Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun kısmi bozma ve uygun bulma kararı sonrası, Cezayir otoyol ve liman projeleri kar payı ile temsilcilik ücreti alacağı davasının dairemizce incelenmesi.
Özet: Davacının eski işvereni davalıdan Cezayirdeki projelerden kaynaklanan kar payları ve temsilcilik ücreti talepleriyle açtığı alacak davasında, ilk derece mahkemesi kar payı taleplerini husumet ve esastan, temsilcilik ücretini ise zamanaşımından reddetmiş; istinaf, temyiz, bozma ve direnme süreçleri sonrasında, yüksek yargı organı kar payı alacakları yönünden önceki bozma kararını onayarak direnme kararını bozmuş, temsilcilik ücreti yönünden ise direnme kararını uygun bularak hükmedilen alacak için davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesi amacıyla dosyayı ilgili daireye geri göndermiştir.
11. Hukuk Dairesi         2025/7184 E.  ,  2026/2242 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/1096 Esas, 2023/1607 Karar
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2011/843 E., 2019/211 K.
HÜKÜM : Direnme- Kısmen kabul
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davacının dava dilekçesinin talep kısmının 1 no.lu bendindeki net kâr payı alacağının husumet nedeniyle, 2 ve 3 no.lu bendindeki otoyol ve liman projelerindek kâr payı alacağının esastan, 4 no.lu bendindeki temsilcilik ücretinin ise zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun bir kısım gerekçe ve temsilcilik ücreti yönünden kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, davanın kısmen kabulüne, 6.664,44 TL temsilcilik ücretinin 18.10.2008 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine ve Dairemizin 19.01.2023 tarih, 2021/4311 E. ve 2023/374 K. sayılı kararıyla bozulmuş, bozma üzerine Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilâmına direnilmiş ve bu kararın da davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizce bozma kararı yerinde bulunarak direnme kararı incelenmek üzere dosya Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.11.2025 tarihli ve 2024/11-374 E. ve 2025/70 K. sayılı ilâmı ile 1. ve 2. uyuşmazlık yönünden davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle direnme kararının Özel Daire bozma kararında belirtilen gerekçe ve nedenlerle bozulmasına; 3. uyuşmazlık (temsilcilik ücreti) yönünden direnme uygun bulunduğundan hüküm altına alınan alacak için davacı vekilinin diğer temyiz itirazları hakkında inceleme yapılmak üzere dosya Dairemize gönderilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu tarafından dosya Dairemize gönderilmiş olmakla Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirkette Cezayir'de ihalesi yapılan "..." otoyol işinde 19.09.2002 günlü iş akdi ile yüksek inşaat mühendisi, proje müdürü ve grupman direktörü olarak çalışmaya başladığını, davalının bu iş için sözleşme yapma, temsilcilik açma gibi yetkiler içeren noterde düzenlenen vekâletname verdiğini, müvekkilinin bu vekâletnameye dayanarak ihalesi alınan işin yapım sözleşmesini imzalayıp dava dışı firma ile grupman oluşturduğunu, bu başarılarından davalının memnuniyeti nedeniyle öncelikle %90 hissesi davalıya, %5 hissesi davacıya ve %5 hissesi davalının yönetim kurulu başkanı olan dava dışı ...'ya ait olacak şekilde Cezayir'de 16.03.2004 günü tescil edilen dava dışı ... Ltd. Şti. (... Şirketi) kurulduğunu, müvekkilinin bu şirketin müdürü ve davalı şirketin 20.04.2004 gün ve 196 numaralı kararı ile Cezayir Bölge Müdürü ve aynı zamanda ülke temsilcisi olarak atandığını, temsilcilik işi nedeniyle aylık 6.000,00 USD ücret ile ... Şirketi'nin %40 kâr payı ve Cezayir'deki mevcut