküman mevcut olmadığından ... tarafından düzenlenen raporlarda da buluş konusu 1 ila 8 no.lu istemlerin KHK’nın7.maddesine göre yeni olduğuna karar verildiğini, davaya konu buluşun sanayiye uygulanabilirlik kriterini karşıladığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığından bu kriterin üstünde durulmadığını, müvekkilin iştigal ettiği sektördeki tüm firmaların ürün performans ve pazar paylarını takip ederek oluşturduğu satış rakamlarına ilişkin raporuna göre davaya konu buluşun ürün formu olan ... Canganın, rekabet ettiği segment bakımından (hem tonaj hem ciro) 2022 ve 2023 yılları bakımından Pazar birincisi olduğunu, bu önemli verinin buluşun, “buluş basamağı” sayesinde amaçladığı çözümü ve faydayı sağladığını ortaya koyduğunu, tüketicinin benzer ürünler arasından bu ürünü tercih ettiğini, bu buluş sayesinde çikolata barın üstünde fıstıklar bütün olarak yer aldığını ve aradaki bariyer sayesinde nemlenmemiş ve çıtırlığını koruduğunu, IPSOS tarafından kaplamalı gofret ve bar markalarının yer aldığı marka sağlığı ve bilinirlik araştırmasında 2022 yılı için davaya konu buluşun ürünü olan ... Canganın 1. Sırada yer aldığını, inceleme raporlarında buluş basamağı olmadığı yönünde yapılan değerlendirmelerin mutlak olmadığını, davaya konu buluş değişik geometrilerde (dikdörtgen, oval, kare, yuvarlak, düzensiz vb) tek veya çok katmanlı baz (karamel, nuga, krema, jöle vb) üzerine tutundurma amaçlı kullanılabilen diğer gıda maddeleri (kokolin, krema, çikolata, marshmallow vb) ile iri parçacıklı (8-15 mm) başka gıda maddelerinin (ekstrüde-koekstrüde tahıl ve bakliyat patlakları, kuruyemiş parçaları, meyve parçaları, bisküvi parçaları, kek parçaları, gofret parçaları, çikolata parçaları vb.) bir araya getirilmesi ile oluşturulan bir gıda ürünü olduğunu, taşıyıcı bazın temas alanının/hacim oranının düşük olması, taşıyıcı baz ile 8 mm ve üzeri boyutlara sahip gıda maddeleri arasındaki mukavemet yeterliliğin sağlanamamasına ve hedeflenen yapışma ve tutunmanın gerçekleşememesine neden olduğunu, mevcut buluşun ise belirlenen teknik probleme karşılık çözüm olarak; taşıyıcı baz ile 8 mm ve üzeri boyutlara sahip gıda maddelerinin arasında konumlanan, hedeflendiği şekilde stabil tutunmayı ve yapışmayı sağlayan bir birinci kaplamayı tarif ettiğini, birinci kaplama, daha öncesinde bahsedilen 8 mm üzeri boyuta sahip gıda maddeleri için gerekli olan uygun temas alanının/hacim oranının elde edilmesine olanak sağladığını, bu buluşta gıda maddelerinin iri parçacıklar olarak tarif edildiğini, iri parçacıkların boyutunun ise buluşta 8-15 mm arasındaki değerler olarak sınırlandırıldığını, bu buluşta, iri parçacıkların boyutuna göre temas alanının/hacim oranının değişkenlik gösterdiğini, sırasıyla gıda ürünü bünyesinde; taşıyıcı baz üzerine konumlanan bir birinci kaplama ve söz konusu birinci kaplamanın dış yüzeyine doğru düzenli ya da düzensiz olarak dağıtılmış, gövde düzleminden dışa doğru farklı açı ve yönlerle uzanan iri taneli parçacıklar içerdiğini, D4 dokümanının, bir besin dağıtım bileşimi ile ilgili olup bu bileşim bünyesinde bir nuga yüzeyine sahip bir nuga çekirdeği içerdiğini, nuga çekirdeğinin etrafının, çiğnenebilir bir kaplamanın çevrelediğini, nuga çekirdeğinin içinde veya kaplamanın içinde veya yüzey ile kaplama arasında konumlanan, iki veya daha fazla aktif bileşen olarak tarif edilen besinler yer almakta olup bunlar ilgili dokümanda (paragraf16) aktif bileşenler; vitamin A, vitamin C, vitamin D, vitamin E, tiamin, vitamin B-2, vitamin B-6, niasin, vitamin B-12, folik asit, kalsiyum, demir, çinko, doymamış yağ asitleri, esansiyel amino asitler ve bunların kombinasyonu olarak tanımlandığını, söz konusu dokümanın ilgili teknik alan için belirlediği teknik problemin ise sanayileşmiş gıda üretimi neticesinde ürünlerin yüksek derecede işlenmiş olması hasebiyle tüketicilere çeşitli vitamin, mineral ve diğer önemli besin bileşenlerinin ilgili ürünlerde sunulamadığını, müvekkilin davaya konu buluşla yapmak istediği şeylerden birinin bir yandan sanayileşmiş gıda üretimi yaparken bir yandan bu üretimin içeriğinin tüketiciler için aktif bileşenler olarak tarif edilen yüksek besin değerindeki bileşenleri içermesi olduğunu, pek tabii bunu gerçekleştirirken "lezzet" unsurundan ödün vermemek ve ürünü vitamin/ilaç benzeri bir tattan başkalaştırmanın da ilgili buluşun bir diğer fonksiyonu olduğunu, D4 dokümanında tarif edilen besin dağıtım bileşiminin bünyesinde mevcut buluşa benzer bir taşıyıcı baz içerdiğini, D4 dokümanında taşıyıcı bazın nuga çekirdeği (12) olarak ifade edildiğini, D4dokümanında tarif edilen nuga çekirdeğinin (12), bir kaplamanın (16) içerisinde yer aldığını, kaplama(16), acı tatlı çikolata, sütlü çikolata, beyaz çikolata (kakao yağı) ve bitter çikolatayı içeren kakao ürünlerinden elde edilebildiğini, kaplama (16) ile nuga çekirdeği (12) çekirdeği arasında bir ara katman (20) yer aldığını, bu ara katmanın (20) işlevinin nuga çekirdeği (12) ile kaplama (16) arasında aktif bileşenlerin nuga çekirdeği (12) ile kaplama (16) arasında geçişini sınırlamak ve harmanlamayı önlemek için bir bariyer olarak görev aldığını, D4 dokümanının yenilikçi yönlerinden birisinin nihai ürünün ilgili besin değerlerini ihtiva edebilmesi adına iki veya daha bazla aktif bileşen (18, 18’) içermesi olduğunu, bu aktif bileşenlerin (18, 18’), kaplama (16) içerisinde veya nuga çekirdeği (12) içerisinde veya yüzey (14) ile kaplama (16) arasında yer alabildiğini, aktif bileşenlerin (18, 18’), neşe kilde ve nasıl konumlandığından ziyade nihai üründe hedeflenen besin değerlerini sağlaması buluş konusu için bir teknik öğreti olduğunu, müvekkil'e ait buluştaki iri parçacıklar ile D4 dokümanında bahsedilen aktif bileşenlerin birbirinden farklı içeriğe sahip olduğunu, mevcut buluştaki bu stabilizasyonun iri parçacıklar ile taşıyıcı baz arasında konumlanan bir birinci kaplama ile sağlandığını, 8 mm boyutuna kadar parçacıkların, ürün üzerine yapışma ve tutunma sorunu yaşanmadığını, dikkat çekilmesi gereken ve problem yaşanan konunun 8mm'denbüyük parçacıkların uygun temas alanının/hacim oranının sağlayamayan ürünlerde ürüne yapışması ve tutunması hususu olduğunun, müvekkile ait davaya konu buluşun önceki tekniği aşarak 8-15 mm aralığında bir boyuta sahip iri parçacıkların, taşıyıcı bazda tutunabilmesi ve yapışabilmesi için özel çözümler sunduğunu, iri parçacık olarak yer alacak gıda maddelerinin, gıda ürünlerinde belirlenen 815 mm aralığında tanecik boyutlarında konumlanabilmesinin yanı sıra raf ömrü boyunca taşıyıcı bazdan gelebilecek rutubet ve diğer bileşenlerden (örneğin pro oksidanlar) uzak kalmasının sağlanabileceğini, bu teknik çözüm sayesinde gıda maddelerinin, raf ömrü boyunca lezzetli, çıtır ve taze kalması sağlandığını, D4 dokümanına konu edilen üründe, bahsedildiği gibi iri parçacıkların, rutubet ve diğer bileşenlerinden korunmasını sağlayabilecek işleve sahip bir birinci kaplamanın olmadığını, davaya konu buluşa konu edilen teknik problem için öngörülen çözüm ve bu bağlamda geliştirilen düzenlemeler ile D4 dokümanındakilerin birbirinden farklı olup tam da bu sebeple Müvekkilin buluşunun buluş basamağı kriterini sağladığını, D5 dokümanına ait buluşun bir uygulamasında, çekirdek bileşen ağırlıkça yaklaşık %10 ila yaklaşık %18oranında, özellikle ağırlıkça yaklaşık %12 ila yaklaşık %16 oranında ve daha özellikle yaklaşık %13 ila yaklaşık %15 oranında toplam suda çözünen diyetsel lif içerebilir. Yüksek lifli karamel bileşimi ve yüksek fiber karamel bileşeni ağırlıkça yaklaşık %20 ila yaklaşık %60 oranında, özellikle ağırlıkça yaklaşık %23 ila yaklaşık %32 oranında ve daha özellikle yaklaşık %25 ila yaklaşık %30 oranında suda çözünen diyetsel lif içerebildiğini, çözünür lifle formüle edilmesi halinde bileşik kaplama tabakası ağırlıkça yaklaşık %20 ila yaklaşık %35oranında, özellikle ağırlıkça yaklaşık %23 ila yaklaşık %32 oranında ve daha özellikle yaklaşık %25 ila yaklaşık %30 oranında suda çözünen diyetsel lif içerebildiğini, bir bütün olarak gıda barı ağırlıkça yaklaşık%5 ila yaklaşık %30 oranında, özellikle ağırlıkça yaklaşık %12 ila yaklaşık %24 oranında ve daha özellikle yaklaşık %17 ila yaklaşık %19 oranında toplam suda çözünen diyetsel lif içerebildiğini, söz konusu ürünün çekirdek bileşeni üzerinde 102, 202 ve 302 ile gösterilen yüksek fiberli karamel bileşeni kaplaması yapıldıktan sonra 103, 203 ve 303 sayı ile referans gösterilen bileşik kaplaması gerçekleştirildiğini, ayrıca D5 dokümanında yapılan açıklamada, bileşik kaplamanın bir araya getirildiğini, örneğin istiflenmiş çekirdek bileşen ve karamel bileşenin, bu bileşenleri tamamen ya da kısmen giydirmek, sarmalamak ve kaplamak için kullanışlı bir biçimde açıkta kalan yüzeylere uygulandığını, tanımlamasında da ürünün açıkta kalan yüzeyine uygulanacağı söylenmiş olup Müvekkile ait buluşta yer alan birinci kaplama ile amaçları ve konumlandıkları yer açısından hiçbir benzerlik içermediğini, D5 dokümanında bahsi geçen bileşik kaplama unsurunun çekirdek üzerine kaplama yapılan 2. kaplama malzemesi olup, eş değer olarak amaç ve konumları arasında herhangi bir ilişki bulunmadığını, D5 dokümanında bahsedilen aglomeratların çekirdeğin içerisinde gömülü iken mevcut buluşta kullanılan iri parçacıkların taşıyıcı baza değil, birinci kaplama üzerinde konumlandırıldığını, bu sayede