Bursa BAM Hukuk Dairesinin, FETÖ iddialarıyla kişilik haklarına ve ticari itibara saldırı gerekçesiyle açılan haksız rekabet tazminat davasında istinaf incelemesi.
Özet: Davacı gerçek ve tüzel kişi, kendilerini ve markalarını FETÖ ile ilişkilendiren, kişilik haklarına saldıran ve ticari itibarlarına zarar veren haberler yayınladığını iddia ettiği gazeteci davalıya karşı, kötüleme yoluyla haksız rekabet ve kişilik hakları ihlali gerekçesiyle maddi ve manevi tazminat talebinde bulunurken, davalı gazeteci ise yayınların gazetecilik faaliyeti kapsamında, FETÖden hüküm giymiş eski şirket yöneticisine yönelik eleştirel nitelikte olduğunu, kamuoyunu aydınlatma ve vatanseverlik duygularıyla hareket ettiğini, dolayısıyla haksız rekabet veya kişilik hakları ihlali teşkil etmediğini savunmuştur.

T.C. BURSA BAM .. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ./. - ./.
T.C.BURSABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ .. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ./. KARAR NO : ./.T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : .ÜYE : .ÜYE : ..KATİP : ..İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : BURSA .. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : .NUMARASI : ./. Esas, ./. KararDAVACI : ... VEKİLİ : Av. ..DAVALI : ... -., VEKİLİ : Av. .DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)KARAR TARİHİ : 29/04/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 29/04/2025Taraf vekilleri tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmış olmakla dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde gereği görüşülüp düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili ...'un, ... . San. Ve Tic. AŞ'nin tek ortağı ve tek yönetim kurulu üyesi olup ... markasının tek sahibinin ise ... . San ve Tic. AŞ olduğunu, uzantıları belirtilen internet sitelerinde yer alan haber ve yorumlarıyla davalının müvekkili ... ve ... markası aleyhine Fetö ile bağlantılı olduğuna yönelik iftira niteliğindeki iddialarda bulunarak ...'un kişilik haklarına ve saygınlığına saldırıda bulunduğunu, aynı yöndeki iddialarla ... markasının toplumda ulaşmış olduğu ticari itibarına ve saygınlığına zarar verdiğini, söz konusu haksız iddiaların müvekkili firmadan ürün satın alacak müşterileri etkilediği gibi müvekkili firmaya mal temin edecek tedarikçi firmaları da etkilediğini, müvekkillerinin haber ve yorumlardan maddi ve manevi zarar görüklerini, davalının eylemlerinin kötüleme suretiyle haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek davalı tarafından yazılan haber ve yorumların, müvekkilinin kişilik haklarını ihlal etmesi ve haksız rekabet teşkil etmesi nedeniyle hukuka aykırılığın tespitine, söz konusu sitelere erişimin engellenmesine, her bir davacı için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve kararın ilanına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkil günlük olarak yayınlanan Bursa şehir Gazetesinin çalışanı olup sarı basın kartı sahibi olduğunu, davacının davaya konu ettiği iddiaların tamamı gazetecilik faaliyeti kapsamında ve eleştiri mahiyetinde olup davacılarla değil, davacı şirketin eski unvanı olan ... A.Ş. ve onun yönetim Kurulu başkanı ...'la ilgili olduğunu, davacı ... da doğrudan hedef alınmadığını, ancak ... isminin geçtiği yerlerde dolayısıyla anıldığını, 15 Temmuz 2016 tarihinde ülkemize karşı yapılmış hain darbe girişimi sırasında müvekkil ve gazetesi FETÖ ile mücadelenin bayraktarlığını yapmış olup davacılara karşı özel bir husumeti veya başka bir sebeple özel bir ilgisi olmadığını, benzer yayınları diğer Fetö iddiası ile tutuklanan, yargılanan ve sonuçta ceza alan diğer Fetö sanıkları ile ilgili de yaptığını, davacı taraf kendisi ile ilgili gördüğü yayınlarla ilgili şimdiye kadar müvekkile çok sayıda ceza davası açmış ancak sayın mahkemeler bu yayınları eleştiri kapsamında görüp müvekkilin beratına karar verdiğini, dava dilekçesinde bahsedilen Bursa ..Asliye Ceza Mahkemesinin ./.. sayılı davada ise sayın mahkeme müvekkile en alt sınırdan ve kesin olarak ceza tayin etmek suretiyle müvekkilin istinaf ve temyiz yolunu kapattığını, bu nedenle biz bu davanın müvekkil aleyhinde kesinleşmiş olduğunu da kabul etmediklerini, çünkü istinaf ve Yargıtay denetiminden geçmediğini, davaya konu olayların yaşandığı dönemlerin ülkemizin içinden geçtiği olağanüstü dönemler olduğu da dikkate