otoyol işi ile Cezayir’de alınacak başkaca işlerden %15 kâr payı ödeneceğinin kararlaştırıldığını, bunun dışında 29.04.2005 ilâ 21.04.2006 tarihleri arasında davalı şirketin hem ortağı hem de yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğini, davalı ile 28.05.2004 günü düzenlenen sözleşme gereği yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ancak davalının sözleşmeden ... edimini yerine getirmediğini, bu sebeple davalıya karşı Cezayir Ticaret Mahkemesinde açtığı dava ile 16.03.2004 tarihinden 31.12.2007 tarihine kadar ki dönemde toplam elde edilen 180.775.208,85 Cezayir Dinarı net kârın %40’ı talep edilmiş ise de davacının resmî sicildeki pay oranı %5 olduğundan 8.021.391,20 Cezayir Dinarı hüküm altına alınarak 2011 yılında bu bedelin ödendiğini, davalının yeni alınacak işlerde müvekkilini kapsam dışı bırakmak için azil ve işten çıkarma yolunu seçtiğini ileri sürerek ... Şirketi'nin 2004 ilâ 2007 yıllarına ilişkin kârının bakiye 64.288.692,34 Cezayir Dinarı karşılığı 1.366.134,71 TL ile 2008, 20 09... hesap dönemine ait net kâr için şimdilik 100.000,00 TL'nin, bunun yanında sözleşmenin 2. maddesi gereği mevcut otoyol projesiyle ilgili iş bitimi sonucunda doğacak olan net kârın %7,5'inin ödenmesi gerektiğinden şimdilik 2.533.845,00 TL'nin, yine sözleşmenin 2. maddesi gereği mevcut otoyol projesi dışında alınan işler nedeniyle tarafına verilmesi gereken net %7,5 kâr payı için şimdilik 609.937,00 TL'nin, anılan sözleşmenin 4. maddesi gereği temsilcilik ücreti aylık 6.000,00 USD ödeneceği kararlaştırıldığından üç yıllık ücret karşılığı yapılan bir kısım ödemelerin mahsubundan sonra ödenmeyen bakiye için şimdilik 100.000,00 TL'nin ihtarname ile verilen yedi günlük sürenin dolduğu 18.10.2008 temerrüt tarihinden itibaren ticari işlerde uygulanan ticari avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; yetki ve husumet itirazları ile zamanaşımı def'i yanında, davacının belirttiği otoyol işini davacının işe kabulünden önce dava dışı ... adlı Cezayir şirketi ile birlikte 2002 yılında üstlendiklerini, davacının bu iş için 2003 yılında görevlendirildiğini, davacının kuruluş masrafı ve sermayesine karışmadığını, ... Şirketi'nin 2004 yılında kurularak davacının %5 ortak ve yetkili müdür olmasının sağlandığını, davacı ile aralarında 28.05.2004 tarihli protokol imzalandığını, müvekkili şirket yöneticisi ...'nın 2006 yılının ikinci yarısında Cezayir'deki işlerin harcamalarında anormallikler sezinlemesi üzerine Cezayir'deki kayıtların incelenmesi için mali müşavir görevlendirildiğini, 2007 yılında yapılan daha detaylı inceleme sonucunda davacının davalı şirketten 804.349,00 USD, ... Şirketi'nden 184.340,00 USD avans kullanarak bu avansları kapatmadığının tespit edildiğini, davacının geçerli bir açıklaması olmaması nedeniyle 07.09.2007 tarihinde iş akdinin haklı sebeplerle feshedildiğini ve suç duyurusunda bulunulduğunu, ... Şirketi Cezayir kanunlarına göre kurulduğundan Türk mahkemelerinin yetkili olmadığını, taraflar arasındaki protokolün 1. maddesinde belirlenen ön koşulun gerçekleşmeyip davacıya ilave pay devrinin yapılmadığını, ... Şirketi'nin 17.07.2006 tarihinde yapılan ve davacının da bizzat katıldığı ortaklar kurulu toplantısında şirkete yeni ortaklar kabul edildiğini, davacının bu toplantıda açıklanan duruma itirazı bulunmayıp pay talebi ileri sürmeyerek mevcut ortaklık durumuna itiraz etmediğini, bu suretle protokolün 1. maddesinin ilgasına zımni olarak muvafakat verdiğini, kaldı ki protokolde ... Şirketi'nin taraf olmadığını, ayrıca şirketin 15.08.2008 tarihinde nevi değiştirerek sermaye artırdığını, şirketin yeni unvanının ... A.