taşıyıcı baz ile teması önlenmiş olup taşıyıcı bazdan iri parçacıklara nem geçişinin engellendiğini, D5 dokümanında bu nem geçişini önleyici bir tanımlama bulunmamakta olup çekirdek içerisinde aglomeratların gömülü olması nedeni ile nem geçişinin de engellenemeyeceğini, müvekkile ait buluşta 8-15 mm aralığında bir boyuta sahip iri parçacıkların, taşıyıcı bazda tutunabilmesi ve yapışabilmesi için özel çözümler yer aldığını, bu bağlamda müvekkilin bahsi geçen bu teknik probleme çözüm olarak gıda ürününde karakterize edilen iri parçacıkların, gıda ürünlerinde stabil olarak yapıştığı ve tutunduğu bir düzenleme olarak bir birinci kaplamayı tarif etmekte olduğunu, iri parçacık olarak yer alacak gıda maddelerinin gıda ürünlerinde belirlenen 815 mm aralığında tanecik boyutlarında konumlanabilmesinin yanı sıra raf ömrü boyunca taşıyıcı bazdan gelebilecek rutubet ve diğer bileşenlerden (örneğin prooksidanlar) uzak kalması sağlanabileceğini, davaya konu buluşa konu edilen teknik problem için öngörülen çözüm ve bu bağlamda geliştirilen düzenlemeler ile D5 dokümanındakilerin birbirinden farklı olup tam da bu sebeple müvekkilin buluşunun buluş basamağı kriterini sağladığının aşikar olduğunu, D6 dokümanının en az bir şeker ikamesine, protein malzemesine ve en az bir tatlandırıcıya sahip, düşük karbonhidratlı bir nuga ile ilgili olup D6 dokümanının belirlediği teknik problemin obezite ve diyabeti arttıran şekerkarbonhidrat açısından zengin şekerlemelerin yerine proteinle güçlendirilmiş düşük karbonhidratlı gıdaların elde edilip edilemeyeceği olduğunu, 6 dokümanının teknik probleme yönelik, yüksek protein ve düşük karbonhidrat içeren bir nuga ortaya koyduğunu, bu nugada ağırlıkça %28 ila %38 arasında bir değerde protein, %19 ila %46 arasında bir değerde şeker ikamesi ve %7 ila %37 arasında bir değerde tatlandırıcı yer aldığını, ayrıca nugaya benzer şekilde diğer bileşenlerin de karbonhidrat miktarının düşük ve protein miktarının yüksek olması için düzenlemeler gerçekleştirildiğini, D6 dokümanına konu ürünün bünyesinde yüksek proteinli ve düşük karbonhidratlı nuga (10) içerdiğini, bahsedilen nuganın (10), mevcut buluşta olduğu gibi taşıyıcı baz ile eşdeğer değerlendirilmesi gerektiğini, fakat D6 dokümanında nuganın düşük karbonhidrat ve yüksek protein besin değerlerine sahip olması beklenmekte olup Müvekkilin buluşunda bu şekilde bir teknik öğreti yer almadığını, D6 dokümanında nuganın (10), üzeri şekersiz bir karamel katmanı (13) ile kaplandığını, şekersiz karamel katmanının (13) özellikle nihai ürünün özelliğine uygun olarak tüketicilerin kan şekeri seviyelerini etkilemeyen lifleri içerdiğini, karamel katmanının (13) aynı zamanda fındık (14) içerebildiğini, fındığın (14), karamel katmanı (13) içerisinde yer alacak şekilde konumlandırıldığını, bu yönüyle Müvekkile ait buluş konusunda teknik problemlere çözüm sağlayan birinci kaplama ile D6dokümanında teknik problemlere çözüm sağlayan karamel katmanının birbirinden farklı işlevleri sağlamak üzere konu edilen gıda ürünlerinde yer aldığını, D6 dokümanında bahsedilen fındık (14) karamel (13) içerisinde gömülü iken, müvekkile ait buluşta kullanılan iri parçacıkların birinci kaplama üzerinde konumlandırılmış olduğunu ve bu sayede taşıyıcı baz ile iri parçacıkların temasının önlenmiş olduğunu ve taşıyıcı bazdan iri parçacıklara nem geçişinin engellendiğini D6 dokümanında bu nem geçişini önleyici bir tanımlama bulunmamakla birlikte, fındığın (14) karamel (13) içerisinde gömülü olması ve karamelin (13) nem içeriği yüksek bir bileşen olması nedeni ile fındığa (14) nem geçişinin engellenemeyeceğini, karamelin (13) yağ oranın düşük olması nedeni ile fındıktan (14) karamele (13) yağ migrasyonu gerçekleşeceğini ve fındığın (14) reolojik özelliklerini kaybedeceğini ve bu durumun aroma kaybına neden olacağını, D6 dokümanından farklı olarak işbu davaya konu müvekkile ait buluşta iri parçacıkların birinci kaplama ve ikinci kaplama arasında konumlanarak iri parçacıkların nem ve yağ kaybını önlediğini, D6 dokümanının ilgili teknik alan için Müvekkile ait buluştan farklı teknik çözümler sunduğunu, müvekkile ait buluşta 8-15 mm aralığında bir boyuta sahip iri parçacıkların, taşıyıcı bazda tutunabilmesi ve yapışabilmesi için özel çözümler yer aldığını, D6 dokümanında, tarif edilen aktif bileşenlerin 8 mm ve üzeri parçacık boyutlarına sahip olduğu ile ilgili bir teknik öğreti yer almadığını, bu yönüyle D6 dokümanın esas olarak iri parçacıkları bünyesinde içermesi ile ilgili bir düzenlemesi olmadığını, mevcut teknikte çeşitli boyutlarda ilave parçacık içeren ürünler bulunmadığını, ancak spesifik olarak hem dış yüzeyinden görülebilecek şekilde konumlanmış hem de8 ila 15 mm aralığında stabil iri parçacıklar içeren bir ürüne sunulan D6 dokümanından ulaşılamadığını, D7 dokümanının kaplanmış gıda ürünlerin eldesi ile ilgili olduğunu, D7 dokümanına konu buluşun ilgili teknik alan için belirlediği teknik problemin gıda çekirdeğinin parçacıklar ile kaplanmasının mümkün olup olmadığı, D7 dokümanının özel olarak gıda çekirdeğine parçacıkların yapışmasını sağlamak üzere kaplama işlemlerinde gerçekleştirilen düzenlemeler ile ilgili teknik öğretiler sunduğunu, D7 dokümanına konu ürün bünyesinde, müvekkile ait buluşta taşıyıcı baza benzer taban/çekirdek (120)olarak tarif edilen bir bileşen içerdiğini, D7 dokümanının gıda çekirdeğinin (120) üst kısmında konumlanan birden fazla parçacık (128) içerdiğini, parçacıkların daha yüksek veya düşük eba değerlerinde olabileceğinden söz edilse de tercih edilen parçacık ebat değerlerinin 0,8 mm ila 6,4 mm aralığında bir değerde olduğu, D7 dokümanında gıda çekirdeğini (120) kaplayan bir kaplama katmanı (129) yer aldığını, buluşun yenilikçi yönü parçacıkların (128), çekirdeğe (120)yapışmasını ve tutunmasını sağlamak üzere hava akımlarına tabi tutulması olduğunu, müvekkile ait buluşun ve D7 dokümanının, teknik alan için sağladıkları teknik çözüm ve avantajların farklı olduğunu, D7 dokümanının bahsedilen teknik çözümün sağlanması için hava akımı gibi proseste gerçekleştirilen düzenlemeleri içerdiğini, müvekkile ait buluşta ürünün bileşenlerinde gerçekleştirilen düzenlemeleri içermediğini, müvekkile ait buluş ve D7dokümanları, parçacıkların, gıda ürünlerinde taşıyıcı baz veya çekirdek gibi bir unsura yapışması ve tutunması teknik problemlerin giderilmesi için ilgili teknik alanda farklı düzenlemeler gerçekleştirmediğini, davaya konu buluşta bahsedilen düzenlemenin gıda ürününde yer alan birinci kaplama ile sağlanmadığını, D7’ de bahsedilen gıda ürününün üretiminde, uygulanan hava akımı ile parçacıkların (128), çekirdeğe(120) yapıştırılıp akabinde kaplama katmanı (129) ile kaplanarak elde edildiğini, D7’deki bu yapılanmanın içten dışa doğru sırasıyla çekirdek (120)-parçacık (128)-kaplama katmanı (129) şeklinde olduğunu, dolayısı ile parçacıkların çekirdek ile temasta olduğunu, davaya konu müvekkile ait buluşta çekirdeğe (120) en yakın unsur olarak değerlendirilebilecek taşıyıcı baz ile iri parçacıkların birinci kaplama ile ayrıldığını, bu durumun nem, yağ migrasyonunu önlediğini, teknik uzman kişinin müvekkile ait buluşta paylaşılan teknik öğretilere,D7 dokümanında yer alan teknik öğretilerden ulaşmasının mümkün olmadığını, D7 dokümanında belirlenen teknik problem ile mevcut buluşta belirlenen teknik problemin aynı olmadığından ulaşılmak istenen sonuç ve çözümlerin de aynı olmayacağını, davaya konu buluşta, birinci kaplama olarak tarif edilen katmanın belli viskozite ve akma dayanımı değerlerine sahip olması sayesinde iri parçacıkların taşıyıcı baza tutunması ve yapışmasının sağlandığı, aynı zamanda belirlenen bu viskozite ve akma dayanımı değerleri sayesinde parçacıkların taşıyıcı baza tutunması için üretim işlem adımlarında ilave düzenlemelere gerek duyulmadığını, mevcut buluşta iri parçacıkların birinci kaplama üzerinde stabil şekilde tutundurulabilmesi için elde edilen birinci kaplama viskozite değerlerinin 800016000 cP aralığı olduğu, bu aralıkta yer alan viskozite değerleri için 3. inceleme raporunda geniş bir aralık olduğunun iddia edildiğini, davaya konu buluşta belirtilen viskozite değerlerinin, spesifik bir aralık olduğunu kanıtlamak üzere bu değer aralıkları dışında kalacak şekilde de testler gerçekleştirildiğini, müvekkilin buluşuna konu ürünün birinci kaplamanın viskozite değerlerinin bahsedilen değerin (8000 cP) altında olduğunda (7140 cP) yer fıstıklarının yüzeye tutturulamadığını, birinci kaplamanın viskozite değerinin bahsedilen değerden (16000 cP) yüksek olduğu durumlarda (16320 cP) birinci kaplama üstünde kalın bir tabaka oluşturarak akmadığını, tasarımın amacının yer fıstıklarının nem, çıtırlık ve aroma özelliklerinin korunmasını sağlayarak tüketiciye eksiksiz yer fıstığı yeme deneyimi sunmak olduğunu, bu sebeple, ürünün tasarımına uygun olacak şekilde çikolatanın viskozite ve akma değerleri belirlendiğini, buluşa konu olan üründe yer alan fıstıkların nem değerinin 2.aydan itibaren dengeye oturmuş ve raf ömrü boyunca nemlilik değerinde majör bir değişiklik gerçekleşmediğini, sade fıstığın (kavrulmuş sade ... fıstığı) nem oranına göre 2 kata ulaştıktan sonra dengeye gelen bu nem değişimi, yer fıstığının çıtırlığını kaybetme noktasında herhangi bir majör etkiye neden olmadığını, benzer üründe ise fıstıkların su bazlı bir katman olan karamelin içinde