Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin tanınmış çorap üreticisinin iltibas ve kötü niyet iddiasıyla yaptığı marka tescil iptali ve hükümsüzlük talebi kararı.
Özet: Dava, sektöründe otuz yılı aşkın süredir köklü ve tanınmış bir firma tarafından, kendi markalarıyla görünüm, fonetik ve kullanım alanı açısından birebir aynı veya çok benzer nitelikte, aynı veya yakından ilişkili sınıflarda tescil edilmek istenen bir başka markanın tescilinin tüketiciler arasında iltibas ve seri marka algısı yaratacağı, firmanın tanınmışlığından haksız kazanç sağlanacağı ve kötü niyetli tescil girişimi olduğu iddialarıyla, tescil kararının iptali ile markanın sicilden terkini talebini konu edinmektedir.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/516 Esas - 2026/19

"TÜRK MİLLETİ ADINA"
T.C.
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/516
KARAR NO : 2026/19
DAVA : Marka ... kararı iptali - hükümsüzlük
DAVA TARİHİ : 13/12/2024
KARAR TARİHİ : 26/01/2026 Yazım Tarihi: 27/01/2026
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkil ... A.Ş. üretim ve satış amacıyla 1986 yılında kurulmuş, 30 yıldan fazla süredir yaptığı maddi manevi yatırımları ile sektörünün öncüsü konumuna gelmiş basiretli bir tacirdir. Müvekkil Firma halihazırda ... gibi ülkelere oluşturduğu 50.000 m2'lik güçlü üretim parkurunun yanında; yurtiçi ve yurtdışı fuarlarını takip eden uzman tasarım ve teknik ekibi ile dünya modasını güncel takip ederek, ihracat faaliyetlerine yoğun bir şekilde devam etmektedir. Yıllık 100 milyon çift çorap üretim kapasitesine sahip olup, bu üretimin tamamını kendi mülkiyeti olan fabrikada gerçekleştirmektedir.Müvekkil Firma; hemen hemen her türdeki çorap taleplerine cevap verebilecek, sektöründe Türkiye'nin en geniş ve en güçlü makina parkuruna sahip, sayılı üretici firmalarından biridir. Müvekkil firma; ... çekirdek unsurlu ticari unvanı ile 1986 yılından bu yana gerçekleştirdiği ticari faaliyetlerini hali hazırda; 1200 Eğitimli Personeli ile; 1227 adet son teknoloji makine ile; 10.000 Farklı desen üzerinden; 50.000 Metrekare Üretim Alanında; 8.000.000 Çift çorap aylık – 100.000.000 Çift çorap yıllık üretim kapasitesi ile sürdürmektedir. Yine Müvekkil firma arz edilen ticari faaliyetlerini sektörün öncülerinden olan; ... gibi çok sayıda markaya hizmet sağlamaktadır. İtiraza konu marka müvekkil markaları ile birebir aynı ve ilişkili sınıflardan tescil edilmek istenmektedir. Müvekkil Firmanın ... ibareli markası 18 / 25 / 35 / sınıfta tescillidir. İtiraza konu ... markası da 25 / 43 / sınıfta tescil edilmek istenmektedir. Tescili telep edilen marka ile müvekkil markası 25. sınıfta çakışmaktadır. Söz konusu markanın özellikle bu sınıflarda tescili halk nezdinde iltibasa sebebiyet verecektir. Orta seviyedeki tüketici ... markasını müvekkil ... markalarının serisi veya yeni bir ürünü olara düşünebilir ki; bu durum da müvekkile madden ve manen zarar verebilir. Müvekkilimize ait ... markası ile itiraz edilen ... markasının, aynı satış noktalarında, aynı raflarda ve reyonlarda, yan yana ve özellikle aynı, benzer ve çok yakından ilişkili türden ürünler ve hizmetler üzerinde kullanılması, tüketiciler açısından karışıklığa neden olunacaktır. Söz konusu markalar görünüm, fonetik ve kullanılacağı ürünler ve hizmetler bakımından ayırt edilemeyecek kadar benzerdir. Bu nedenle tüketiciler, aslında satın almak istedikleri ürün ve hizmetler dışında, başka bir ürünü ve hizmeti almak durumuyla karşı karşıya kalacakları gibi; söz konusu marka sahipleri arasında iktisadi anlamda bir ilişki olduğunu düşünmeleri de söz konusu olacaktır. Bu Durum da müvekkilin tanınmışlığını ve uzun süreli marka kullanımına dayanan hakkını olumsuz yönde etkileyecek ve karşı tarafın bu tanınmışlıktan dolayı haksız kazanç sağlamasına vesile olacaktır. Davalı marka sahibi adına tescili istenen ... sayılı " ... " markasının müvekkilin "..."esas unsurlu ve tanınmış markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu, markaların mal/hizmet sınıfının aynı olduğu, tüketici kitlesi tarafından markaların karıştırılması, seri marka algısı yarattığını, markasının tanınmış olduğunu, emsal yargı kararları bulunduğunu belirterek,dava konusu ... kararının iptalini ve markanın sicilden terkini dava konusu markanın reddinin gerektirdiğini belirterek davanın kabulünü talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şahsa usulüne uygun tebligatın yapıldığı, cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ... başvuru sayılı markası ile davacı firmanın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık, SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının yerinde ve doğru olup olmadığı, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin, davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