Ş. olduğunu, davacının %5 olan payının %0,87 düştüğünü, bu nedenle 2008, 20 09... hesap dönemine ait kâr payının ancak %0,87 olabileceğini, bunun yanında 07.09.2007 tarihinde iş akdi haklı ve zorunlu sebeplerle feshedildiğinden bu durumda protokolün uygulanma imkânı kalmadığını, müvekkili şirketin protokolün 2. maddesine göre kâr dağıtımı yapabilmesi için bu doğrultuda usulüne uygun yönetim kurulu ve genel kurul kararları alması ve tescili gerekirken protokoldeki geçersiz hükme göre talepte bulunulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, tüzel kişiliğin şirket kârı üzerinde bir tasarrufu olamayacağını, şirket hissedarlarının tasarrufunun kâr payı ile sınırlı olduğunu, dayanılan protokolde ise hissedarlarca bu yönde yapılan temliki bir tasarruf söz konusu olmadığını, bu nedenle uygulama kabiliyeti bulunmayan protokolün geçersiz olduğunu, protokolün 4. maddesi gereği davacıya kendisi, çalıştıracağı kişiler ve büro giderleri için aylık 6.000,00 USD bedelin bir yıl süre ile ödenerek kendisine bu geçiş döneminde yardımcı olmanın amaçlandığını, bu sürenin uzatılmadığını, kaldı ki davacıya belirtilen miktarın üzerinde 121.618,00 USD ödeme yapıldığını, davacının bu talebinin zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 13.03.2019 tarihli ve 2011/843 E., 2019/211 K. sayılı kararı ile; taraflar arasındaki sözleşmenin 1. maddesinde davacının dava dışı şirketteki kâr payına ilişkin düzenlemenin yer aldığı, ancak şirket genel kurulunda ve ana sözleşmesinde bir değişiklik yapılmaksızın sözleşmedeki kâr payı oranında alacak talebinde bulunulamayacağı, anılan protokol hükmünün bağlayıcı olmadığı, kaldı ki 2008 tarihli genel kurul kararı ile dava dışı şirketteki ortaklık yapısının değişimine davacının itirazda bulunmadığı ve bu kararın iptaline dair bir dava açmadığı, bunun yanında dava dışı şirketin kâr payının davalı şirketten istenemeyeceği, ihale olunan işlerin davacının davalı tarafından azledilmesinden sonra tamamlandığı, sözleşmenin 2. maddesinde davacının iş bitimi sonucunda bedeli hak edeceği düzenlendiğinden davacının bu işlerin tamamlanmasından önce azledilmiş olması nedeniyle sözleşmenin 2. maddesi kapsamındaki talebin yerinde olmadığı, sözleşmenin 4. maddesi kapsamındaki talep bakımından ise ödenen ücretin bir yıl için kararlaştırıldığı, bu sürenin resen yenileneceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı, bu nedenle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı TBK) 149. maddesi gereği anılan ücrete 29.05.2005 tarihinden itibaren zamanaşımı işlemeye başladığı, davacının bu isteminin 6098 sayılı TBK’nın 147. maddesi gereği 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup talebin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle dava dilekçesinin talep kısmının 1 numaralı bendindeki net kâr payı alacağının husumet nedeniyle reddine, 2 numaralı bendindeki kâr payı alacağının ve 3 numaralı bendindeki kâr payı alacağının esastan reddine, 4 numaralı bendindeki temsilcilik ücretinin ise zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 31.03.2021 tarihli ve 2019/896 E. 2021/459 K. sayılı kararı ile; davanın taraflar arasında imzalanıp davalının kabulünde olan 28.05.2004 tarihli protokolden kaynaklanması karşısında İlk Derece Mahkemesinin 1. maddedeki talepler yönünden husumetten ret kararının yerinde olmadığı, protokolün tamamına bakıldığında ... Şirketi'nin faaliyetleri nedeniyle kâr oluşması hâlinde ... net kârın % 40'ının davacıya ödenmesinin hisselerin değiştirilmesi şartına tabi tutulduğuna dair bir açıklama veya ibarenin bulunmadığı, bilakis söz konusu %40 net kârın ... Şirketi'nin tüm faaliyetleri ve işlemleri için yetkilendirilen ve ... Şirketi ile ilgili her türlü masraf ve zararları üstlenen davacı için alacağı risklere ve çalışmasına karşılık bir yarar sağlamak amacını taşıdığı, bu durumun gerek dosya kapsamından gerekse protokolün lafzından anlaşıldığı için şarta bağlı bir sözleşmeden söz edilemeyeceği, böylelikle davacının ... Şirketi'nin hisselerinin protokolde belirtilen oranlarda değiştirilmesinden bağımsız olarak net kârın % 40'ını talep edebileceği, kaldı ki protokolün 1/1. maddesindeki ... Şirketi hisselerinin %51'inin davalı şirkete, %49'u davacıya ait olacak şekilde değiştirilmesine ilişkin hükmün, şirketin tüm masraf ve zararlarına katlanacak ve %49 hisse sahibi olacak olan davacının şirketin net kârından şirketteki hissesinden (%49) daha düşük oranda (%40) pay alacağının kabulü gibi hem çelişkili hem de protokolün düzenleniş amacı ve hayatın olağan akışına aykırı bir durum olduğu, aksinin kabulü hâlinde ise bizzat davalı vekilince cevap dilekçesinde belirtildiği üzere ... Şirketi'nin 15.08.2008 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında nevi değiştirdiği ve sermaye artışı yaptığı, bunun sonucunda davacının %5 olan hissesinin %0,87'ye düştüğü, davacının Cezayir El Şaraka Mahkemesinde 0172/08 dosya no ile 15.08.2008 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısı ve bu toplantıda alınan kararların iptali için açtığı davanın 23.06.2008 tarihinde reddedildiği anlaşılmış olmakla davalının hisse değişikliğinin gerçekleşmesine dürüstlük kuralına aykırı olarak engel olduğu, böylelikle koşulun gerçekleşmiş sayılması gerektiği kanaatine varılmakla davalının bu yöne ilişkin savunmasına itibar edilmediği, ancak protokolün 1. maddesinin dava dışı ... Şirketi'nin kâr payının dağıtımını düzenlediği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 608. ve 589. maddeleri kapsamında davalı şirket genel kurulunda kâr payı dağıtımına ilişkin veya şirket sözleşmesinin değiştirileceğine ilişkin bir karar alınmaksızın böyle bir hükmün davalı şirket yönünden bağlayıcılığının bulunmadığı, dava dışı ... Şirketi'nin kâr payının davalı şirketten de talep edilemeyeceği, protokolün 4. maddesinin son cümlesinde temsilcilik ücretinin bir yıl süre ile devam edeceği, taraflarca yapılacak durum değerlendirmesi ve sağlanacak mutabakat neticesinde bu sürenin uzatılabileceği düzenlenmiş olup dosyada mevcut ve en sonuncusu 24.04.2007 tarihli olan, geniş yetkiler içeren vekâletnameler verildiği, davalı şirket yetkilisinin resmî makamlara sunduğu beyan ve dilekçelerde 2003-2007 yılları arasında davacının davalı şirket temsilcisi olduğuna ilişkin açıklamalarda bulunduğu, davalı şirket tarafından davacıya hitaplı 04.06.2007 tarihli azilname ile davacının davalı şirketi Cezayir'de temsil etme ve işlerini takip etme konusunda 08.09.2006 tarihli ve diğer tüm vekâletnamelerden azledildiğinin bildirildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının davalı şirketi temsil yetkisinin protokolün 4. maddesi gereğince taraflar arasında sağlanan zımni mutabakat neticesinde uzatıldığı ve azledildiği tarihe kadar temsilcilik görevinin devam ettiği, davalı vekilince cevap dilekçesinde süresinde zamanaşımı def'inin ileri sürüldüğü, davacının protokolün 4. maddesi kapsamındaki talebinin ticari temsilcilik nedeniyle ücret alacağına ilişkin olduğu, uyuşmazlık ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı BK) 126/4. maddesine göre şirket ile ticari mümessilleri arasındaki davalardan kaynaklanan alacak istemlerinin beş yıl içinde zamanaşımına uğrayacağının düzenlendiği, bu