yer almasından kaynaklı nem artışı kısa sürede gerçekleşmediğini, benzer üründe yer fıstığı parçacıklarının, nem değerinin yaklaşık %4-5 aralığına çıkmış olup; yüksek orandaki nem varlığının yer fıstıklarının yumuşamasına ve dolayısıyla da çıtırlığını kaybetmesine neden olduğunu, yer fıstıklı atıştırmalık ürün tasarımında, yer fıstığı yeme deneyiminin tam olarak sağlanabilmesi için doğru ürün tasarımının kritik bir öneme sahip olduğunu, yeme deneyiminin en önemli parçası olan aroma algısı buluşa konu olan ürün ve benzer ürünün yer fıstığı aroma bileşenleri özelinde analitik yöntemler kullanılarak incelendiğini, yapılan nem analizlerinde, benzer üründe bulunan yer fıstıklarının nem oranlarının, buluşa konu olan üründeki fıstıkların nem oranlarından yüksek olması fıstıkların yumuşamasına, dolayısıyla yeme deneyiminin olumsuz etkilenmesi sebebiyle aroma algısının azalmasına da sebep olduğunu, yapılan çalışmalarda kavrulmuş yer fıstığı aroma algısının artan nem oranından olumsuz etkilendiğini gösteren sonuçların mevcut olduğunu, müvekkilin buluşundaki viskositenin 7.000Cp ve 16.500cP arasında ve akma noktasının 10-25 Pa arasında olmasının yani bu aralığın geniş olmasının Kurum tarafından eleştirildiğini fakat bu aralıkların Müvekkil tarafından istenen sonuca ulaşabilmek için bilinçli olarak tercih edildiğini bunun için analiz ve çalışmalar yapıldığı; bu değerlerin daha düşük veya yüksek olması durumunda iri fıstık parçasının bir bütün halinde yüzeye yapışmadığının tutunamadığının kısmen gömülemediğinin bilimsel olarak ortaya konduğunu, işbu davaya konu buluşun ilgili teknik alanda ; uzun süredir mevcut olan ihtiyacın karşılanması, teknik ilerlemeyi sağlaması, ticari başarının sağlanması ve teknik alandaki diğer kişilerin takdirini sağladığı için buluş basamağı kriterine sahip olduğunu ifade ederek, ... ...’nın 11/08/2023 tarih ve .... sayılı kararının iptaline, müvekkiline ait patent başvurusunun patentlenebilirlik kriterlerine sahip olduğuna karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP : Davalı ... vekili cevaplarında özetle; Davacı şirket tarafından ... sayılı “BİR BAZ ÜZERİNDE İRİ BOYUTLU PARÇACIKLAR BULUNDURAN GIDA ÜRÜNÜ” buluş başlığıyla patent başvurusunda bulunulduğunu, ... numaralı patent başvurusu için Patent Dairesi Başkanlığınca ilk olarak 05/03/2015 tarihinde araştırma raporu düzenlendiğini, bu raporda 1 ila 9 no’lu istemlerin tümü için tekniğin bilinen durumunda yer alan üç adet “A” kategorisinde doküman listelendiğini, söz konusu raporun başvuru sahibine tebliğ edildiğini, başvuru sahibi tarafından üç aylık süre içerisinde 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararnamenin 59.maddesine göre incelemeli sistem tercih edilerek inceleme talebinde bulunulduğunu, Patent Dairesi Başkanlığı tarafından 02/02/2017 tarihli 1.inceleme raporu düzenlendiğini, araştırma raporunda belirtilen D1, D2 ve D3 dokümanlarına ek olarak tekniğin bilinen durumunda yer alan D4, D5, D6 ve D7 dokümanları da incelemeye dâhil edildiğini, söz konusu dokümanların değerlendirilmesi sonucunda kurumun uzmanı tarafından 2,5,7-10 nolu istemlerin yeni olduğu ancak 1 ila 9 no’lu istemlerin buluş basamağı kriterini karşılamadığının tespit edildiğini, söz konusu 1.inceleme raporunun başvuru sahibine bildirildiğini, Bu bildirim üzerine başvuru sahibinin 06/07/2017 tarihinde 2.inceleme talebi ve tarifname/istem değişikliği talebinde bulunarak 1.inceleme raporuna dair görüşlerini kuruma sunduğunu, bunun üzerine 13/07/2020 tarihinde hazırlanan 2.inceleme raporunda kurum araştırma uzmanı tarafından tekniğin bilinen durumuna ait olan D1-D7 dokümanlarını ve başvuru sahibi tarafından istemlerde yapılan değişikliği dikkate aldığında, 1 ila 8 nolu istemlerin tümünün yenilik ve sanayiye uygulanabilirlik kriterini sağladığını ancak buluş basamağı içermediğinin tespit edildiğini, 2.inceleme raporunun başvuru sahibine bildirildiğini, başvuru sahibi tarafından 08/10/2020 tarihinde 3.inceleme talebinde bulunularak 2.inceleme raporuna dair görüşlerinin kuruma sunulduğunu, bunun üzerine araştırma uzmanı tarafından 20/12/2022 tarihli 3.inceleme raporunun hazırlandığını, bu raporda da D1-D7 dokümanlarının dikkate alındığında 1 ila 8 no’lu istemlerin yenilik ve sanayiye uygulanabilirlik kriterine sahip olduğunun ancak buluş basamağı içermediğinin tespit edildiğini, söz konusu patent başvurusunun 3.inceleme raporuna göre değerlendirilmiş ve patentlenebilirlik kriterlerine sahip olmaması nedeniyle 20/12/2022 tarihli .... kararıyla reddedildiğini, bu karar üzerine başvuru sahibi tarafından süresi içerisinde 06/02/2023 tarihinde kurumun Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kuruluna itiraz dilekçesi sunulduğunu, ... tarafından yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda; başvurunun reddine ilişkin 3. inceleme raporunda yer alan yenilik ve buluş basamağına ilişkin açıklamaların ve başvuru sahibinin karşı görüşlerinin inceleme süreçleri kapsamında değerlendirildiğini, ... sayılı patent başvurusunun reddedilmesine neden olan 3.inceleme raporunun haklı gerekçelere dayandığını ve başvurunun patentlenebilirlik kriterlerine sahip olmaması nedeniyle başvurunun reddedilmesi kararının yerinde olduğunun .... sayılı kararda tespit edilmiş olup söz konusu kararın hukuka uygun olduğunu, Kurumun, iptali istenen ... ...... sayılı kararında, inceleme uzmanının üçüncü inceleme raporunda 551 sayılı KHK nın 62.maddesi uyarınca patent verilebilirlik şartlarının yeterliliği konusunda doğru karar verdiğini ve bu kararında, kararın gerekçesinin dayanaklarını da bildirdiğinin tespit edildiğini, davacı vekilinin iddialarının aksine; üçüncü inceleme raporunda hukuka aykırılık tespit edilmediğinden verilen ... kararının hukuka uygun bir karar olduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, Patent tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE :Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.Davacı ve davalı arasındaki uyuşmazlık, davaya konu başvurunun yeni ve ayırt edici olup olmadğı, buluş basamağı kriterini sağlayıp sağlamadığı, buluşun yeni ve sanayiye uygulanabilir olup olmadığı, ... kararının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davacının ... sayılı Patent başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır. Davaya konu ... sayılı ve “BİR BAZ ÜZERİNDE İRİ BOYUTLU PARÇACIKLAR BULUNDURAN GIDA ÜRÜNÜ” başlıklı Patent için davacı tarafından 19.02.2014 tarihinde Patent tescil başvurusunda bulunulduğu, Araştırma ve İnceleme süreçlerinin tamamlandığı, 3.inceleme sonucunda dava konusu patentin buluş basamağı kriterini taşımaması nedeniyle reddedildiği, bu karara karşı davacının itirazda bulunduğu, ... ...’nın 11/08/2023 tarih ve .... sayılı kararı ile itirazın nihai olarak reddine karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır. Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi ek/kök raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Davanın açılmış olduğu tarih Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 Sayılı SMK) yürürlüğe girdiği 10.01.2017 tarihten sonraki bir tarih olmakla birlikte, 6769 sayılı SMK‘nın “551, 554, 555 ve 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerin hükümlerinin uygulanması” başlığını taşıyan geçici 1. maddesinin (2) fıkrasının ilk ve üçüncü cümleleri, “Bu Kanunun yayımı tarihinden önce yapılmış ulusal patent başvuruları ve faydalı model başvuruları, başvuru tarihinde yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre sonuçlandırılır… …patent ve faydalı modellerin hükümsüz kılınmasında, başvuru tarihinde yürürlükte olan mevzuat hükümleri uygulanır” hükümlerini taşımaktadır. Şu halde iş bu davada davacıya ait TR ... sayılı patent başvurusunun yapıldığı zamanda geçerli olan mülga 551 sayılı KHK hükümleri üzerinden değerlendirmelerde bulunulacaktır. 551 Sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesine göre yeni, tekniğin bilinen durumunu aşan ve sanayiye uygulanabilir olan buluşlar, patent verilerek korunur. Aynı KHK’nin 7. maddesine göre tekniğin bilinen durumuna dâhil olmayan buluş yenidir. Tekniğin bilinen durumu, patent başvurusunun yapıldığı tarihten önce, buluş konusunda dünyanın herhangi bir yerinde toplumca erişilebilir yazılı veya sözlü tanıtım, kullanım veya bir başka yolla açıklanan bilgilerden oluşur. Anılan KHK’nin 9. maddesine göre buluş, ilgili olduğu teknik alandaki bir uzman tarafından, tekniğin bilinen durumundan aşikâr bir şekilde çıkarılamayan bir faaliyet sonucu gerçekleşmiş ise tekniğin bilinen durumunun aşıldığı kabul edilir. 47. maddeye göre başvuru bir veya birden çok istemi içerir, istem veya istemler buluşun korunması istenilen unsurlarını tanımlar, her istem açık ve öz olmalıdır ve istem veya istemlerin dayanağı tarifnamedir. 