alınarak ya müvekkile ceza verilmemeli ya da yasa yollarının açık olacağı bir miktar ceza verilmesi gerektiğini, müvekkil yayınlarında Fetö'den yargılanıp yerel mahkemece cezalandırılan ... ve 2015 yılına kadar yönetim kurulu başkanlığını yaptığı ... mağazalarını hedef aldığını, ...'un mahkemece Fetö'den hüküm giymiş olması da müvekkilimizin yaptığı yayınları doğruladığını, daha sonra kendisi müvekkilin yaptığı yayınlar ve aldığı cezanın da etkisiyle markayı temize çıkarmak adına ...'nın yönetim kurulu başkanlığı ve ortaklığından 2015 yılında ayrıldığını, dava dilekçesinden anlaşılacağı üzere bununla da yetinmeyip ... markasını Karakuşlar A.Ş.'ye devrettiğini, müvekkilimiz dava dilekçesinde iddia edildiği gibi gerçekte olmayan hayali bir isnatla davacı tarafa iftira atmadığını, ticari itibarıyla oynamadığını, sadece mesleğinin ve vatanseverlik duygularının kendisine yüklediği eleştiri hakkını kullandığını, bu eleştiriler ağır olsa da AİHM kararları ve yüksek yargı içtihatlarında kamuoyunun aydınlatılması ve gerçeğin ortaya çıkması için basının bu tür yayınlara cevaz verildiğini, kaldı ki müvekkilin şahsen hedef aldığı ...'un Fetö'den hüküm giymiş olması ve ... A.Ş. nin yönetim kurulu başkanlığından ve ortaklıktan ayrılması ve son olarak da ... Markasının ... A.Ş.ye devredilmiş olması müvekkilin yapmış olduğu etkili yayınlar sonucu olduğunu, Fetö'nün Türkiye Cumhuriyeti Devletine başkaldırma cesaretini ve gücünü kendisine bağlı zengin iş adamlarından sağladığı, ...'nın da ülke çapında çok şubeli ve mali yapısı güçlü bir şirket olduğu göz önüne alındığında müvekkilin eleştirilerinin hiç de haksız ve yersiz olmadığı ortada olduğunu, davacı taraf müvekkili sanki ortada hiç bir şey yokken, yani davalı tarafın marka hakkını devraldıkları ... A.Ş. normal sıradan bir tüccar gibi ticaret hayatına devam ederken, yani durup dururken aleyhte yayına başlamış gibi bir hava estirdiğini, oysa Fetö iltisakı sebebiyle Fetö'ye bağlı iş adamlarının şirketlerinin diğer şirketlere haksız rekabet oluşturacak şekilde zamanında o yapının güç ve nüfuzunu kullandığı ...'nın bunlardan birisi olduğu yargı kararı ile sabit olduğunu, her ne kadar müvekkilin yaptığı yayınların hedefinde olan ... yönetim kurulu başkanlığı ve ortaklıktan mecburen ayrılmış olsa da sabıkalı geçmiş ortadan kalkmış ve pirü pak olmuş olamayacağını, bunu daha açık bir şekilde bir misalle ifade etmek gerekirse; geçmişi karanlık ve sabıkası kabarık bir şahıs ad ve soyadını değiştirmiş olsa ad ve soyadıyla birlikte geçmişini de değiştirmiş olabilir mi? bu davada da ticaret sicilde mecburen yapıldığı anlaşılan isim değişiklikleri müvekkilin bu şirketin geçmişi ile ilgili yaptığı haklı eleştirileri geçersiz ve haksız kılmayacağını, tersine bu isim değişikliği müvekkilin eleştirilerinde ne kadar haklı olduğunu gösterdiğini, müvekkilin ülkesine hizmet adına ve mesleğinin gereği olarak yaptığı yayınlar Bursa Fetö davalarına ve iddianamelerine kaynak teşkil etmiş, bu süreçte müvekkil ve gazetesi Fetö ile mücadelenin odağı bir yayın kuruluşu olarak tebarüz ettiğini, müvekkil bu yayınları ülkesini ve mesleğini sevdiği için yaptığını, başta devlet olmak üzere kimseden özel bir taltif ve takdir beklentisi olmadığını, tersine bu yayınlar nedeniyle kendisine yirmiden fazla dava açıldığını, bu dava da onların devamı niteliğinde olduğunu, yani kısaca diyeceğimiz şudur ki; bu dava klasik sıradan bir dava olmayıp Fetö ile mücadelenin sekteye uğratılması çabası olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:Mahkemece, "Somut olayda davalının haksız rekabet eylemi nedeniyle davacının uğradığı zarar miktarının tespit edilememiş ise de dava konusu paylaşımların niteliği, haksız rekabet eyleminin ağırlık derecesi ve hakkaniyet kuralları gözetilerek taleple bağlı kalınarak davacı yararına 500-TL maddi tazminat ve takdiren 15.000-TL manevi tazminatın davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine, davalının 25/01/2017 tarihli "https://twitter.com/..." twitter hesabındaki haber tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, 03/11/2017 tarihli https://sehirmedya.com internet sitesinde; "Savcılar Bozbey - Fetö İlişkisini görmüyor" başlıklı haber, -06/11/2017 tarihli https://sehirmedya.com internet sitesinde; "Fetönün Baronuna Kıyak Üstüne Kıyak!" başlıklı haber, -18/08/2017 tarihli https://sehirmedya.com