durumda davacının davanın açıldığı tarihten geriye doğru beş yıllık süre içerisinde tahakkuk eden ve protokolün 4. maddesinde öngörülen ücreti talep edebilmesi mümkün olup bu süre dışında kalan alacak miktarının ise zamanaşımına uğradığı, davacının dava tarihi olan 26.08.2011'den geriye doğru beş yıllık sürenin başlangıcı 26.08.2006 tarihinden azil tarihi 04.06.2007'ye kadar ki 9 ay (6.0 00... =54.000) 9 günlük (6.000/ 30... =1800) süre için 55.800,00 USD temsilcilik ücreti talep etme hakkının bulunduğu, ancak protokolün 1. maddesinin son cümlesinde, ... Şirketi için davalı şirketçe yatırılan 52.000,00 USD şirket sermayesinin protokolün 4. ve 2. maddelerine göre davacıya yapılacak ödemelerden mahsup edileceğinin düzenlediği, davalı tarafça 01.11.2016 tarihli dilekçede mahsup talebinde bulunulduğu gözetildiğinde (55.800,00 USD- 52.000,00 USD) davacının davalıdan bakiye 3.800,00 USD karşılığı dava tarihindeki kur üzerinden (3.800,00 USD ... 1,7538 TL) 6.664,44 TL temsilcilik ücret alacağının bulunduğu, davacının davalı şirketten aldığı iddia olunan iş avansının mahsubuna dair talep bakımından davacının davalı şirket muhasebesinden aldığı iddia edilen paraları iade etmediği ve şirket yararına kullanmadığına ilişkin iddia kanıtlanmadığından mahsup talebinin yerinde olmadığı, protokolün 2. maddesi kapsamında ... otoyolu yapım işi ile ... Limanı yapım işinin geçici kabulleri yapıldığından elde edilen net kârın %7,5'luk kısmının tahsili talebi yönünden ise bu işlerin geçici kabullerinin davacının davalı tarafından azledildiği tarihten sonra yapıldığı, böylelikle davacının bu işler nedeniyle alacağa hak kazanmadığı kabul edilerek İlk Derece Mahkemesince söz konusu taleplerin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun bir kısım gerekçe ve temsilcilik ücreti yönünden kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davacının sair istinaf itirazlarının reddi ile davanın kısmen kabulüne, 6.664,44 TL temsilcilik ücretinin 18.10.2008 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine oy çokluğuyla karar verilmiş, kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Dairemizin 19.01.2023 tarihli ve 2021/4311 E. 2023/374 K. sayılı kararıyla; (1)...davacının Protokol'ün 1. maddesinden kaynaklanan kâr payı alacağını davalı şirketten isteyebileceği gözetilip söz konusu alacak kalemi ve miktarı yönünden inceleme ve değerlendirme yapılarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerektiği, (2)... davacının azlinin haklı nedenlere dayanıp dayanmadığı, dosyaya sunulan deliller ve taraflar arasında iş mahkemelerinde görülen dava dosyalarında verilen kararlar çerçevesinde irdelenip alacak istemlerine konu işlerin niteliği, başlama ve bitirme tarihleri hep birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği, (3)... Protokol çerçevesinde istenilen bu alacaklar bakımından zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu, 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde dava açıldığı gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesince zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilen kısım bakımından da inceleme ve değerlendirme yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı şeklindeki gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozularak dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile önceki gerekçeyle bozma kararının (1) ve (3) numaralı bentlerine karşı oy birliğiyle, (2) numaralı bendine karşı gerekçe yönünden oy çokluğu ile sonuç itibariyle oy birliğiyle direnme kararı verilmiş, direnme kararına karşı süresi içinde davacı taraf temyiz isteminde bulunmuştur.