62.maddeye göre, tekniğin bilinen durumu ile ilgili yapılan araştırma raporunun yayınlanmasından sonra, üçüncü kişiler Yönetmelikte belirtilen şekilde ve altı ay içinde, yeniliğin bulunmadığı veya tekniğin bilinen durumunun aşılmadığı veya tarifnamenin yeterli olmadığı dahil, patentin verilebilirlik şartlarının mevcut olmadığını ileri sürebilir ve itiraz edebilir. Yapılan yazılı itiraza iddiayı kanıtlayan belgeler de eklenir. Tekniğin bilinen durumu ile ilgili yapılan araştırma raporunun, 57 nci madde hükmüne göre yayınlanmasından sonra ve yayın tarihinden itibaren altı ay içinde, başvuru sahibi incelenerek patent verilmesi amacıyla buluş konusunun yeterince tanımlandığı, buluşun yeni olduğu ve tekniğin bilinen durumunun aşıldığı konusundaki incelemenin yapılmasını Enstitü'den talep eder. Enstitü, başvuruyu inceledikten sonra, eksiklik veya patent verilebilirlik şartlarının yeterliliği konusunda kararını verir. Bu kararında, kararın gerekçesinin dayanaklarını da bildirir. Enstitü tarafından yapılan bu inceleme, istem veya istemlerin kapsamı ile sınırlı olarak yapılır. Enstitü, başvuru sahibinin görüşlerini ve eğer varsa başvurudaki değişiklikleri inceledikten sonra kesin kararını verir. Enstitü’nün kesin kararı, istem ve istemlerin tamamı veya bir kısmı için patent verilmesi şeklinde olabilir. Dava konusu patent başvurusu ilk olarak 9 istemle başvuru konusu edilmiş, araştırma raporu sonrasında istem sayısı 10 a çıkarılarak 1. İnceleme talebinde bulunulmuş, 1. İnceleme raporu sonrasında istem sayısı 8’e düşürülmüş ve devam eden tüm incelemeler bu istemler üzerinden yapılmış ve nihai ... kararı da bu istemlere göre karara bağlanmıştır. İşbu davanın konusu ... kararının iptali olduğundan nihai 8 istem üzerinden değerlendirmelerde bulunulmuştur. Bahse konu patent başvurusuna ilişkin olarak hazırlanan Araştırma raporunda D1: DE19627054 A1 D2: DE102005005535 A1 D3: EP0770332 A1 dokümanları tekniğin bilinen durumu olarak tespit edilmiş ve bu dokümanlar A kodu ile refere edilmiştir. 1. İnceleme raporunda araştırma raporu ile tespit edilenlere ek olarak D4: US2013/0316050 A1 D5: EP1774856 A1 D6: US2004/0228951 A1 D7: US2009/0155423 A1 dokümanları da incelemeye dahil edilmiş ve bu dokümanlar üzerinden yenilik ve buluş basamağı incelemeleri yapılmıştır. Bahse konu dokümanların dava konusu patentin başvurusundan önce kamuya sunulduğu tespit edilmiş ve bu dokümanların yenilik ve buluş basamağı incelemesinde dikkate alınmasının mümkün olduğu değerlendirilmiştir. Ayrıca işbu davanın konusu ... karar iptali olduğundan bu dokümanlara sağdık kalınarak ve inceleme raporundaki görüşler özelinde değerlendirmelerde bulunulacaktır. Araştırma raporu, inceleme raporları ve bu süreçlerde değişen istemler ve davacı tarafından dosyaya sunulan 29.02.2024 tarihli teknik ve hukuki mütalaaya bakıldığında somut uyuşmazlığın toplandığı temel noktanın 1. İstemde yer alan ve aşağıda italik olarak gösterilen “bir ek bağlayıcı kullanılmadan - kaplama sıcaklığındaki vizkositesi 8.000- 16.000 cP ve akma noktası ise 10-25 Pa olacak şekilde ayarlanarak iri parçacıkların (3) yüzeye stabil bir şekilde tutundurulması sağlayan birincil kaplama malzemesi (2)” kısımda toplandığı anlaşılmıştır. İstem 1: Yapısında bir taşıyıcı baz (1) ve üzerinde iri parçacıklar (3) bulunduran kaplamalı bir gıda ürünü olup özelliği; • su ve/veya yağ bazlı gıda Ürününün biri veya birkaçının birleşiminden oluşan bir taşıyıcı baz (1); • bahsi geçen taşıyıcı baz (1) üzerine konumlandırılmış, bir ek bağlayıcı kullanılmadan — kaplama sıcaklığındaki vizkositesi 8.000- 16.000 cP ve akma noktası ise 10-25 Pa olacak şekilde ayarlanarak iri parçacıkların (3) yüzeye stabil bir şekilde tutundurulması sağlayan birincil kaplama malzemesi (2); • bahsi geçen birincil kaplama malzemesi (2) dış yüzeyine, hiçbir. ek bağlayıcı — bileşene gerek — kalmaksızın konumlandırılmış, üzerinde ikincil kaplama malzemesi(4), küçük parçacıklar (5) ve dekor (6) bulunduran, düzenli ya da düzensiz olarak dağıtılmış, gövde düzleminden dışa doğru farklı açı ve yönlerle uzanan, 8-15 mm boyutlarına sahip iri taneli parçacıklar (3) bulundurmasıdır. 551 sayılı KHK’ nın 5. maddesine göre yeni, tekniğin bilinen durumunu aşan ve sanayiye uygulanabilir olan buluşlar, patent verilerek korunur. Anılan Kararnamenin 7. maddesine göre tekniğin bilinen durumuna dâhil olmayan buluş yenidir. Tekniğin bilinen durumu, patent başvurusunun yapıldığı tarihten önce, buluş konusunda dünyanın herhangi bir yerinde toplumca erişilebilir yazılı veya sözlü tanıtım, kullanım veya bir başka yolla açıklanan bilgilerden oluşur. Buradan anlaşılması gereken, bir referansın tekniğin bilinen durumuna dâhil kabul edilebilmesi için en önemli koşulun referansın topluma sunumunun patent başvuru tarihi veya rüçhanı varsa ilk rüçhan tarihinden önce yapılmış olması gerektiğidir. Bunun dışında açıklamanın hangi yolla, hangi dilde veya nerede yapılmış olduğunun bir önemi bulunmamaktadır. Kural olarak, yenilik değerlendirmesinde yapılacak olan karşılaştırma, tekniğin bilinen durumundaki referanslar ile buluşun istemlerinin karşılaştırılmasını kapsar. O halde yenilik değerlendirmesinin en temel anlamda patent konusu buluşun tekniğin bilinen durumunu gösteren dokümanlar karşısındaki durumunun değerlendirmesi olarak ifade edilmesi mümkündür. İlgili teknik alanda uzman bir kişi, istemde tanımlanan unsurları, tekniğin bilinen durumuna dâhil olan bir dokümandaki açıklamalardan doğrudan ve tam olarak ortaya koyabiliyorsa, bu durum buluşun yeniliğini ortadan kaldırır. Buluşun yeni olup olmadığı ana hatlarıyla üç adımda değerlendirilmektedir. Bu adımlar; buluşun ne olduğu, hangi bilgilerin tekniğin bilinen durumunda yer aldığı ve buluşun tekniğin bilinen durumuna dâhil olup olmadığıdır. Buluş basamağı buluşun tekniğin bilinen durumunu aştığını ortaya koyan teknik üstünlük ve niteliktir. Buluş, ilgili olduğu teknik alandaki bir uzman tarafından, tekniğin bilinen durumundan aşikâr bir şekilde çıkarılamayan bir faaliyet sonucu gerçekleşmiş ise tekniğin bilinen durumunun aşıldığı kabul edilir. Bu koşul hiç şüphesiz buluş basamağı kavramını tanımlamaktadır. Bir buluşun aşikâr olarak nitelendirilmemesi için teknik alandaki uzman kişinin buluşa dair başvuru yapıldığı veya varsa rüçhan hakkının doğduğu tarihte tekniğin bilinen durumuna dâhil bilgiler çerçevesinde bu buluşu yapabileceği söylenmemelidir. Nitekim yargı kararlarında yer verilen ifadelerde de bir patentin buluş basamağına ulaşmış sayılabilmesi için, mevcut teknik soruna karşı ortaya çıkartılan teknik çözümün ve ilerlemenin, patentin ilgili olduğu teknik alandaki uzman bir kişinin bilgisine göre, tekniğin bilinen durumundan aşikâr bir şekilde çıkarılamayan bir faaliyet sonucu gerçekleşmiş olması gerektiği belirtilmektedir. Zira yaratıcı bir fikrin ürünü olan buluşun öncekilere göre belli bir düzeyde üstünlüğü olması gerekir ve bu nedenle buluşu daha önce bilinenden ayırt etmeyi sağlayacak bir özelliğe ihtiyaç duyulmaktadır. Buluş basamağı kriteri ile bir anlamda buluş sahibine koruma sağlanabilmesi için kayda değer bir durumun varlığı aranmaktadır ve böylelikle teknolojinin ilerlemesinin gereksiz yere sekteye uğramasının önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Buluş basamağı değerlendirmesinde de yenilikle ilgili değerlendirmelerde olduğu gibi buluşun tekniğin bilinen durumu karşısındaki durumuna bakılmakta, ancak bu defa teknik alandaki uzman kişinin bilgi ve becerileri de hesaba katılmaktadır. Öyle ki yenilik değerlendirmesinden bir fark olarak birden fazla dokümanın birlikte ele alınması imkânı bulunmaktadır ve teknik alandaki uzman kişinin ilgili teknik alandaki her türlü bilgiye ulaşılabileceği kabul edilmiştir. Bu noktada ilgili teknik alanın nasıl tespit edileceği sorusu akıllara gelmektedir. İlgili teknik alanın tespitinde iki yaklaşım bulunmaktadır: bunlardan birinin teknik alanın buluşun uygulanması düşünülen alanla sınırlı olarak belirlenmesi, diğeri ise buluşun çözmeyi amaçladığı problemle karşı karşıya kalınan bütün sektörleri dikkate alacak şekilde belirlenmesidir. Bu yaklaşımlardan buluşun uygulanması düşünülen alanla sınırlı bir yaklaşımın daha dar bir referans kaynağı oluşturacağı herkesçe malumdur. Nitekim uygulamada, özellikle EPO içtihatları incelendiğinde, aynı veya benzer teknik problemin çözümünün yer aldığı yakın veya daha genel bir teknik alandaki bilginin haricinde uzak bir teknik alandaki öğretiye de teknik alandaki uzman kişinin erişebileceğinin kabul edildiği görülmektedir. Ülkemizin de tarafı olduğu Avrupa Patent Sözleşmesi (EPC) uyarınca yürütülen EPO uygulamalarında buluş basamağı değerlendirmesi için Problem - Çözüm Yaklaşımı olarak ifade edilen bir yönteme başvurulduğu bilinmektedir. Problem - çözüm yaklaşımı, buluş basamağının objektif değerlendirmesini sağlamak ve önceki tekniğin geçmişe yönelik değerlendirilmesinden (ex-post facto analizinden) kaçınmak için geliştirilmiş bir yöntemdir. Bu yöntem üç ana aşamada beş temel sorunun cevaplanmasından oluşmaktadır ve bu soruların cevaplarına göre inceleme konusu buluşun buluş basamağı kriteri taşıyıp taşımadığına karar verilmektedir. Buna göre değerlendirmenin başlangıç noktası olarak en yakın bilinen tekniği temsil eden referans belirlenecek ve buradan hareketle buluşla bu referans arasındaki farklardan kaynaklı teknik etkinin ışığında buluşla çözümü amaçlanan objektif teknik problem tanımlanacaktır. Bu manada en yakın bilinen tekniğin tespiti aslında uygun başlangıç noktasının belirlenmesi olarak da ifade edilebilir. Son aşamada ise en yakın tekniğin bilinen teknik ve objektif teknik problemden yola çıkarak buluş konusunun teknik alanda uzman kişi için aşikâr olup olmadığına karar verilmesi suretiyle inceleme konusu buluşun buluş basamağı kriterine sahip olup olmadığı hakkında karar verilecektir. Söz konusu aşamalar ve bu aşamalarda sorulması gereken