... kararının 16/10/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 13/12/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
... ...'nun ... sayılı kararında; “….... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına ... A.Ş. tarafından yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, adı geçen itiraz sahibi şirket tarafından, başvurunun ... sayılı " ..." ibareli markalarla karıştırılma ihtimali, tanınmışlık ve kötü niyet gerekçeleriyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
Belirtilen genel ilkeler çerçevesinde yapılan incelemede, "..." ibareli başvuru ile itiraz gerekçesi markaların bazı harflerinin ortak olduğu görülmekle birlikte, markaların görsel, işitsel ve kavramsal yönden bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle belirgin farklılıklar içerdikleri, tüketicilerin çekişme konusu markaları, birbirinden farklı ve ilişkisiz ticari kaynaklara ait, birbirinden farklı markalar olarak algılayacakları, bu bağlamda markaların iltibasa yol açabilecek düzeyde benzer olmadığı ve markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Tanınmışlık ve kötü niyetli başvuru iddiaları da somut ve yeterli delillerle ispatlanamadığından bu kapsamdaki itirazlar da haklı görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, yayına itirazın reddine yönelik MarkalarDairesi kararı isabetli görülmüş ve itirazın reddi gerekmiştir. " şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",
Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Taraf markalarında AYNI işaret olması ve kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Taraf markalarının BENZER işareti taşımaları ve kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Taraf markalarının BENZER işareti taşımaları ve kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı başvuru Markası Davacı Markaları
...
Bilirkişi heyetinden alınan 24.11.2025 tarihli raporda ÖZETLE: " Dava konusu ... sayılı ... markası ile davaya mesnet olan ... ibareli markalar arasında dava konusu edilen 25. Sınıftaki malların birebir aynı olduğu Ancak taraf markalar görsel, işitsel ve anlamsal bakımdan benzer olmadığı Bu nedenle 6769 S. SMK’nın 6/1 maddesi anlamında iltibas tehlikesinin oluşmayacağı,
Davacının “...” ibareli markasının tanınmış marka olduğu iddiasının ispatlanamadığı ve tanınmışlık koşullarının somut olayda gerçekleşmediği, Davaya konu olan markanın tescil edilmemesi nedeniyle hükümsüzlük koşullarının yer olmadığı
Başvurunun kötü niyetli bir başvuru olduğu yönündeki iddialar ile ilgili dosyaya bir delil sunulmadığı, bu husustaki takdir ve yorumun hukuki bir nitelendirme gerektirmesi nedeniyle Sayın Mahkemeye ait olduğu, görüş ve kanaatine varılmıştır. " şeklinde ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep reddedilmiştir.
GEREKÇE:
Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
Davalının " ...+... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait " ... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı;
Başvuruda yer alan renk ve ... unsurunun da ayırt edici niteliği olduğundan taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali oluşmadığı;
İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının " ...+... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının " ... " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının " ... " ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının " ...+... " ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu;
Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;
Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;
Tüm bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 304,40 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalı kuruma verilmesine,
4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
26/01/2026
Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı şahsın yokluğunda 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 27/01/2026
Katip ... Hakim ...
E imzalıdır E imzalıdır