C. Dairemizin İnceleme Kararı
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 373. maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yapılan incelemede, Daire kararının yerinde olduğu belirtilerek temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.
D. Hukuk Genel Kurulu Kararı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.11.2025 tarihli ve 2024/11-374 E., 2025/706 K. sayılı ilâmı ile (1) Protokolün 1. maddesinde yer alan dava dışı şirketin kârının paylaşımına dair düzenlemenin davalı şirket bakımından üçüncü kişinin fiilini taahhüt niteliğinde olduğu, bu sebeple, davacı tarafça, anılan sözleşme hükmüne dayalı olarak dava dışı şirketin net kârının %40'ına ilişkin alacak talebinin davalı şirketten istenilebileceği, bu yöne ilişkin direnme kararının Daire bozma kararında belirtilen gerekçelerle bozulması, (2) Protokolün 2. maddesine dayalı alacak hakkının talep edilebilirliğiyle ilgili olarak, davalı şirket tarafından yapılan her iki projenin başlangıç tarihleri ile geçici ve kesin kabul tarihleri, davacı ile davalı şirket arasındaki hizmet ve temsilcilik ilişkilerinin başlangıcı ile sona erme tarihleri, taraflar arasındaki iş mahkemelerinde görülen davalarda verilen kararların içeriği ve davacının her iki projenin üstlenilmesi ve yapım sırasındaki katkılarının kapsam ve niteliğinin belirlenerek, davalı tarafından gerçekleştirilen azlin haklı nedene dayanıp dayanmadığına ilişkin değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerektiğinden, bu yöne ilişkin direnme kararının Daire bozma kararında ve yukarıda açıklanan genişletilmiş gerekçelerle bozulması, (3) davacının protokolün 4. maddesine dayalı talebi yönünden salt sözleşmenin varlığının, 818 sayılı BK'nın 125. maddesinde düzenlenen on yıllık zamanaşımına dair düzenlemeye dayanak oluşturmayacağı, taraflar arasındaki ticari temsilcilik ilişkisinin mevcudiyeti nazara alınarak 818 sayılı BK'nın 126. maddesi gereğince beş yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğundan bu yöne ilişkin direnme kararının usul ve yasaya uygun bulunarak bozma nedeni dikkate alındığında karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A.Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, taraflar arasındaki protokole dayalı alacak istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, Dairemiz ilamında zamanaşımı süresinin on yıl olduğu şeklindeki bozma gerekçesine karşı Mahkemece zamanaşımı süresinin beş yıl olduğu gerekçesiyle verilen direnme kararının Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararıyla 818 sayılı BK'nın 125. maddesi uyarınca somut olayda zamanaşımı süresinin beş yıl olduğu gerekçesiyle uygun bulunmuş olmasına göre davacının zamanaşımına yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2. Dava, taraflar arasında akdedilen 28.05.2004 tarihli protokole dayalı alacak istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, temsilcilik sözleşmesinin azli ile protokolün feshinin haklı sebeple olup olmadığı, buradan varılacak sonuç ve sözleşmenin nispiliği ilkesi de gözetilerek belirtilen protokole göre davacının dava dışı ... şirketinden kâr payı talep edip edemeyeceği ve yine bu şirketin Cezayir'de yapacağı işlerden kâr payı talep edip edemeyeceğine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, dava dilekçesinin talep kısmının (1) numaralı bendindeki net kâr payı alacağının husumet nedeniyle reddine, (2) numaralı bendindeki kâr payı alacağının ve (3) numaralı bendindeki kâr payı alacağının esastan reddine, (4) numaralı bendindeki temsilcilik ücretinin ise zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması sonrasında