sorular bilirkişi raporunda tabloda gösterilmiş olup, sürecin şematik sunumu ise Şekil.2’deki gibi olduğu anlaşılmıştır. Tüm bu açıklamalardan hareketle bilirkişi heyet raporunda öncelikle TEKNİĞİN BİLİNEN DURUMUNA AİT DOKÜMANLAR üzerinden bir yenilik değerlendirmesi yapılmış, yenilik özelliğini taşıdığı tespit edilen özellikler üzerinden buluş basamağı incelemesine geçilmiştir. Bilirkişi heyetince dosya kapsamında yapılan incelemelerde dava konusu patentin nihai 8 isteminin yeni olduğu konusunda bir mübayenetin olmadığı, dava konusu patentin 1. İsteminde yenilik getirdiği tespit edilen hususun aşağıda altı çizili olarak gösterilen birincil kaplama malzemesinin “bir ek bağlayıcı kullanılmadan - kaplama sıcaklığındaki vizkositesinin 8.000- 16.000 cP ve akma noktası ise 10-25 Pa olacak şekilde ayarlanması” olduğu tespitlerinde bulunulduğu anlaşılmıştır. Keza D1-D7 dokümanlarının hiçbirisinde böyle bir vizkositeden veya akma noktası değerinden bahsedilmemiştir. “bir ek bağlayıcı kullanılmadan - kaplama sıcaklığındaki vizkositesi 8.000- 16.000 cP ve akma noktası ise 10-25 Pa olacak şekilde ayarlanarak iri parçacıkların (3) yüzeye stabil bir şekilde tutundurulması sağlayan birincil kaplama malzemesi (2);” Teknik sorunun, bu teknik soruna getirildiği iddia edilen çözümün tespiti ve problem çözüm yöntemi özelinde doğru bir değerlendirme yapılabilmesi adına; “akma noktası değeri” ve “viskosite değerleri” ile ilgili açıklamalar yapılması gerekmektedir. Çikolata Kaplamalarında Viskozite ve Akma Noktası Değerleri Çikolata kaplamalarında kullanılan çikolataların viskozitesi ve akma noktası, kaplama işleminin kalitesini ve etkinliğini belirleyen önemli parametrelerdir. Viskozite, bir sıvının akışa karşı gösterdiği direnç olup centipoise (cP) birimi ile ölçülürken, akma noktası ise bir sıvının akmaya başladığı gerilme değeri olup Pascal (Pa) birimi ile ifade edilir. İdeal Viskozite Aralıkları Çikolata kaplamalarında genellikle tercih edilen viskozite aralıkları: • Düşük Viskozite (1000 - 3000 cP): Bu aralık, çikolatanın yüzeye kolayca yayılmasını ve düzgün bir kaplama oluşturmasını sağlar. Özellikle geniş yüzeylerin kaplanmasında ve ince kaplama istenilen durumlarda idealdir. Yüksek Viskozite (8000 - 16000 cP) Sorunları • Zor Uygulama: Yüksek viskoziteli çikolata, yüzeye düzgün bir şekilde yayılmakta zorlanır. Bu, özellikle ince bir kaplama sağlamak isteyenler için büyük bir dezavantajdır. • Düzensiz Kaplama: Kalın ve viskoziteli çikolata, yüzeyde düzensiz bir kaplama oluşturabilir. Bu, estetik açıdan hoş olmayan ve tutarsız sonuçlar doğurabilir. • Donma ve Sertleşme Problemleri: Yüksek viskozite, çikolatanın hızlı ve eşit bir şekilde donmasını engelleyebilir. Bu, kaplamanın kırılgan ve düzensiz olmasına yol açabilir. • Ekipman Sorunları: Yüksek viskozite, kaplama ekipmanlarında tıkanmalara ve verimlilik sorunlarına neden olabilir. Bu durum, üretim sürecinde aksamalara yol açar ve maliyetleri artırır. Akma Noktası Değerleri Çikolatanın akma noktası, kaplama işlemlerinde viskozite kadar önemli bir parametredir. Akma noktası, çikolatanın akmaya başladığı gerilme değeri olup Pascal (Pa) birimi ile ifade edilir. İdeal akma noktası değerleri genellikle 50 ila 100 Pascal arasında olur. Bu aralık, çikolatanın uygulama sırasında yeterli akışkanlığa sahip olmasını sağlar. Viskoziteyi Ayarlama Yöntemleri 1. Sıcaklık Ayarı: Çikolatanın sıcaklığını artırarak viskozite düşürülebilir. Ancak, çikolatanın fazla ısınması kalite kaybına neden olabileceği için dikkatli olunmalıdır. 2. Yağ Ekleme: Kakao yağı gibi yağların eklenmesi, çikolatanın viskozitesini düşürür. Bu yöntem, çikolatanın akışkanlığını artırır ve daha kolay uygulanmasını sağlar. 3. Karıştırma ve Temperleme: Çikolatanın doğru şekilde karıştırılması ve temperlenmesi, istenilen viskoziteyi elde etmeye yardımcı olur. Temperleme, çikolatanın kristal yapısını düzenler ve ideal viskoziteyi sağlar. Çikolata kaplamalarında kullanılan çikolataların viskozitesinin 8000 ila 16000 centipoise (cP) arasında olması genellikle önerilmez. Bu kadar yüksek bir viskozite, çikolatanın çok kalın olmasına ve düzgün bir kaplama sağlamada zorluk yaşanmasına neden olabilir. Kaplama işlemlerinde kullanılan çikolataların viskozitesi genellikle 1000 ila 3000 cP aralığında tutulur. Bu aralık, çikolatanın akışkanlığını koruyarak yüzeylerde eşit ve düzgün bir kaplama sağlamasına olanak tanır. Eğer yüksek viskozitede çikolata kullanılması gerekiyorsa, kaplama işlemi sırasında özel teknikler veya ekipmanlar kullanılması gerekmektedir. Ayrıca, çikolatanın viskozitesini düşürmek için sıcaklık arttırma veya formülasyona ek kakao yağı ekleme gibi yöntemler önerilebilmektedir, ancak bu değişikliklerin çikolatanın tadı ve kalitesini etkileyebilmektedir. Ezcümle literatürde, çikolata kaplamalarında ideal viskozite aralığı olan 1000-3000 cP'yi hedeflemek gerektiği, bu şekilde daha iyi sonuçlar elde edildiği belirtilmektedir. Tekniğin bilinen durumuna ait dokümanların (D1-D7) hiçbirisinde viskozite değerine ve akma noktası değerine ilişkin bir açıklama bulunmadığı inceleme raporlarından ve doküman içeriklerinden anlaşılmaktadır. Bu minvalde yenilik içerdiği tespit edilen bu değerler bakımından; bu değerlerin sürpriz bir etki yaratıp yaratmadığı ve buluş basamağı kriterini sağlayıp sağlamadığı değerlendirilmelidir. Davacı tarafından dosyaya sunulan 29.02.2024 tarihli mütalaa ve mütalaa ekindeki teknik raporun incelenmesi neticesinde istemde belirtilen kaplama malzemesinin vizkositesi 8.000- 16.000 cP ve akma noktası ise 10-25 Pa olacak şekilde ayarlandığı bir durumda, yer fıstığı ürününün yüzeye ek bir bağlayıcı olmadan stabil bir şekilde tutunma sağladığı, değer aralığı dışındaki viskozite değerlerinde yer fıstığı parçacıklarının kaplama yüzeyinden önemli ölçüde fark oluşturur şekilde kaydığı, Özetle 8.000 cp’nin altındaki bir değerinde kaplama malzemesi ve yer fıstığı eş zamanlı olarak akma testine maruz bırakıldığında, yüzey geriliminin az olmasına bağlı olarak kaplama malzemesinin yer fıstığından önce hareket ettiği ve kaplama malzemesinin kaplanacak yüzeye miktar ve oran olarak daha yoğun bir uygulamaya neden olacağı, akışkanlığı yüksek(viskozitesi düşük) bir kaplama malzemesinin yer fıstığı üzerinde gerekli katmanı oluşturmadan akacağı, eş zamanlı ve oranlı bir uygulamadan uzaklaşılacağı,Patentin isteminde belirtilen üst değer olan 16.000 cp nin üzerinde bir viskozitedeki kaplama malzemesi ve yer fıstığı eş zamanlı olarak akma testine maruz bırakıldığında; yer fıstığı ve kaplama materyalinin birlikte hareket ettiği, 16.000 cp nin üzerinde bir viskozitedeki kaplamanın daha pürüzlü ve yapışkan bir yüzeye sahip olduğu, porozif yapıların artışına bağlı olarak yer fıstıklarının yüzeye daha fazla tutunmasına neden olduğu ve yer fıstıklarının yüzeye gömüldüğü, 16.000 cp nin üzerinde bir viskozitedeki kaplamada yer fıstığının kayma mesafesinin diğer numunelerin çok üzerinde olduğu,Buluş konusu vizkositesi 8.000- 16.000 cP aralıkta olan kaplama malzemesi ve yer fıstığı ile yapılan kayma testinde, yüzey prozifliği ve globüler yapıların diğer örneklere göre daha dengeli ve az olduğu, bu yapının kaplama materyalinde fıstık gibi ürünler için ideal bir tutunma sağladığı, kayganlık ve yapışkanlık arasında bir denge sunduğu, yer fıstığı gibi ürünlerle birlikte yapılacak bir kaplama işleminde, kaplama malzemesinin vizkositesi 8.000- 16.000 cP aralığında olmasının kaplama malzemesi ve yer fıstığının homojen bir şekilde dağılımına katkı sağlayacağı,Sunulan test değerlerine bakıldığında, ilk testin 7980 cP olduğu, bu değerin istemde belirtilen 8.000 cP değerinin çok az altında olduğu, istemdeki sınır içerisinde kalan değerin 12.080 cP olduğu bunun alt ve üst sınırdan yaklaşık 4.000 cp uzaklıkta olduğu, 3. Örnekteki değerin ise 16.100 cP olduğu ve üst sınırın çok az üzerinde olduğu; Patentin isteminde belirlenen aralık oldukça geniş bir aralık olduğu, belirlenen aralık kapsamında olan 9.500 Cp değerinde ve 13.000 cP değerinde aynı etkinin doğup doğmayacağı tartışmalı olmakla birlikte, tekniğin bilinen durumuna ait dokümanların hiçbirisinde bu cP değerine ilişkin bir atıf olduğu da görülmediği; ayrıca bilirkişi heyetince de 8000 - 16000 cP aralığındaki kaplama malzemesinin zor uygulama, düzensiz kaplama, donma ve sertleşme ve ekipman sorunlarını doğurabileceği tespit edildiğinden aksine bir tespitin yokluğunda belirlenen aralığın tekniğin bilinen durumunu aştığının kabul edilebileceği kanaatine varılmıştır. Bir hususu daha belirtmek gerekir ki, dava konusu patentin 1. İsteminde, belli viskozite aralığındaki kaplama malzemesinden bahsedilmekle birlikte kapsam daraltma amaçlı olarak “ek bağlayıcı kullanılmaması” da eklenmiştir. Bu ifade bir “disclaimer” olup, patentin isteminin kapsamını sınırlandırıcı etkiye sahiptir. Çikolata üretiminde bağlayıcı malzemeler, ürün kalitesini ve işleme verimliliğini artırmak amacıyla yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu malzemeler arasında en çok kullanılanlar lesitin, poligliserol polirisinoleat (PGPR) ve şeker alkolleri gibi bileşenlerdir. Bağlayıcılar, çikolatanın homojen bir yapıya sahip olmasını sağlayarak daha pürüzsüz ve kremsi bir doku elde edilmesine yardımcı olmaktadır. Ayrıca, viskoziteyi düzenleyerek çikolatanın kaplama, döküm ve kalıplama işlemlerinde daha iyi performans göstermesini sağlarlar. Bağlayıcı malzemelerin kullanımı, çikolatanın raf ömrünü uzatarak daha uzun süre taze kalmasını sağlamanın yanında, kakao yağı gibi pahalı bileşenlerin kullanımını azaltarak üretim maliyetlerini düşürme avantajı da sunmaktadır. Bağlayıcı malzemeler, çikolatanın viskozitesini düşürerek daha akışkan hale gelmesini sağlamanın yanında, çikolatanın daha kolay dökülmesini, kalıplara ve kaplama işlemlerine daha uygun hale gelmesini sağlamaktadır. Örneğin, lesitin ve PGPR (poligliserol polirisinoleat) gibi emülgatörler, çikolatanın viskozitesini önemli ölçüde azaltarak daha ince ve homojen bir kaplama elde edilmesine yardımcı olurlar. Bu malzemeler, çikolatanın yağ ve kakao partikülleri arasındaki etkileşimi düzenler ve partiküllerin birbirine yapışmasını engelleyerek akışkanlığı artırırlar. Ancak, bağlayıcıların bazı dezavantajları da olduğu da bilinmektedir. Bağlayıcı malzemelerin fazla kullanımı, çikolatanın tat ve dokusunda istenmeyen değişikliklere neden olabilir. Örneğin, fazla emülgatör kullanımı, çikolatanın doğal tadını bozabilir ve bazı tüketicilerde olumsuz bir tat algısı yaratabilir. Ayrıca, bağlayıcıların fazla kullanımı, çikolatanın doğal ve saf olduğu algısını zayıflatabilir, bu da organik ve doğal ürünlere yönelik talebi olumsuz etkileyebilir. Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, davacı tarafından sunulan 29.02.2024 tarihli mütalaa belirtilen; bağlayıcı kullanılmamasının daha basit üretim süreci sağladığı, daha az malzeme maliyetine imkan tanıdığı yönündeki görüşleri temel olarak doğru değildir. Ancak, bağlayıcı kullanımından vazgeçilmesinin daha iyi ürün kalitesi ve tutarlılığı sağladığı, temiz etiket yaklaşımına uygun olduğu, sağlık ve beslenme avantajları sağladığı ve alerjik reaksiyonları olanlara da hitap etmesi nedeniyle daha geniş kullanım alanı sağladığı yönündeki görüşler bilirkişi heyetince ve mahkemizce de benimsenmiştir. Nihayetinde bağlayıcı kullanılmadan ve bilinen literatürde çikolata kaplama alanında doğrudan bir öneri almamış bir viskozite değerinde kaplama maddesinin 1. İstemde belirtildiği şekilde ve 1. İstemdeki unsurlarla birlikte kullanımının buluş basamağı kriterini sağladığı, bu önermenin alanında uzman bir kişi için aşikar olarak değerlendirilemeyeceği kanaatine varılmıştır.Son olarak Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından hazırlanan ... kararının temelini oluşturan, 2. Ve 3. İnceleme raporlarındaki görüşler üzerinden de bir değerlendirme yapılmasının yerine olacağı; 2. Ve 3. İnceleme raporları büyük ölçüde birbiri ile uyarlılık içerisinde olup, bu raporda viskozite değerinin geniş bir aralık olduğu ve sıcaklık değerinin verilmemesi red gerekçesinin temeli olarak ileri sürülmüştür. Çikolata kaplama malzemesinin viskozite değerine etki eden unsurlardan birinin sıcaklık olduğuna şüphe yoktur. Çikolata ısındığında, içerisindeki yağlar ve diğer bileşenler daha akışkan hale gelir ve bu da çikolatanın genel viskozitesini düşürür. Bu durum, çikolatanın daha kolay dökülmesini, kalıplara ve yüzeylere yayılmasını sağlar, böylece kaplama işlemlerinde daha düzgün ve ince bir kaplama elde edilmesine yardımcı olur. Ancak literatürel olarak, çikolata kaplamalarının optimal viskoziteye ulaşması için 40-45°C (104-113°F) sıcaklık aralığında çalışılması önerilir. Bu sıcaklık aralığı, çikolatanın kaplama ve döküm işlemleri için yeterince akışkan olmasını sağlarken, aynı zamanda çikolatanın yapısal bütünlüğünü korur. Aşırı ısınma, çikolatanın viskozitesini çok fazla düşürebilir ve bu da çikolatanın kaplama işlemlerinde kontrol edilmesini zorlaştırabilir. Ayrıca, aşırı ısınma çikolatanın yapısal ve lezzet özelliklerini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle, çikolatanın ideal sıcaklık aralığında tutulması önemlidir. Görüldüğü üzere sıcaklık viskozite de önemli bir etken olmakla birlikte literatürde kabul edilen değer 40-45°C olup, özel olarak sıcaklıktan bahsedilmediği bir durumda bu sıcaklık değerleri kabul edilir. Dolayısıyla istemde sıcaklık değerinden bahsedilmemiş olmasının otomatik olarak bir belirsizliğe yol açmayacağı kanaatine varılmıştır. 2. ve 3. İnceleme raporlarında inceleme uzmanı tarafından istemde belirtilen aralığın geniş bir aralık olduğu ifade edilmekle birlikte çikolata kaplama uygulamasında öngörülen viskozite değerlerine ilişkin olarak tekniğin bilinen durumuna ait bir atıfta bulunulmuş değildir. Davacı tarafından istemde özel bir aralık belirlenmiş ve bu aralığa da özel bir anlam yüklenmiş ise, tekniğin bilinen durumunda bu aralığa veya en azından bu aralığa yakın değerlere atıf yapan, tekniğin bilinen durumuna ait bir dokümanın refere edilmesi gerekmektedir. Ancak raporlarda bu şekilde bir doküman refere edilmiş değildir. Yukarıda da açıklandığı üzere çikolata kaplamalarında tercih edilen viskozite aralığı genellikle 1000 ila 3000 centipoise (cP) arasındadır. Bu viskozite aralığı, çikolatanın kaplama işlemleri için yeterli akışkanlığa sahip olmasını sağlamakta olup, çikolata yüzeye düzgün ve ince bir tabaka halinde yayılabilmektedir. Bu aralık, çikolatanın işlenmesi sırasında daha homojen bir kaplama elde edilmesine ve çikolatanın estetik olarak hoş bir görünüm kazanmasına yardımcı olmaktadır. Yer fıstığı gibi büyük parçacıklarla birlikte çikolata kaplaması yapılacaksa, çikolatanın viskozitesinin, daha yüksek bir viskozite aralığında olması önerilmektedir. Bu, çikolatanın yer fıstığını düzgün bir şekilde kaplayabilmesi ve yüzeyde tutunabilmesi için gereklidir. Genel olarak, bu tür kaplama işlemleri için ideal viskozite aralığı 3000 ila 5000 centipoise (cP) olabilir. Daha yüksek viskozitenin, çikolatanın yer fıstığı gibi büyük parçacıkları etkili bir şekilde kaplamasını sağlayacağı ve kaplamanın yüzeyde düzgün bir şekilde kalmasına yardımcı olacağı teknik bir gereklilik ise de viskozitenin çok yüksek olamaması de önerilmektedir. Aksi takdirde çikolatanın akışı zorlaşabilir ve kaplama işlemi sırasında eşit dağılım sağlanamayabilir. Tüm bu tespitler çerçevesinde davacı tarafından 1. İstemde özel olarak seçilen ve kaplama malzemesinin vizkositesi 8.000- 16.000 cP ve akma noktası ise 10-25 Pa olacak şekilde ayarlandığı yapılanmanın buluş basamağı kriterini sağladığı kanaatine varılmıştır. 1.istemin yeni ve buluş basamağına haiz olduğu bir durumda 1. İsteme bağımlı olarak yazıldığı ve 1. İstemde belirtilen unsurlara ek unsurlar içerdiği tespit edilen 2 ve 8. İstemin de otomatik olarak yeni ve buluş basamağına haiz olacaktır. Neticede, 2-8. istemlerin de yeni ve buluş basamağına haiz olduğu kanaatine varılmıştır. Dava konusu patent başvurusu ilk olarak 9 istemle başvuru konusu edilmiş, araştırma raporu sonrasında istem sayısı 10 a çıkarılarak 1. İnceleme talebinde bulunulmuş, 1. İnceleme raporu sonrasında istem sayısı 8’ e düşürülmüş ve devam eden tüm incelemeler bu istemler üzerinden yapılmış ve nihai ... kararı da bu istemlere göre karara bağlanmıştır. İşbu davanın konusu ... kararının iptali olduğundan nihai 8 istem üzerinden değerlendirmelerde bulunulacaktır. Türk Patent Hukukunda deneysel veriler, patent tarifnamesinde yer alabilir ve özellikle kimya, biyoteknoloji ve ilaç gibi teknik alanlarda bulunması önerilir. Ancak, bunların zorunlu olup olmadığı ve ne şekilde sunulabileceği, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ve ilgili yönetmeliklere göre değerlendirilmelidir. Türk Patent ve Marka Kurumu, bir buluşun patentlenebilir olup olmadığını değerlendirirken, buluşun yeterince açıklanmış olması gerektiğini (SMK m.92) şart koşar. • Kimya, ilaç ve biyoteknoloji alanlarında, buluşun teknik etkisini ve sanayiye uygulanabilirliğini desteklemek için deneysel verilerin tarifnamede yer alması beklenir. • Diğer teknik alanlarda (elektronik, makine, yazılım vb.), deneysel veriler genellikle şart değildir; ancak açıklamalar ve çizimler yeterli olmalıdır. Uyuşmazlık konusu patent başvurusunda; tarifnamede deneysel veriler sunulmamış olup patent konusu gereği deneysel verilerin tarifnamede yer almasını gerektirmemektedir. Keza hiçbir deneysel verinin olmadığı onlarca patent başvurusu ve tescil mevcuttur. Ayrıca Deneysel veriler patent konusu buluşun, buluşta bahsedilen teknik etkiyi sağlayıp sağlamadığına dair bir öngörü gösterir. ... sayılı patent başvurusunun tarifnamesinde 8.000-16.000 cp viskozite aralığı, iri parçacıkların taşıyıcı baz üzerine tutundurulmasını sağlamak amacıyla kaplama malzemeleri için belirtilmiştir. Tarifnameyi detaylı olarak bakıldığında, bu viskozite aralığının dışında başka bir viskozite değeriyle karşılaştırıldığına dair herhangi bir bilgi veya test sonucu bulunmamaktadır. Özellikle farklı viskozite değerlerinin karşılaştırıldığı bir test sonucu, grafik veya deney verisi sunulmamıştır. Ancak, tarifnamede kaplamanın viskozitesinin ve akma noktasının ayarlanmasının iri parçacıkların yüzeye tutunmasını sağladığı belirtilmiştir. Yani, viskozite ayarı ile ilgili genel bir açıklama bulunduğu ancak farklı viskozite değerleriyle yapılan spesifik bir test veya kıyaslama yer almadığı anlaşılmıştır. Tarifnamede test sonucu sunulmamış olup test sonucunun sunulması zorunlu değildir. Buluş konusunun bahsedilen aralıkta, bahsedilen teknik etkiyi sağlayıp sağlamadığı öngörülebilir ise bu tür bir karşılaştırma sunulması zorunlu olmayabilir. Ayrıca inceleme sürecinde