internet sitesinde; "İlknur Çelik Baron için devrede mi?" başlıklı haber, -26/01/2019 tarihli https://sehirmedya.com internet sitesinde; "Eski Bakan İsmet Yılmaz Ak Parti Kampanyasına Dinamit Yerleştirdi. Gaf mı? Sabotaj mı?" başlıklı haber, -07/04/2017 tarihli "https://twitter.com/..." twitter hesabında; davacı şirket hakkındaki beyanları, -26/11/2016 tarihli "https://twitter.com/..." twitter hesabında; davacı şirket hakkındaki beyanları,-26/01/2019 tarihli "https://twitter.com/..." twitter hesabında; davacı şirket hakkındaki beyanları,-02/11/2018 tarihli "https://twitter.com/..." twitter hesabında; davacı şirket hakkındaki beyanları,-30/03/2017 tarihli "https://twitter.com/..." twitter hesabında; davacı şirket hakkındaki beyanları,-10/08/2018 tarihli "https://twitter.com/..." twitter hesabında; davacı şirket hakkındaki beyanları,-23/07/2018 tarihli "https://twitter.com/..." twitter hesabında; davacı şirket hakkındaki beyanları,-25/01/2017 tarihli "https://twitter.com/..." twitter hesabında; davacı şirket hakkındaki beyanları,-17/08/2017 tarihli "https://www.facebook.com/..." facebook hesabında; davacı şirket hakkındaki beyanları,-21/05/2019 tarihli "https://www.facebook.com/..." facebook hesabında; davacı şirket hakkındaki beyanlarının ttk'nun 54 ve devamı maddeleri uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ve önlenmesi ve bu internet sitelerinde davacı hakkındaki kısımlara erişimin engellenmesine," karar verilmiştir.Karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; manevi tazminat miktarının düşük olduğunu, tümüne hükmedilmesi gerektiğini, kararın bu yönden kaldırılmasını istemiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesi ile; raporun hükme esas alınamayacağını, haberlerin hedefinin ... olduğunu, ona dair haberlerin paylaşıldığını, haber içeriklerinin doğru olduğunu, içeriklerin basın özgürlüğü kapsamında kaldığını, haksız rekabetin söz konusu olmadığını, davacının bir zararının bulunmadığını, haksız fiilin olmadığını, haber içeriklerinin davacı şirket veya sahibi hakkında bir değer yargısı içermediğini, bu nedenlerle kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: Dava, haksız rekabete dayalı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davacı ... tarafından açılan davanın mahkemenin 25.06.2020 tarihli celsesinin 1 nolu ara kararı ile dosyanın tefrikine karar verildiği görülmektedir. Mahkemece alınan bilirkişi heyet raporunda; davalı tarafından yazılan yazılar ve haberlerde kullanılan ifadelerin haksız rekabet kurallarını ihlal edici nitelikte olduğu, davalının, davacılar ile ilgili kullandığı FETÖCÜ, FETÖ BARONU vb. ifadelerin 6102 sayılı yasanın 55/1 maddesi kapsamında kaldığı, haberde ve yazılarda yer alan ifadelerin amacını aşan bir değer yargısı barındırdığı, yazının ve haberin yazılış biçimi ve şekli, yazıda ve haberde kullanılan ifadelerde hukuka uygunluk bulunmadığı, gerek haber ve yazı içeriği gerek kullanılan ifade itibari ile ölçüsüzlük bulunduğu, eleştiri ve basın özgürlüğü sınırlarının aşıldığı, talep edilebilecek maddi tazminatın davacılara ait ticari defterlerdeki verilerden elde edilebilmesinin mümkün olmadığı, şirketin faaliyet kârının dalgalı ve düzensiz olduğu, davalının FETÖCÜ ithamlarının davacılara verdiği iddia edilen maddi tazminatın bilirkişi heyetince hesaplanabilmesinin mümkün olmadığı, Türk Borçlar Kanunu uyarınca mahkemece takdir edilmesi gerektiği, manevi tazminatın tespit ve takdirinin sayın mahkemeye ait olduğu mütalaa edilmiştir. Haksız rekabet, 6102 sayılı TTK'nın 54 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunda haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacının “bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması” olduğu belirtildikten sonra; 6102 sayılı TTK’nın 54/(2) maddesinde ise haksız rekabete ilişkin genel ilke “Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.” şeklinde belirtilmiştir. Türk Ticaret Kanunu’nun 54. maddesinde haksız rekabetin amacı ve genel ilkesi belirtildikten sonra, Kanun’un 55. maddesinde uygulamada sık karşılaşılan ve dürüstlük kurallarına aykırı olan bazı davranış ve fiil örnekleri sayılmıştır (Arkan, s. 350). Bu çerçevede bir davranış veya uygulamanın haksız rekabet teşkil edip etmediği belirlenirken öncelikle özel hüküm niteliğindeki 6102 sayılı TTK’nın 55. maddesinde sayılan hâllerden birinin var olup