Bölge Adliye Mahkemesince, davacının protokolün 4. maddesi kapsamındaki talebinin ticari temsilcilik nedeniyle ücret alacağına ilişkin olduğu, 818 sayılı BK'nın 126/4. maddesine göre şirket ile ticari mümessilleri arasındaki davalardan kaynaklanan alacak istemlerinin beş yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı, bu durumda davacının davanın açıldığı tarihten geriye doğru beş yıllık süre içerisinde tahakkuk eden ve protokolün 4. maddesinde öngörülen ücreti talep edebilmesi mümkün olup bu süre dışında kalan alacak miktarının ise zamanaşımına uğradığı, davacının dava tarihi olan 26.08.2011'den geriye doğru beş yıllık sürenin başlangıcı 26.08.2006 tarihinden azil tarihi 04.06.2007'ye kadar ki 9 ay 9 günlük süre için 55.800,00 USD temsilcilik ücreti talep etme hakkının bulunduğu, ancak protokolün 1. maddesinin son cümlesinde, ... Şirketi için davalı şirketçe yatırılan 52.000,00 USD şirket sermayesinin protokolün 2. ve 4. maddelerine göre davacıya yapılacak ödemelerden mahsup edileceğinin düzenlediği, davalı tarafça 01.11.2016 tarihli dilekçede mahsup talebinde bulunulduğu gözetildiğinde davacının davalıdan bakiye 3.800,00 USD karşılığı dava tarihindeki kur üzerinde 6.664,44 TL temsilcilik ücret alacağının bulunduğu, davalının mahsup talebinin yerinde olmadığı, protokolün 2. maddesi kapsamında ... otoyolu yapım işi ile ... Limanı yapım işinin geçici kabulleri yapıldığından elde edilen net kârın %7,5'luk kısmının tahsili talebi yönünden ise bu işlerin geçici kabullerinin davacının davalı tarafından azledildiği tarihten sonra yapıldığı, böylelikle davacının bu işler nedeniyle alacağa hak kazanmadığı kabul edilerek İlk Derece Mahkemesince söz konusu taleplerin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun bir kısım gerekçe ve temsilcilik ücreti yönünden kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davacının sair istinaf itirazlarının reddi ile davanın kısmen kabulüne, 6.664,44 TL temsilcilik ücretinin 18.10.2008 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine oy çokluğuyla karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dairemizce, yukarıda da açıklandığı üzere, davacının kâr payı alacağını davalı şirketten isteyebileceği, davacının azlinin haklı nedenlere dayanıp dayanmadığının irdelenip alacak istemlerine konu işlerin niteliği, başlama ve bitirme tarihleri hep birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği, Protokol çerçevesinde istenilen bu alacaklar bakımından zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu, 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde dava açıldığı gözetilerek inceleme ve değerlendirme yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı şeklindeki gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozularak dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin önceki kararından direnmesi üzerine bu kez dosya Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na gönderilmiş, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından da, Dairemizin (1) ve (2) numaralı bozma gerekçeleri yerinde görülmüş, (3) numaralı bozma gerekçesi ise yerinde görülmemiş zamanaşımı süresinin beş yıl olduğu gerekçesiyle bu yöne ilişkin direnme kararı haklı görülmüş, karara yönelik diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya yeniden Dairemize gönderilmiştir.
Bu durumda; Mahkemece, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında da ifade edildiği üzere Dairemizin direnilen bozma kararının (1) ve (2) numaralı bozma gerekçeleri kapsamında ve dolayısıyla anılan şekilde değerlendirme yapılıp karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.