davacıdan bu tür bir test verisinin sunulmasının da talep edilmediği anlaşılmıştır.Tarifnamede belirtilen 8.000-16.000 cp viskoziteye sahip kaplama malzemesinin amacı, iri boyutlu parçacıkların taşıyıcı bazın üzerine tutunmasını sağlamaktır. Bu kaplama malzemesi, iri parçacıkların taşıyıcı bazdan kolayca ayrılmasını önlemek ve stabil bir ürün yapısı oluşturmak için kullanıldığı anlaşılmıştır. Viskozite ve akma noktası belirli sınırlar içinde ayarlanarak, iri parçacıkların yüzeye etkili bir şekilde yapışması sağlamaktadır. Tarifnameye göre kaplama malzemesiyle birlikte tutundurulmak istenen iri parçacıklar (8-15 mm) şunlardır: • Ekstrüde-koekstrüde tahıl ve bakliyat patlakları,• Kuruyemiş parçaları, • Meyve parçaları, • Bisküvi parçaları,• Kek parçaları, • Gofret parçaları, • Çikolata parçaları.Ayrıca, son kaplama üzerine daha küçük boyutlu parçacıkların da (hindistan cevizi, kırık kuruyemiş, patlatılmış tahıl, granüller, şekerlemeler vb.) da eklenebileceği anlaşılmıştır. Bu kaplama malzemesi sayesinde iri parçacıkların düzgün bir şekilde dağıtılabileceği ve stabil bir şekilde tutunabileceği açıklanmış, böylece ürünün hem görünümü hem de yapısal bütünlüğü korunmuş olduğundan bahsedilmiştir.D6 dokümanının 47. paragrafında bahsedilen iri taneli parçacık cevizdir. Ayrıca, D6'nın diğer bölümlerinde meyve ve tahıl gibi iri taneli parçacıklardan da bahsedildiği belirtilmiştir. ... sayılı patent başvurusuna ait tarifnamenin 1. sayfasının 10 ila 14. satırlarında, 8-15 mm parçacık büyüklüğüne sahip iri taneli parçacıklar açıklanmıştır: • Ekstrüde-koekstrüde tahıl ve bakliyat patlakları, • Kuruyemiş parçaları, • Meyve parçaları, • Bisküvi parçaları, • Kek parçaları, • Gofret parçaları, • Çikolata parçaları.Bu iri parçacıkların, farklı şekillerde bir araya getirilerek bir baz üzerine tutundurulmasıyla oluşturulan bir gıda ürünü tarif edilmiştir.... sayılı patent başvurusu tarifnamesinin 1. sayfasının 10-14. satırları, gıda bazları üzerine iri parçacıkların (8-15 mm) tutundurulması ile ilgilidir. Bu parçacıklar ekstrüde tahıl ve bakliyat patlakları, kuruyemiş, meyve, bisküvi, kek ve çikolata parçaları gibi farklı gıda bileşenlerinden oluşmaktadır. D6 dokümanının 47. paragrafı ise protein bazlı düşük karbonhidratlı gıda ürünleriyle ilgili olup, içeriğinde tatlandırıcılar, protein malzemeleri ve aroma vericiler bulunmaktadır. Bu iki doküman arasındaki benzerlik, her ikisinin de iri taneli parçacıklar içeren gıda bileşenlerini ele almasıdır. Özellikle, iri taneli parçacıkların bir baz malzeme üzerine dağıtılması ve yapının korunması konularında paralellik göstermektedirler. Ancak, D6 dokümanı daha çok düşük karbonhidrat ve yüksek protein içeriğine odaklanırken, ... sayılı tarifname kaplama teknikleri ve iri parçacıkların stabil tutulması üzerine yoğunlaşmaktadır. ... Sayılı Patent Başvurusu (Tarifname, 1. Sayfa, 10-14. Satırlar): Bu tarifname, bir baz üzerine iri boyutlu parçacıkların tutundurulması ile ilgili olup tarif edilen gıda ürünü şu bileşenleri içermektedir: • Taşıyıcı baz: Karamel, nuga, krema, jöle vb.,• İri parçacıklar (8-15 mm): Ekstrüde veya koekstrüde tahıl ve bakliyat patlakları, Kuruyemiş parçaları, Meyve parçaları, Bisküvi, kek, gofret ve çikolata parçaları.Bu ürün, baz yüzeyine iri taneli parçacıkların tutundurulması ve ardından kaplama yapılması üzerine yoğunlaşmaktadır. Ürün, kaplama ve dekorasyon yöntemleriyle stabilize edilerek iri parçacıkların yüzeye tutunmasını sağlamaktadır. D6 Dokümanı (47. Paragraf): D6 dokümanı, düşük karbonhidratlı ve yüksek protein içeriğine sahip gıda ürünlerine odaklanmaktadır. İçeriğinde şunlar bulunmaktadır: • Protein materyali (Whey protein, izolatlar, bitkisel proteinler) • Şeker alkolleri ve tatlandırıcılar, • Tatlandırıcı içeren bir baz (nougat veya kaplamalı gıda ürünü), • Kaplama ve dolgu malzemeleri (karamel, çikolata vb.) .Bu doküman, gıda ürünlerinde karbonhidrat oranını azaltarak protein miktarını artırmayı hedeflemektedir. Ancak D6’da doğrudan iri parçacıkların taşınması veya tutundurulması konusunda bir açıklama bulunmamaktadır. İki Dokümanın Karşılaştırılması Ve Benzerlikleri: Kriter ... Sayılı Patent (TR) D6 Dokümanı (US) :Ana Konu İri parçacıklı gıda ürünleri ve baz üzerine tutunma yöntemleri Düşük karbonhidratlı, yüksek proteinli gıda ürünleri Baz İçeriği Karamel, nuga, krema, jöle vb. Yüksek protein içeren nougat veya benzeri bir baz İri Parçacıklar Ekstrüde tahıl, kuruyemiş, meyve, çikolata, kek, bisküvi vb. Doğrudan iri parçacık kullanımı belirtilmemiş Kaplama ve Stabilizasyon Kaplama ve dekor malzemeleri ile iri parçaların tutunması sağlanıyor Kaplama daha çok tatlandırıcılarla yapılmış Besinsel Amaç Görünüm, yapı ve doku için iri parçacıklar ekleniyor Düşük karbonhidrat ve yüksek protein içeriği amaçlanıyor Her iki patent başvurusu da katmanlı ve kaplamalı gıda ürünleriyle ilgili olsa da, temel amaçları farklıdır: • ... sayılı tarifname, baz üzerine iri parçacıkların eklenmesi ve stabilizasyonuna odaklanmıştır. İri taneli bileşenler, ürünün doku ve görünümünü şekillendirmek için kullanılmaktadır. • D6 dokümanı, düşük karbonhidratlı ve protein açısından zengin ürünler üretmeyi hedeflemektedir. Ancak burada iri taneli bileşenlerin tutundurulmasına dair doğrudan bir açıklama yoktur. Ancak her iki dokümanında kaplama malzemeleri açısından benzerlik gösterdiği anlaşılmaktadır. Her iki başvuruda da çikolata, krema, karamel gibi kaplama bileşenleri yer almakta olup, bunların kullanımı farklı amaçlarla gerçekleştirilmektedir. İri Taneli Parçacıklar Açısından Benzerlik: ... sayılı patent başvurusunun tarifnamesinin 1. sayfasının 10-14. satırları ile D6 dokümanının 47. paragrafı arasındaki benzerlik, her iki başvurunun da baz üzerine iri parçacıkların eklenmesi ve kaplanması konusunu içermesidir. Ancak fark şudur: • ... tarifnamesi, iri parçacıkların stabil olarak tutunmasını sağlamak için kaplama malzemesi viskozitesinin önemini vurgulamaktadır. Kullanılan parçacıklar arasında tahıl patlakları, kuruyemiş, meyve, bisküvi ve çikolata parçaları bulunmaktadır. • D6 dokümanı ise protein bazlı düşük karbonhidratlı ürünler ile ilgilidir ve kaplama malzemesi konusunda doğrudan iri parçacıkları stabil tutma amacı taşıyan özel bir viskozite aralığı vermemektedir. ... sayılı başvurunun 1 no'lu isteminde belirtilen 8.000-16.000 cp viskozite değeri, kaplama malzemesinin iri parçacıkları taşıyıcı baz üzerine tutundurmasını sağlamaya yönelik bir teknik özellik olarak belirtilmiştir. Bu viskozite aralığının ortaya çıkardığı teknik etkiler ve avantajlar şu şekilde sıralamak mümkündür. 1. İri Parçacıkların Yüzeye Tutunmasını SağlamaEğer viskozite çok düşükse (<8.000 cp), kaplama malzemesi fazla akışkan olur ve iri parçacıklar kayabilir veya düzgün tutunamaz. Eğer viskozite çok yüksekse (>16.000 cp), kaplama fazla yoğun olur ve parçacıkların içine gömülmesine veya yüzeye eşit dağılmamasına neden olabilir. 2. Ürünün Mekanik Dayanımını Artırma Doğru viskozite aralığı, iri taneli parçacıkların baz ile yeterli bağ oluşturmasını sağlar, böylece ürün taşıma, depolama ve tüketim sırasında parçalanmaz veya dökülmez. 3. Yapışma ve Stabilizasyonun SağlanmasıUygun viskozite, iri parçacıkların taşıyıcı baz üzerinde homojen bir şekilde yayılmasını sağlar. Kaplama işlemi sırasında parçacıkların yüzeyde belirli bir açıyla veya rastgele düzenlenmesine olanak tanır, böylece ürünün görsel ve dokusal kalitesini artırır. 4. Üretim Sürecinde Kolaylık Sağlama 8.000-16.000 cp aralığı, endüstriyel üretimde sprey kaplama, daldırma veya sıvama yöntemleriyle kolay uygulanabilecek bir viskozite seviyesidir. Çok düşük viskozitede malzeme akışkan olacağından kaplama sürecinde kontrol zorlaşır. Çok yüksek viskozitede ise üretim makineleri zorlanabilir. Teknik Avantajı Var mı? Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde bu viskozite aralığının aşağıda sayılan teknik avantajlara sahip olduğu değerlendirilmiştir. • İri parçacıkların taşıyıcı bazdan ayrılmasını önler. • Üretim sürecinde kontrollü bir kaplama ve stabilizasyon sağlar. • Tüketici deneyimini iyileştirir, daha iyi bir yapı ve homojen dağılım oluşturur. • Üretimde tutarlılık sağlar ve ürünün raf ömrünü uzatabilir. Özetle, bu viskozite aralığı hem üretim sürecinde hem de nihai ürün kalitesinde avantajlar sunduğu, optimal bir viskozite değeri sağlanmasaydı, iri parçacıkların stabil olarak tutunması zor olacağı, ürün formunun kaybedebileceği veya tüketim sırasında parçacıklar dökülebileceği değerlendirilmiştir. Viskozite Nedir ve 8.000-16.000 cp Ne Anlama Geliyor? Viskozite, bir sıvının akmaya karşı direncini gösteren bir özelliktir. Ölçü birimi centipoise (cp) olup, yüksek viskozite daha yoğun ve yapışkan bir sıvıyı ifade eder. Örnek bazı viskozite değerleri: • Su: 1 cp, • Zeytinyağı: ~80 cp, • Bal: 3.000-10.000 cp, • Fıstık ezmesi: ~150.000 cp 8.000-16.000 cp viskozite, bal veya akışkan bir şeker şurubu kadar yoğun bir maddeyi ifade eder. Bu değer, kaplama malzemesinin ne kadar akışkan veya yapışkan olduğunu belirler. 