olmadığına bakılması gerekmektedir. Haksız rekabet, haksız fiilin özel bir türü olup somut olaya göre değerlendirme yapılarak bir eylemin haksız rekabet oluşturup oluşturmayacağı mahkemece tayin edilmelidir. TTK’nin 55/(1)-a-1 maddesinde “Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek” haksız rekabet olarak düzenlenmiştir. "6102 sayılı TTK’nin 55/(1)-a-1 maddesi anlamında kötülemeden bahsedilebilmesi için ortada sözlü, yazılı veya resimli şekilde bir açıklama (beyan) olmalıdır. Bu açıklamanın başkalarının şahsı, emtiası, iş mahsulleri, faaliyetleri yahut ticari işleri hakkında olması; nihayet bu beyanın yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici olması gerekmektedir.TTK'nın haksız rekabet hükümlerinin uygulanabilmesi için kötüleyen ile kötülenen arasında bir rekabet ilişkisinin bulunmasına gerek bulunmamaktadır. Kötüleme suretiyle haksız rekabet bir rakip tarafından yapılabileceği gibi üçüncü kişiler tarafından da yapılabilir. Somut uyuşmazlığa konu beyan ve haberlerin haksız rekabet teşkil edebilmesi, bu beyan ve haberlerin davacı şirketleri hedef göstermesi; davacı şirketlere matuf olması ve ayrıca yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici nitelikte olması hâlinde mümkündür.Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanununun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur. Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi birçok kararında; “...Sözleşme’nin 10/1. fıkrasında güvence altına alınan ifade özgürlüğünün, demokratik toplumun ana temellerinden birini ve yine bu toplumun gelişmesi ve her bireyin kendini geliştirmesi için esaslı şartlarından birini oluşturduğunu hatırlatarak ifade özgürlüğünün, Sözleşme’nin 10/2. fıkrasının sınırları içinde, sadece lehte olan veya muhalif sayılmayan veya ilgilenmeye değmez görülen "haber" veya "fikirler" için değil, ama aynı zamanda muhalif olan, çarpıcı gelen veya rahatsız eden haberler veya fikirler için de uygulandığını, bunun, çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleri olduğunu, bunlar olmaksızın "demokratik toplum" olamayacağını ...” belirtmiştir. İfade özgürlüğü ve bu bağlamda basın özgürlüğünün asıl, sınırlamanın ise istisna olduğu unutulmamalıdır. Sınırlamanın kanuni olması, meşru amaca dayanması ve demokratik toplumda gerekli ve orantılı olması da gözetilmelidir. Somut olayda, haber başlıkları ve buna dayanılarak yazılan davaya konu yayınlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; basının okuyucunun dikkatini habere çekmek amacı ile çarpıcı başlık ve ifadeler kullanması bir gazetecilik tekniği olmakla birlikte, yazı içerikleri incelendiğinde, davalının basın özgürlüğünü aşar biçimde "..." markasını açıkça kötülediği, yazıların davacının ticari itibarına ve kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu, haksız rekabet koşullarının oluştuğu, mahkemece hükmedilen maddi ve manevi tazminatın dosya kapsamına uygun olduğu, istinaf başvurularının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, Dairemizce yapılan değerlendirmede; ilk derece mahkemesinin kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddî olay ve hukukî değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, taraf vekillerinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353/1-b-1 hükmü gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-) Taraf vekillerinin ilk derece mahkemesinin yukarıda anılan kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-) 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL istinaf karar ve ilâm harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL harcın davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 3-) 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 1.058,81 TL istinaf karar ve ilâm harcından davalı tarafından peşin olarak yatırılan 184,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 874,81 TL harcın davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 4-) İstinaf eden taraflarca tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik 359/4 maddesi uyarınca kararın kesin olmaması nedeniyle Dairemizce taraflara tebliğine,dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 361/1 hükmü uyarınca Dairemiz kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi. 29/04/2025 .Başkan . ¸(e-imzalıdır) . .Üye . ¸(e-imzalıdır) . .Üye .¸(e-imzalıdır) . .Katip . ¸(e-imzalıdır)