8.000-16.000 cp Viskozitenin Teknik Avantajları: Bu viskozite aralığı, kaplama malzemesinin iri parçacıkları tutundurması ve ürün formunu koruması açısından avantajlar sağladığı görülmüştür: a) İri Parçacıkların Yüzeye Daha İyi Tutunmasını Sağlar. • Düşük viskozite (<8.000 cp) olursa: Kaplama malzemesi çok akışkan olur ve iri parçacıklar kayar, yüzeyde düzgün tutunamaz. Parçacıklar yerinde sabitlenemez, düşme veya ayrılma riski artar. • Yüksek viskozite (>16.000 cp) olursa: Kaplama malzemesi fazla yoğun olur, parçacıklar içine gömülebilir veya düzensiz bir dağılım oluşabilir. Kaplama süreci zorlaşır, homojen bir dağılım sağlanamaz. • Optimum viskozite (8.000-16.000 cp) ile: İri taneli parçacıklar yüzeye yeterli kuvvetle yapışır, kayma veya düşme azalır. Kaplama malzemesi, parçacıkların doğal dokusunu koruyarak homojen bir dağılım sağlar. b) Ürünün Mekanik Dayanımını Artırır. • Uygun viskozite sayesinde, kaplama malzemesi parçacıklarla iyi bir bağ oluşturur. • Bu bağ sayesinde, ürünün taşıma, paketleme ve raf ömrü süresince stabil kalması sağlanır. • Eğer viskozite çok düşük olursa, parçacıklar depolama sırasında düşebilir veya ürün şeklini kaybedebilir. • Çok yüksek olursa, kaplama çok sertleşebilir ve ürüne homojen bir doku kazandırılamaz. c) Üretim Sürecinde İşlenebilirliği Kolaylaştırır 8.000-16.000 cp viskozite aralığı, üretim sürecinde sprey kaplama, daldırma veya sıvama yöntemleriyle uygulanabilir bir akışkanlık sunar. Eğer viskozite daha düşük olsaydı: • Kaplama malzemesi fazla akışkan olacağından, kontrollü bir kaplama sağlamak çok daha zor olacaktır. • Parçacıkların yüzeye düzgün yapışmasını sağlamak için ekstra işlemler yapılması gerekebilecektir. Eğer viskozite daha yüksek olsaydı: • Üretim makineleri kaplamayı yapmakta zorlanabilirdi. • Kaplama homojen olmaz, bazı bölgelerde çok kalın bazı bölgelerde çok ince olabilirdi. • Bu aralık, hem üretim makineleri için optimum çalışma koşullarını sağlarken, hem de ürün kalitesini dengede tutardı. d) Ürünün Tüketici Deneyimini ve Kalitesini İyileştirir • Düşük viskozite kullanıldığında, iri parçacıklar düzgün yerleşemeyecek ve tüketim sırasında dökülebilecektir. • Çok yüksek viskozite kullanılırsa, kaplama aşırı yoğun olur ve ağızda hoş olmayan bir doku bırakabilecektir. • Patentte ileri sürülen optimum aralık (8.000-16.000 cp) kullanıldığında, parçacıkların doğru miktarda tutunmasını sağladığı, böylece hem ağızda hoş bir his yaratır hem de dengeli bir lezzet profili sunabilecek kanaatine varılmıştır. Özetlemek gerekirse ... sayılı patent başvurusunda belirtilen 8.000-16.000 cp viskozite aralığının teknik avantajları şunlar olduğu anlaşılmıştır; • İri parçacıkların stabil olarak yüzeye tutunmasını sağlar. • Kaplama malzemesi ne çok akışkan ne de çok yoğun olur, optimum yapışkanlık sunar. • Ürünün mekanik dayanımını artırır, parçacıkların dökülmesini önler. • Üretim sürecinde kaplama işlemini kolaylaştırır, makinelerin verimli çalışmasını sağlar. • Tüketici deneyimini iyileştirir, ürünün lezzet ve doku dengesini korur. Neticede, dava konusu patentte belirtilen .000-16.000 cp viskozite aralığının hem üretim aşamasında hem de nihai ürünün kalitesinde önemli bir teknik avantaj sağladığı kanaatine varılmıştır.Dava konusu Patentin Buluş Basamağına Haiz Olup Olmadığı Hususunda Değerlendirmeler: Dava konusu patentin 1. isteminde, belirli bir viskozite aralığında kaplama malzemesi tanımlanmakta olup, kapsam daraltma amacıyla "ek bağlayıcı kullanılmaması" şartı eklenmiştir. Bu ifade, patent isteminin kapsamını sınırlandırıcı bir "disclaimer" niteliğinde olup, istemde belirtilen teknik etkiyi ve farklılaşmayı vurgulayan önemli bir unsurdur. Bağlayıcı malzemeler, özellikle çikolata üretiminde yaygın olarak kullanılmakta olup, ürün kalitesini ve işleme verimliliğini artırma amacı gütmektedir. Bunlar arasında en çok kullanılanlar lesitin, poligliserol polirisinoleat (PGPR) ve şeker alkolleridir. Bu bileşenler, çikolatanın homojen yapısını koruyarak daha pürüzsüz ve kremsi bir doku elde edilmesini sağlar. Ayrıca, viskoziteyi optimize ederek kaplama, döküm ve kalıplama işlemlerinde daha iyi performans sağlamaktadır. Buluş Basamağı Değerlendirmesi Buluş basamağı kriterinin sağlanıp sağlanmadığını belirlemek için, mevcut teknik seviyede bilinen çözümlerle dava konusu patentin istemleri arasında fark olup olmadığı değerlendirilmelidir. Dava konusu patentte, kaplama malzemesinin 8.000-16.000 cP viskoziteye ve 10-25 Pa akma noktasına sahip olması teknik etki açısından önemli bir yenilik sunduğu kanaatine varılmıştır.Teknik Etki ve Literatürdeki Durum Literatürde, çikolata kaplamalarının genel olarak 1.000-3.000 cP arasında bir viskoziteye sahip olduğu bilinmektedir. Bazı özel uygulamalarda viskozite aralığı 3.0005.000 cP’ye kadar çıkabilmekle birlikte, 8.000-16.000 cP gibi yüksek bir viskozite aralığı teknik literatürde doğrudan önerilmiş değildir. Bu aralığın, iri parçacıkların yüzeye tutunmasını sağlamak ve kaplama stabilitesini artırmak için özel olarak belirlendiği ve buluşun kapsamının hususiyetle bu aralığa hasredildiği anlaşılmıştır.Ayrıca, çikolata kaplamalarında bağlayıcı kullanımının yaygın olduğu dikkate alındığında, bağlayıcı olmaksızın böyle bir viskozite aralığında stabil kaplama elde edilmesinin öngörülebilir bir durum olmadığı kanaatine varılmıştır. Mevcut teknik seviyede bağlayıcı kullanılmadan bu seviyede bir kaplama stabilitesi sağlanabileceğine dair açık bir öneri veya örnek bulunmamaktadır. D6 Dokümanı ile Değerlendirme D6 dokümanı, kaplama malzemesi içeren bir teknik doküman olmakla birlikte, kaplama üzerindeki iri taneli parçacıkların belirli bir viskozite aralığında stabil şekilde tutunmasına dair herhangi bir açık teknik öğretide bulunmamaktadır. D6’da iri parçacıkların büyüklüğü tam olarak belirtilmemiştir ve taşıyıcı kaplamanın viskozitesine dair spesifik bir yönlendirme yapılmamıştır. Dava konusu patentin istemlerinde açıkça belirtilen viskozite aralığının D6 dokümanında doğrudan öngörülemediği anlaşılmıştır.Ayrıca, D6 dokümanında protein bazlı bir yapıdan bahsedilirken, dava konusu patentte çikolata kaplaması özelinde bir yapı bulunmaktadır. Teknik çözüm açısından farklılık gösteren bu detaylar, buluş basamağının varlığına işaret etmektedir. Sanayiye Uygulanabilirlik ve Teknik Avantajlar Dava konusu patentte belirtilen viskozite aralığının ve akma noktası, üretim sürecinde bazı avantajlar sağladığı anlaşılmıştır. Bunlar: • İri Parçacıkların Yüzeye Tutunmasını Sağlama: Daha düşük viskozite (<8.000 cP) kullanıldığında iri parçacıklar kayabilir, tutunamaz. Daha yüksek viskozite (>16.000 cP) kullanıldığında ise kaplama homojenliğini kaybedebilir. • Kaplamanın Stabilizasyonu: Optimal viskozite aralığı, iri parçacıkların taşıyıcı baz ile güçlü bir bağ oluşturmasını sağlar ve ürünün raf ömrünü uzatır. • Üretim Sürecinin Kolaylaştırılması: 8.000-16.000 cP viskozite aralığı, endüstriyel üretimde sprey kaplama ve sıvama yöntemleriyle uygulanabilirliği artırır. Neticede, dava konusu patentte belirtilen 8.000-16.000 cP viskozite aralığının mevcut teknik seviyede doğrudan önerilmediği, D6 dokümanı ve diğer karşılaştırılan teknik dokümanlar, kaplama stabilitesini sağlayacak belirli bir viskozite aralığını açıkça öğretmediği, mevcut teknik seviyede çikolata kaplamalarında genellikle bağlayıcı kullanılırken, bağlayıcı olmaksızın böyle bir kaplama stabilitesinin sağlanması öngörülebilir olmadığı, dava konusu patentin istemleri, üretim sürecinde somut teknik avantajlar sunmakta ve sanayiye uygulanabilirlik kriterini sağladığı; dava konusu patentin 1. istemi ve buna bağlı istemlerin buluş basamağı kriterini sağladığı ve uzman bir kişi için aşikâr olmadığı kanaatine varılmıştır. 1.istemin yeni ve buluş basamağına haiz olduğu bir durumda 1. İsteme bağımlı olarak yazıldığı ve 1. İstemde belirtilen unsurlara ek unsurlar içerdiği tespit edilen 2 ve 8. İstemin de otomatik olarak yeni ve buluş basamağına haiz olacaktır. Bu nedenle 2-8 . istemlerin de yeni ve buluş basamağına haiz olduğu kanaatine varılmıştır. Davalı vekili dava konusu patent başvurusu rüçhan gösterilerek yapılan Avrupa patentinin(...) mevcut hali ile buluş basamağı içermediği yönünde görüşlerle ilerlediğini bildirmektedir. Bahse konu patent başvurusu üzerinde bilirkişi heyetince yapılan incelemelerde ... sayılı başvurunun halen inceleme sürecinde olduğu, ... tarafından bazı olumsuz görüşler bildirilmiş ise de nihai bir red kararının verilmediği anlaşılmıştır. Kaldı ki dava konusu başvuru Avrupa Patentinin ülkemize validesi yapılmış bir başvuru olmayıp, tamamen ülkesel bir başvuru olduğundan Avrupa patentinin akıbetine doğrudan bağlı da değildir. Neticede, bilirkişi ek/kök raporu, toplanan delillerden ve tüm dosya kapsamından; Davacıya ait ... sayılı patent başvurusuna konu 1 nolu istemin ve ona bağlı olan 2-8 nolu istemlerin D1-D7 dokümanları karşısında yeni ve buluş basamağına haiz olduğu, ... kararının yerinde olmadığı ve iptali şartlarının oluştuğu anlaşıldığından, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M :Davanın Kabulüne, .... sayılı kararının iptaline, Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 269,85.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 345,55.-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,Davacının kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 9.683,10.-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalının yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.16/04/2025 Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır MASRAF DÖKÜMÜ İlk Masraf : 478,10.-TL Bilirkişi Ücreti : 9.000,00.-TL P.P : 205,00.-TL TOPLAM : 9.683,10.-TL